Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

CHP'li Öztrak: Hükümet ar damarı çatlamamışsa böyle bir yıkım karşısında istifa eder

CHP Sözcüsü Öztrak '20 yıllık hükümet, eğer ar damarı çatlamamışsa, sebebi olduğu böyle bir yıkım karşısında ne yapar? İstifa eder' dedi.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 20.02.2023 , 18:24 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, partisinin MYK toplantısı sürerken, CHP Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi.

Öztrak, “Son 20 yıldır da ülkemizi aynı kişi yönetiyor. 20 yılda başka depremleri de gördük ama bu kafa depreme hazırlık yerine, sadece algıyı yönetti. Bilim insanları, namuslu bürokratlar uyardı. Şahsım hükümetleri sadece seyretti. Sonuç büyük bir yıkım oldu. 20 yıllık hükümet, eğer ar damarı çatlamamışsa, sebebi olduğu böyle bir yıkım karşısında ne yapar? İstifa eder. Bu felaketlerin nihayet bulması için, artık her şey değişmek zorunda" dedi.

Öztrak'ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

- Kimliksiz, kefensiz, zeytin ve mersin dallarıyla, insanlarımızı toprağa verdik. Cenazelerimizin sayısı 41 bini aştı. Türkiye cenaze evine döndü. Yaralılarımızın sayısı ise 108 binin üzerinde. Gerçeğin bunun çok ötesinde olduğunu, artık bölgedeki üst düzey yetkililer de kabul ediyor. Dün depremin koordinatör valisi durumun, açıklanan rakamlardan 3-4, hatta 5 kat daha kötü olduğunu itiraf etti.

- Enkazın altında hala, vatandaşlarımızın cenazeleri var. Bu aşamada cenazelerin, vücut bütünlüğü içerisinde çıkarılması, insan onuruna yakışır şekilde, definlerinin sağlanması gerek. Ne yazık ki bu konuda, deprem bölgesinden çok sayıda şikâyet ve tepki alıyoruz.

- Ülkemiz 485 diri fayın bulunduğu bir deprem ülkesi, bu yaşadığımız ilk büyük deprem de değil. Bugüne kadar alınması gereken pek çok ders vardı ama hiçbir ders alınmadığını bu depremde yaşayarak gördük. Bu ülke 1999’da çok büyük bir deprem yaşadı, üzerinden 24 yıl geçti. Son 20 yıldır da ülkemizi aynı kişi yönetiyor. 20 yılda başka depremleri de gördük ama bu kafa depreme hazırlık yerine, sadece algıyı yönetti. Bilim insanları, namuslu bürokratlar uyardı. Şahsım hükümetleri sadece seyretti. Sonuç büyük bir yıkım oldu.

'Artık her şey değişmek zorunda'

- 20 yıllık hükümet, eğer ar damarı çatlamamışsa, sebebi olduğu böyle bir yıkım karşısında ne yapar? İstifa eder. Bu felaketlerin nihayet bulması için, artık her şey değişmek zorunda. Coğrafya kaderse, bulunduğumuz coğrafyada, 12 milyon yıldır depremler yaşanıyorsa ve milyonlarca yıl daha da yaşanacaksa, yapılacak tek şey vardır. O da zihniyeti değiştirmek.

- Coğrafya kaderse, biz bu kadere teslim bayrağı çekmeyeceğiz. Bu kadere vatandaşlarımızı teslim etmemek için, aklın, bilimin gerektirdiği her türlü tedbiri alacağız. Kültürümüzü, estetiğimizi, akılla, bilimle, liyakatle birleştireceğiz. Coğrafyamızın gerçekleriyle uyumlu, güzel şehirler inşa edeceğiz. Depreme dayanıklı binalar yapacağız.

- Kısa vadeciliği, köşe dönmeciliği, rant hırsını bu topraklarda bitireceğiz. Hem de bir daha geri gelmemek üzere. Deprem ve sonrasında, kimseden izin, icazet ve talimat beklemeden, derhal hareket edebilmek için, hangi kurumların, neleri, nasıl, ne zaman yapacağını, önceden belirleyen protokolleri hazırlayacağız. Ya bunları yapacağız ya da benzer felaketlerde, yine yitirilen canlara ağlayacağız, anne ve babalar evlatsız, evlatlar anne, babasız kalmaya devam edecek.

- 20 yıldır aynı kadro iş başında, bu yönetim 20 yıldır, devleti değil, algıyı yöneterek işi idareye çalıştı. Bol bol reklam filmleri hazırladı ama ülkemizi depreme hazırlamadı. Ülkeyi depreme hazırlamak yerine; İmar aflarıyla, Ali Dibo çarklarıyla, insanlarımızın yuvalarını, tabuta çevirmişler.

