Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Barrack’a tepkiler sürerken bir tepki de gazetecilerin sessizliğine: ‘O güç yüzünüze tükürüyorsa gazeteciliğin ne anlamı var?’

ABD'li elçi Barrack, Lübnan’da gazetecileri “hayvanca davranmak”la suçladı, “Medeni olun” dedi. Lübnan Komünist Partisi "sömürgeci zihniyetin açık ifadesi" dedi, El Mayadin’deki bir yazıda salondan Barrack'a tepki gelmemesi eleştirildi.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 27.08.2025 , 12:48 Güncelleme Tarihi: 27.08.2025 , 12:55

Lübnan'da ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın basın mensuplarına yönelik sözlerine tepkiler sürüyor.

Lübnan Cumhurbaşkanlığı X hesabından yaptığı yazılı açıklamada Barrack’ın adını vermedi ancak "sehven" sarf ettiği sözlerden üzüntü duyduğunu açıkladı.

Açıklamada "konuklardan biri tarafından kürsüden sehven sarf edilen sözlerden dolayı" üzüntü duyulduğu ifade edildi.

Cumhurbaşkanlığının açıklamasında, insana saygının kendileri için temel bir ilke olduğu vurgulanarak, özellikle akredite gazetecilere ve medya mensuplarının mesleki ve milli görevlerini yerine getirirken gösterdikleri çaba ve emeğin teşekkür ve taktirle karşılandığı kaydedildi.

'Lübnan'a apaçık hakaret'

Lübnan resmi ajansı NNA'ya göre, Lübnan Meclisi'ndeki Medya ve İletişim Komisyonu Başkanı İbrahim el-Musevi, Enformasyon ve Dışişleri bakanlıklarının, derhal ABD Büyükelçisini çağırıp kınamasını ve Barrack'ın "Lübnan'a ve Lübnanlılara yaptığı apaçık hakareti protesto etmesini" istedi.

Hizbullah Milletvekili Musevi, Barrack'ın açıklamalarını şiddetle kınadı.

'Derhal özür dilemeli'

Görsel ve İşitsel Medya Çalışanları Sendikası Konseyi’nden yapılan açıklamada ise, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın bu tür hakaretlere platform olarak kullanılmasının, Lübnan egemenliğinin sembolüne zarar verdiği ve hem gazetecilerin hem de Lübnan halkının onurunu zedelediği ifade edildi.

Sendikanın açıklamasında, karşılıklı saygının, ulusal medyanın onurunun ve vatandaşların devlet kurumlarına güveninin korunması için Barrack'ın derhal ve açık bir şekilde özür dilemesi gerektiği vurgulandı.

'ABD Lübnan Büyükelçisi bakanlığa çağrılmalı'

Lübnan Halk Konferansı Medya Sekreterliği’nin açıklamasında ise Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Recci'ye çağrıda bulunularak, Recci'den ABD’nin Lübnan Büyükelçisi Lisa Johnson’ı Dışişleri Bakanlığına çağırması ve ABD’li Temsilci Barrack’ın "Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda gazetecilere yönelttiği hakarete resmen itiraz etmesi" talep edildi.

Lübnan Komünist Partisi: Kibirli sömürgeci zihniyetin açık bir ifadesi

Lübnan Komünist Partisi'nin Medya Ofisi de konuya ilişkin bir açıklama yaparak ABD elçisi Tom Barack'ın Lübnanlı gazetecilere yönelik hakaret içeren sözlerini en sert şekilde kınadı. Açıklamada, "Barack'ın sözlerinin bir dil sürçmesi veya anlık bir hata olarak değerlendirilemeyeceği aksine, Lübnan'ı, halkını ve basınını her zaman Amerikan çıkarlarına hizmet etmek için aşağılanıp boyun eğdirilebilecek araçlar olarak gören kibirli bir sömürgeci zihniyetin açık bir ifadesi" olduğu vurgulandı.

"Bu davranış Lübnan halkının egemenlik, özgürlük ve demokrasi hakkını küstahça çiğneyen ABD politikasında yeni bir şey değil" denilen açıklamada ABD'nin uzun zamandır gazetecileri susturmaya, saldırılara ve tutuklamalara katkıda bulunduğu ve İsrail ordusunun Lübnan, Filistin ve dünyanın dört bir yanında gazetecilere karşı işlediği suçları örtbas ettiği kaydedildi.

Dün yaşananların emperyalizmin ve yerel müttefiklerinin suçlarını ifşa etmede medyanın rolünü marjinalleştirmeye yönelik uzun bir girişim zincirinin yalnızca bir halkası olduğu ifade edildi.

