Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Bunca zaman ve fırtınadan sonra: Che, onların istemediği şekilde hâlâ yaşıyor

O’nu bir örnek olarak kendi rehberimiz kabul etmek, aynı zamanda zorluklar karşısında asla boyun eğmemeye yemin etmek demektir. Gündelik uğraşların içinde, kendi tarihimizi yazma imkânımız vardır. Bu da, onun seviyesine ulaşmakla aynı şeydir.

Foto: Juvenal Balán

Freddy Pérez Cabrera

Yayın Tarihi: 19.08.2025 , 01:21 Güncelleme Tarihi: 19.08.2025 , 01:25

k

"Küba Gerçeği", 2023 Şubat ayında Türkiye Komünist Partisi'nin (TKP) girişimiyle başlatılan bir yayın. Küba'da siyaset, ekonomi, yaşam, kültür gibi konularda Kübalı yazarların ürettiği makalelerin çevirilerini yayımlayan Küba Gerçeği'nde çıkan makaleler, artık soL'da paylaşılıyor.


Komutan Ernesto Che Guevara’nın ne gizemi var ki her yerde karşımıza çıkıyor?

Sadece adını anmak bile, yaşlılar arasında Amerika kıtasının yetiştirdiği en büyük insanlardan biriyle aynı dönemde yaşamış olmanın onurunu paylaşmak için bir yarış başlatıyor; gençler ise Che’den, onlara ait olağanüstü bir şeyin gururuyla söz ediyor.

Onunla kurulan bu bağ ve kişiliğinden yayılan örnek, her yıl dünyanın dört bir yanından binlerce insanın Santa Clara’ya, Bolivya’da yanında savaşan yoldaşlarıyla birlikte naaşının korunduğu Mozole’ye gelmesinin sebebidir. Ziyaretçiler burada ona ve yoldaşlarına hak ettikleri saygıyı sunuyorlar.

Nicolás Guillén, şiirinin o muhteşem ışığıyla, Che’nin Bolivya topraklarında öldüğüne dair kesin haber karşısında şu sarsıcı dizeleri yazmıştı:

Yere düştün diye 
ışığın daha az yüce değil. 
Sessiz kaldın diye 
susmuş değilsin 
Ve seni yakmaları, 
toprağın altına saklamaları, 
mezarlıklara, ormanlara, ıssızlıklara gizlemeleri, 
seni bulmamıza engel olmayacak,
Komutan Che, 
dostum. 
Her yerdesin, 
yaşıyorsun hala,
onların hiç istemediği şekilde.”

Che’nin 9 Ekim 1967’deki ölümünden sonra bir mit doğdu. Portresi Paris ve Berlin’de, Roma ya da Rio de Janeiro’daki gösterilerde protestocular tarafından dalgalandırıldı. Hafif hüzünlü yüzü, sayısız öğrencinin odasını süsledi. O, bir kuşak için yeni bir toplum inşa eden gerillanın simgesi haline geldi; ve meşhur sloganı “Bir, iki, üç, daha fazla Vietnam”, tüm dünyada milyonlarca insan için bir tür inanca dönüştü.

Kendini bir Don Kişot olarak tanımlayan, Rocinante’in (atının) kaburgalarını topuklarının altında yeniden hisseden ve kolunda kalkanıyla yola tekrar koyulan Che, devrimin dönüştürücü eyleminde varoluşunun anlamını buldu. Bu nedenle, devrimci olmayı insan türünün ulaşabileceği en yüksek mertebe olarak tanımladı.

Onun kişiliğinde, insan türünün en iyi yönlerine ait birçok değer birleşti. Che'de en çok öne çıkan şeylerden biri, Fidel’e duyduğu hayranlık, düşünsel yakınlık ve sarsılmaz sadakatti. Bu nedenle ve onu herkesten iyi tanıdığı için, Başkomutan Fidel, "Amerika'nın Gerillası"nı “devrimci yoldaşlarımızın en olağanüstüsü” olarak tanımlamakta haklıydı.

Bu yüzden ve onu en iyi tanıyan kişi olarak Fidel Castro hiç tereddüt etmeden şunu söyledi:

“Che, hiç olmadığı kadar çok savaşı sürdürüyor ve kazanıyor; yüzü, farklı ama aynı derecede aydınlık olarak, artık bir mücadele bayrağına dönüşmüş durumda; düşünceleri ise sloganlara, inançlara ve hayalleri ya da gerçekleri haykırmak veya şarkılaştırmak için söylenen marşlara dönüştü.”

O büyük kahramanlığı anarken, Küba Komünist Partisi Merkez Komitesi Birinci Sekreteri ve Küba Cumhuriyeti Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel Bermúdez şöyle dedi:

“Komutan Ernesto Guevara ve küçük ama yürekli ordusunun Bolivya’da 11 ay süren mücadelede yazdığı destan, hâlâ dünyanın dört bir yanındaki duyarlı insanları derinden etkilemektedir. Teslim olmadan, kahramanca bir direnişin ardından, yaralı ve silahı kullanamaz haldeyken yakalandı. Cellatları, onu katlederken, devrimciliğinin onuru ve vakarına rağmen duraksamadılar; ancak tarihin o katillerle ilgili hatırladığı tek şey korkaklıklarıdır. Buna karşılık, Che’nin görkemi her geçen gün yaşamaya ve çoğalmaya devam ediyor.”

Onun sadeliği, içtenliği, yoldaşlığı, en zor görevleri üstlenmedeki gözükara kararlılığı, devrimci bir savaşın lideri ve ustası olarak kazandığı saygınlık, halkların özgürlüğü için zafer kazanana ya da ölene dek mücadele etme iradesi, Guevara’yı evrensel bir simgeye dönüştürdü.

