Sayfa yolu
Tır şoförleri soL'a anlattı: Masraf azalsın diye eşini yanında taşıyanlar var
Yayın Tarihi: 07.01.2022 , 09:20 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10
Her gün gelen zam haberleri ve Türk Lirası'nın Dolar karşısında değer kaybetmesi taşımacılık ve nakliye sektörünü de etkiledi.
Uzun yol şoförleri, namı diğer tır şoförleri, ayda ortalama 10 bin km yol yapıyorlar. Günlük hareket etme sınırları ise 9 saat. Akabinde 11 saat mola vermek zorundalar. Hafta bir 24, ikinci hafta da 48 saat mola verme zorunlulukları var ama bunları yerine getirmenin mümkün olmadığını, ne mola verecek servislerin yeterli olduğunu ne de bu hayat pahalılığında buralara güç yetirebileceklerini söylüyorlar. Zaman ve para bulsalar dahi şirketlerin "hemen yola çık" baskısı altındalar.
"Cepten yiyip patrona çalışıyoruz"
Kimi kendi aracıyla çalışırken, kimisi filo şirketlere şoförlük yapıyor. Her şoförün hayali bir zaman sonra kendi aracını alıp "patronun ağız kokusunu çekmektense borç yükünü göze almak" iken şimdilerde çoğu şoför sadece karın tokluğuna yola çıkıyor.
Oğuzhan bir uzun yol şoförü. Eskiden Iğdır üzerinden servis ve dağıtım işleri yaparken bu kış rotası memleketin en batısı, İzmir olmuş. Tüm sertifikaları tamamlanmış, yeterliliği olan bir şoförün aylık kazancının ortalama 6-7 bin lira arası olduğunu söylüyor. Çoğunlukla bunun ez az üçte birinin de yoldaki kişisel masraflarına harcandığını söylüyor. Kira ve faturalara yansıyan zamlardan sonra elde avuçta bir şey kalmıyor maaştan.
"Zaman zaman ay sonunda elimde hiç bir şey kalmıyor. Mazot, bakım ve otoyol masrafları zaten sınırları aşmış durumda. Sektör berbat. Gerçekten karın tokluğuna çalışıyor bir çok şoför. Mesela günlük yemek yevmiyemiz 80 ila 100 lira arası. Şirketten şirkete değişiyor. Ama servislerde bugün yiyebileceğiniz en ucuz yemek 40 lira. Doyabileceğiniz demiyorum bakın yiyebileceğiniz yemek 40 lira, 50 lira. Hadi tamam desen 2 öğün ediyor. Mesela eskiden ben 3-4 bin liraya aylık çalışıldığı zamanlarda para arttırabiliyor, eve daha fazla katkı sunabiliyordum. Ancak şimdi hayal oldu bunlar " diyor.

"Cezalar şoföre kesiliyor. Halbuki olması gereken patronlara kesilmesi"
Yusuf'sa daha çok Doğu illerine sevkiyat yapıyor. Çalıştığı şirket sırtına ne yüklerse onu götürüyor. Giderken güzergahı Antep ve Urfa. Dönüşte de Hatay'dan demir çelik yüklüyor. Memleketin dört bir yanında aynı sorunların olduğunu anlatıyor.
"Şimdi benim günlük yol kotam 9 saat ile sınırlı. Doğrusu da bu zaten ama bu saat içinde yük yetişmeyince şirket bizi sorumlu tutuyor. Risk alıp yola devam etsen, ilerde bir çevirme olsa cezayı ben yiyorum, şirketin umurunda olmuyor. Hadi desem 9 saat oldu mola vereyim, nerede vereceğim? Her yerde servis yok, alt yapı yetersiz. Bir çok alan işgal ettiğimizi düşünerek tesis tırları almıyor. Yol kenarında mola versem ihtiyaçlarımı nasıl karşılayacağım?"
Evli ve çocuk babası olan Yusuf ayda bir kaç kez çocuklarını görebildiğini söylüyor. "Eskisi gibi farklı şehirlerden bir sürü oyuncakla değil, eli boş dönüyoruz artık çocukların yanına."
"Yollarda yemek yemek hayal oldu. Yemediğin zaman da konaklamaya izin vermiyorlar"
Hasan'ın hareket merkezi Mersin Limanı. Güzergahı genellikle İstanbul'a doğru. Gebze, Dilovası, Çorlu derken ülkenin sanayi havzalarına taşımacılık yapıyor.
