Sayfa yolu
Bangladeş’te siyasal boşluk İslamcıları güçlendiriyor: Seçimler yaklaşırken Cemaat-i İslam yükselişte
Dış Haberler
Yayın Tarihi: 21.01.2026 , 15:43
Bangladeş’te 12 Şubat’ta yapılacak genel seçimler, yalnızca iktidar değişimini değil, ülkenin siyasal yönelimine dair daha derin bir kırılmayı da gündeme taşıyor. Ağustos 2024’te öğrenci hareketiyle devrilen Şeyh Hasina yönetiminin ardından oluşan siyasal boşluk, uzun süredir marjinal konumda bulunan İslamcı Cemaat-i İslami için beklenmedik bir fırsata dönüştü.
Geçici hükümetin başında bulunan Nobel ödüllü Muhammed Yunus yönetimi, Hasina’nın partisi Avami Ligi’ni yasakladı. Bu hamle, seçimleri fiilen iki bloklu bir yarışa dönüştürdü: Ana muhalefet Bangladeş Milliyetçi Partisi (BNP) ile Cemaat-i İslami’nin de içinde yer aldığı İslamcı-heterojen ittifak.
Anketlerde yükseliş, sahada örgütlenme
ABD merkezli Uluslararası Cumhuriyetçi Enstitüsü’nün Aralık ayında yayımladığı ankete göre BNP yüzde 33 oy oranıyla önde görünürken Cemaat-i İslami yüzde 29 ile hemen arkasından geliyor. Yerel araştırma kuruluşlarının son çalışmalarında ise iki parti neredeyse başa baş durumda. Bu tablo, Cemaat-i İslami’nin şimdiye kadarki en güçlü seçim performansına işaret ediyor.
Cemaat-i İslami’nin yükselişi yalnızca sandıkla sınırlı değil. Partinin öğrenci örgütü Islami Çihatra Şibir, üniversite kampüslerinde etkisini artırırken, özellikle Dakka ve büyük kentlerde görünür bir örgütlenme faaliyeti yürütüyor. Parti yönetimi bu süreci “temiz siyaset” ve “yolsuzluk karşıtlığı” söylemiyle meşrulaştırmaya çalışıyor.
Laiklik tartışmasına karşılık 'ılımlılık' iddiası
Cemaat-i İslami yöneticileri, Şeriat devleti hedefi olduğu yönündeki eleştirileri reddederek laik anayasa çerçevesinde hareket edeceklerini iddia ediyor. Parti sözcüleri "reform, iyi yönetişim ve yolsuzlukla mücadele" vurgusu yaparken, Cemaat-i İslami'yi “ılımlı bir İslamcı alternatif” iddiasıyla sunuyor.
Ancak bu iddia, özellikle kadın hakları ve azınlıklar konusunda ciddi soru işaretleri yaratıyor. Cemaat-i İslami, seçimlerde tek bir kadın aday göstermemiş durumda. Parti yönetimi, kadın temsiliyetinin seçim sonrası “orantılı kontenjanlarla” sağlanacağını iddia ediyor. Kadın örgütleri ise bu açıklamaları açık bir seçim manevrası olarak değerlendiriyor.
Azınlıklarda tedirginlik, sahada saldırılar
Hasina’nın devrilmesinden bu yana Hindu ve Sufi topluluklara yönelik saldırılarda artış yaşandığı bildiriliyor. Tapınaklar, kültürel etkinlikler ve kadın spor organizasyonları hedef alınırken, geçici hükümet güvenlik güçlerine “sıfır tolerans” talimatı verdiğini açıklasa da sahadaki tablo azınlıklar açısından kaygı verici.
Nüfusun yaklaşık yüzde 8’ini oluşturan Hindular başta olmak üzere azınlık temsilcileri, siyasal İslamcıların güçlenmesinin gündelik hayatı daha da güvencesiz hale getirdiğini dile getiriyor. Cemaat-i İslami ise bu saldırılarla ilgisi olmadığını savunarak sorumluluğu reddediyor.
Dış politika boyutu: Hindistan ve Pakistan dengesi
Uzmanlara göre seçimlerin sonucu, Bangladeş’in dış politikasında da belirleyici olacak. Cemaat-i İslami’nin içinde yer aldığı bir hükümetin, Hasina döneminde yakın ilişkiler kurulan Hindistan’la daha sorunlu bir hat izlemesi bekleniyor. Öte yandan Dakka’nın son dönemde Pakistan’la ilişkileri yeniden canlandırma yönünde adımlar atması dikkat çekiyor.
Bazı kesimlere göre Cemaat-i İslami'nin yükselişi, diğer düzen partilerine duyulan tepkinin ve siyasal alternatifsizliğin sonucu. Ancak bu durum, İslamcı bir hareketin devlet aygıtı içinde daha merkezi bir rol üstlenme ihtimalini ortadan kaldırmıyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.