Sayfa yolu
Buca'da halkın temsilcileri seçildi: 'Kapitalizmde güvenli yaşamak diye bir şey yok'
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
soL - İzmir
Yayın Tarihi: 17.04.2022 , 21:29 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
TKP'nin eşitlik ve özgürlük için halkın temsilcilerini seçtiği toplantılar bugün de devam etti. İzmir'de ilki iki ay önce Çiğli'de yapılan toplantılar bugün Buca'da yapılan toplantıyla tamamlandı.
İzmir Buca Düğün Salonu'nda yapılan toplantıya TKP Merkez Komite üyesi Başar Özer katıldı. Emekçilerin artık bir adım öne çıktığını söyleyen Özer "Patronu tarafından 'sen siyasetten anlamazsın otur önündeki işi hallet' dedikleri, dalga geçtikleri işçiler, motokuryeler, esnaflar aday oluyor, bu kürsüye çıkıp hayallerini, mücadelelerini arkasına alıp savunuyorlar" dedi.
İktidar ve muhalefetin ikiyüzlü politikaları
Tüm dünyayı tehdit eden savaşın ve yıkımın başka bir boyuta taşındığını gördüklerini dile getiren Özer "Her iki taraf da nükleer silahlardan, nasıl ve ne ölçüde kullanılacağından bahsetmeye başladılar. Biz bu tabloyu endişe ile izliyoruz. Bu karanlık tablonun ortasında ülkemizdeki siyasi iktidarın ikiyüzlü politikalarını da görüyoruz" ifadesini kullandı.
Özer "AKP ne barışın temsilcisidir ne de Türkiye tarafsız ya da bağımsızdır. Bunların en büyük kanıtı yurt içindeki NATO karargahlarıdır. Şirinyer'de bulunan Kızılçullu mevkiindeki karargah bir zamanlar köy enstitüsü idi. Cumhuriyet tarihinde aydınlanma açısından çok önemli bir okuldu. Sonrasında Adnan Menderes tarafından burası komünist yetiştiriyor denilerek kapatıldı. Bu karargahlar ve depolanan mühimmatlar olduğu sürece Türkiye güvenli olamaz" diye konuştu.
Ali Babacan'ın ODTÜ'de kendisine yönelik tepkilerin ardından ''herkesin düşüncesine saygı duyulmalı'' diye açıklama yaptığı ancak kimsenin Babacan'ın öğrenciler üzerinde protesto ve kısıtlamalar varken hizmet ettiği hükümete biatından bahsetmediğini dile getirdi.
Özer "Kimsenin bize verecek bir şeyi olduklarını düşünmüyoruz. Ulaşım sorunu ayrı bi problem, otobüse binmek, dün 4,65 kuruş iken bugün 6,5 lira oldu, yarın ise 7 küsür lira olmasını bekliyoruz, burada belediyelerin hiç mi kabahati yok? İşte biz bu saçmalığı reddediyoruz. Keşke muhalefetin iki yüzlülüğü burada kalsaydı koca koca belediyelerde zam yaratmadan durmuyorlar, bir de pişkin pişkin çıkıp elbette öğrencilere zam yapacağım yapmasam yanlış olur diyorlar. İzmir belediye başkanı da çıkıyor diyor ki ben ulaşıma her ay TÜFE oranında zam yapacağım. Biz bu tabloyu kabul etmiyoruz, belediyelerin tek amacı halka hizmettir, belediyeler şirket değildir" dedi.
Daha sonra TKP milletvekili adayları kürsüye çıktı.
Adaylar şöyle konuştu:
'Bilimin insanlık için yapıldığı geleceği kuracağız'
Nursel Ünal: Ben bir fizik öğrencisiyim bilim insanı adayıyım, bilim ve aydınlanma karşıtlarının iktidar olduğu bir ülkede bilime katkı sağlamaya çalışıyorum. Ancak bu düzenin bana vadettiği seçenekler ya işsizlik ya da kariyerist rekabetçi bir propagandalarla ağır sömürü koşullarında akademisyen olmak, emeğimizi patent çiftliklerine dönüşmüş laboratuvarlara hapsetmek, ya da özel okul patronlarının kârlı öğretmen deposu olmak. Ancak biz komünist öğrenciler geleceğe baktığımızda yalnızca bunları görmüyoruz; yalnızca işsizliği, gericileşmiş-piyasalaşmış akademiyi, ağır sömürü koşulları altında yaşayıp temel ihtiyaçlara bile erişememeyi görmüyoruz. Bilimin insanlık için yapıldığı, ilerici, laik, aydınlık geleceği görüyoruz. O geleceği biz kendi ellerimizle kuracağız.
