Sayfa yolu
Bir Aziz Nesin anımsaması: Aydın mısın?
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Ayşe Şule Süzük
Yayın Tarihi: 06.07.2022 , 08:24 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Rıfat Ilgaz’ın 1968 doğumlu ne güzel bir şiiridir. Yer yer bir bildirge havası vardır bana göre. Hoşnutsuzluğa eşlik eden durum saptaması ile bıkmışlık el ele gider. İlenmeye yüz tutan bir söylenmeyle umut arasında salınan bir bilgenin bakışı ile çağırır, yol gösterir, kızar; rica, şikâyet ve işaret eder. Duygu geçişleriyle aydın olmaya dair tanımı kurar, bozar, genişletir ve daraltır.
***
Kaldır başını kan uykulardan
Böyle yürek böyle atardamar
Atmaz olsun
Ses ol ışık ol yumruk ol
Karayeller başına indirmeden çatını
Sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm
Alıp götürmeden büyük denizlere
Çabuk ol
***
Sıkışmışlığı hissederiz. Aslında şiirin tamamı okunduğunda Türkiye aydınına dair göndermelerle, tarihsel olarak aydın kimliğini belirlemiş karakter özellikleriyle bir aydın tipolojisi çizer. Nihayetinde ise bütün bildiklerini unutup yeni baştan bir düşünme ve eyleme pratiğine çağırır. Çağrıya verilen yanıt ne olacaktır?
Hayır mı?
O zaman bari “korkuluk” olmaya razı eden bir müzakereyi öne koyar. Ama ille de seslenilenin meşrebince “Bir işin ucundan tut daa…” serzenişi vardır, gönül koymayla karışık.
Sınıf”ın şairi boşuna “Hababam Sınıfı”nı yazmamıştır ama “Sınıf” şiirini yazdığından ve dahi bu adla kırmızı kapaklı Devrim yayınevinden şiir kitabı çıkardığından ötürü 1944’te epey bir eziyet çekmiştir. 7 Temmuz 1993’de musibet Sivas Katliamı’ndan sonra ise dostlarını, yoldaşlarını kaybetmenin ağulu acısı yüreğinde çekip gitmiştir, ağır bir yükü omuzlarımıza bırakarak…
Ancak bizleri “Aydın Mısın?” şiirinin büyük sorusuyla baş başa bırakmayı da ihmâl etmemiştir. Aziz Nesin’i ise tam iki yıl sonra 7 Temmuz günü kaybettik. Temmuz harı, yakıp tutuşturdu demek ülkemin en eşsiz aydınlarını. Kolay değil, sindirmek, hazmetmek ve bu derin kırılmışlık duygusuyla yaşayabilmek: Ama şiirlerini, romanlarını, öykülerini en başta da bu ülkenin çileli ve vakur aydını olma onurunu ellerimize bırakarak göçüp gittiler.
İşte bu yüzden “Aydın Mısın?” şiiri Aziz Nesin’i hatırlayınca gelir oturur zihnime. “Ama”lı, “fakat”lı 2 Temmuz hatırlayışları karşısında bu verimlere, bu hayatlara, bu aydınlara sığınırım.
Coğrafyamızın aydın geleneğinin çıtasını yukarıya çaktıran aydın damarı, aza razı değildir, mücadeleyi gündelik yaşamın bir parçası olarak yaşar ve yaşatır. Üstüne vazife olmayan işlere fazlaca bulaşmak “aydın olmanın” alametifarikasından sayılırsa şayet ki öyledir elbette, başta Aziz Nesin olmak üzere, tüm şimşekleri üzerlerine çekmişler, defalarca susturulmak, etkisizleştirilmek, yok sayılmak istenmişlerdir.
İnadına vardırlar oysa ve inadına yapıp ettikleriyle deniz feneridirler, rahatsız ederler, görmezden ve duymazdan gelmelere karşın ışıltılarıyla göz kamaştırmaya, insanı hayretler içinde bırakmaya, gıpta ettirmeye devam ederler. Bu durum aydının tanımına içkindir hâlbuki.
Unuttuk işte heyhat!
Azıcık hatırlarsak, bizdeki aydın tanımı da genel literatüre göre tersyüzdür bana göre. Şöyle ki; entelektüelle aydın arasında bir ayrım söz konusu olmuştur hep. Genel kanı, aydının toplumun her kesiminden çıkacağına dairdir. Entelektüele ise daha kapsamlı, kapsayıcı ve eyleyici bir görev atfeder.
