Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Bakırhan'dan 'Öcalan' ve 'Demirtaş' çıkışı: 'İkisinin yeri ayrıdır, ikilik yaratmak isteyenler hep oldu'

DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, "sürece" dair açıklamalar yaptı. Bakırhan, Yeni Parti Genel Başkanı Özel'in açıklamalarını eleştirdi, Kürt siyasetinde ikilik yaratılmaya çalışıldığını savundu. İmralı tartışmaları için "Mesele konut değil, konumdur" diyen Bakırhan, Türkiye sol ve sosyalist hareketine de sürece daha güçlü müdahil olma çağrısı yaptı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 21.09.2026 , 11:18 Güncelleme Tarihi: 21.09.2026 , 14:09

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "çözüm süreci" hakkındaki tartışmalara ve siyasetteki son gelişmelere ilişkin Yeni Yaşam'a değerlendirmelerde bulundu. 

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in sürece dair yaklaşımını ve "Biz birilerinin eve çıkmasını konuşmak yerine, Demirtaş’ın evine kavuşmasını konuşmak isteriz" sözlerini eleştiren Bakırhan, Kürt siyasetinde ikilik yaratılmaya çalışıldığını savunarak "Demirtaş'ın yeri ayrı, Öcalan'ın yeri ayrı" mesajı verdi.

Abdullah Öcalan için İmralı'da yeni bir yerleşke inşa edildiği iddialarına da değinen Bakırhan, meselenin "konut değil, konum" olduğunu ifade etti. Öcalan'ın "sürecin baş müzakerecisi" olduğunu söyleyen Bakırhan, bu rolün gerektirdiği şartların ve hukuki statünün sağlanması gerektiğini savundu. Ayrıca Bakırhan, sosyal medyada "barış ihtimalini itibarsızlaştırmaya dönük sistemli bir dezenformasyon yürütüldüğünü" söyledi.

Bakırhan'ın açıklamalarında sol ve sosyalist harekete yönelik mesajlar da öne çıktı. Sosyalistlerin sürece daha güçlü biçimde müdahil olmasını istediklerini dile getiren Bakırhan, "Savaşın devamını devrimcilik sayan bir siyaset, en ağır bedeli kimin ödediğini unutuyor" dedi. Bakırhan ayrıca, DEM Parti'nin yeni dönemde "Demokratik Cumhuriyet Hareketi" adıyla daha geniş ve kapsayıcı bir mücadele zemini örmeyi hedeflediğini ifade etti.

Öcalan tartışması: 'Mesele konut değil, konumdur'

Bakırhan, Abdullah Öcalan için İmralı Adası'nda bir yerleşke yapıldığına dair kamuoyuna yansıyan iddialara da değindi. 

Meselenin yanlış bir zeminde tartışıldığını savunan Bakırhan, "Mesele konut değil, konumdur. Oysa bunların hiçbiri asıl konu değil. Konuşulması gereken, Türkiye’de yürüyen sürecin niteliği ve Sayın Öcalan’ın bu süreçteki konumudur" dedi.

Bu süreçte Sayın Öcalan’ın üstlendiği role, attığı adımlara ve kendisinden beklenenlere işaret eden Bakırhan, "Şimdi sorulması gereken, bu rolün gerektirdiği şartların sağlanıp sağlanmadığıdır. Görüşme, mesaj iletme, çalışma, farklı siyasi ve toplumsal aktörlerle temas, bir sürecin işleyiş koşullarıdır. Bir sürecin muhatabı etkin bir iletişim kuramıyorsa süreç nasıl yürüyecek?" ifadelerini kullandı.

Bakırhan söz konusu gündemin "konfor" başlığı altında tartışılmasının "silahsızlanmayı ve barışı" zora soktuğunu savundu. Öcalan için artık fiilî durum yetmediğini belirtti ve "Rol fiilen verilmişse karşılığı hukuken de tanımlanmalı. Statü, yetki, sorumluluk ve iletişim kanalları yasayla belli olmalı. Belirsizlik olduğu sürece hem söylenti hem keyfîlik iddiası bitmez" dedi.

'Demirtaş'ın yeri ayrı Öcalan'ın yeri ayrı'

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in "Biz birilerinin eve çıkmasını konuşmak yerine, Demirtaş’ın evine kavuşmasını konuşmak isteriz" sözlerini "yadırgadığını" belirten Bakırhan, "Siyasetçiler zaman zaman popülizme kayan ve alıcısı olan cümleler kurabilir. Ama 100 yıllık bir meselenin çözümü konuşuluyorsa ciddiyet gerekir" ifadelerini kullandı.