'Lübnan devleti gazetecilerin onurunu savunmak adına derhal harekete geçmeli'

Lübnan Komünist Partisi Medya Ofisi'nin gazetecilerle tam dayanışma içinde olduğu kaydedilen açıklamada gazetecilerin "yalnızca haber aktaran kişiler değil, aynı zamanda gerçeği ortaya çıkarma ve sorumluları hesap vermeye zorlama mücadelesinde vazgeçilmez ortaklar olduğu" vurgulandı.

Lübnan devletini, ülkenin egemenliğini ve ifade özgürlüğünü korumak için gazetecilerin onurunu savunmak adına derhal harekete geçmeye ve net bir tavır almaya çağıran açıklamada, Lübnan halkının müzakerelerde olup bitenlerden en son haberdar olmasının da kabul edilemez olduğu ifade edildi.

Yetkilileri müzakerelerin ayrıntılarını gizlemeden medyaya bildirmeye çağıran açıklamada ayrıca, Lübnan ve Arap medyasına Barack özür dileyene kadar kendisiyle ilgili herhangi bir etkinlik veya konferansı boykot etme çağrısı yapıldı.

Lübnan Komünist Partisi Medya Ofisi, ifade özgürlüğünün her türlü vesayetten daha güçlü kalacağını, gazetecilerin onurunun aşılamayacak bir kırmızı çizgi olduğunu ve sömürgeciliğe ve aşağılanmaya karşı direnişin kurtuluş, demokrasi ve toplumsal adalet mücadelesinden ayrılamaz olduğunu bildirdi.

Lübnan Gazeteciler Sendikası'ndan boykot çağrısı

Lübnanlı Gazeteciler Sendikası da daha önce yaptığı açıklamada Barrack’ın basın mensuplarına yönelik sözlerine tepki göstermişti.

Barrack'ın gazetecilere hakaret ettiği ve sözlerinin kınandığı belirtilen açıklamada, Barrack'tan açık bir şekilde özür dilemesi talep edildi ve aksi halde kendisinin "boykot edileceği" kaydedilmişti.

Barrack ne demişti?

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, basın toplantısı sırasında gazetecilere hitaben, "Bekleyin, bekleyin, bir an için sessiz olun. size bir şey söylemek istiyorum. Bunun kaotik, hayvani bir hal almaya başladığı anda, biz gideriz. Sizden çok rica ediyorum. Neler oluyor bilmek istiyor musunuz? Medeni davranın, kibar ve hoşgörülü davranın çünkü bölgede yaşananların sorunu bu. Morgan (Ortagus) ve benim burada bu deliliğe katlanmamızın ekonomik olarak faydalı olduğunu mu düşünüyorsunuz? Sizin nezaketiniz, ilginiz ve düşünceli sorularınız doğrultusunda size yanıtlar vereceğiz. Eğer çalışmayı bu şekilde sürdürmek istemiyorsanız, gideriz" ifadelerini kullanmıştı.

El Mayadin: Tek utanç verici olan Barrack'ın sözleri değil

Hizbullah çizgisinde yayın yapan El Mayadin’in bugün haber sitesinin manşetinden yayımladığı yazıda ise tek utanç verici olanın Barrack'ın sözleri olmadığı, salondaki gazetecilerden ABD temsilcisine tek bir itiraz sesi yükselmemiş olmasının da utanç verici olduğu kaydedildi.

Irak’ta yarım milyon çocuğu öldüren, Afganistan’ı bir mezarlığa dönüştüren ve Gazze’de her gün yapılan katliamları finanse eden bir ülkenin temsilcisi olarak Barrack’ın gazetecileri “nezakete” çağırmasının "elbette manidar olduğu" vurgulanan yazıda, Barrack’ın sözlerinin bir dil sürçmesi değil, emperyal ruhun bir göstergesi olduğu kaydedildi.

Ancak basın toplantısındaki gazetecilerin sınıfta kaldığı ifade edilen yazıda Barrack’ın “Eğer çalışmayı bu şekilde sürdürmek istemiyorsanız, gideriz” sözlerine dikkat çekilerek Amerikan temsilcisine salondan bir kişinin bile “Öyleyse gidin” demediğine işaret edildi.

‘Gazetecilik stenografi değildir’

Yazıda şu ifadelere yer verildi:

Bunun ardından gelen sessizlik de aynı derecede utanç vericiydi. Basın özgürlüğünün sürekli saldırı altında olduğu bir bölgenin gazileri olan gazetecilerle dolu bir oda sessizce oturuyordu. Ona meydan okuyacak tek bir ses bile çıkmadı.

