Sayfa yolu
Bir metrekarelik hücrede Avrupa’yı beklemek: Mazot, ter ve 15 kilometrelik araf
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Yayın Tarihi: 03.09.2026 , 11:07 Güncelleme Tarihi: 03.09.2026 , 11:13
Ağustos güneşinin altında asfalttan yükselen ısı, Hamzabeyli sınırındaki 15 kilometrelik metal yığınını dalgalanan bir serap gibi gösteriyor.
Emeklilik yaşına gelmiş olan Menderes, Belçika'ya ulaştırması gereken tonlarca yüküyle, saatte sadece birkaç metre ilerleyebildiği bu cehennemin tam ortasında.
Devletin “modernizasyon” diye sunduğu ve şoförlerin “gözaltı” adını verdiği gümrük parkına ulaşabilmek için, önce sıraya girmek üzere girdiği sıranın bitmesini beklemesi gerekiyor.
Bir metrekarelik hücrede günlerce bekleyiş
Menderes’in direksiyon salladığı TIR’ın kabini, onun hem evi hem de bir metrekarelik hareket alanına sahip hücresi. Belçika'nın şık mağazalarına ya da fabrikalarına girecek ürünleri taşırken, kendisi günlerdir duş alamadığı için ter, mazot ve yorgunluk kokuyor:
Burada kuyruk 15 kilometreyi buldu neredeyse. Sırası gelen kişiye gümrükten bilgi mesajı geliyor. O da sıraya giriyor. Sonrasında da yola çıkmak için yasal bekleme süresinin bitmesini bekliyor. Ama her yer pislik içinde, sıraya girme kuyruğunda tuvalete gidecek yer bile yok. Bu mevzu artık sıradan bir sorun haline geldi. Nereye baksan çöp, pislik içinde. Ama ne ilgilenen var ne de bunu dert edinen.”
Habere konu olan o kuru "her yer pislik içinde" cümlesi, buradaki gerçeği anlatmaya yetmiyor. Yol kenarları asfaltta eriyen pet şişeler, güneşin altında çürüyen yiyecek artıkları ve rüzgârla savrulan naylon poşetlerle dolu.
Gündemde kendine yer bulamayan gerçek yaşam öykülerini ve asıl konuşmamız gereken emekçilerin sesini daha çok duyurmak için soL'a abone olun. Bu mücadeleyi birlikte büyütelim.
Ne yapsın şoförler? Ne ihtiyaç giderecek bir yer var ne çöplerini atacakları bir şey. Günlerce bekleniyor. Buraya çöp atmak elbette doğru değil ama bir çare de kalmıyor, bu sıcakta güneşin altında bekliyor herkes. Arabada bekletseler atıkları kokuyor, duş alacak yerlerimiz yok, en basitinden tuvalet bile yok.”
Daha da ağırı, en temel insani ihtiyaçlar için bile bir tuvaletin bulunmaması. Gecenin karanlığında veya güpegündüz kavurucu sıcağın altında dorse aralarına sığınmak zorunda kalan adamların bekleyişi, rölantide çalışan yüzlerce motorun boğuk uğultusuna karışıyor.
'Müjde' diye sunulan araf: GTİ parkları
Menderes "Sıraya girmek için bile sırada bekliyoruz," diyor acı bir tebessümle.
Sistem şöyle işliyor: 15 kilometre boyunca milim milim ilerleyerek, Ulaştırma Bakanlığı'nın "yap-işlet-devret" modeliyle inşa ettirdiği Gümrük ve Turizm İşletmeleri (GTİ) park alanına ulaşıyorsunuz.
Ancak burası son durak değil, esas bekleme süreci burada başlıyor. Şoförler, devasa bir arafı andıran bu asfalttan avluda, cep telefonlarına gümrükten gelecek olan sıradan bir onay mesajını bekliyor.
Devasa bir arafı andıran bu asfalttan avluda, cep telefonlarına gümrükten gelecek olan sıradan bir onay mesajını bekleyen Menderes, bu saçmalığı acı bir gerçeklikle özetliyor:
Kimin sırası gelirse mesaj geliyor ve çıkışa doğru devam ediyor yani Bulgaristan'a. Ancak burada bekleme süresi yine 20 saat. Çoğu zaman 40, 50 saat bekliyoruz. Yol sırası bitiyor, sonra burada tekrar gümrük sırası bekliyoruz.”
GTİ’lerde bir berber, market ya da tuvalet var. Ancak o asgari "lüks" tesise ulaşana dek yolda geçen günlerin telafisi yok. Arabayı bırakıp bir yere gidemezsin, aksi takdirde sıranı kaybedersin. Kabine zincirlisin.
Yoldayken kimse bir yere kıpırdayamıyor. Ne tuvalet ihtiyacı ne hastalık. Zira TIR’ı bırakıp başka yere gitme şansın yok. Mecbur arabanın üzerinde kalacaksın. Hafif hafif ilerleyerek işte bu GTİ'lere kadar geliyoruz. Orası işkence, burası gözaltı gibi düşün.”
‘Sadece kaza olunca hatırlanıyoruz’
Menderes'in sitem dolu sözlerinde ifade ettiği gibi uzun yol şoförleri ancak iki şekilde hatırlanıyorlar:
Uzun yol şoförleri bir kazada hatırlanıyor başka bir şeyde değil. Ha yalan yok bir de deprem olunca 'aslan şoförler uykusuz günlerce yardım eşyası taşıdılar' diye haber olmuştu. E işte burada yaşananlar neden haber olmuyor, her yer pislik içinde, kilometrelerce beklemelere çözüm bulunmuyor. Buradaki trafiği kolaylaştıracak adımlar atılmıyor.”
Kriz bitip sistem normale döndüğünde, o kahramanlar yeniden görünmez oluyor.
Menderes telefonuna bakıyor, beklediği o mesaj hâlâ gelmemiş. Belki bir, belki iki gün daha bu “gözaltı” alanında kalacak, ardından Bulgaristan üzerinden Belçika'nın o pürüzsüz otoyollarına çıkacak.
Yükünü teslim edip döndüğünde ise, aynı kısır döngü, aynı çöp yığınları ve aynı görünmezlik onu sınır kapısında bekliyor olacak.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.