Sayfa yolu
Bakırhan: Bu rapor Kürt meselesinin çözüldüğü bir rapor değil, başlangıç
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 22.02.2026 , 17:30
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu" tarafından geçtiğimiz günlerde onaylanan ortak rapor ve sürece dair açıklamalar yaptı.
Kürt sorununun "terör sorunu" değil; "demokrasi, özgürlük, dil ve kimlik sorunu" olduğunu savunan Bakırhan, "Bizim başlattığımız süreç Kürt’ün kendisini inkar edeceği bir süreç değil" dedi. Bakırhan, "yurttaşlık tanımının kesinlikle değişmesi gerektiğini" söyledi ve "Türkiye'nin bütün renklerine uygun bir yurttaşlık tanımı olmalı" dedi.
Raporda katıldıkları gibi katılmadıkları maddeler de olduğunu söyleyen Bakırhan, raporun Kürt meselesinin çözümü değil, başlangıcı olduğunu ifade etti. "Rapordaki yasal önerileri bir an önce Meclis’in yasallaştırıp, hayata geçirmesi gerekiyor" dedi.
Öte yandan Bakırhan, açlık sınırının altında kalan asgari ücreti de Kürt sorununa bağlayarak şu iddiada bulundu:
"Türkiye bugün emekçisine doyacak kadar ücret veremiyorsa, asgari ücret diye geçinebileceği kadar çocuklarını okula göndereceği, karnını doyuracağı kadar ücret veremiyorsa sebebi Kürt meselesindeki çözümsüzlüktür."
'Kürt sorunu bir terör sorunu değil'
Bitlis'te düzenlenen "Barış ve Demokratik Toplum Buluşmaları" isimli etkinliğe katılan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu" tarafından hazırlanan ortak rapor ve devam etmekte olan sürece dair açıklamalar yaptı.
Hazırlanan rapordaki bazı maddelere katılırken, bazı maddelere ise şerh koyduklarını söyleyen Bakırhan, "Çünkü biz bazı şeylere aynı bakmıyoruz. Yani bizi yok sayan, bizi hâlâ terör parantezine sıkıştıran, 100 yıllık bir siyasi ve tarihi meseleyi getirip, terör ve güvenlik parantezine alan bir yaklaşımla aynı düşünmüyoruz" dedi.
Bakırhan, Kürt sorununun "terör sorunu" değil; "demokrasi, özgürlük, dil ve kimlik sorunu" olduğunu savundu. Bakırhan, "Dolayısıyla bu konuda Meclis raporunun altına biz çekincelerimizi ortaya koyduk. Sayın Öcalan, son görüşmesinde çok önemli bir şey söyledi. Diyor ki; 'Kürtsüz Cumhuriyet olmaz, olmamalı'. 100 yıldır Kürtsüz bir Cumhuriyet örmeye çalıştılar ama olmadı" diye konuştu.
'Emekçisine doyacak ücret veremiyorsa sebebi Kürt meselesindeki çözümsüzlük'
"Türkiye bugün emekçisine doyacak kadar ücret veremiyorsa, asgari ücret diye geçinebileceği kadar çocuklarını okula göndereceği, karnını doyuracağı kadar ücret veremiyorsa sebebi Kürt meselesindeki çözümsüzlüktür" iddiasında bulunan Bakırhan sözlerini şöyle devam ettirdi:
"Kürt dilini konuşmasın diye boşu boşuna milyarlarca dolar harcandı. İşte Sayın Öcalan'ın başlattığı Barış ve Demokratik Toplum Süreci aslında başarıya ulaşırsa en başta ezilenler, emekçiler ve emekliler insanca yaşayacakları koşullara kavuşacaktır. Onun için Cumhuriyetin ikinci yüzyılında Kürtler olmalı, Kürtlerin dili, kimliği ve kültürü yasal ve hukuki bir güvenceye kavuşmalıdır diyoruz. Kuruluşunda, kurtuluşunda Kürt'ü kardeş gören ama kurulduktan, kurtulduktan sonra Kürt'ü öteki gören, 100 yıl sonra terör parantezi, güvenlik parantezi içerisine alan bu aklı biz tanımıyoruz. Bu akıl yanlıştır. Bu akıl doğru yolda gitmiyor."
'Kürt'ün diline, kimliğine bir hukuk gerekiyor'
Kürt kimliğinin tanınması gerektiğini vurgulayan Bakırhan, "Bunun mücadelesini yürütüyoruz. Kardeşlik hukukunun gereğinin yerine getirilmesini istiyoruz. Madem kardeşsek, bizim farklı bir dilimiz var. O dilimizi yaşatmamız, o dilimizde eğitim görmemiz, kültürümüzü geliştirmemiz, çocuğumuzun gelecek nesillerimizin kendi dilini öğrenmesi ve dilinde eğitim görmesi gerekiyor" diye konuştu.
