Sayfa yolu
CHP'li Çankaya Belediyesi işçileri: İnsan temsil ettiğini söylediği şeylerden biraz utanır
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 21.09.2022 , 13:50 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Çankaya Belediyesi "sosyal demokrasinin kalesi" olarak bilinen, CHP’nin hangi adayla çıkarsa çıksın seçimi kazanacağı söylenen bir belediye.
Ancak belediye işçileri tahmin edilenin aksine yönetimin işçilere karşı tutumundan ve ücretler konusundaki politikasından son derece rahatsız.
Özellikle son imzalanan toplu iş sözleşmesinden ve sürecin yönetilme biçiminden memnun değiller. 2022 içinde sayısız eylem yapıldı. Gelinen noktada tansiyon düşmüş görünse de işçilerin anlattığına göre bu sessizlik uzun sürmeyecek.
İki belediye işçisi Çankaya Belediyesi işçilerinin mücadelesini ve gelinen noktayı soL'a anlattı.
'İnsan temsil ettiğini söylediği şeylerden sözde de olsa biraz utanır'
B.S.: Kısaca anlatayım. Belediyemizde kadrolu işçiler ve şirket işçileri ÇANPAŞ, Belde Aş. İmar AŞ. işçileri olmak üzere 4 grup işçi var. Benim çalışma sürem 10 yılı aştı. Bir iş yerinde yıllandıkça maaşın, hakların artar diye beklersin, bizim belediyede ise yıllardır işçilerin hakları adeta budanıyor. Bizlere yapılan toplu iş sözleşmeleri iki yıllık gibi uzun süreleri kapsayacak şekilde yapılıyor. Şu ana kadar 5-6 toplu iş sözleşmesi gördüm, inanır mısınız bir tanesi bile resmi enflasyon rakamlarının üstüne çıkamadı. Doğru düzgün bir iyileştirme almadık. Tersine sürekli maaşlarımız ve diğer haklarımız asgari ücret artışı karşısında, enflasyon karşısında ya da memur maaş artışları karşısında eridi. Son yapılan eylemler bıçağın kemiğe dayandığı noktada çıktı. Bu yılın başında sendika ve belediye; kadrolu, Belde AŞ ve İmar AŞ çalışanı işçiler için toplu iş sözleşmesi masasına oturdu. Biliyorsunuz 2022 yılına girerken doların 18TL olduğu, enflasyonun tavan yaptığı, ekonomik krizin oldukça can yakıcı bir hal aldığı ve yıl sonuna kadar da çarşı, pazar, markette fiyatlarda ciddi artışların olacağının tahmin edildiği bir yıla başlamıştık. DİSK–AR çalışmaları da sık sık yayınlanıyordu, TÜİK verilerinin sahteliği ifade ediliyordu. Ayrıca CHP’li yetkililer de ülkenin uzun soluklu ciddi bir kriz ile karşı karşıya olduğunu, TÜİK’in vermiş olduğu enflasyon rakamlarının doğru olmadığını, gerçek enflasyonun çok daha yüksek olduğunu dile getiriyordu.
Bizim toplu iş sözleşmeleri görüşmeleri böyle bir süreçte başladı işte. Sendika belediyeye sunduğu sözleşme taslağını iş işten geçtikten sonra işçi ile paylaştı. Bizler talepleri gördüğümüzde gerçekten şaşırdık ve hemen sendikaya gidip eksiklikleri gidermesini maaş artış oranlarında enflasyonun temel alınmasını talep ettik. İşçinin zoru ile taleplerde bir takım iyileştirmeler yaptı sendika ama bunlar da yetersizdi tabii. Neyse zaten kendi revize ettiği talebin bile arkasında durmadı sendika, apar topar birkaç haftada sözleşmeyi imzalayıp çıktılar işin içinden. Belediyede sözleşmeler iki yıllık yapılır, ilk yıl için alınan zam oranı TÜİK enflasyon oranlarının dahi altında kaldı. Bir yanda DİSK- Ar’ın, bir yanda CHP yetkilerinin açıklamaları TÜİK rakamlarının sahteliğine işaret ediyordu. Fakat resmi rakamların bile yarısından az bir maaş artışını işçisine reva gördüler. Her iki yıl için ön gördükleri artış, en düşük işçi maaşının enflasyon farkını alıp, çıkan miktarı bütün işçilere seyyanen zam olarak uygulamaktı. Yani koca belediyede 8 ya da 9 kişi enflasyon farkı alacak geri kalanın tamamı yine enflasyonun altında maaş zammı alacaktı. İnsan temsil ettiğini söylediği şeylerden sözde de olsa biraz utanır, birazcık görseli kurtaralım, biz bu iddiaları taşıyoruz der.
