Bütçe Günlüğü | 6 Aralık 2021

TBMM Genel Kurulunda dün, 17 Aralık 2021’e değin sürecek 12 günlük bütçe maratonu başladı.

Kadir Sev

Alınan karar uyarınca ilk gün saat 12.00’de, öteki günlerde Cumartesi ve Pazar dahil her gün saat 11.00’de toplanılacak, günlük program bitinceye değin çalışılacak.

6 Aralık programı şöyleydi;

  • Yürütmenin sunuş konuşması;
  • Bütçenin tümü üzerinde görüşmeler (İYİ PARTİ, MHP, HDP, AK PARTİ (siyasi parti grupları ve istemi halinde Yürütme adına yapılacak konuşmalar 60’ar dakika)
  • Kişisel konuşmaların süresi biri lehte ve biri aleyhte olmak üzere: 10’ar dakika;
  • Bütçenin maddelerine geçilmesinin oylanması

Bütçeler, kamu kaynaklarının toplumun çeşitli kesimleri-sınıfları arasında dağıtılmasına ilişkin siyasal tercihlerin somutlaştığı belgelerdir. Ancak AKP kamu kaynaklarını dağıtmanın başka yaratıcı yollarını da buldu. Ülkenin zenginlikleri, yerli ve yabancı tekellere, “özelleştirmelerle…imtiyaz haklarıyla…yap-işlet-devret modelleriyle…maden vb ruhsatlarıyla…” sunuluyor. Bunlar da bütçelerde görünmüyor.

Bununla birlikte önemsiz belgeler olduğunu öne süremeyiz. Her şeyden önce büyük tutarlar söz konusu ve devlet çarkı bu paralarla dönüyor. 2022 yılında, vergi vb olarak 1 trilyon 472 milyar lira gelir toplanması; 1 trilyon 750 milyar lira harcanması; 280 milyar lira bütçe açığının da borç /harç bir biçimde kapatılması öngörülüyor.

Meclis Genel Kurulundaki görüşmeleri; “Bütçe Günlüğü” başlığı altında elimizden geldiğince izleyip aktarmaya çalışacağız.

2020 yılı Kesin Hesap Yasası ile 2022 yılı Bütçe Yasası Görüşmeleri, Fuat Oktay’ın sunuşuyla başladı; “Millî iradenin tecelligâhı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletimiz önünde hesap verme mecrası olarak gördüğümüz bütçe görüşmelerinin bu yıl da en hayırlı şekilde tamamlanmasını temenni ediyorum.”

Milli irade Meclis’te mi tecelli ediyor? Bütçe şeffaf mı? Savurganlık yok mu?

İçtenlikten yoksun bu sözleri benzerleri izledi. Şeffaflıktan söz etti; tüm kurumların kaynaklarını etkin ve verimli biçimde kullandığını; salgına rağmen büyük başarılara imza attıklarını; devasa yatırımlar gerçekleştirdiklerini; bütçe tekliflerinin “daha müreffeh bir Türkiye” hedefinin dayanağını oluşturduğunu ve daha nicelerini, bir saat boyunca anlattı.

Sözlerinin çok azı doğruydu

Yeni devlet düzeninde Meclis, “milli iradenin tecelligâhı” olarak kurgulanmadı. Bütçeyi hazırlayan ve uygulayacak olan Cumhurbaşkanı’nın Meclis karşısında siyasal sorumluluğu yok. Bütçe şeffaf değil. Müşteri garantisi verilen devasa yatırımlarla tekellere; yardım ve bağış adı altında dinci vakıf ve derneklere ne tutarlarda paralar ödenmesinin öngörüldüğünün ayrıntısı bilinmiyor.

Konuşmasında; “hastaneler, otobanlar, köprüler, barajlar” yaptık diye bir cümle kurdu. O da doğru değil. Bunların hiçbiri bütçe kaynaklarıyla gerçekleştirilmedi. Müşteri garantileri verilerek KOİ yöntemleriyle yapıldı. Üstelik yapabilmek için yalnızca bizleri değil, gelecek kuşakları da milyarlarca dolar borç altına soktular.

