Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Buldan'ın ‘medyaya müdahale’ talebine Uçum'dan yanıt: ‘Hem demokrasiden yana olup hem de antidemokratik uygulama istemek çelişkili’

Mehmet Uçum, Pervin Buldan’ın "sürece dair düşmanlık güden medyanın susturulması" talebini isim vermeden yanıtladı. Uçum, "Burada hem demokrasiden yana olup hem de antidemokratik uygulama istemek gibi bir çelişki ortaya çıkıyor" dedi.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 13.10.2025 , 07:49 Güncelleme Tarihi: 13.10.2025 , 08:32

“Hâlâ birçok kanalın ve yorumcunun geçmişteki düşmanca dili sürdürdüğünü ve bu çevrelerin derdinin çözüm ve barış olmadığını, hamaset ve düşmanlık olduğunu açıkça ifade etti. Bazı yorumcuların, habercilerin, kanalların sürecin aleyhine yorumlar, ifadeler kullanması bizim çözeceğimiz bir sorun değil. Çünkü baktığımızda bugün medya da hükümetin elinde, yargı da AKP'nin elinde. Her gücü olan, yaşamın her alanına hakim olan bir iktidardan bahsediyoruz. Dolayısıyla bütün bunları iyileştirmek, ortadan kaldırmak yine iktidarın görevi. Ama bu konuda da bir ilerleme kaydedilmediğini de belirtmek istiyorum.”

Bu sözler İmralı Heyeti üyesi, DEM Parti milletvekili Pervin Buldan’a ait. Buldan, Medya Haber TV'de değerlendirmelerde bulunurken  PKK lideri Abdullah Öcalan’ın medyaya ilişkin şikayetine dikkat çektiğini vurgulamış, iktidara çözmesi için açık çağrıda bulunmuştu.

Buldan’ın sözleri gündem oldu. 

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum Buldan’ın ismini vermeden gönderme yaptı. Uçum, talebi, “demokrasiden yana olup antidemokratik uygulama istemek gibi bir çelişki” sözleriyle değerlendirdi.

Mehmet Uçum, iktidarın “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı sürecine ve Pervin Buldan'ın iktidardan “talebine” ilişkin olarak gönderme yaptığı yazısı Anadolu Ajansı’nın sitesinde yayımlandı. “Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir” notlu analiz yazısında dikkat çeken notlar var.

Uçum, sürecin AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 1 Ekim 2024’teki TBMM açılış konuşmasından sonra MHP lideri Bahçeli'nin elini sıkmasıyla başladığını ifade etti. Uçum, bu süreci "Geçiş süreci" ve "Demokrasiyi geliştirme süreci" olarak iki ana aşamaya ayırdığını belirtti. 

"Geçiş sürecinin" bölgedeki bütün Kürtler'e yönelik bir süreç olmadığını söylerken, "Dolayısıyla buradaki öznelerin, Kürtlerin tamamının temsilcisi olarak kabul edilmesi ve Kürtlerin tamamına yönelik konuşulması da asla söz konusu değildir. Tersi de doğrudur. Farklı siyasi mecraların temsilcilerinin, terörün ve şiddet siyasetinin sona erdirilme sürecinde, Öcalan ve iradesine tabi olanlar dışında, özne olması mümkün değildir" ifadelerini kullanması dikkat çekti.

İktidar kanadından da muhalefet kanadından da sürecin, "yeni anayasa" hazırlıklarından bağımsız olduğunu ifade eden demeçler verilirken Uçum, "Büyük bir hukuk reformu ve yeni anayasa perspektifiyle yürüyecek bu süreç, geçiş sürecine yapıcı olarak etkin destek veren tüm demokratik kesimleri öne çıkarır. Geçiş sürecinin öznelerini de ülkenin demokratik siyasetinde çok etkili ve kapsayıcı bir noktaya taşır" dedi.

‘Hem demokrasiden yana olup hem de antidemokratik uygulama istemek gibi bir çelişki ortaya çıkıyor’

Uçum yazısının “dil konusu” ara başlıklı kısmında Buldan’a gönderme yapıyor. 

Yazının ilgili kısmı şöyle:

“Bazı çevreler kendi cephesinden karşı tarafın dilinden şikayet ediyor, niye engel olunmadığından yakınıyor. Kendi açılarından haklı da olabilirler. Ancak burada hem demokrasiden yana olup hem de antidemokratik uygulama istemek gibi bir çelişki ortaya çıkıyor. Buna dikkat edilmesi gerekir. Ayrıca sürece karşı olanlara baskı yapın ama sürecin yanında gibi durup fikri ve fiili sabotaj yapanlara bir şey yapmayın anlamına gelecek bazı izlenimler oluşturmaya da izin vermemek gerekir.

Bir de yapıcı ilişkilere ve görüşmelere rağmen yanlışların oluşmasına izin vermemek gerekir. Aksi halde niye bu görüşmeler yapılıyor diye düşünülebilir. Hele 'Öcalan'a rağmen Öcalan'ı koruma' yaklaşımı içinde olup geçiş sürecine öznel ön şartlar icat edenlerin ve bu yönde organizasyonlara girişenlerin durumu doğru değerlendirmesi gerekir. Öcalan'ın kendisi dahi sürece daha nitelikli katkı yapmak için koşullarını rahatlatmak dışında başka bir şart ileri sürmezken, birilerinin daha ileri taleplerle bunun üzerine gitmesi geçiş sürecine zarar vermekten başka bir sonuç doğurmaz. Öcalan'ın süreçteki yapıcı rolü daha iyi anlaşılmalıdır.

Geçiş sürecinin başarıya ulaşması için çaba gösteren tüm çevrelerin ve kişilerin bu sürecin dili konusunda da çok dikkatli olması son derece önemlidir. Fiili ve fikri sabotajlara karşı tedbir almak herkesin görevidir.”

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.