H.Ş.: Buradan ben devam edeyim. Geçmiş toplu iş sözleşmelerinde, görüşmeler yılın başında başlar, temmuz-ağustos aylarına kadar devam ederdi. Ben kaç yıllık personelim, aksini ilk defa gördüm. Bu yıl çok başka bir şey oldu. Ocak ayında İmar AŞ ve Belde AŞ işçileri için görüşmelere başlandı, şubat ayında da kadrolu işçilerin görüşmesi başladı. Bu süreçlere işçiler dahil edilmedi. Akabinde sözleşmeler apar topar mart ayında sonlandırıldı. İşçinin, ekonomik krizin reçetesinin kendisine uzun vadede nasıl çıkacağını görmesi istenmedi. Sendika ve belediye üzerinde işçi baskısı artmadan, apar topar yangından mal kaçırır gibi imzalayıp çıktılar işin içinden. Belki işçi grev hakkını kullanmak için baskı yapacaktı. Bizlerden en önemli kozumuzu grev hakkımızı çaldılar.
'İnanılmaz kötü bir sözleşme imzalandı'
B.S.: Gerçekten böyle bir ekonomik krizde inanılmaz kötü bir sözleşme imzalandı. Bir grup işçi olarak sözleşmelerin imzalanmasıyla, metinler elimize geçer geçmez ilk şoku atlatıp hemen harekete geçtik. Ek protokol yapılsın, sözleşmeye enflasyon farkları eklensin, eşit işe eşit ücret ilke edinsin vs. gibi bir takım taleplerin olduğu metinler hazırladık. Kısa sürede bir imza kampanyası düzenleyip 1500 imza topladık ve Genel-İş Genel Merkeze verdik. Sendikamız 1 No’lu Şube yöneticilerinin buna cevabı; biz çok güzel bir sözleşme imzaladık, bunlar provokatör demek oldu. Sendika bize ek protokol yasal da değil mümkün de değil diyordu. Aslında sürecin başından beri her türlü işçi talebini kulak arkası eden, koyun çobanı edasıyla yöneticilik yapan, sendika ağalarımız var, bunu biliyorduk. Onları harekete geçirmek için ne kadar uğraşsak boşunaydı artık.
Belediye tarafında ise yemekhanede ücretlerine ocak ayında yüzde 50’lerde zam yapılmıştı. Belediye yönetimi temmuz ayında yeniden bu kez yüzde 100’ü aşkın bir zam yaptı. 6 ayda iki zam gören yemek ücreti yüzde 188 artışla rekor kırdı. Belediye kendi mutfağındaki yangını görüp işçisininkini hiç umursamıyordu. Bu bardağı taşıran son damla oldu sanırım. Önce yemekhane zamlarını protesto eden bir eylem yaptık. Sonra ek protokol talebi konusunda harekete geçmeyen sendika yönetimine karşı Genel İş 1 No’lu Şube önünde bir basın açıklaması yaptık. Sesimizi belediye yönetimi duysun diye her gün belediye içerisinde saat bire beş kala 5 dakikalık alkışlı- ıslıklı protestolar gerçekleştirmeye başladık. Bu eylemler oldukça ses getirdi. Sol basın ve kamuoyunun gündemine girmeye başlamıştı. Sonuçta ne mi oldu? Belediye ve sendika yönetimi işçilerin talepleri karşısında masaya oturmak zorunda kaldı.
Sendika yönetiminin yapılamaz, yasal değil dediği ek protokol yapıldı, çok güzel sözleşme yaptık dediği sözleşmenin metinleri değiştirildi, belediyenin bütçemiz yok deyip kestirip attığı bir takım iyileştirmeler gerçekleşti. Demek ki bunlar mümkünmüş herkes görmüş oldu.
'Böyle bir ekonomik krizde işçiyi tatmin etmesi mümkün değil'
H.Ş.: Öncelikle söyleyeyim çok büyük kazanımlarımız yok. Asıl büyük kazanım sendikaya ve belediyeye karşı işçilerin birleşip mücadele ederek bir takım şeyleri değiştirebileceğini somut olarak görmesi ve bunu da göstermesi oldu. Kazanımlar ise şöyle; 6 ay boyunca ödenmek üzere her ay 1100 TL net enflasyon desteği, yemekhane zamlarının bir kısmının geri alınması ve ocak ayında işçilere ayrımsız 1 yıllık enflasyon farkı ödenmesi oldu.