"Geçen gün tesisin birinden kovulduk. Böyle demek insanın zoruna gidiyor tabii ama ne yapacaksın? Artık bir çok yerde yemeğimizi kendimiz yapıyoruz. İyi ama bizim girdiğimiz, gittiğimiz yerler çoğunlukla şehir merkezi olmuyor ki. İnsan yüzü görmediğimiz zamanlar oluyor. Dolayısıyla yemek için aldığımız malzemeler de pahalıya denk geliyor. Yol üstü bir yerlerden alıyoruz. Para verip yesen 40-50 lira. Kendimiz yapalım desen 10 lira aşağısı oluyor ya da olmuyor. Yemek yaptım desen bulaşığı dert, yıkaması dert. Tesisten görevli geldi, hadi gidin yer işgal etmeyin dedi... E şimdi ben yola çıksam Takograf'ta yaptığım km belli. Polis çevirse ne yapacağım? İtiraz ettim. Polis çağırdılar. Polisin biri kalk buradan git dedi. E şimdi gitsem ilerdeki polisin ceza yazmayacağının garantisi var mı? Zaten kar, kış, kıyamet demeden yol gidiyoruz."

İmkanı olanlar evini kapatıp ailesiyle yola çıkıyor
Birçok şoför geride bıraktığı ailesine eskisi gibi bakamıyor. Zira elde kalan para ne mutfağa ne yiyeceğe yetiyor. Eskiden bu tür örneklerin "ilginç haberlerin" konusu olduğunu söyleyen Hasan, ailesiyle yola çıkanların yaygınlaştığını ifade ediyor.
"Şimdi bir çok aile ev yakacak odun, kömür, yakıt derdinde. Nasıl geçinecekler? Çocuğu büyümüş olan, üniversiteye giden varsa hemen eşini uzun yolda yanına alıyor. İki hafta kalorifer yakmasa kendisine kâr sayıyor. Bu kış ben iki ton kömür aldım, yetecek mi bilmiyorum. Çocuksuz şoförler ile çocukları başka şehirlerde okuyan şoförler eşlerini yanına alıyor masrafları azaltmak için. Ama bu da daha zorlu bir süreç; yollar berbat, mola yerleri uygun değil. Çilesini çekiyor herkes"
"Özel otoyollarda resmen soygun var"
Oğuzhan şoförlerin içine düştüğü açmazlara bir örnek olarak yaşadığı olayı şöyle anlatıyor:
"Şimdi iki ana güzergahım var benim. Biri Tem otoyolu. Ankara'da başlar İstanbul'da biter. Diğeri de İzmir otoyolu. Aydın'da başlar Bursa'da biter. Şimdi ben normalde zamlardan önce rutin olarak 57 lira otoyol ücreti ödüyordum. Otobana girdim. Malum 9 saat kotası olunca durdum mola verdim bir yerde. 11 saat mola vermem zorunlu. Hareket etsem ceza yerim. Sonra yola çıktım gişeleri geçtim fatura geldi 571 lira. Önce yanlış okudum sandım ama baktım yok, 571 lira. Hemen kurumu aradım ne bu fiyat diye, 12 saatten fazla otobanda kalmak yasak olduğu için ceza yemişim. İyi ama ben uzun yol şoförüyüm benim 11 saat mola vermemem de suç. Bunun günahını kim ödeyecek? Hepsi şoförlerden çıkacak. Böyle bir saçmalık olabilir mi? Resmen soygun bu. Arayıp sorunca da gülerek mahkeme kapısı açık diyor. Yahu benim adliye yüzü görmüşlüğüm mü var? Uzun yol şoförüyüm nerede hakkımı arayacağım? Hepsi soyguncu bunların."
"Şoförlerin her biri yalnız. Normalde böyle gitmez kontak kapatmak lazım"
Hasan'ın bindiği araç 8 yıllıkmış. Uzun yol araçları için fazla sayılabilecek bir süre. Ancak şirketin artan yedek parça maliyetlerinden ve akaryakıt zamlarından dolayı araca eskisi gibi bakım yapmadığını ifade ediyor.
"Dört teker üzerine gidiyoruz. Şimdi bu aracın freninde, lastiğinde, motorunda bir sorun olsa ne olacak? Hadi kendi canımdan geçtim. Yollarda onca araç var, can var? Bu riski kim alıyor? Ben almak zorunda kalıyorum. Neden? Şirketin masrafı olmasın diye. Ancak böyle gitmez bu. Zamlar böyle giderse akaryakıt fiyatları artmaya devam ederse kapatılması gerekir kontakların. Ben böyle düşünüyorum. Ancak çoğu şoför birbirinden habersiz. İletişim zor. Konaklama yerlerinde herkes kendi memleketlisi ile görüşüyor. Ama herkesin derdi aynı. Biz durursak Türkiye durur. Mesela Hatay'ın ihtiyacı Konya'da üretiliyor. Mersin Liman'ına gelen ürün Ankara'ya gidiyor. Biz durursak ne olacak? Ama böyle devam da edemeyiz. Kontak kapatmamız lazım."
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
