Sayfa yolu
Bergama'nın fotoğrafını çeken sergi: 'Emekçilerin yaşamlarıyla yüzleştik'
soL - İzmir
Yayın Tarihi: 19.11.2022 , 13:08 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Sarı Denizaltı Sanat İnisiyatifi’nden Günseli Baki ve Yücel Tunca’nın, İzmir Bergama'da Sümerbank Bergama Tekstil Fabrikası'nı, orada çalışan emekçileri, kentin sosyo-kültürel yapısını anlatan "Fabrika - Mekânın Hafızası, Hafızanın Mekânı" proje sergisi 21 Ekim-20 Kasım arasında Odeon Pergamon Kültür Sanat Alanı'nda gösteriliyor
Sergi, bölgenin tarihinde önemli yeri olan bir fabrikayı ve emekçilerini anlatmanın yanında fabrikanın kente etkisini ve kentin dönüşümünü de anlatıyor.
Mekânın Hafızası, Hafızanın Mekânı ve Gelecek Tahayyülleri bölümlerinden oluşan serginin detaylarını ve bundan sonra bölgeye nasıl katkıları olabileceğini sanatçılarıyla konuştuk.
'Yapmak istediğimiz bu hafıza mekânının çalışılmasını sağlamaktı'
Nasıl başladı bu iş, fikir nerden çıktı?
Günseli Baki: 2017'de İstanbul'dan Bergama'ya taşındık. 2018'de, Bergama’da böyle bir fabrika olduğunu öğrenince çok heyecanlandık ve görmek istedik. Çünkü buranın ekonomisine ve toplumsallaşma sürecine büyük katkıları olan bir fabrika. Önceki yıllarda Sümerbank Bergama Tekstil Fabrikası’na dair herhangi bir hafıza çalışmasının yapılmadığını öğrenince şaşırdığımızı hatırlıyorum. Üstelik içerisinde bir üniversitenin kampüsü var, hâlâ çalışan bir anaokulu var. Bu tür hafıza mekânları üzerine yok olup gitmeden çalışmalar yapmak gerekiyor. Türkiye’de Sümerbank'ın çoğu fabrika binası yok olmuş durumda, yerlerine AVM’ler, apartmanlar yapılmış. Bunun bilgisine sahip olduğumuz için biz de Bergama’daki Sümerbank Tekstil Fabrikası’nın barındırdığı emek ve mekâna ilişkin hafızayı, bilgiyi geleceğe taşımak amacıyla 2018’de çalışmaya başladık.
'Fabrika kentleşmeye geçişte ana unsur olmuş'
Yücel Tunca: Fabrikanın içerisinde birkaç kez dolaştıktan sonra bir kez de o dönemin Bergama Belediye Başkanı Mehmet Gönenç ile birlikte gezdik. Her gidişimizde oranın mimari özellikleri dışında tam anlamıyla güçlü bir hafıza mekânı olduğunu gördük. Fabrikanın üretim araçlarının neredeyse tamamı hurda olarak satılmıştı ama bir dizi makine ve araç gereç ilerleyen zamanda burada bir endüstri müzesi kurulması için koruma altına alınmıştı; onları görebiliyor, görüntüleyebiliyorduk. Bu noktadan sonra ihtiyaç duyduğumuz şey oradaki emekçilerin hafızasındaki fabrikayı dinlemekti, onların hikâyesini öğrenmekti. Fabrikaya yıllarını vermiş emekçilerle tanışmaya başladık ve böylece projenin yapısı da belirginleşti. Bir yandan mekânın bir hafızası, bir tarihi var, bir yandan da bu mekânı var eden emekçilerin hafızasındaki yaşanmışlıklar var. Mekânı anlamaya çabalamak ve o mekânın her köşesine yer etmiş hafızayı kayıt altına almak gibi çift yönlü bir çalışma yürüttük. Tarıma dayalı ekonomi ve kültüre sahip bir yerleşim alanı Bergama. Fabrikanın 1960’ta faaliyete geçmesiyle buradaki insanlar, bu ölçekte ilk kez tarım dışında bir üretim ilişkisi içerisine girmiş oluyor. Ekonomik anlamda da, sosyal anlamda da, mesela kadın- erkek ilişkileri bakımından da bir dönüşüm yaşanıyor. Fabrika 45 yıllık üretim sürecinde 4 binden fazla işçinin hayatında derin izler bırakmış. Bu sayı aile, arkadaşlık ve ticari ilişkiler üzerinden düşünürseniz kasabanın bütününü etkileyebilecek bir sayı. Sümerbank Bergama Tekstil Fabrikası’nın binlerce insanın hayatı üzerinde doğrudan etkisi var. Fabrika, kırsal kökenli kasabanın dönüşmesinde, Bergama’nın kentleşmesinde ana etkenlerden biri olarak görülüyor.