Bu kazanımların böyle bir ekonomik krizde işçiyi tatmin etmesi mümkün değil. Ancak işçiler üzerinde belediye yönetiminden ciddi baskılar oluşmaya başlamıştı. Amirler, müdürler tek tek işçileri eylemlere katılmasın diye uyarmak zorunda bırakıldı, hatta bazı amirlere eylemlere katılanların görüntüsünü alın denmiş, kabul etmemişler, bize gelip anlattılar bunu. Ayrıca yaz dönemiydi birçok işçi yıllık izne ayrılmıştı. Hem baskılar hem izne ayrılanların sayısı, eylemleri o süreçte sürdürmemizi güçleştirmişti. Bazı arkadaşlarımıza başkan yardımcılarının “sizi provokasyon yapıp belediyeyi, CHP’yi karalamakla suçlarız, sizin derdinizin işçi hakları olmadığını yayarız ya da işten atarız, süreriz” gibi tehditleri de olmuştu. Bunlar ister istemez, en azından izin dönüşlerini bekleyip, işçilerin daha kalabalık olduğu bir dönemi beklememiz gerektiği konusunda bir kanı oluşturdu eylem yapan işçilerde. Ayrıca aylık 1100 TL’lik net enflasyon desteğinin maaşların tabanına yansıtılması sözü de vardı. Bunun içinde bir süre bekleyelim belediye yönetimi düzenlemeyi yapsın dendi. Gelinen noktada 1100 TL ödemenin maaşın tabanına yansıtılması konusunda hiçbir adım atılmadığını da ne yazık ki görüyoruz.
'Eylemler geçici bir süre durdu'
B.S.: Bana kalırsa eylemler geçici bir süre durdu, çünkü elde edilen kazanımlar öyle yeterli bir seviyede değil. Üstelik önümüzdeki ocak ayında işçi biraz rahatlasa da gelir vergisi diliminin düşmesi nedeniyle rahatlayacak, 1100 TL ek ödeme geçici bir ödeme olduğundan kesilecek ocak ayında, belediye tarafından maaş tabanına yansıtma sözü tutulmadı ve tutulmayacak gibi. Gelecek yıl temmuz ayında ise yine memurlara ve kamu işçilerine enflasyon farkı ödenirken bizlere hiçbir şey verilmeyecek yani bu böyle kalmaz. Hayatın olağan akışına aykırı olur susmak.
Kadrolu işçi, ÇANPAŞ, Belde AŞ, İmar AŞ gibi 4 işçi grubundan söz ettiniz. KHK ile şirket işçileri kadroya alınmadı mı? Herkes için ayrı toplu iş sözleşmeleri neden yapılıyor hala?
H.Ş.: Şirket işçilerinin belediyelerde kadroya alınması koca bir balon aslında, AKP hükümetinin bir seçim oyunu. 2018 yılında 696 sayılı KHK ile AKP işçilere “sizi kadroya alıyoruz” diyerek, taşeron şirketlerde çalışan belediye işçilerini, yine ticaret kanununa göre belediye şirketlerine nakletti. Kadro verilmediği gibi işçilerin haklarını da gasp eden bir süreç işletildi. Bir kısım işçi zorunlu emekli edildi. Bir kısmı ise güvenlik soruşturması bahanesiyle işsiz bırakıldı. Geriye kalan işçilere ise geçmişteki haklarından feragat edeceklerine dair sözleşme imzalatıldı. Fazla mesai vs. her türlü alacak haklarını istemeyeceklerinin, görülmekte olan davalarını devam ettirmeyeceklerinin sözünü aldılar. KHK uygulaması işçilerin sendikal haklarını da kısıtlamıştı. İki yıl boyunca toplu iş sözleşmesi olmadan çalıştırıldılar, maaşlara yılda 4+4 zamlar yapıldı. Bu süreç tüm belediyelerde işledi.