Oysa münevverden aydına seyreden tarihsel süreçte, tersine bir kavrayış ve yaşayış söz konusudur. Bilgiyi alan ve nakleden münevvere uygun bir tanım entelektüele karşılık gelmiştir bu topraklarda. Bilgisi oranında başvurulan, okumuşluğunun kabulü çerçevesinde fikirleri sorulan, endişesiz ve soğukkanlı bir kişiliktir entelektüel. Toplumsal iktidar entelektüellere ihtiyaç duyar. Akıl danışır, bilgi alır, iktidarını entelektüelleri aracılığıyla meşrulaştırarak onaylatma çabasına girer.
Aydın ise “Mendilimde Kan Sesleri” şiirinde olduğu gibi “yaşadığı yere benzeyen”dir. Suyuna, havasına benzediği için de aydın, Foucault’un dediği gibi “Hâkikati görmemiş olanlara, hakikati söylemeyenler adına hâkikati söyleyendir.” Bir koçbaşıdır aydın. Söylemek ve eylemek bir bütündür ve hâkikati söylerken entelektüel bir faaliyet olarak değil eylemenin tüm renkleriyle ve kendini de ortaya koyarak çağırandır. Bu anlamıyla “vicdandır, bilinçtir ve belagattir” aydın…
Aydın huzursuzdur, uyumsuzdur, endişeli ve atılgandır. Susanların sesidir. Aklı yegâne hazinesidir ve aklını kullanarak mücadele eden vicdandır. (Öyle ya sözcüklerin, deyimlerin anlamları ve çağrışımları deforme oluyor “aklını kullanmak”, “işini bilmek” çağın zihniyetine göre şekil alıyor.) Aydın durağan değildir, gelişen, gelişirken de geliştirerek değişen ve değiştirendir. Dolayısıyla aydın kavramına içkin, düşünce ve eylem bütünlüğü, birliği ve beraberliği vardır.
Tersi ise türbinlere oynayan entelektüellere karşılık gelir bizde, yani bu topraktaki münevver tarihçesinde. Bilgi üretme sürecinde geniş kesimler tarafından onaylanıp onaylanmama noktası bilinçaltının dehlizlerinde çöreklenmiştir. Bir adım atmadan sağına soluna bakmayı adet edinmiş, görülüp izleniyor, dahası alkışlanıyor ve onaylanıyor muyum refleksi tüm yapıp etmelerine damgasını vurmuştur. Kimi zaman iktidarlara göz kırpar, kimi zaman popülerliğin peşinde koşar.
Aziz Nesin mi?
Çalıdikenidir o.
Marko Paşa’yı bağıra bağıra satarken Galata Köprüsü’ne nakışlanmış Türkiye aydınının inadıdır. Türkiye Yazarlar Sendikası’nı kurarken “aydın gibi” yazarları inşa etmek için bir çatı örgüt hayali taşır.12 Eylül Darbesi’ne karşı Aydınlar Dilekçesi’ni kaleme alır ve örgütlerken “Ne yapayım böyle aydını?” şeklinde hafızalara kazınacak komik darbecinin öfkesine karşı memleketine sahip çıkmak, memleketi kurda kuşa yem ettirmemek yurtseverliğidir.
Nesin Vakfı, başlı başına çocukları gelecek olarak gören zihnimizdeki tahayyülün ete kemiğe bürünmüş hâli olarak kolları sıvamak, tek bir çocuğa uzanmanın dahi eşsiz hazzıyla eşitsizliklerin tekerleğine mikro alanda çomak sokarak denizyıldızı devşirmektir. “Putları Yıkıyoruz” meşalesinin devrolunan mirası olarak her türden yobazlığa karşı düşünmek ve eylemek üzerine temellenmiş bir aydın geleneğinin bugüne bağlanan en temel taşlarından birinin adıdır Aziz Nesin.
Ölüm günleri hatırlaması bizler için önemlidir. Hatırlamak, hatırlatmak, okumak, düşünmek, eylemek için…
Anısı güzel aydınlarımıza selam olsun!
***
Yollar kesilmiş alanlar sarılmış
Tel örgüler çevirmiş yöreni
Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende
Benden geçti mi demek istiyorsun
Aç iki kolunu iki yanına
Korkuluk ol
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