'Fabrika bize ne söylüyor buna baktık'
Günseli Baki: Biz refleks olarak önce fabrika alanını fotoğrafladık çünkü herkes gibi bizim için de bilinmeyen bir alandı. Konunun nasıl işleneceği, nasıl ele alınacağı biraz da yolda netleşiyor. ‘Buradaki hafıza geleceğe nasıl aktarılabilir?’ sorusu en temel soruydu ve biz de önce buna yoğunlaştık. Fabrika bize ne söylüyor, buna baktık. İlk olarak çalışmanın isminin 'Fabrika' olmasında karar kıldık. Bu fabrika bir Sümerbank fabrikası olmasaydı da burayı çalışırdık. Proje başlığının devamını oluşturan 'Mekânın Hafızası, Hafızanın Mekânı' ise emekçilerin kişisel hikâyelerine girince ortaya çıktı. Tüm bu çalışmaları yaparken önümüzdeki en önemli kavram emeğin miras hakkı kavramıydı. Projenin bir diğer bölümü olan 'Gelecek Tahayyülleri' kısmında da mimarlık eğitimi alan gençlerle çalıştık. Onlara, “Gelecekte burayı nasıl görmek istiyorsunuz?” diye sorduk. Endüstriyel miras alanlarının yok edilmeden hayata yeniden kazandırılması çok önemli bir mesele ve aynı zamanda sivil toplumun önemli bir mücadele alanı. Biz de fabrikanın geleceğini düşünürken Gazhane Çevre Gönüllüleri’nin on yıllara yayılan mücadele pratiklerini önümüzü aydınlatan, ilham veren bir örnek olarak hep hatırımızda tuttuk.
'Burası bir taraftan onların evi ama çok zor şartlar altında çalışmışlar'
Yücel Tunca: Pamukkale Üniversitesi Mimarlık Fakültesi öğrencilerinin kurmuş olduğu Rastminus Tasarım Kolektifi’nin katılımı ve çağrısıyla, Mimar Sinan Güzel Sanatlar ve Uludağ üniversitelerinden mimarlık öğrencilerinin de dahil olduğu üçer kişilik iki çalışma grubu kurarak fabrikanın geleceği üzerine birlikte düşünmeye başladık. Bergamalı mimar Fatih Kurunaz’ın danışmanlığında fikir geliştirme sürecine giren genç mimarlar, önce proje kapsamında çevrimiçi düzenlediğimiz ‘Bir Gelecek Tahayyülü Olarak Endüstriyel Miras-Tasarım Atölyeleri’ serisine katıldılar. Yaklaşık aynı süreçte Bergama'nın ihtiyaçlarını anlamak ve emekçilerin fabrikanın geleceği hakkındaki fikirlerini öğrenmek için saha çalışması yaptılar. Çoğu zaman olduğu gibi tepeden inme değil, gerçekçi, ihtiyaca dönük ve buradaki emeğin miras hakkı gözetilerek geliştirilecek dönüşüm önerileri üretilmeliydi. Genç arkadaşlarımız bu sürecin tüm hassasiyetlerini göz önünde bulundurarak iki mimari proje geliştirdiler.
Fabrika projesi, bir yandan kronolojik olarak mekânın tarihini kayıt altına alırken, bir yandan da emekçilerin hafızasında yaşamaya devam eden fabrikayı tüm yönleriyle değerlendiriyor, yorumluyor ve nihayetinde kamuoyu tarafından tartışılabilecek iki ayrı mekânsal koruma/dönüşüm önerisi sunuyor. Proje, fabrikanın kuruluşundan başlıyor, geleceğine ilişkin önerilerle devam ediyor ve aslında sonlanmıyor da. Çünkü fabrika emekçileri kayıt altına alınacak yeni hatıralarla, bilgilerle, nesnelerle ve albümlerindeki hatıra fotoğraflarıyla geldiler sergiye ve arşivimiz sergi süresince daha da büyüdü. Serginin ardından açacağımız web sitesine tüm bu bilgi ve belgeler de eklenecek. Bu sergiyi, 2018 yılında başladığımız uzun soluklu çalışmanın bir evresi gibi görüyoruz.
