Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

Bu yıl 17 Ağustos’ta komünizmi konuşmalıyız

Nedir komünizm? Herkese ihtiyacına göre, herkesten yeteneğine göre. Tıpkı Hülya’nın ve diğer yüz binlerce insanımızın depremin ardından yaşadığı gibi.

Yiğit Günay

Yayın Tarihi: 17.08.2023 , 00:00 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:12

Bir kez daha, 17 Ağustos Depremi’nin yıldönümündeyiz.

Konuşmamız gerekenleri bu yıl da konuşacağız. Ve geçen yıla, ondan öncekine benzeyecek konuşacaklarımız: Çünkü düzen, düzeltilmesi gereken hiçbir şeyi düzeltmiyor.

Fakat, 6 Şubat depremini yaşadığımız bu yıl, bir başka şeyi daha konuşmalıyız. Hemen her afetten, felaketten, olağanüstü durumdan sonra, birer insan olarak birbirimize el uzattığımız, yanımızdakiyle omuz omuza vermek durumunda kaldığımız o anlarda tekrar tekrar, belki adını koymadan hissettiğimiz bir gerçeği.

Komünizmi.

* * *

Hülya Bozkurt. 55 yaşında, ev emekçisi.

Hatay’da yakalandı depreme. İlk günleri, birçok depremzede gibi, çaresizlikle geçti. Telefonunu şarj edebilmek, ekmek, su, gıda bulabilmek için dolaşıyordu. Armutlu tarafında bir şeyler dağıtıldığı çalındı kulağına.

“Mahallemiz Turunçlu’dan Armutlu’ya yol, normalde 20 dakika. Biz o yolu, enkazların arasından yürüye yürüye, bir buçuk saatte gittik.”

Vardıklarında, “kırmızı önlüklüler”i gördü. Stantlar kurulmuştu, ekmek, su, gıda, ilaç, mama dağıtılıyordu. İhtiyaçlarını karşıladılar. Bir hafta boyunca, ihtiyaçlarını gidermek için o 20 dakikalık yolu bir buçuk saatte yürüyerek kat ettiler.

Bir hafta sonra, kırmızı önlüklüleri kendi mahallelerinde, Turunçlu’da gördü Hülya. Sıra ondaydı. “Bahçemizi açtık mahallelilere daha hızlı ulaşılabilmesi için.” Çadırlar kuruldu Hülyaların bahçesine. Hülya da başladı çalışmaya.

İhtiyacını alıyor, yeteneğini sunuyordu.

* * *

Nedir komünizm?

Özel mülkiyetin, sınıfların ortadan kalkacağı bir düzendir. Hem çok boyutlu ve karmaşıktır, hem de basittir.

Basit olan kısmı şöyle özetlenir: Herkese ihtiyacına göre, herkesten yeteneğine göre.

Tıpkı Hülya’nın ve diğer yüz binlerce insanımızın depremin ardından yaşadığı gibi. “Bizde yeterince gıda var, siz onu başkalarına götürün” diyenlerimizin ihtiyacı kadarını aldığı, İstanbul’da yardım kolisi bantlamaktan Maraş’ta enkaz kazmaya kadar birçoğumuzun elinden geleni yaptığı gibi.

Elbette “komünizm gelmedi” depremden sonra. Ama çok sayıda insan, “komünistçe yaşadı” uzun süre.

* * *

6 Şubat depreminin ardından hükümet ve devlet çok kötü, komünistlerse çok iyi bir sınav verdi. Bunun sebepleri üzerinde çok duruldu. Komünistlerin örgütlülüğünden, disiplininden, fedakarlığından, çalışkanlığından bahsedildi. Doğruydu tümü.

Ama bir de, halkımızın kırmızı önlüklülerle anında uyum sağlaması boyutu vardı. İşte bu yıldönümünde, bunu da düşünmeliyiz.

Asırlardır kapitalizm yanlıları “her şey karşılıklıdır” diyorlar. “Herkes kendi çıkarının peşinde koşunca verimlilik artar” diyorlar. Ama ne zaman işler sarpa sarsa, çoğumuz, öyle uzun uzadıya düşünmeden “rekabet”i, “kendi bacağımızdan asılma”yı değil, dayanışmayı, omuz omuza vermeyi seçiyoruz.