Karalama kampanyalarına ve dünyadaki milyonlarca insanın zihninden onu silme çabalarına rağmen, Che, katillerinin istediği gibi ölmedi. Onun kişiliği zamanla daha da büyüyor; yeni kuşak Kübalılar, onun ve mirasının simgesi altında büyüdükçe, onu bir paradigma olarak benimsiyorlar.

Fidel, 17 Ekim 1997'de Santa Clara’da onu karşılarken ne kadar haklıydı:

“Che'yi ve adamlarını bir takviye gücü, yenilmez savaşçılardan oluşan bir birlik olarak görüyorum; bu kez yalnızca Kübalılardan değil, bizimle birlikte savaşmak ve yeni tarih ve şan dolu sayfaları yazmak üzere gelen Latin Amerikalılardan da oluşan bir birlik.”

Bugün Che bize ne söylüyor?

Küba’nın bugün tarihinin en zorlu dönemlerinden birini yaşadığı artık bir sır değil. Pandemi sonrası ortaya çıkan küresel krize, halkı teslim almaya çalışan boğucu ve giderek sertleşen bir siyaset eşlik ediyor. Ancak, her türlü eksikliğe rağmen, Küba halkı egemenliğinden ve bağımsızlığından vazgeçmemekte konusunda direniyor.

İşte tam da bu bağlamda, Che figürü yeniden güçlü bir şekilde ortaya çıkıyor. Değerlerin sarsıldığı bu zorlu gerçeklik karşısında, insan şu soruları sormadan edemiyor: Bugün Che olsaydı, bu ideolojik karmaşa döneminde ne yapardı? Kendi kişiliğinde ve eylemlerinde somutlaştırdığı “yeni insan” hakkında ne düşünürdü?

Santa Clara Muharebesi'nin kahramanı, 12 Mart 1965’te Montevideo’da yayımlanan Marcha adlı haftalık dergide, Carlos Quijano’ya hitaben yazdığı ve daha sonra “Küba’da Sosyalizm ve İnsan” adıyla bilinen mektubunda şöyle diyordu: “Sosyalizm gençtir ve hataları vardır. Biz devrimciler, çoğu zaman yeni insanın gelişimini geleneksel olmayan yöntemlerle sağlama konusunda gerekli bilgiye ve entelektüel cesarete sahip değiliz. Ve geleneksel yöntemler, onları ortaya çıkaran toplumun etkisinden kurtulamamıştır.”

Ne kadar doğru ve ne kadar güncel bir düşünce! Fidel daha 1959’un Ocak ayında uyarmıştı: “Bundan sonra her şey daha zor olacak.” Ve gerçekten de öyle oldu. Ama bunca zorluk içinde, zafer umudu ve inancını yaymak için, “emperyalizme en küçük bir taviz bile verilmemeli” diye uyarmak için hiçbir lekesi olmayan Che figürü bir kez daha ortaya çıkıyor. Ve bize bir kez daha şu gerçeği hatırlatıyor: Zaferin formülü, her zaman birlik, fikirleri savunulması, yönetenlerin örnek olması, ahlaki duruş ve vatan için her şeyi feda etme kararlılığı olacaktır.

Bir yönetici ve bakan olarak Che, yeni yönetim yöntemlerini uygulama becerisine sahipti. Hem örnek olarak hem de sıkı bir denetim ve disiplin sistemiyle astlarını sürece dâhil etmeyi başardı. Gençlerden canlılık, dinamizm, cesaret ve atılganlık bekler, onları tüm süreçlerin öncüsü olmaya çağırırdı. Bu düşünce, bugün her zamankinden daha geçerli.

Kahraman Gerilla’nın kişiliğinde ve düşünce dünyasında, bugünün çok yönlü zorluklarıyla başa çıkma yollarını anlamak için birçok ipucu bulunmaktadır.

Gerçekten Che gibi olmak istiyorsak, bir tehlike baş gösterdiğinde ya da zor bir karar alınması gerektiğinde, bir göreve karşı tereddüt yaşadığımızda veya halkla birlik olmanın ne anlama geldiğini vicdanımızda netleştirmek istediğimizde ona başvurmalıyız.

Ne çocuklarına ne eşine maddi bir şey bırakan, ayrıcalığı ve dalkavukluğu reddeden, gönüllü çalışmalarda ve ülkenin içinden geçtiği tüm kritik anlarda en önde yer alan, Fidel’in sadık bir öğrencisi olan bu kişi, bize her an şunu hatırlatıyor: Devrimci olmak, her gün örnek olunarak kazanılan bir niteliktir.

Asla izin vermememiz gereken şey, çocukluktan beri bize öğretilen bu ifadenin boş bir slogana, sadece kelimelerin tekrarı haline gelmesidir. “Che gibi olacağız” sözü, eğer gerçekten onun seviyesine ulaşma çağrısına anlam katmak istiyorsak, taahhütle, ilhamla ve inançla benimsenmelidir.

O’nu bir örnek olarak kendi rehberimiz kabul etmek, aynı zamanda zorluklar karşısında asla boyun eğmemeye yemin etmek demektir. Gündelik uğraşların içinde, kendi tarihimizi yazma imkânımız vardır. Bu da, onun seviyesine ulaşmakla aynı şeydir.


Yazar: Freddy Pérez Cabrera 
Çeviri: Derya Ünlü
Tarih: 13 Haziran 2025
Kaynak: Granma
 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.