- Milletin kesesinden dolarla avroyla garantiler verip Şehir Hastaneleri dikerken, anlaşılan İskenderun Devlet Hastanesi’ne sıra gelmedi. 70 canımız göz göre göre gitti. Bu, görevi ihmaldir. Görevi savsaklamaktır. 2012’den 2023’e kadar, 4 tane Sağlık Bakanı görev yaptı. Bu cinayetten hepsi sorumludur.

- Bir başka örnek, Adıyaman’da yıkılan bir otel, Sahibi sarayın akrabayı taallukatına yakın bir isim. TÜGVA’da Adıyaman Yüksek İstişare Kurulu Üyesi. Sarayın kibirlisini o kadar çok seviyorlar ki, Erdoğan’ın pankartını otel binalarına asmışlar ve bu otel yapı denetiminden geçememiş, Mühürlenmesine rağmen nasıl olmuşsa olmuş yeniden açılmış. Sonuç, yitirdiğimiz 65 can. 30’u rehber, 35’i voleybol turnuvası için ülkemize gelen Kuzey Kıbrıslı ortaokul öğrencileri, öğretmenleri ve velileri.

'Baş sorumlusu bu hükümettir'

- Bu hükümet, depreme, şehirlerimizi hazırlamamıştır. Gerekli önlemleri almamıştır. Ballı ihalelerle, aflarla, kanun ve yönetmelik dışı yapıların önünü açmıştır. On binlerce insanımızın hayatını kaybetmesinin baş sorumlusu, bu hükümettir.

- Bu deprem göstere göstere, bağıra, çağıra gelmiştir. Devleti yönetenlerin, ‘ben bu depremin olacağını bilmiyordum’ deme şansı yoktur. Devletin namuslu bürokratları uyarmıştır. Bilim insanları uyarmıştır. Odalar, sivil toplum kuruluşları uyarmıştır. Haftalardır bu belgeleri paylaşıp duruyoruz. Ülkeyi yönetenlerin önüne pek çok rapor konmuştur. Buna rağmen, hiçbir şey yapılmamıştır. Şimdi atanmış İçişleri Bakanı çıkmış, hem de hiç utanmadan, sıkılmadan, ‘Biz depremi İstanbul’da bekliyorduk. Hazırlığımızı ona göre yaptık’ diyor. Bu kadarına da pes, artık arsızlığı, yüzsüzlüğü, sorumsuzluğu bırakın. AFAD size bağlı değil mi? Raporlarını okumadınız mı? Zerre miskal sorumluluk duygunuz varsa; İstifa edin.

- İstanbul’a ihanet edenler, İstanbul depremi için bugüne kadar hangi hazırlığı yaptı? Hiçbir hazırlık yapılmadı. ‘Kanal İstanbul’ diyerek, ihanette ısrar edildi. Yandaşlara rant sağlamak için, ‘İstanbul Finans Merkezi olacak’ dediler. Kamu Bankalarını, Düzenleyici-Denetleyici Kurumları, Merkez Bankası’nı İstanbul’a taşıdılar. İşte daha yeni ortaya çıktı. İstanbul’da çürük olduğu bilinen 93 okul, Maraş depremlerinden sonra, ancak boşaltıldı. Bu ne biçim hazırlık?

- Son 20 yılda, önceki 57 hükümetin, 79 yılda harcadığı paranın 4 katını harcadılar. Bu parayla bir değil, iki değil, üç değil, dört tane depreme dayanıklı Türkiye inşa edilirdi.

- 6 Şubat 2023 Pazartesi günü, bu ülkede ‘Kırmızı Pazartesi’ yaşadık. ‘İşleneceği önceden, açıkça duyurulan, failini ve maktulünü herkesin bildiği bir cinayet’ Marquez’in o meşhur romanında söylediği gibi: ‘Kendi kusurlarını yücelten zavallılar’ On binlerce insanımızın bağrına hançeri sapladı. Şimdi de, ‘Asrın felaketi diyerek suçlarını gizlemek’ istiyorlar. Bu yaşanan, ‘asrın felaketi’ değildir. ‘Asrın ihmalidir, asrın cinayetidir, asrın ihanetidir.’ Sorumlusu da bu hükümettir.