Yatırımlar, özelleştirilecek kurumlara yapılıyor

Bütçe kaynaklarından, ulaştırma ve altyapı yatırımlarına devasa paralar harcanıyor. Bununla da övündü. Ama yapılan yatırımların özelleştirme kapsamında olduğunu; müstakbel sahiplerine daha çok çıkar sağlamak amacıyla yapıldığını, söylemedi.

Çevreye özen gösteriliyor mu? Milli Teknoloji Hamlesi ne demek?

Yeşil Kalkınma Devrimi; Milli Teknoloji Hamlesi gibi sözleri de temelsiz. Yatırımlarının çoğunda ya ÇED gerekli değildir kararı alıyorlar ya da raporların içeriğini boşaltıyorlar. Üstelik işlerine gelmeyen yargı kararlarına da uymuyorlar. Milli Teknoloji Hamlesi’nden söz ediliyor ama Tank Palet fabrikasının başına neler geldiğini öğrenemiyoruz nedense.

Tam bağımsızlık sözü ağızlarına yakışıyor mu?

Fuat Oktay’ın şu sözlerinden tam bağımsızlık diye bir politikaları olduğunu öğrendik; “…bütçe teklifimiz daha müreffeh bir Türkiye hedefimizin dayanağını oluşturmaktadır, ülkemizin gerçeklerine ve ihtiyaçlarına uygun olarak güncellediğimiz tam bağımsız ekonomi rotamızla da örtüşmektedir. Amacımız, daha çok üreten, daha çok istihdam sağlayan, oluşan katma değerden tüm milletimizin yararlandığı tam bağımsız bir ekonomik yapıyı oturtmaktır.”

Bu arada Numan Kurtulmuş, garip bir söz attı ortaya; “Bazıları şimdi bizim Karadeniz’de doğalgaz bulmamızdan rahatsız olmuş, şunu söylüyorlar; ‘ya, Karadeniz’de niye doğalgazla uğraşıyorsunuz? Daha ucuzuna, yarı fiyatına gidin, dünya piyasalarından bulursunuz’ diyorlar.” Kimse yemedi tabii; hemen “kim onlar?” diye soruldu. Yanıt yok…

Alternatif finansman yöntemleri…

Alternatif finansman yöntemleri sözünü duyduğunuzda aklınıza hemen kıdem tazminatı; BES dayatması gibi fonlar gelsin. İnşaatçı müteahhitlerin, yaptıklarını satabilmeleri için finans kurumlarının 10-15 yıl süreli borç vermesi gerekiyor; bankalar, kısa vadeli mevduat topladıkları için işlerine gelmiyor. Bu yüzden de yıllardır alternatif finans yöntemlerinden söz ediliyor. Bütçe sunuşunda sözünün edilmesi, hazırlıkların sona geldiğini gösteriyor olabilir.

Hayal Satıyorlar:

Fuat Oktay, Ülkemizde üretilecek elektrikli araç, batarya, çinko izabe tesisi, polipropilen üretimi, büyük kalibre silah üretimi gibi alanlarda yerli sanayinin desteklendiğini söyledi. Ardından da vurguladı; “çok eskiyi konuşmuyorum, bunlar daha bu haftaki açılışlardan, geçen ayki, bu ayki gelişmelerden bahsediyorum. Temel hedefimiz daha çok üreten, daha çok kazandıran, kazancın tüm milletimize fayda sağladığı, refahı kalıcı olarak yükselten bağımsız bir ekonomik yapı inşa etmektir.”

Eleştirenleri terörist olmakla, yolsuzluk yapmakla suçluyorlar.

Şu sözler Fuat Oktay’ın; “PKK, DEAŞ ve hain FETÖ terörüyle, bu örgütlerle mücadelemiz sizi rahatsız mı ediyor?…Üslup da aynı, terörle mücadelede yanımızda olmayıp Kandil'den aferin almayı tercih edenler de yine bunlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) "AKM" diye, "Gezi Parkı" diye ortalığı ataşe verenler de bunlar.”

Havaya kılıç sallıyorlar

Fuat Oktay, son günlerdeki kur hareketlerinin ekonominin gerçeklerine uygun olmadığını; manipülasyon girişimlerinin artan bir bedeli olduğunu; yönlendirenlere ödeteceklerini söyledi. Bunların kim oldukları belirsiz…

ELEŞTİRİLER:

Bütçeyi neden Cumhurbaşkanı sunmuyor?