Aksini yapan yok mu? Devletin yardım çadırlarını sattığı yerde, insanlığını satan olmaz mı hiç… Var elbette.

Ama, bunca çürümeye rağmen, şüphesiz, azınlıktalar.

* * *

Antropolog David Graeber, “Borç” kitabında şöyle diyor:

“Büyük felaketlerin hemen ertesinde —sel, elektrik kesintisi veya ekonomik kriz— insanların bu şekilde davranma eğilimi göstermesinin, neredeyse komünizme dönüş yapmasının sebebi de belki budur. (...) Böyle bir anı yaşamış olan kişi, olağandışı özelliklerinden, yabancıların nasıl kardeş haline geldiğinden ve insani toplumun sanki yeniden doğduğundan bahsedebilir. Bu husus önemlidir, çünkü sözünü ettiğimiz şeyin işbirliğinden ibaret olmadığını gösterir. Aslında komünizm insanlığın tüm sosyalleşme yeteneğinin temelidir. Toplumu mümkün kılan budur.”

* * *

Sıla Keremoğlu. Depremden üç gün sonra Hatay’dan ayrıldı, Mersin’e gitti. Bir buçuk ay kaldı. Hep tedirginlik vardı içinde, memlekette kendilerini ne beklediğini kestiremiyordu. Döndüğünde baktı ki yan binalarına “kırmızı önlüklüler” yerleşmişti.

Kısa sürede rahatladı. “Onlar buradayken biz güvende hissettik kendimizi. Hâlâ da öyle hissediyoruz” diyor. “Bir aile gibi olduk” diye ekliyor.

“Yabancılar”, kardeş oldular.

* * *

Patronlar, çoğunu hiçbir zaman ödemeyecekleri miktarlarda bağışlar açıklayıp şov yapar, bir yandan da enkaz kalkınca kazanacakları paraları düşünüp ellerini ovuştururken, afet bölgesinde halk elinden geleni yapıyor, ihtiyacı kadarını alıyordu. Komünistlerle birlikte, komünistçe çalışıyordu.

Bunun üzerine düşünmeliyiz.

Olan biteni, bir çeşit “hepimiz özümüzde iyiyiz” düşüncesine bağlamak hata olur. Zira “kırmızı önlüklüler”i ayırt eden “iyi insanlar” olmaları değildi. İyilerdi elbette, ama, asıl, örgütlülerdi. Tepeden tırnağa ne yaptıklarını biliyorlar, planla, disiplinle hareket ediyorlardı.

Bir iradenin ortaklarıydı her biri.

Depremle ancak böyle bir irade başa çıkabilir. Yalnızca deprem sonrasıyla değil, öncesiyle. Yani, bugün konuşacağımız, depremin yıkıcılığını önlemek için yapılması gerekenlerle. Bunlar ancak ne yaptığımızı bildiğimizde, planla, disiplinle altından kalkabileceğimiz şeyler.

6 Şubat’ın sonrasında çok sayıda insan, bu iradeyi komünistlerin taşıdığını gördü. Yine birçoğu, bu iradenin ortağı olmaya karar verdi.

“Öncesinde biz komünist dendiği zaman ürperirdik” diyor Hülya Bozkurt. “Ama bu arkadaşlarla yaşamaya başlayınca… Her gün aynı disiplinle ve umutla hareket eden bir toplam gördük. Bunu görünce TKP üyesi olmaya karar verdik.”

* * *

Artık sık sık söyleniyor:

“Ülke enkaza döndü.”

Depremin yarattığı enkazdan çıkışta komünizmin ilkesini, “herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre” anlayışını benimsedik.

Şimdi ülkemizde yarattıkları enkazı aynı anlayışla kaldırmayı düşünmeye başlamalıyız. Bir kez daha enkaz altında kalmamak için. Kendimizi güvende hissetmek, bir aile olmak için.

O iradenin ortakları olmayı düşünmeliyiz bu yıldönümünde.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.