- Ortada 41 binden fazla can kaybı var.  Devletin Valisi durumun, beş kat daha kötü olduğunu söylüyor. Türkiye cenaze evi olmuş ama hükümette tek bir özeleştiri yok. Tek bir sorumlu yok. Tek bir istifa yok.

'40 dakika Cumhurbaşkanına neden ulaşamadınız? Zatıâlilerini uyandırmaya mı kıyamadınız?'

- İnsanlarımız ilk 48 saatte, sokaklarda bir başına titrerken, arama kurtarma ekibi, iş makinası ararken, ‘nerede bu devlet?’ diye haykırırken, bunlar ‘her yere ulaştık’ diyerek, millete yalan söylediler. Şimdi Milli Savunma Bakanı çıkmış, deprem sabahının ceridesini açıklıyor. Sabah 4.17’de deprem oldu. 4.30’da İnsani Yardım Tugayına ‘hazır ol’ talimatı verdik. ‘Saat 5.10’da Cumhurbaşkanına bilgi verdik’ diyor. Birinci sorumuz şu: 4.30’dan, 5.10’a kadar yani 40 dakika Cumhurbaşkanına neden ulaşamadınız? Zatıâlilerini uyandırmaya mı kıyamadınız? İkinci soru, Madem İnsani Yardım Tugayı 4.30’da ‘hazır ol!’ emri almıştı, birinci günün sonunda vatandaşlarımız, neden deprem enkazında, bir başına kaldı? Yardımı niye yanında göremedi? Koskoca İnsani Yardım Tugayı ve diğer askeri birlikler, sahaya neden zamanında intikal edemedi? Neden Gölcük depreminde olduğu gibi sahra hastaneleri, sahra mutfakları, çadırlar ilk 6 saatte kurulamadı? Mehmetçiğin elini kim tuttu? Kim? Birileri milletimize yalan söylüyor. Mehmetçiği enkaza hızla gönderemeyenler, enkazda kalan imajları için, trollerini sahaya hızla göndermeyi bildiler. Trolleriyle beraber, acılı milletimize hakaretler ettiler. Doymadılar küfürler ettiler. O da yetmedi. Not ettiler. Tehdit ettiler.

- (Bahçeli'ye) Hatay’a kadar gitmişken, 1 saatlik mesafedeki Osmaniye’ye de uğrasın bakalım. Bakabiliyorsa hemşerilerinin yüzüne de bir baksın ama bunların ne yapacağı belli, ayarlanmış sahne ve kadrajlarla, deprem bölgesinde yine algı operasyonları yapacaklar.

- (Üniversitelerin uzaktan eğitime geçmesi) Bir kere daha söylüyoruz, üniversite gençliğini de depremzede yapmayın. Üniversitelerden elinizi çekin.

- (Deprem bölgesindeki hasar tespit çalışmaları) Bu hasar tespitlerinde sıkıntı olduğu konusunda, sahadan çok sayıda şikâyet alıyoruz. Biliyoruz sahada çalışmak zor ama azami dikkat gösterilmeli, vatandaşlarımızın zihninde, hiçbir kuşkuya yer bırakılmamalıdır.

'Depremin maliyeti 100 milyar doları aşıyor'

- Depremin ekonomik maliyeti, 75 ila 85 milyar dolar civarında, buna bir de depremde kaybettiğimiz, kıymetli beşeri sermayeyi eklersek, depremin toplam maliyeti, 100 milyar doları aşıyor. Depreme ilişkin veriler netleştikçe, elbette bu tahminler de revize edilecektir. Ancak bunlar bizim ilk tespitlerimiz. Bölgenin demografik yapısındaki değişim ise, bir diğer önemli risk faktörüdür.

'Hatay için gerekiyorsa özel bir kanun çıkarılmalı'

- Özellikle Hatay çok önemli. Çünkü Hatay demek, Atatürk demektir. Hatay demek, Doğu Akdeniz demektir. Hatay demek, enerji koridorlarına erişim demektir. Bu nedenle Hatay, artık hepimiz için, şahsi bir mesele haline gelmiştir. Hatay’ın beşerî, sosyal ve demografik dengesi mutlaka korunmalıdır. Gerekiyorsa bunun için özel bir kanun çıkarılmalı, teşvik ve destekler sağlanmalıdır.