"Sayın Öcalan yarım asırlık bir mücadelenin siyasi ve teorik önderi, bu sürecin de baş müzakerecisidir. Sayın Demirtaş ise demokratik siyaset mücadelemizin yetiştirdiği çok kıymetli bir siyasetçi ve yol arkadaşımızdır" diyen Bakırhan, Öcalan ile Demirtaş'ın yerinin de sorumluluğunun da ayrı olduğunu söyledi. Bakırhan, "Kürt siyasetinde ikilik yaratmak isteyenler hep oldu. Devlet de denedi, başka partiler de. Tutmadı, tutmayacak" diye konuştu.

Özel'in eksikleri olsa da sürecin başından beri yana olduğu tutumu olumlu bulduğunu söyleyen Bakırhan, "Özel’in ve partisinin sürecin ikinci aşamasında sürece çok daha bütünlüklü, güncel siyasetin polemiklerinden uzak bir şekilde katkı sunmasını bekliyoruz" dedi.

Bakırhan, "Öcalan’a ev yapıldı mı yapılmadı mı konusunda 'bizim gündemimiz değil' deniyor. Oysa mesele bir ev değil. Meselenin taraflarından birinin, sürecin baş müzakerecisinin çalışma koşulları, iletişim hakkı ve hukukî statüsüdür. Ülkeyi yönetmeye talip ana muhalefet partisi böyle bir konuyu gündemi dışında görüyor, bir emlak olayına indirgiyorsa, o meselenin çözümünü nasıl gündemine alacak?" ifadelerini kullandı. 

Yeni Parti iktidar olursa bu sorunu nasıl çözeceğini soran Bakırhan, "Özel’in ve temsil ettiği çizginin bu konuda kurumsal bir akıl oluşturamadığını görüyoruz" dedi. Bakırhan, "Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu"nun kurulması sürecinde, İmralı'ya gidilmemesinde ve "umut hakkı" tartışmalarında da benzer bir tablo gördüklerini belirterek, "En son Meclis’teki oylamada da öyle oldu. Genel başkan ve yönetim 'evet' dedi. Ama 91 vekilin 54’ü 'hayır' dedi. Bir yanda çözümü savunan irade, öbür yanda 100 yıllık statüko refleksleri var. Kürtlere devleti teklif eden bir partinin çoğunluğu, Kürtlerin Cumhuriyet’le bütünleşmesine katkı sunacak bir zemine 'hayır' diyorsa, bu çelişkiyi Sayın Özel’in kendisi açıklamalı" ifadelerini kullandı.

'Sosyal medya gerçek bir dezenformasyon alanı'

Sosyal medyada "barış sürecini" hiçleştirmeye veya itibarsızlaştırmaya dönük sistemli bir uğultu üretildiği öne süren Bakırhan, iddialarına şöyle devam etti:

"Söylentiler, doğru olduğuna inanılması için değil, şüphe bırakması için dolaşıma sokuluyor. Amaç gerçeği açıklamak değil, toplumu hiçbir açıklamaya inanamaz hale getirmektir. Kaynağı belirsiz imalar, eksik bilgiler ve bağlamından koparılmış görüntüler algoritmalarla çoğalırken; barış, tartışılan bir siyasal imkân olmaktan çıkarılıp kuşkulu bir meseleye indirgeniyor. Maalesef saldırgan olanın, kuşku üretenin alıcısı da oluyor. Doğru bilgiye sahip olanlar, etik-ahlaki söz kuranlar yazmıyor bir şey. Bundan ötürü sosyal medya gerçek bir dezenformasyon alanı. Biliyoruz ki en etkili sabotaj, barışa açıkça karşı çıkmak değil, onun gerçek olmadığı duygusunu yerleştirmektir."

'Sosyalist hareketin sürece daha güçlü biçimde müdahil olmasını isteriz'

Öte yandan Bakırhan, "sosyalist kesimlerin" süreci seyretme pozisyonunda olduğunu düşünmediğini dile getirdi ve "Sosyalist yoldaşlarımız aktif olarak süreçtedir, sahadadır, tartışmadadır. Bunun yeterli olup olmadığı, sonuç üretip üretmediği ise hepimiz için geçerli bir sorudur" ifadelerini kullandı.

