Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Azılı Marksizm düşmanı Karl Popper'in Türkiye'ye girişi: Mete Tunçay önermiş, ABD fonlamıştı

Tunçay'ın CV'sinde yer almayacak kadar küçük, ancak mirasının ne anlama geldiğini kavramak açısından manidar bir olayı hatırlatıyoruz: Komünizm karşıtı yazar Karl Popper'ın kitaplarının Türkiye'ye girişi ve Mete Tunçay'ın bu süreçteki rolü.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 19.08.2025 , 18:06

Tarihçi ve siyaset bilimci Prof.  Dr.  Mete Tunçay, 18 Ağustos Pazartesi günü 89 yaşında hayatını kaybetti.

Tunçay, özellikle Türkiye sol tarihi üzerine çalışmalarıyla tanınan, liberal bir akademisyendi. Tunçay'ın 2000'li yıllarda AKP ve Gülen cemaatiyle ilişkisi, Medusa'nın Salı belgeselinde de ele alınmıştı.

Tunçay'ın ölümünün ardından bir kez daha mirası ve neyi temsil ettiği tartışılmaya başlandı. Bu tartışmaya katkı olması amacıyla, Tunçay'ın CV'sinde yer almayacak kadar küçük, ancak mirasının ne anlama geldiğini kavramak açısından manidar bir olayı hatırlatıyoruz: Komünizm karşıtı yazar Karl Popper'ın kitaplarının Türkiye'ye girişi ve Mete Tunçay'ın bu süreçteki rolü.

ABD fonlarıyla faaliyet gösteren Türk Siyasi İlimler Derneği'nin yöneticilerinden olan Tunçay'ın önerisiyle ve ABD Büyükelçiliğinin sağladığı finansmanla, Popper'in bir kitabı ilk kez 1967 yılında Türkiye'de yayımlandı.

Tunçay, 1989 yılında yaptığı bir söyleşide ABD'nin "Açık Toplum ve Düşmanları" isimli kitabının çevirisinden basımına kadar neden fonladığını şöyle anlattı:

"Popper'in Marksizme önemli eleştiriler getiren bir adam olması nedeniyle bunun anti-komünist bir işlev göreceğini düşünmüş olmalılar ki para sağlamayı kabul ettiler."

Aynı söyleşide "Popper'i Amerika'nın finansmanıyla basmanın ne önemi var?" diye soran Tunçay, o dönem "Sonuçta bu kitap fikir hayatımıza katkı olmuştur. Hiç de pişmanlık filan duymuyorum" demişti.

'Popper'in Marksizmin bilimsel bir yöntem olma iddialarına karşı eleştirileri cazipti'

Karl Popper'in "Açık Toplum ve Düşmanları" isimli kitabı Türkiye'de ilk kez 1967 ve 1968 yıllarında Türk Siyasi İlimler Derneğince basıldı. Birinci cildin çevirmenliğini Mete Tunçay, ikinci cildin çevirmendiğini ise Harun Rızatepe yaptı. Aynı zamanda Mete Tunçay o dönemde Türk Siyasi İlimler Derneği'nin de yönetimindeydi.

soL yazarı Asaf Güven Aksel de İkibine Doğru'nun 11 Haziran 1989 tarihli sayısında Tunçay ile bir söyleşi yaptı. Aksal o dönem yaptığı söyleşiyle, Popper'in Türkiye'ye giriş öyküsünü şöyle aktarmıştı:

Sayın Tunçay, geniş kesimlerin Marksizme yöneldiği, bilimsel sosyalizmin giderek yaygınlaşan bir akım olduğu 1960'lar Türkiyesi'nde, "Marksizmin yaşayan en büyük eleştirmeni" unvanına sahip Popper'i yayımlamak fikri nereden doğdu?