- Kısa çalışma ödeneğine başvuru hakkı ve koşulları hemen açıklanmalıdır. Bu süre içerisinde, çalışanların gelir kayıplarının bir kısmı, kısa çalışma ödeneğinden karşılanmalıdır. İşçilerin kısa çalışma ödeneğinden yararlanma koşulları, bir kereye mahsus olmak üzere kaldırılmalıdır. Bu süreçte işsiz kalanlara, işsizlik sigorta fonundan, en az asgari ücret düzeyinde, işsizlik maaşı verilmelidir. Depremde hayatını kaybedenlerin hak sahiplerine, prim ödeme ve çalışma süresi koşulları aranmaksızın, ölüm aylığı bağlanmalıdır. Deprem sebebiyle, yüzde 60 iş görme kaybı yaşayanlar, prim ve sigorta süresi şartı aranmaksızın malul sayılmalıdır. İstihdamı korumak amacıyla, işverenlere karşılıksız hibe verilmelidir. Fatura ve kira giderleri, devlet tarafından karşılanmalıdır. Küçük esnafın bankalara olan tüm borçları, hazine tarafından karşılanmalıdır.

- Depremde yaşamını yitirenlerin, kredi kartı, ihtiyaç, konut ile taşıt kredi borçları silinmelidir. Bazı bankalarımız buna başladı. Bu uygulama tüm bankalara teşmil edilmelidir ama görüyoruz ki, ülkeyi yönetenlerin gündeminde bunlar yok. Onların tek bir derdi var, Para, para, para, Allah gözünüzü doyursun. Beton kalpli Erdoğan, insanlarımızın kırkı çıkmadan, acıların üstüne rant betonunu hızla dökmek istiyor. Bunun için o kadar aceleleri var ki, daha insanlarımız enkaz altında can derdindeyken, iş makinelerini enkaza soktular. Yeter ki önce hafriyat, sonra inşaat başlasın. Millet daha acısıyla boğuşurken, bunlar ihale ve rant paylaşımına başladı bile,

'Duyumlar geliyor, büyük yandaş inşaat şirketlerine 'hazır olun' talimatı verilmiş'

- Kulağımıza duyumlar geliyor. Büyük yandaş inşaat şirketlerine, ‘Hazır olun’ talimatı verilmiş. ‘Hızla sahaya gireceksiniz’ mesajı gitmiş. Hafriyat işleri, inşaat işleri şimdiden paylaşılmış. Yandaş müteahhitlerin, AK Parti Binasını mesken tutmaları, MYK toplantılarına katılmaları boşa değil. Millet can derdinde, bu akbabalar rant paylaşımı derdinde, ne demiştik; ‘Balın olsun tek, sinekler Bağdat’tan gelir’ İşleri hesapsız, kitapsız, kuralsız, denetimsiz götürmek için de, şeytanın aklına gelmeyecek işlere imza atıyorlar. ‘Türkiye tek yürek’ diyerek, güya depremzedeler için yardım kampanyası düzenlediler. Bir gecede 6 milyar dolar para topladılar. Bunun 2 milyar 100 milyon doları kamu bankalarından, 1 milyar 400 milyon dolarlık kısmı da kamu kuruluşlarından ya da sarayın beşli çetelerinden ama en büyük bağış, 1 milyar 600 milyon dolarla, Merkez Bankası’ndan ama bunların acele işlerine de hep şeytan karışıyor. Kamu Bankalarının yapabileceği bağış ve yardımlar, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile sınırlamaya tabi. Kamu bankaları talimatla yüklü bağışlar yapınca, kanunu da çiğnemiş oldular. Kamu bankalarındaki her bir yöneticinin, artık hukuki sorumluluğu var. Bunları kurtarmak için, OHAL kararnamesi çıkardılar ama bunu yaparken de, bu sefer Anayasayı çiğnediler. Anayasanın 104. Maddesine göre, kanunda açıkça düzenlenen bir konuda, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çıkarılamaz. Dedik ya, çok aceleleri var. Ne yapsalar olmuyor. Yönetemiyorlar. Mızrağı da çuvala sığdıramıyorlar.

'Depremzedeler için toplanan her kuruşun takipçisi olacağız'

- Toplanan bağış ve yardımlar hazineye aktarılsa, bu paralar Sayıştay denetimine ve bütçe düzenlemelerine tabi olacak. Bunlardan kurtulmak için, şimdi böyle bir tezgâh kurmuşlar. Genel Başkanımız kaç defa sordu. 15 Temmuz için toplanan paralara ne oldu? Yine Beşiktaş’taki terör saldırısından sonra, milletten toplanan yardım paraları ne oldu? Bunlar yerine ulaştı mı? Ne gezer. Hiçbiri ulaşmadı. Açıkça söylüyoruz. Depremzedeler için toplanan her kuruşun takipçisi olacağız.

