Breadcrumb
Bingöl Kiğı'da siyanürlü altın arama faaliyetlerine karşı halk ayakta: Bizim olan bizde kalmalı
Yayın Tarihi: 12.05.2026 , 10:59
Kiğı Peri Vadisi, sahip olduğu eşsiz doğası, zengin su kaynakları ve iklimsel dengesiyle bölgenin en önemli yaşam alanlarından birini oluşturuyor. İkibin üzerinde bitki çeşidine ev sahipliği yapan ve uluslararası yarışmalarda birinci olan balın üretildiği bu özel coğrafya, aynı zamanda nesli tükenmekte olan vaşak, boz ayı ve dağ keçisi gibi yaban hayvanlarının da yaşam merkezi konumunda bulunuyor.
Bölgenin deprem kuşağında yer alması ise riskin boyutlarını daha da artırıyor. Olası bir kimyasal sızıntı veya siyanür kaynaklı kirliliğin, dereler ve yer altı suları aracılığıyla çok geniş bir alana yayılarak içme sularını, tarım arazilerini, hayvancılığı, arıcılığı ve insan sağlığını geri dönüşü olmayan bir yıkıma sürükleyeceği belirtiliyor.
Bingöl halkı tek yürek oldu
Ekin Madencilik şirketinin Ölmez köyündeki siyanürlü altın arama girişimine karşı bölge halkı büyük bir dayanışma örneği sergiledi. Sessiz kalmanın geleceği kaybetmek olduğu bilinciyle bir araya gelen köylüler, dün yaptıkları eylemde kurtuluşun tek başına olmadığını ve çoban ateşini yaktıklarını ilan etti.
Açılan dava neticesinde akademisyenlerden oluşan keşif heyetinin bölgeye geldiği gün, yöre halkı geniş katılımlı bir basın açıklaması düzenledi. Açıklamaya birçok çevre derneği temsilcisi katıldı. Ortak basın bildirisini okuyan İbrahim Kudiş'in ardından dava avukatı Yılmaz Karaaslan da bir konuşma yaptı. Ayrıca bölgede inceleme yapmak ve heyeti doğru bilgilendirmek üzere İbrahim Kudiş, Şevket Delen ve Tuncay Gökçe görev aldı.
'Kiğı'nın ölüm fermanının imzalanması demektir'
Kiğı'da devam edenb İbrahim Kudiş, bölgedeki son durumu ve maden faaliyetlerinin perde arkasını soL'a değerlendirdi. Kiğı'nın milli park olması gereken özel bir vadi olduğunu belirten Kudiş, maden projesinin altı yedi köyü ve ilçe merkezinin su kaynaklarını doğrudan tehdit ettiğini vurgulayarak şunları söyledi:
"Bu uygulama Kiğı'nın tümden göçe zorlanması ya da buradaki insansızlaştırma programının bir parçası olarak görülüyor yöre halkı tarafından. Sadece bir maden olarak bakmıyoruz artık bu işe, Kiğı'nın ölüm fermanının imzalanması demektir. Vahşet bu. Taa Kanada'dan bir firma geliyor ülkemize, bizim yeraltındaki zenginliklerimizi alıp götürüyor, bize de zehri kalıyor. Altın arama demek siyanür demek, suyun, havanın ve toprağın zehirlenmesi demek. Bunlar zehirlendikten sonra yaşam yoktur."
'Bizim olan bizde kalmalı, devlet işletmeli'
Vahşi madencilik uygulamalarına ve özelleştirme politikalarına karşı konuşan İbrahim Kudiş, yeraltı kaynaklarının kamu yararına kullanılması gerektiğinin altını çizdi. Kudiş, şunları kaydetti:
"Yeraltı zenginliklerimiz, ülkenin ve kamunun yararına olabilecek şekilde ve oradaki yerleşim yerine zarar vermeden çıkarılmalıdır. Yeraltı zenginliği bizimse bizim olmalıdır. Tunceli'de dokuz yaşındaki bir kız çocuğunun bor madeniyle ilgili söylediği gibi, yabancı şirketler gelip çok kıymetli madenlerimizi bir liradan çıkarıyor, işleyip bize yüz liradan satıyor.
Özelleştirme dediğiniz budur, yandaşa rant olanağı yaratmaktır. Yüzyıllık değerleri yağmaladılar, şimdi yeraltındaki zenginliklere gözlerini karartarak dalmışlar"
Direniş hazırlığı büyüyor
Sadece Kiğı ile sınırlı kalmayan bu doğa katliamına karşı çevre illerle de temas halinde olduklarını belirten İbrahim Kudiş, Varto, Karlıova ve Munzur bölgelerindeki doğa savunucularıyla güçlü bir çevre platformu kurmayı hedeflediklerini ifade ediyor. Türkiye genelindeki maden talanına da dikkat çeken Kudiş, Samsun'da, Ordu'da, Giresun'da, Artvin'de yüzde seksenininden fazla alanın maden sahası ilan edildiğini hatırlatarak, vahşi madenciliğe karşı topyekün bir mücadelenin şart olduğunu sözlerine ekledi.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