Bütçeyi neden Cumhurbaşkanı sunmuyor, memurunu gönderiyor diye çok eleştiri geldi. Haklı olsa da çok geç; bu yıl 4’üncüsü görüşülüyor. İç Tüzüğün 62’nci maddesinde; “Bütçe sunuş konuşmasını yürütme adına CB Yardımcısı veya bir bakan yapar” yazıyor. Yasaya uygun, denecek yok. Zamanında direneceklerdi…

Bütçe sunulduğu gün eridi

(Bu yazıda kullandığım parasal büyüklükleri bütçe görüşmelerinden aktarıyorum. Onların yalancısıyım)

2022 yılı Bütçe Yasa teklifi Meclise sunulduğunda ödeneklerin toplamı 211 milyar dolara eşitti. 6 Aralık günü dolar bazında eridi: 130 milyar dolara düştü.

Neden bütçemizi dolarla ölçüyoruz?

Kamu-özel işbirliği projelerine dolarla para ödüyoruz. 2021 yılı başında dış borçlarımızın TL karşılığı 3,2 trilyon liraydı, 6 trilyon liraya çıktı. 2,8 trilyon lira arttı.

2022 yılında 1 trilyon 400 milyar lira vergi geliri elde edilmesi öngörülüyor. Toplanan verginin iki katı kadar tutarı yitirdik.

Faiz günah olsaydı…

2022 yılında çalışanlardan 241 milyar lira vergi alınması öngörülüyor. Faize ise bütçeden 240 milyar lira ödenecek. Günah olduğuna gerçekten inanıyorlarsa eğer 240 milyar lirayı rantiyeye değil çalışanlara versinler.

Faiz söz konusu olduğunda acayip tutarlar çıkıyor karşınıza, inanamıyorsunuz: Dışarıya 19 yılda 516 milyar dolar faiz ödenmiş.

Vatandaş Türk lirasına güvenmiyor

Meclis muhalefeti Bütçe teklifinin kılına bile dokunamıyor, hiçbir şeyi değiştirtemiyorlar ama önemli bir yararı var: görüşmelerden çok şey öğreniyoruz.

Bankalardaki mevduatın yüzde 63’ünün dolar hesabı olduğunu çok kişi bilmiyordur. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının kendi parasına güvenmemesi acınası bir durum.

Devlet, kendi vatandaşından dolarla-avroyla-altınla borç alıyor. Ocak-Temmuz 2021 arasında 2,9 milyar avro; 2,5 milyar dolar; 130,200 kg altın borç alınmış. Bunlar hangi sınıftan vatandaştır acaba? Kimilerinin bankadan TL karşılığı kredi alıp dövize çevirip yatırdığı söyleniyor. Bu sözlere bakılırsa hepsi zengin değil.

Yolsuzluklar gizleniyor mu?

AKP’lilerin büyükşehir belediyelerini yitirmekten çok muzdarip olduğu görülüyor. Nurettin Canikli, 30 dakikalık konuşmasını İstanbul Belediyesi ihalelerini konuşmakla geçirdi. İstanbul belediyesinin bütçesini konuşmuyoruz sadede gel sözlerine kulaklarını tıkadı.

Sayıştay raporları

Kemal Kılıçdaroğlu, Sayıştay raporlarının sansürlendikten sonra Parlamentoya gönderildiğini vurguladı. Adını belirtmediği bir kurum için düzenlenen 100 sayfa raporun yolsuzluk bulguları çıkarıldıktan sonra kalan 11 sayfa olarak gönderildiğini söyledi.

Daha ilginç bir örnek daha verdi. Bir kurum için düzenlenen Sayıştay raporunda “kurum, bilgi vermemiştir” yazıyormuş. Komisyon görüşmeleri sırasında bakana neden bilgi vermediğini sormuşlar. “biz bütün bilgileri verdik” diye yanıtlamış. Sayıştay temsilcisi söz istemiş ama söz verilmemiş. Konuştursalar hangi bilgileri gizledikleri ortaya çıkacak…

Bütçe görüşmeleri çok öğretici. İzlemeyi sürdürelim.