Rastlantıların da payı var bunda. Biz ne kadar ihtiyatlı ve yetenekli olursak olalım, çok az düşünce akımını tanıyarak bir görüşün savunucusu olabiliyoruz. Derinlikten zenginlikten, boyutluluktan uzak düşebiliyoruz. Benim Marksizme ilgim, her zaman eleştirel bir boyutu da içerdi. Bunda Nusret Hızır'ın gönüllü öğrencisi olarak gittiğim Londra İktisat ve Siyaset Bilimi Okulu'nda ders veren, o zamanın önemli adlarının ve bunlardan biri olan Popper'in de etkisi var. Düşüncelerinden haberiniz olsa bile, bir adamı etiyle kemiğiyle karşınızda görmek, dinlemek daha farklı. Popper'in en azından Marksizmin bilimsel bir yöntem olma iddialarına karşı eleştirileri cazipti. Ben de Marksizmde bir hedef daraltılmasından, ekonomik toplumsal yapıyı değiştirme hedefiyle sınırlı olmasından yanayım. Yoksa Marksizmin doğanın sırrını açıklayacak, bilimsel yöntem olarak kullanılacak bir öğreti gibi algılanmasına katılmıyorum. Yani, Popper o kadar da rastlantı değildi.

'İstediğimiz kitabı söylüyorduk, kabul ederlerse finanse ediyorlardı'

Popper'in Açık Toplum ve Düşmanları kitabı Türk Siyasi İlimler Derneği'nce basılmıştı...

Evet.

Bu dernek nasıl bir yapıdaydı?

ABD yardımıyla çalışıyordu. Önemli bir işlevi vardı. Bir sürü akademisyenin yer aldığı diğer bazı dernekler gibi hiçbir şey yapmadan oturmuyordu. Düşün yaşamımıza katkısı olacak kitaplar yayımlıyordu.

Amerikan Sefareti'nin finansman sağlamasıyla, yayımladığınız kitaplar arasındaki ilişkiyi biraz açsanız...

Amerikalılar belli görüşlerin propagandası amacıyla yayımlanmasını istedikleri kitapları öneriyor, çeviriden basımına kadar tüm giderlerini karşılıyordu.

Amerikalılar size bir liste veriyor ve bu listede yer alan kitapları yayımlamanız koşuluyla yardım ediyordu değil mi? Buna dernek üyelerinden hiç itiraz gelmedi mi?

Şimdi, Amerikalıların istedikleri kitabı basmak, derneğin ilk yıllarında geçerli bir şeydi. Benim zamanımda bu durum değişmişti. Biz onlara yayımlamak istediğimiz kitabı söylüyorduk, kabul ederlerse finanse ediyorlardı. Buna itiraz eden olmadı.

Erdoğan Güçbilmez'e bu diziden bir çeviri verilmiş. Ulam sanıyorum. Güçbilmez o sırada yayın kurulu üyesi olduğu Aydınlık Sosyalist Dergi çevresinin itirazıyla çevirisini çekmiş ve aldığı parayı da iade etmiş. Böyle tepkiler geliyordu galiba...

Ben anımsamıyorum...

'Anti-komünist bir işlev göreceğini düşünmüş olmalılar ki para sağlamayı kabul ettiler'

Popper sizin öneriniz mi, onların listesinde mi yer alıyordu?

Popper benim önerimdi sanıyorum.

Siz bu öneriyi, Marksizme ilgi duyanların daha geniş bir bakış edinmeleri amacıyla yaptınız, Popper'i tanıtmak istediniz belki ama, Amerikalılar bunu nasıl hemen kabul etti?

Amerikan Sefareti'ndekiler, önerimizi üstlerine sordular ve onlar da Popper'in Marksizme önemli eleştiriler getiren bir adam olması nedeniyle bunun anti-komünist bir işlev göreceğini düşünmüş olmalılar ki para sağlamayı kabul ettiler.

'ABD parayı ülkemizde derneklere, kuruluşlara istedikleri propagandayı yapmaları için veriyordu'

Bu para da kendi ceplerinden çıkmıyordu sanıyorum. Size ayırdıkları fon nereden besleniyordu, açıklar mısınız?