'Tek öğrendiğim nasıl sömürüldüğüm oldu'
Doğukan Aksoy: Dokuz Eylül Üniversitesi işletme bölümünde okuyan bir öğrenciyim. Hem okuyan hem de çalışmak zorunda kalan milyonlarca gençten birisiyim. Hayatımız tamamen şuna döndü; ulaşım para, ısınmak para, barınmak para, bu çarkta geçinmeye çalışan öğrencileriz. Fazlasıyla geri ödetecekleri öğrenci kredisine bizi muhtaç ettiler. Yetmiyor.
Yaz tatillerinde otellerde ucuz iş gücü olarak çalıştım. Hem okudum hem çalıştım hem de borçlandım. Bu sistemde öğrendiğim tek şey nasıl sömürüldüğüm oldu. Kendim için hiçbir talebim yok. Biz istiyoruz ki ekonomi her alanda devletleştirilsin. Ulaşım, barınma, ısınma gibi en temel insani haklar ücretsiz olsun. Kimse kimseyi sömürmesin.
Bu düzeni değiştirmemiz bu bataklıktan çıkmamız gerek. Bu düzeni örgütlenerek değiştirmek zorundayız.
'Ekmekten mi makarnadan mı tasarruf edeceğiz'
Kadir Pekgüzel: Öncelikle sesimize kulak verip buraya gelen herkesi selamlıyorum. Türkiye Komünist Partisi'nin eşit, özgür ve aydınlık bir ülke için yaptığı bu çağrıya ben de geleceğin bir sinema emekçisi ve öğrenci aday adayı olarak katılmak istedim. Güzel sanatlar fakültesi film tasarım öğrencisiyim ve aynı zamanda çalışan bir emekçiyim. Yaklaşık olarak 4 yıldır İzmir'deyim. İnşaatta, otelde, hastanede ve pastanelerde çalıştım. Şimdi bir fotoğrafçıda çalışıyorum. "Aslında aileme yük olmamak için çalışıyorum" değil mesele. Ailemin ve ailelerimizin bu gücü karşılayacak durumu olmamasından çalışıyorum.
Artan maliyetlerden dolayı binlerce sıra arkadaşımız okulu bırakıp gitmek zorunda kaldı, kimileri hiç gidemedi, her gün makarna yemek zorunda kalıyoruz. Bu koşulların yanında hala bize tasarruf çağrısından söz edenler var. Ekmekten mi, makarnadan mı tasarruf edeceğiz? Okullarda, işyerlerinde, sokaklarda, caddelerde.. aklınıza gelebilecek her yerde, her alanda mücadelemiz devam ediyor. Ve biz gençlik olarak artık bu mücadelemizi taçlandırmak istiyoruz. Biz biliyoruz ki kapitalizm, bizim sorunlarımızı çözemez. Çünkü kapitalizm bu sorunların kaynağıdır. Ve biz bugün biliyoruz ki bu sorunlar kendiliğinden de çözülmez. Bu düzeni değiştirmek, el birliğiyle yıkıp yenisini inşa etmek için hepinizi TKP gönüllüsü olmaya davet ediyorum.
'Kapitalizmde güvenli yaşamak diye bir şey yok'
Elif Doğan Çiftçi: İş güvenliği uzmanı olarak çalışıyorum, her yıl 2000 kadar işçinin çalışarak öldüğünü ve çalışmanın bedeli olarak bu kazaların gerçekleştiğini net bir şekilde biliyorum. Her gün onbinlerce çalışan işçi iş kazalarından gözünü, kolunu, bacağını kaybediyor. Kapitalizmde güvenli yaşamak diye bir şey yoktur, hangi çalışan unvan sahibi olursak olalım daha az sömürüldüğümüz anlamına gelmiyor. Çevremizdeki emekçiler ile her geçen gün sohbet ettiğimde umutsuzca söylenmelerini duyuyorum, "bana siz baret tak, tüm İSG ekipmanlarını al diyorsunuz da benim evime aylardır et girmiyor farkında mısınız gidin o patronlarınıza söyleyin" diyorlar. İşçileri işten atmayacağız diyorlar fakat 1000 TL kadar maliyetle sömürüp işte tutmayı çok iyi biliyorlar. Genç bir kadın olarak söylüyorum bir yol daha var eşit ve özgür bir ülkede sömürülmeden,
ürettiklerimizi kullanabileceğimizi biliyoruz, düzeni değiştirerek başarabileceğimize inanıyorum.
'4-5 ay maaş alamayan işçi arkadaşlarımız var'
Doğukan Ada: Bir tekstil fabrikasında işçiyim, işimi seviyorum fakat bu şartlarda değil. Gece 10-12'lere kadar çalışmamıza rağmen patron ve müdür baskısı, korkusuyla yaşıyoruz. Yeri geldiğinde 4-5 ay maaş alamayan işçi arkadaşlarımızın olduğunu görüyoruz. Kendimize birey olarak vakit ayırabildiğimiz, sömürülmediğimiz bir düzen istiyoruz. Ben de mecliste işçi sınıfını temsil edebilecek bir milletvekili olduğunu düşünmediğim için TKP Milletvekili aday adayı oldum.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