Bakırhan, "Kardeşiz ama hepiniz Türksünüz! Vallahi böyle bir yağma yok, böyle bir dünya yok" dedi ve şöyle konuştu:
"Artık Kürt'ün diline, kimliğine bir hukuk gerekiyor. Dilinin, kimliğinin yasal, anayasal olarak tanınması gerekiyor. 21. yüzyılda hâlâ 'herkes Türktür' diye tanımlanan bir vatandaşlık tanımı var. Dünyanın hiçbir yerinde vatandaşlık tanımı bir etnik kimlikte tanımlanmıyor. Ama bizim ülkemizde ısrarla ve zorla, bilmem ne bağıyla bağlı olan herkes Türktür diyor. Biz buna itiraz ediyoruz."
'Başlattığımız süreç Kürt’ün kendisini inkar edeceği bir süreç değil'
Türkiye'de "güvenlikçi bir akıl" olduğunu söyleyen Bakırhan, bahse konu zihniyet değişmeden yol alınamayacağını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kürt’ün halayını tutuklatan bir akıl, bu barışı sağlayabilir mi? Türkiye’yi yönetenler önce bu tekçi, güvenlikçi akıl karşısında bir çift laf etsin. Bizim başlattığımız süreç Kürt’ün kendisini inkar edeceği bir süreç değil, böyle bir süreç başlamadı. Sayın Öcalan böyle bir süreç başlatmadı. Biz de görüştük. Biz 100 yıldır inkar edilen Kürt'ün dilinin, kimliğinin kabul edilmesinin mücadelesini verdik ve bir diyalog ve müzakere zemini başladı. Şimdi İmralı'da görüşme olacak. Meclis’te bir komisyon kurulacak. Ama Ağrı'da savcı ve hakimler, bir seçilmiş il genel meclis üyesi ve yaşlı bir annesini halay çektikleri için tutuklayacaklar. Böyle olmaz. Biz bunu kabul etmeyiz."
'Bu rapor Kürt meselesinin çözüldüğü bir rapor değil, başlangıç'
Bakırhan komisyon tarafından hazırlanan raporda "olumlu" maddelerin de olduğunu ve bu maddelerin hayata geçmesinin bile Türkiye toplumunu rahatlatacağını söyledi.
"Ama bu rapor Kürt meselesinin çözüldüğü bir rapor değil, bir başlangıçtır" diyerek sözlerine devam eden Bakırhan, "Rapordaki yasal önerileri bir an önce Meclis’in yasallaştırıp, hayata geçirmesi gerekiyor. Eksik olan başlıklar varsa da Meclis bu konuda cesur davranmalıdır" dedi.
Bakırhan, "Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Leyla Güven, Ayşe Gökkan ve binlerce arkadaşımız boşu boşuna cezaevinde yatıyor" dedi ve raporda da yer alan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararların uygulanması gerektiğini söyledi.
"Bu rapor yazıldı, gereğini kim yapacak?" sorusunu yönelten Bakırhan, Adalet Bakanı Akın Gürlek'e "Bu konuda da bir yetkili göremiyoruz. Adalet Bakanı direkt bu konuda üzerine düşeni yerine getirmeli" diye seslendi.
İçişleri Bakanına çağrı
Raporda aynı zamanda "yerel demokrasi" vurgusu yapıldığını da söyleyen Bakırhan, raporun gerekliliklerinin yerine getirilmesi için İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'ye çağrı yaparak şunları söyledi:
"İçişleri Bakanı'nın bir kararnamesiyle kayyım atanan belediye eşbaşkanları hemen görevine dönebilir. Kimi bekliyorlar? Neyi bekliyorlar? Al sana Ramazan'da Mardin halkına, Van halkına, Batman halkına, Siirt halkına ve diğer kayyım atanan kentlerin halkına çifte bayram. Bunun gereklerini artık bir zahmet yerine getirsinler."
'Yurttaşlık tanımı değişmeli'
"Yurttaşlık tanımı kesinlikle değişmeli" diyen Bakırhan şunları söyledi:
"Türkiye'nin bütün renklerine uygun bir yurttaşlık tanımı olmalı. Hepimiz Türkiyeliyiz. Ama içinde Kürt de var, Türk de var, Arap da var, Alevi de var. Farklı inançtan ve kimlikten halklar da var. Buna uygun bir tanımlama olmalı. Bu adımlar Kürtleri sahici bir biçimde cumhuriyete bağlar. Kürtlerin gerçek anlamda bu cumhuriyetin vatandaşları olmaları isteniyorsa bir an önce, saydığım adımların atılması gerekiyor."
'Hangi hukuka göre silahı bırakacak?'
Abdullah Öcalan'ın çağrı yaptığını ama hâlâ yasanın yapılmadığını söyleyen Bakırhan, "Ya Allah aşkına silah bırak dediğin insan hangi hukuka göre silahı bırakacak? Nereye gidecek? Silahı bırak ama ülkeye gelemezsin. Silahı bırak ama ailene gidemezsin. Silahı bırak ama yerinde buharlaş. Böyle bir dünya var mı ya?" diye konuştu.
Bakırhan sözlerini, "Buyurun siz de bir şeyler yapın. İyi niyet adımları bakacağız, göreceğiz, edeceğiz diyerek bu işler olmaz. Kürtler adım bekliyor, Türkiye'de antidemokratik uygulamalar altında ezilen insanlar adım bekliyor. Cezaevlerinden başlayalım, kayyımlardan başlayalım" diyerek sonlandırdı.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.