- Şunun şurasında iktidardan gitmelerine, bizim iş başına gelmemize, artık sayılı günler, saatler kaldı. Her kim ki bu acılı günlerimizde ekşi yer. Hesabını mahkemeler önünde verir.

- Ülkeye ve millete verecek hiçbir şeyi kalmayan bu hükümetin yarından tezi yok derhal istifa etmesi gerekir."

'Seçim tarihini ertelemek YSK'nin görevi değil'

Öztrak, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Öztrak, seçimlerin ertelenebileceğine yönelik tartışmaların ve eski TBMM Başkanı, AKP kurucularından Bülent Arınç’ın açıklamalarının anımsatılması üzerine, “Seçim tarihini belirlemek YSK’nın görevi değildir. YSK’nın tek bir görevi vardır; Seçimi zamanında güven içinde yapmaktır. Seçimin güvenle yapılabilmesi için gerekli tüm önlemleri almaktır. Bunun için de YSK gereken tüm tedbirleri almalıdır” dedi.

İskenderun'da kentsel dönüşüm tartışması

Depremden zarar gören İskenderun’daki 6 mahallenin kentsel dönüşüm kapsamına alınmasına ilişkin projenin iptal edilmesine yönelik tartışmaların anımsatılması üzerine Öztrak, şunları söyledi:

“Bu davanın hiçbir tarafında CHP yok. Davayı açanlar bölgenin muhtarları ve onların kurduğu sivil toplum örgütleri, bu nasıl bir sol örgüt ki, davayı açtırdığını söyleyen meydan mahallesi muhtarı, mahallesinin riskli alan olmaktan çıkaran Cumhurbaşkanlığı kararnamesi için şunları ifade ediyor, ‘Meydan mahallesi muhtarı ve İskenderun Meydan mahallesi yardımlaşma derneği başkanı olarak AK Parti Hatay milletvekili sayın Abdülkadir Özel Bey ile mahallemizin durumunu izah ederek sıkıntılarını arz ettim. İskenderun Belediye Başkanımız sayın Fatih Tosyalı da İskenderun Belediye Başkanlığı olarak üzerine düşeni yapacağını söyledi. Belediye Başkanımızın ve milletvekilimizin uzun uğraşları sonucunda bugün itibariyle resmî gazetede yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Meydan mahallemiz riskli alandan çıkarılmıştır’ Bunu yazanlara soruyorum, müptezellere soruyorum; AKP milletvekili Abdülkadir Özel hangi sol örgütün mensubu? AKP İskenderun Belediye Başkanı Fatih Tosyalı sol örgüt mensubu mu? Yoksa bu kararın altında imzası olan AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan mı sol örgüt mensubu? Ne diyeyim? Pelikan yalılarında oturanların gazeteciliği ancak bu kadar olur. Sarayın dehlizlerinde altın trollerin hazırladığı zırvalarla, bu satırları yazan da bunu yorumlayanlar da zerre gazetecilik etiği, ahlakı olmadığı bir kez daha görülmüştür. Bunların ateşi cürümleri kadar yer yakar.”

'YSK çalışmalarına bir an önce başlamalıdır'

Seçimlerin ertelenmesi tartışması ile ilgili bir başka soruya Öztrak, “Anayasa, hukuk, kanun bellidir, açıktır. Bunun ötesi abesle iştigaldir. Bu arada tekrarlıyorum. YSK da seçim ile ilgili çalışmalarına bir an önce başlamalıdır. Ülkeyi zamanında seçime hazır hale getirmelidir. Görevi budur” karşılığını verdi.

Öztrak, RTÜK’ün Tele 1 televizyonuna verdiği yayın durdurma cezasının mahkeme kararının kesinleşmesi ile ilgili soru üzerine de “Bu depremde hükümetin 20 yıllık dekoru tek bir günde çöktü. 20 yıldır çizmeye çalıştıkları muktedir imajı enkazın altında kaldı. Şimdi yaşananlardaki sorumluluklarını gizlemek istiyorlar. Bunun için de sarayın sopası, RTÜK eliyle özgür basın kuruluşlarına darbe yapmak, gerçeklerin üzerine şal çekmek için kullanılıyor. Baştan itibaren ifade ediyoruz. Biz özgür basının yanındayız. Sadece Tele 1 değil, hiçbir televizyon kanalına verilen cezayı kabul edemeyiz. Zahmet etmesinler, onlar ne kadar çabalasalar da gerçeklerin ortaya çıkmak gibi güzel bir huyu vardır” diye konuştu. (ANKA)

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.