Sayfa yolu
Cem Boyner'le 'aynı gemide' buluşmak için kaç yüz bin yıl çalışmak gerekiyor?
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Fotoğraf: soL
Yayın Tarihi: 28.08.2026 , 21:02
Emekçiler üç haneli enflasyon altında her dakika yoksullaşırken, komşu ülkenin topraklarında cihatçılarla kol kola cepheye sürülürken veya pandemide kağıttan maske, depremde demir makası için kapı kapı dolaşırken…
Sermaye düzeni, sıkıştığı her uğrakta o cümleye sarılıyor: “Hepimiz aynı gemideyiz”
İlk bakışta bir yol arkadaşlığından bahsediliyor gibi gelse de öyle değil. Devamını duyunca bunun bir tehdit olduğu anlaşılıyor. Erdoğan’dan dinleyelim:
"Bu gemi hızla yol alırsa kazanan hepimiz olacağız. Bu gemi, güvenlik gibi ekonomi üzerinden açılan deliklerden su alarak batarsa hepimiz boğulacağız.”
İçinde bulunduğumuz 2026 yazında kriz dorukta, savaş kapıda ve o cümle bu defa reklam panolarında.
Sömürülmek 'tercih', yoksulluk 'tarz' oldu
Yeni bir reklam kampanyası başlatan Boyner, sloganını şöyle belirledi:
"Bu gemi hepimizin. Aynı gemide birlikte güzeliz."
Kampanya için çekilen reklam filmi, tam olarak klişe sloganın tekrarından ibaret. Klipte kamera sırayla geminin farklı bölümlerini geziyor. Bir yanda makine dairesinde işçiler kan ter içinde çarkları çeviriyor. Diğer yanda şık giyimli zenginler mükellef bir sofrada ziyafet çekiyor ve parti düzenliyor.
Geminin Türkiye’yi temsil ettiğini göstermek için “yerli” unsurlar da unutulmamış. Çay bardağı, tavla, kahve falı ve nazar boncuğu görüntülerin bir kenarına iliştirilmiş.
Klibin sonunda, Türkiye gemisi sonsuz sularda yol alırken zenginiyle yoksuluyla tüm ahali güverteye çıkıyor, bir oluyor ve ufuktaki güneşi seyrediyor.
Boyner’in Pazarlama Müdür Yardımcısı Aslı Demir Gönül, bu kampanyadaki niyetlerini şöyle açıklıyor:
“Boyner olarak yıllardır herkesin kendi tarzını ifade edebileceği, ilham veren bir dünya kurmaya çalışıyoruz. İzleyen herkesin kendinden küçük de olsa bir parça bulabileceği samimi, içten ve sinematografik anlatımıyla da dikkat çeken bir film ortaya çıkarmayı hedefledik.”
Boyner’in Dijital İçerik Yöneticisi Nirvana Derya ise şirketin dünyayı nasıl gördüğünü iki cümleyle özetliyor:
“Hepimiz farklı hayatlar yaşıyoruz, farklı seçimler yapıyoruz, farklı tarzlara sahibiz. Ama günün sonunda aynı hayatın içinde, aynı gemide yol alıyoruz.”
Şirketin yöneticilerine göre sömürülmek ise seçim, yoksulluk ise yaşam tarzı. Ve tüm bu olup bitenler hayatın bir parçası. Yeter ki herkes payına düşeni yaşasın, görevini yerine getirsin, gemi yüzmeye devam etsin.
Boyner’in kampanyasını daha iyi anlamak için sözün asıl sahibine yani patronuna mercek tutmakta fayda var.
Cem Boyner hangi gemide?
Cem Boyner, Türkiye’nin en zengin tekstil patronlarından biri.
Göz önünde olmayı seven Boyner, 1989-1990 yıllarında TÜSİAD başkanlığı yapmış, o dönemde “pür liberal” çıkışlarıyla dönemin başbakanı Turgut Özal’la bile çatışabilmişti.
Cem Boyner, daha sonra Yeni Demokrasi Hareketi’ni (YDH) kurmuş, ancak girdiği ilk seçimde başarısız olmuştu.
Boyner’in ekonomideki izdüşümünü anlamak için hangi gemide olduğuna bakmak yeterli.
Burada bahsettiğimiz temsili değil, kelimenin gerçek anlamıyla bir gemi.
Bu fotoğraf geçtiğimiz yaz Bodrum'daki Cennet Koyu'nda çekildi.
Görüntüdeki sürat teknesinde yer alan patronlardan bazıları ve kişisel servetleri şöyle:
- Güler Sabancı: 280 milyar lira
- Bülent Eczacıbaşı: 52 milyar lira
- Cem Boyner: 50 milyar lira
- Halis Komili: 14 milyar lira
- Sedat Aloğlu: 7 milyar lira
- Nino Erer: 3,5 milyar lira
Teknedeki patronlardan sadece altısının servetlerinin toplamı 406 milyar lira.
Bugün asgari ücretin 28 bin 75 lira olduğu düşünülürse, 6 işçinin bu 6 patronun zenginliğine erişebilmesi için her birinin 200 bin yıldan fazla çalışması ve yemeden içmeden para biriktirmesi gerekiyor.
Neden bugün?
Sadece bir fotoğraf karesi Cem Boyner’in on milyonlarca emekçi ile aynı gemide olmadığını ispatlıyor.
Boyner Holding geçtiğimiz yıl finansal borcunu sıfırladı ve yıllık 1 milyar dolar ciroya ulaştı. Şirket 2019'dan 2023'e 5 kat büyüdü. Yani gerçek işsizliğin yüzde 30'lara dayandığı, manşet enflasyonunsa yüzde 30'un altına inmediği dönemde Boyner'in gemisi daha fazla büyüdü, emekçilerin salı iyice küçüldü.
Bugün emekçilerin yarısı asgari ücretle yani 28 bin 75 lirayla geçinmeye çalışıyor. Oysa bir ailenin sadece sağlıklı beslenebilmesinin maliyeti 37 bin lira, insanca yaşayabilmesinin bedeli 122 bin lira.
Boyner tam da bu süreçte sokakları "Hepimiz aynı gemideyiz" afişleriyle doldurdu.
'O gemiyi batıracağız'
Fotoğrafta da görüldüğü üzere Cem Boyner yalnız değil. O karenin çekildiği gün "Win-Win" (Kazan Kazan) isimli teknedeki patronlar Eczacıbaşı'nın Cennet Koyu'ndaki evinde toplandı.
Sadece Cem Boyner değil, onunla ağız birliği eden tüm patronlar bugün aynı nakaratı tekrarlıyor.
Fakat, bu sözleri yutmayanlar da var.
Türkiye Komünist Partisi 2019 yılındaki yerel seçimlere "Aynı gemide değiliz" sloganıyla katılmıştı. TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, neden bu sözü seçtiklerini şöyle açıklamıştı:
"Biz 'aynı gemide değiliz' dedikçe, 'biz aynı gemideyiz' diyenler arttı. 25 milyar dolar servetin üstüne oturan kişiyle aynı gemideyiz öyle mi? Biz o gemiyi batıracağız. Eşitlikçi bir düzen kuracağız. Başka bir düzen mümkün, sosyalizm mümkün. Ekmeğimizi işimizi başka türlü savunamayız."
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.