Sayfa yolu
Ayvacık’ta uranyum sondajına isyan: Kanser olmak istemiyoruz!
Yayın Tarihi: 08.07.2022 , 14:20 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:09
Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Arıklı köyü yakınlarındaki ormanlık alanda Maden Tetkik ve Arama (MTA) tarafından başlatılan Toryum-Uranyum sondaj çalışmalarına bölge halkı isyan etti.
Köyde 70’li ve 80’li yıllarda açılan sondaj kuyularının yüksek radyasyon nedeniyle kapatılması sonrası çok sayıda kişinin kanserden öldüğünü dile getiren bölge halkı, yeni sondajların ÇED raporu olmadan yapıldığını belirterek suç duyurusunda bulundu. Eylem yapan köylüler “Şimdi yoldan geçemiyoruz. Yarın evden çıkamayacağız”, “Para mı önemli sağlık mı önemli? Köylüyü bitirecekler, bizi öldürecekler” diyerek isyan etti.
Bölge halkı Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüğü, Çanakkale Valiliği İl Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü ve Ayvacık Kaymakamlığı hakkında da suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusu dilekçesinde söz konusu maden arama sondajına ilişkin bakanlığın duyuru sisteminde ÇED sürecine dair herhangi bir bilgi bulunmadığına, bölge halkının bilgilendirilmediğine dikkat çekildi.
1800'lerin sonunda Fransız şirket arama yapmış
Kazdağları Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Süheyla Doğan soL’a yaptığı açıklamada bölgede 1800’lü yıllarda bir Fransız şirket tarafından uranyum arama çalışması yapıldığına dair bilgiler olduğunu, daha sonra 70’li ve 80’li yıllarda MTA tarafından yapılan sondajlarda ortaya çıkan radyasyonun etkilerinin devam ettiğine dair bilimsel çalışmalar olduğunu ifade etti.
Yeni maden kanunuyla sondaj aşamalarının ÇED sürecinden muaf tutulduğunu hatırlatan Doğan ancak bu konuda tersi yönde idari ve mahkeme kararları alındığını vurguladı. Doğan örneğin son olarak Tokat Erbağ’daki bir altın madeni için yapılacak sondaj çalışması için valiliğin “ÇED gereklidir” kararı verdiğine dikkat çekti.
'Çok ciddi yüksek radyasyon ölçüldü'
Uranyum madeninin sondaj çalışmaları sırasında önlem alınmazsa radyasyonun yayılmaya başladığına dikkat çeken Doğan daha önceki sondaj çalışmalarının bölgeye verdiği zarara ilişkin çok sayıda bilimsel rapor olduğunu ancak bölge halkına bu konuda bilgi verilmediğini, bölgede yaşayanlara zaman zaman “evlerinizi havalandırın” dendiğini dile getirdi.
Bir araştırmanın bölgede çok ciddi yüksek radyasyon ölçümü olduğuna işaret ettiğini belirten Doğan kaymakamlık ve bakanlığa yaptıkları başvurulara ise henüz bir yanıt verilmediğini ifade etti.
'Bir an önce kapatılmalı'
Doğan taleplerinin açılan sondaj kuyularının bir an önce kapatılması, MTA’nın bölgeyi terk etmesi ve daha önceki arama çalışmalarından zarar gören yerlerde rehabilitasyon çalışmalarının başlatılması olduğunu söyledi.
Kazdağları Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ve Arıklı Dayanışması da 6 Temmuz’da Ayvacık Kaymakamlığı’na dilekçelerini iletti ve Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.
Aynı gün bölgede yapılan basın açıklamasında oldukça tehlikeli olan bir maden olan uranyum arama sondajında mutlaka Çevre Etki Değerlendirmesi yapılması gerektiğine dikkat çekildi.
‘Eski sondaj alanlarında radyasyon riski var’
Açıklamada bölgede daha önce yapılan sondaj çalışmalarına ilişkin şu bilgiler yer aldı:
“MTA ve diğer bazı bilim insanları tarafından yayınlanan raporlarda daha önce Arıklı Köyünde 1970’li ve 1980’li yıllarda uranyum arandığı ve kuyuların sonra kapatıldığı bilgisi yer almaktadır.
Çok sayıda bilimsel rapora göre 2000’li yıllarda bölgede yapılan ölçümlerde hem çeşitli kayaçlarda hem de eski sondaj alanlarında yüksek oranlarda radyasyon saptanmıştır. Sağlık Bakanlığı tarafından da bölgedeki köylerde ölçümler yapıldığı, evlerdeki ölçümlerin sınır değerler altında olduğu ancak evlerin zaman zaman havalandırılması gerektiğinin halka söylendiği belirtilmektedir. Ancak ne yazık ki yörede yaşayan halka, bizlere bu bilgiler anlatılmamaktadır.
Eski sondaj alanlarında radyasyon tehdidi var ve henüz bu bölgelerde herhangi bir iyileştirme, rehabilitasyon yapılmamış iken, ÇED Raporu alınmadan yeni sondajlara başlanmasını kabul etmiyoruz. Bu sondajlar köyümüze, bölgemize, burada yaşayan bizlere, hayvanlara, su kaynaklarımıza, havamıza, toprağımıza zarar verecektir.
Manisa’nın Köprübaşı İlçesi’nde, Söke’nin Kısır Köyü’nde uranyum arama ve işletmesi yapılan yerlerde yüksek radyasyon değerleri ölçüldüğünü ve yöre halkının kansere yakalandığını duyuyoruz.”
'Kanser olmak, ölmek istemiyoruz'
“Çok endişeliyiz. Kanser olmak, ölmek istemiyoruz” denilen basın açıklamasında kaymakamlık dilekçe verildiği ve konuya ilişkin suç duyurusunda bulunulduğu ifade edilerek yetkilere şu çağrıda bulunuldu:
“Arıklı Köyü’nde başlayan toryum-uranyum arama sondajı acilen durdurulsun,
Arıklı ve civar köylerde kanser vb. sağlık taraması yapılsın,
Evlerde, köy içlerinde, sularda, çeşmelerde, meralarda radyasyon ve diğer ağır metal ölçümleri yapılsın ve sonuç halka açıklansın. Alınması gereken önlemler halka bildirilsin,
Eski sondaj alanları bağımsız uzmanlara incelettirilsin ve radyasyon ölçümlerinin yapılması sağlansın ve sonuçlar şeffaf bir şekilde halkla paylaşılsın,
Eski sondaj alanlarının tehlike yaratmayacak şekilde uzmanlarca rehabilite edilmesi sağlansın.
Biz köyümüzde mutlu ve huzurluyuz. Bizim zeytinimiz, koyunumuz, keçimiz, ormanlarımız, turizm gelirlerimiz bize yeter. Biz uranyum madeni istemiyoruz. Biz sağlıklı bir şekilde yaşamak istiyoruz. MTA’nın acilen bu sondajı durdurmasını ve köyümüzden ayrılmasını istiyoruz.”
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