Cooley Fonu diye bir fon oluşturmuşlardı. Amerika'da gıda maddelerinden tüketim fazlasını, ABD hükümetinin satın alması zorunluğu vardı. Bu maddeler, uzun zaman korunamazdı, bozulabilirdi. İşte bu fazlalıklar, azgelişmiş ülkelere ya hediye edilir ya satılırdı. Türkiye'ye de satılıyordu. Senatör Cooley'in önerisiyle, bize sattıkları karşılığında alacakları para, bizim Merkez Bankası'na ABD hesabına yatırılıyor, ABD bu parayı, yine ülkemizde derneklere, kuruluşlara kendi istedikleri propagandayı yapmaları için veriyordu.

Karşılıksız veriliyordu derneklere bu para ve entelektüel bağımlıktan başka da sakıncası yoktu yani...

Söylediklerimi anlamadınız herhalde. Biz onların istediği kitabı basmıyorduk artık, kendimiz öneriyorduk, akıllarına yatarsa bastırıyorlardı.

İyi ama...

Şöyle açıklayayım. Onların elinde Pacamas Story diye bir kitap vardı. Komünist Çin'e çatan, aşağılık bir kitaptı. Çok bayağı bir anti-komünizm yapıyordu. Biz bu anlayışı kabul etmedik ve örneğin Popper basmaya ikna ettik.

Daha ince bir anti-komünizm...

Bakın, bunlarla nereye varacaksınız? Popper'i Amerika'nın finansmanıyla basmanın ne önemi var? Sonuçta bu kitap fikir hayatımıza katkı olmuştur. Hiç de pişmanlık filan duymuyorum.

'Amerikalılar teliften, basıma kadar tüm giderleri karşılıyordu'

Gayet tabii. Popper'in yayımlanması iyi bir şey. Ve Amerikan destekli olması da bu düşünürün eserinin değerlendirilmesinde fazla anlam taşımaz. Önemli olan görüşlerinin niteliği. Yalnız, Popper'in görüşlerini kimlerin desteklediğini göstermesi açısından bu noktaların bilinmesinde yarar var. İşin Amerika'nın Türkive kültür yaşamına ne yollarla müdahale ettiği yönünü konuşmaya gerek yok. Adamlar yaptıracak birilerini bulunca, yaparlar doğal olarak. Açık Toplum ve Düşmanları'nın ilk cildini çevirmiştiniz. 1967'de yayımlandı. İkinci cilt de Harun Rızatepe çevirisiyle 1968'de. Siz, dernek yönetiminde bulunan bir kişi olarak, yaptığınız çeviriden de para alıyor muydunuz?

Amerikalılar yalnızca matbaa işiyle değil, çeviriden, teliften, basıma kadar tüm giderleri karşılıyordu. Biz onlara hesap çıkarıyorduk. Ben de çeviriden para aldım. Ama avanta değil ki bu.

Tabii, emeğinizin karşılığı. Ne kadardı o zamanlar çeviriden alınan?

Birkaç bin lira almıştım. Bugün söylesem komik kaçar ama, o zaman bayağı iyi paraydı... Siz Popper eleştirisi mi düşünüyorsunuz?

Popper'e ciddi itirazlarım var. Marksizme yönelik eleştirilerinin yüzeysellik örneği olduğu kanısındayım. Hak ettiğinden çok fazla değer veriyorsunuz diye düşünüyorum.

Olabilir, Popper'i ilk siz eleştirmeyeceksiniz. Ama bu onun Marksizm eleştirilerinin geçerliliğini önlemiyor. Örneğin ben de kitabın yeni basımı nedeniyle Popper'in demokrasi anlayışının eleştirisini yazmayı düşünmüyorum. O konuda farklı görüşlerim var.

Anlıyorum..

soL Bilim ve Aydınlanma: Karl Popper ve Yanlışlamacılığı
soltv

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.