Sayfa yolu
Beypazarı’nda taş ocağı için yapılan doğa katliamı yargıya taşındı
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 15.02.2021 , 12:28 Güncelleme Tarihi: 15.02.2021 , 12:31
Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Doğanyurt Köy Derneği ve Doğa Derneği, Beypazarı Doğanyurt Mahallesi’nde sosyal ve ekolojik dokuyu bozacak ve mera alanlarını ortadan kaldıracak olan Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi için "ÇED gerekli değildir" kararını yargıya taşıdı.
"ÇED gerekli değildir" kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiyle Ankara 18. İdare Mahkemesi’nde açılan davada, bilirkişi keşfi de yapıldı.
'Endemik bitkiler ve nesli tükenmekte olan akbaba türleri var'
Konuya ilişkin açıklama yapan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, söz konusu şirketin valiliğe sunulan ÇED dosyasında işletme ruhsatı aldıktan sonra sürekli değişiklikler yaptığına ve alanın orman olduğunu gösteren belgelerin ortadan kaldırıldığına dikkat çekti.
Candan, "Burası tarım, turizm ve ekoloji açısından değeri yüksek olan bir bölgedir. Bu alan mikro klima özellikler taşıyan coğrafi iklime sahiptir. İç Anadolu’da Akdeniz iklimine sahip bir bölgedir. Köy ve taş ocağı bölgesi korunması gerekli doğa alanları içinde yer almaktadır. Çok fazla endemik bitki ve nesli tükenmekte olan kara akbaba ve küçük akbabaların üreme ve yaşam alanıdır. Alanda karaca, geyikler vardır. Böylesine hassas ve doğal güzelliklere sahip bu bölgenin katledilmesi, çok büyük bir ihanettir. Nefes alanlarına büyük ihtiyaç duyduğumuz ve gıda sorunuyla karşı karşıya olduğumuz pandemi sürecinde, rant uğruna doğanın ve mera alanlarının yok edilmesine göz yummayacağız. Telafisi mümkün olmayan zararlar yaşanmadan acilen ÇED gerekli değildir kararının yürütmesinin durdurulmalıdır ve karar iptal edilmelidir" dedi.
'Tesis köye çok yakın'
Candan sözlerine şöyle devam etti:
"Taş ocağı kırma eleme tesisi köye çok yakın olup, 400-500 metre civarıdır burada yaşayan insanlar üzerinde çok olumsuz etkiler yaratacaktır. Öte yandan köy bir yamacın yamacında olup, yukarısında büyük kayalar vardır ve patlamalarla evlerin üzerine yuvarlanması ve ölümler yaşanması ve büyük kazalara sebebiyet vermesi kaçınılmazdır. Beypazarı’nda yaşayan astım hastaları gelip bu köye ev yaptırıp burada yaşamaktadırlar. Taş ocağı ve kullanıldığı yol, bağ bahçe bostanlara ekli olup, sadece bu bölgede yetişen Ankara armudu ve ovaca gibi yöresel meyveler ve ceviz, elma, kiraz vb bu bölgededir ve tozdan yok olup kuruyacak, çiçek gözlerini tozlar yıkayıp meyve gelişimi olmayacaktır. Yüksek yayla formunda olan bölgenin tertemiz havası sayesinde civarın en kaliteli balları burada yetişmektedir ve toz nedeniyle arıcılık bitecektir.
Su pınarları da çok kirlenecek, küçük ve büyükbaş hayvanlar patlamalar ve kirlilikten çok etkilenecektir. Taşocağı bölgesi aynı zamanda yabani hayvanların da arkadaki ormana ve bölgeye en büyük geçiş yoludur ve burada koruma altında olan ayı, kızıl geyik, vaşak, kurt karaca vb birçok memeli tür ve yırtıcı kuşların da tamamının yaşamını sürdürdüğü bir bölgedir ve yaşaması ve korunması için coğrafi bölge yapısına sahiptir. Bölge Ankara tiftik keçisinin en kaliteli yetiştirildiği yerlerden biridir, mikro klima özellikler taşıyan coğrafi iklime sahiptir. Hayvanları suladıkları ve dinlendirdikleri 5 adet su pınarı taş ocağına ekli olup, bir kısmı da yol üzerindedir.
'Sulama havuzlarına zarar verecek'
Aynı zamanda köyün deposuna taş ocağı sınırı 300 metredir, gerek patlama gerekse kirlilik hem suya ve hem de sulama havuzlarına zarar verecek ve kirletecektir. Köy ve taş ocağı bölgesi korunması gerekli doğa alanları içinde yer almaktadır. Sadece ruhsat alanında bile IUCN kırmızı listesinde bulunan en az 14 bitki türü tespit edilmiştir. Ruhsat alanı civarında çok yaşlı ve anıtsal ağaç niteliğinde olan Pinus nigra (Karaçam) ve Corylus avellana (Türk fındığı) bireyleri bulunmaktadır."
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