KHK düzenlemesinden Çankaya Belediyesi’nde en çok ÇANPAŞ işçileri etkilendi. Yıllarca enflasyon oranlarının altında zamlarla yaşamak zorunda kalındı. Belediye yıllarca işçilere bu zamları layık görürken KHK kısıtlamalarını bahane etti. Sonra kısıtlamalar kalktı. Toplu sözleşme masasına ÇANPAŞ işçisinin oturma zamanı gelmişti. Burada ne mi oldu dersiniz? Sosyal demokrat bir belediyeden ne beklenir? Her halde “bu işçiler yıllarca ezildi, en azından maaşlarına telafi yapalım, diğer işçi grupları ile aradaki uçurumu kaldıralım” demesi beklenir öyle değil mi? KHK kısıtlamaları kalktıktan sonra bile var olan hak gaspları iade edilmedi, adeta bu kısıtlamalar fırsata çevrildi. Yapılan toplu iş sözleşmelerinde çok düşük oranlarda maaş artışları oldu. Yıllar içinde maaşlar eridi ve iki yıldır asgari ücretin altında kaldı. Sonra belediye ve sendika oturup, bu işçiler için seyyanen yapılan geçici iyileştirmeler ile işçilerin maaşlarının asgari ücretin altında kalması engelleniyor. Bunlar maaş tabanına yansımayan geçici örneğin 6 aylık, 1 yıllık gibi iyileştirmeler. Maaşları kalıcı iyileştirmiyorlar, sadaka verir gibiler, tam AKP mantığı. Böylece 6 ayda bir belediyemiz işçilere şu kadar iyileştirme zammı yaptı haberini duyarsınız medyadan, dışarıdan da bakan “Çankaya Belediyesi yine zam yaptı işçilerine” diyor böylece. Artık ne diyeyim biraz utanmak herkese lazım. Ama dibin de dibindeler.
B.S.: Aslında İmar AŞ, Belde AŞ çalışanları da aynen ÇANPAŞ işçileri gibi “KHK çıktı kadro alıyorsunuz” yalanı ile mağdur edildi. Bu şirketler zaten KHK çıkmadan önce belediyenin kurduğu şirketlerdi. Çalışanların sözleşmesinde bir değişiklik yapılmasına bu yüzden gerekte yoktu. Şirket işçileri her yıl ihale şartnamesi ile kadrosuna göre asgari ücretin en az yüzde 30 fazlasını alıyordu. Üstüne toplu sözleşme hakları ekleniyordu. KHK çıkmadan önce bu haklar Belde AŞ ve İmar AŞ işçilerinden alındı, toplu iş sözleşmesinden bu oranlar çıkarıldı. Bu işçiler için de yapılan toplu iş sözleşmelerinin maaş artış oranları resmi enflasyon rakamlarının altında kaldı. O kadar hakları budandı ki belediye seyyanen ödediği 6 aylık geçici iyileştirme zamlarını bu gruplara da yapmaya başladı.
'Sendikalar yetersiz kalıyor'
H.Ş.: Her geçen gün daha da derinleşen ekonomik krizden belediye işçileri de fazlasıyla payını alıyor. İster AKP’li belediye olsun ister muhalefet belediyesinden olsun işçiler yalnız ve çaresiz. Şunu da biliyoruz tüm belediyelerde benzer sorunlar yaşanıyor ve benzer süreçlerden geçiliyor. Belediye emekçileri bugün açlık sınırında ücretlerle enflasyon karşısında eziliyor, kötü çalışma koşulları altında çalışıyor fakat çeşitli siyasi baskılarla da kendini kamuoyuna anlatamıyor. Belediye işçileri yaşadığı sorunlara karşı sesini yükselttiğinde yeterince anlaşılamıyor, kendini ifade etme kanalları bulamıyor. Bu noktada sendikalar yetersiz kalıyor hatta işçi düşmanlığına varan sendika yönetimleri karşımıza çıkıyor.
PE Belediye Emekçileri Dayanışma Ağı bu noktada önemli bir yerde duruyor. Farklı belediyelerde çalışan işçilerin haberleşmesine olanak sunarak, sorunların ortaklaştırılmasına ve mücadele deneyimlerinin paylaşılmasına zemin hazırlayacak. Aynı zamanda kendimizi dışarıya daha iyi ve güçlü bir şekilde ifade etmemize de olanak sağlayacak. İlk ayağı bu senenin başında İstanbul’da, İstanbul Belediye Emekçileri Dayanışma Ağı adıyla kuruldu. Şimdi Ankara’da bu ağın devamını getirmiş oluyoruz. Motokurye işçileri, özel okul öğretmenleri, iletişim emekçileri gibi farklı sektörlerde de dayanışma ağları daha önce kuruldu. Patronların Ensesindeyiz bu konuda geniş bir birikime sahip.
Ankara belediyelerinde çalışan işçi arkadaşlarımızla bilgi paylaşımı yapmak, dayanışmayı büyütmek için önemli bir adım olacağını düşünüyoruz.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