Sol ve sosyalist hareketin sürece daha güçlü biçimde müdahil olmasını istediklerini aktaran Bakırhan, "Çünkü barış, Kürtlerin kendi başına çözeceği bir mesele değil; Türkiye’nin demokrasi meselesidir" dedi.

Bakırhan, süreci eleştiren herkesi de aynı yere koyamayacağını, "haklı kaygıları" olan herkesle tartışacaklarını, konuşacaklarını belirtti. Bakırhan "Fakat cümlesi sürecin eksiğiyle değil, Kürtlerin muhatap sayılmasıyla biten bir itirazın adı eleştiri değil. Masanın nasıl kurulduğuyla değil, masada kimin oturduğuyla ilgilenenlerin derdi de eleştiri değil. Biri daha fazla demokrasi istiyor. Diğeri daha az Kürt. İlkiyle yol yürürüz. İkincisine de adını söyleriz" ifadelerini kullandı.

"Kendisini sol olarak tanımladığı halde, ulusalcı çevreleri dahi aşan bir karşıtlıkla barış ihtimaline yaklaşan kesimler elbette var" diyen Bakırhan, iktidara itiraz etmekle silahların susmasını istememenin farklı şeyler olduğunu söyledi. Bakırhan, "Savaşın devamını 'devrimcilik', barış arayışını 'uzlaşmacılık' sayan bir siyaset, en ağır bedeli kimin ödediğini unutuyor" dedi.

"Çatışma konforundan faydalanma durumu var. Savaş yıllarında kurulmuş bütün siyasal ezberlerin barış ihtimaliyle sarsılacağı korkusunu yaşayanlar var" iddiasında bulunan Bakırhan, siyasal tarihten çeşitli örnekler vererek solun "barışa karşı durduğunda" hiç kazanamadığını savundu.

'Cumhuriyeti demokratik ilke etrafında inşa etmenin zamanı geldi'

DEM Parti'nin gerçekleştirdiği kongrede duyurulan "Demokratik Cumhuriyet Hareketi"ne dair de konuşan Bakırhan, "Cumhuriyeti demokratik ilke etrafında inşa etmenin zamanı geldi" dedi.

Bakırhan şöyle devam etti:

"Demokratik Cumhuriyet, hareketimizi diğer siyasi güçlerden ayıran programdır. Ama bu program bir kesimin değil, ülkenin ortak zeminini kurmayı hedefliyor. Ulusal kimliği, inancı, cinsiyeti, sınıfı ne olursa olsun; ezilen, dışarıda bırakılan, hor görülen herkes bu hareketin öznesidir. Örgütlenmemizi de buna göre kuruyoruz: Herkese açık, her kesimden insanın söz ve karar sahibi olduğu bir hareket. Doğaya, insana, emeğe karşı suç işleyenler dışında kimse dışarıda kalmayacak."

Bileşenleriyle ortak mücadele zemininin yarım asırlık olduğunu söyleyen Bakırhan, "Bu birikim bugün yeni bir aşamaya geçiyor. Demokratik Cumhuriyet Hareketi, bu aşamanın adıdır. Daha geniş ve kapsayıcı bir yapı kuracağız" dedi.

Bakırhan sözlerini şöyle sürdürdü:

"14 yıl önce HDP kurulurken bileşen partilerimiz onun omurgasıydı. Bileşenli yapımızı koruyoruz. Ancak yeni dönem, geçmişi de okuyan, yol ve yöntemde daha esnek daha zengin bir realite istiyor. Bileşen partiler hem kendi özgün gündemleriyle örgütlenebilmeli hem de harekete güç katabilmeli diye düşünüyorum. Eksiklerimize baktığımızda birçok neden görebiliyoruz. Mevcut siyasi ve örgütsel mimarimizi tartışmaya açacağız. Ortak akılla, müzakereyle doğrusunu bulacağız. Buna gücümüz var.

İttifaklarımız, siyasal çatımızın dışında kalan ama mücadelede yan yana durduğumuz dost güçlerdir. Seçimlerin ötesine geçen, çok daha güçlü bir mücadele ortaklığı kuracağız. Bu yalnızca siyasi partilerle sınırlı kalmayacak, kalmamalı. Emek, inanç ve ekoloji başta olmak üzere birçok siyasi ve toplumsal alanları da kapsayacak."


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.