Lübnan basın mensupları, dayanıklılığıyla övünür. Gazetecilerin suikasta uğradığı, bombalandığı ve susturulduğu bir ülkede, meslekte hayatta kalmak hiç de kolay bir iş değil.

Oysa onursuz bir direncin içi boştur.

Dayanıklılık omurganızı keskinleştirmiyorsa ne işe yarar? Hele ki o güç yüzünüze tükürüyorsa, iktidardan hesap soramıyorsanız, ‘gazeteci’ kelimesinin ne anlamı var?

Thomas Barrack geçici bir misafirdi; o bizim topraklarımızda, bizim evimizde. Trump yönetimi görevden ayrıldığında, önemsiz bir hiç olmaya geri dönecek. Bu ülkenin insanlarını sessizliğe mahkum etmesine izin verilmemeliydi.

Sözlerinin kontrolsüzce yayılmasına izin vererek, günümüz gazetecileri sadece kendilerini değil, temsil ettiklerini iddia ettikleri insanları da hayal kırıklığına uğrattılar. Gazetecilik stenografi değildir. Yabancı yetkililerin düşüncelerini, ne kadar aşağılayıcı olursa olsun, kibarca kaydetmek değildir. Bu yetkilileri sorumlu tutmak, rahatsız edici sorular sormak, her diplomat ve politikacıya bu ülkenin efendileri değil, misafiri olduklarını hatırlatmakla ilgilidir.

'Amerikan elçisi Lübnanlı gazetecilerin yüzüne karşı hakaret etti, yara almadan kurtuldu'

Onur kavramının geriye dönük başyazılarda ya da geceyarısı tartışmalarında iddia edilebilecek bir şey olmadığı ve “anında kanıtlanması” gerektiği ifade edilen yazıda “Ve bu, Lübnan'ın musallat olduğu bir hastalık. Onurun gerçek anlamını çok az kişi anlıyor, diğerleri ise utanç verici bir şekilde onu somutlaştırmayı başaramıyor” denildi.

Dürüst olmaya çağıran yazıda “Amerikan elçisi, Lübnanlı gazetecilerin yüzlerine karşı hakaret etti ve yara almadan kurtuldu. Yarın, Washington'a veya evi dediği herhangi bir büyükelçilik binasına uçacak ve Lübnan'ın esnek olduğunu, cezasız bir şekilde hakaret edilebileceğini, bu ülkenin hâlâ Amerikan varlığının sahnesi olduğunu bildirecek” ifadeleri kullanıldı.

El Mayadin'de yayımlanan yazıda Barrack'ın Beyrut'ta "emperyal öfke nöbeti" geçirdiği belirtilirken, Mahdi Rtail'e imzalı bir görsele de yer verildi.

Lübnan’ın dış müdahalelere yabancı bir ülke olmadığı, şimdiye dek halka karşı küçümsemeyle gelen bir dizi yabancı “uzman” ve “elçi”yle karşılaştığı ancak Lübnan basınının çoğu zaman onlar için bir bela olduğu hatırlatılan yazıda “Thomas Barrack'ın bugünkü sözleri küçümseyiciydi, evet, ama aynı zamanda Lübnanlı gazetecilerin onurlarını savunma, Lübnan'ın bir Amerikan oyun alanı olmadığı, basınının emperyal tiyatrolar için harcanabilir bir fon olmadığı konusunda ısrar etmek açısından hâlâ istekli olup olmadıklarının bir sınavıydı. Bu sınav başarısız oldu” denildi.

'Gazetecinin görevi yabancı kibre ev sahibi olmak değil onunla yüzleşmektir'

Yazıda şunlar kaydedildi:

Günümüz siyasi ikliminde böyle başarısızlıkları göze alamayız. Gazze İsrail bombaları altında yanarken, Batılı hükümetler soykırımı meşrulaştırmak için propaganda yaparken, Arap egemenliği sürekli tehdit altındayken, basının rolü hiç bu kadar acil olmamıştı.

Gazetecinin görevi yabancı kibre ev sahipliği yapmak değil, onunla yüzleşmektir. Onu ifşa etmek. Alay konusu olmayı hak ettiğinde alay etmek ve medeniyet sınırını aştığında onu yerin dibine sokmak.

Şu anda, o odada oturan ve sahte bir haysiyet duygusuyla aldanan insanlar, apaçık köleliğe itiraz etmek yerine, gerçek gururu anlayanların alay konusu oldular. Tanrı rolü yapanların önünde kolay hedef oldular.

Ne kadar da hayal kırıklığı yaratan bir durum.”

ABD Hizbullah'ın silahsızlanması için baskıyı sürdürüyor, temsilcisi gazetecilere hakaret ediyor

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.