Günseli Baki: Aslında Fabrika’nın hafıza kayıtları büyüyerek devam edecek. Tanımadığınız onca insanın güvenini kazanmak gerçekten zor; emek vermek ve zaman gerektiriyor. Zor çünkü insanlar size hayatlarını anlatıyor. Biz üç yıl önce 110 kişiyle fabrikaya girdik. Önce utandılar, çekindiler. Fabrikayı evleri gibi görüyorlar ama çok zor şartlar altında çalışmış olduklarını da unutmuyorlar. Bu nedenle biz de nostaljiden olabildiğince uzak durduk. Mesele hem işçi sınıfına, hem Bergama'ya, hem de fabrikadan doğrudan ya da dolaylı olarak hayatını kazanan on binlerce kişiye aynı mesafeden odaklanmaktı. Bu dengeyi kurmak çok kolay olmadı. Fabrika emekçileri çok hassas ama bir o kadar da katılımcılardı. Muazzam insanlarla tanıştık.
Biz 'hafıza çalışmaları yüzleşmek için yapılıyor' dedik. Emekçilerin yaşamlarıyla yüzleşmiş olduk. Emekçiler için fabrikanın yalnızca işyeri olmadığını, orasının evleri haline geldiğini anladık.
'İşçi olmayı da bu fabrikada öğrenmişler'
Yücel Tunca: Emekçilerin üç ay kadar maaşlarını alamadıkları bir dönem olmuş 90'larda. Fabrikadan çıkıp kente kadar yürüyüş yapmışlar. O yürüyüş sırasında esnaf tarafından yuhalanmalarını unutamıyorlar. Emekçilerin hepsi büyük bir üzüntüyle anlatıyor bunu. Tekstil Fabrikası emekçilerinin tümü için geçerli değil ama büyük bir kesimin sınıf bilincinin güçlü olduğu söylenemez. Muhtemelen fabrikadaki işçilerin Türk-İş'e bağlı Teksif'te örgütlenmiş olmalarından kaynaklanıyor bu. Ancak 1978-1979 yıllarında DİSK'in devreye girdiği dönemde sınıf bilinci konusunda önemli çalışmalar, toplantılar yapılmış. Kısa bir dönem sürmüş bu çünkü hemen arkasından 12 Eylül darbesi gelmiş.
Günseli Baki: İnsanlar buraya çocuk olarak girip işçi olmuşlar. Bir kadın işçi bize "Aklımızda hep 'işçisin sen işçi kal' sloganı vardı" demişti. İşçi olmayı da bu fabrikada öğreniyorlar diyebiliriz.
Yücel Tunca: Darbe öncesi dönemde solcu işçiler isim kartlarını sol göğsü üstüne, sağcı işçiler sağ göğsü üstüne asarmış. ‘Biz birbirimizi oradan bilirdik’ diyorlar.
'Hayalimiz bu serginin Bergama'da kalıcı hale gelmesi'
Bundan sonrasına ilişkin planınız nasıl?
Günseli Baki: Bölgede bir kent müzesi yok maalesef. Önümüzdeki dönem ne olur bilmiyoruz ama bu sergi kalıcı hale gelsin istiyoruz. Bu konuda bazı girişimlerimiz var. Şimdi ilk işimiz projenin internet sitesinin açılması. Yıl sonuna kadar hazırlığı tamamlanıp www.fabrikabergama.com adresinden ulaşılabilecek site, proje kitabında yer alan çalışma içeriğimizin çok daha geniş halini kapsayacak. Sözlü tarih çalışmalarımızın büyük bir kısmı, proje kapsamında düzenlediğimiz çevrim içi atölyeler ve sunumlar YouTube’daki Sarı Denizaltı kanalımızda arşivlenmiş durumda. Oradan izlenebileceği gibi yakında açılacak web sitemizden de izlenebilecek. Fabrika projesi kapsamında üretimlerimiz ve arşivleme çalışmalarımız da www.fabrikabergama.com üzerinden takip edilebilecek.
Sergiye katkıda bulunan emekçileri ve onların yaşamlarını aşağıdaki videolardan izleyebilirsiniz.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.


