Sayfa yolu
Ayşe Barım davası: Temel iddiayı çürüten ifadeler iddianameye konulmadı
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 04.05.2025 , 11:24
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, menajer Ayşe Barım'ın 2013 yılında Gezi Parkı eylemlerine katıldığına dair sosyal medyada yer alan iddialar üzerine başlattığı soruşturma geçtiğimiz günlerde tamamladı.
27 Ocak'ta "Gezi eylemlerini organize etmek" iddiasıyla tutuklanan Barım hakkındaki iddianame tutuklanmasından üç ay sonra tamamlandı ve Barım'ın 30 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması talep edildi.
BirGün yazarı Timur Soykan, Barım'ın menajerliğini yaptığı ünlü oyuncuları, Gezi Direnişi’ne katılmaya zorlamakla suçlandığını, ancak buna dair delil, şikayetçi ve tanığın olmadığını aktardı.
Öte yandan oyuncular eylemlere kendi istekleriyle katıldıklarını söyledikleri için tanık ifadelerinin iddianameye konulmadığı ortaya çıktı.
Temel iddiayı çürüten ifadeler iddianameye konulmadı
"Ayşe Barım vakası: Delilsiz, mantıksız 30 yıl" başlıklı yazısında Soykan, Barım hakkındaki temel suçlamanın "menajerliğini yaptığı oyunculara Gezi eylemlerine katılmaları için talimat vermek" olduğunu ifade etti. Soykan, Savcılığın bu doğrultuda oyuncuların ifadelerini aldığını, hatta bazı oyuncular hakkında yalancı tanıklıktan soruşturma açıldığını hatırlattı.
"İfade veren oyuncuların tamamı, Ayşe Barım’ın kendilerine bir talimat vermediğini kendi özgür iradeleriyle Gezi Parkı’na gittiklerini söyledi" diyen Soykan, şu ifadeleri kullandı:
"Suçlamanın en temel iddiasını çürüten, davayı baştan çökerten bu ifadeler iddianameye konulmadı. Oysa iddianamelerde şüphelinin lehine olan delillerin de yer alması hukuki bir zorunluluk."
'Darbe toplantısına katıldı' iddiası da yok
Öte yandan yandaş medyada Ayşe Barım’ın Belçika’nın Gent şehrinde 2017 referandumunun yapılmaması için darbe toplantısına katıldığı iddia edilmiş ve sayfa sayfa Barım’ın “Evimde hepsinin kaseti var siz rahat olur. Gezi’de ne yaptıysam şimdi daha iyisini yapacağım, elleri mahkum” dediği yazılmıştı.
Soykan, bu iddialara da iddianamede yer verilmediğini aktardı ve "Zaten Ayşe Barım’ın o dönem Belçika’ya hiç gitmediği ortaya çıkmıştı. Bunları yazanlar hesap verecek mi? Tabii ki hayır" dedi.
'İddianame kalın olması için şişirilmiş'
171 sayfalık iddianamenin ilk 100 sayfasında Barım'a yönelik bir suçlama olmadığını belirten Soykan, şu ifadeleri kullandı:
"Yani iddianame 30 yıl hapis istenecek suçlamaya yakışacak kadar kalın olması için şişirilmiş. Uzun uzun Gezi olaylarının dış güçlere, etki ajanlarına, nüfuz casuslarına bağlandığı, delilsiz, saçma sapan komplo teorileri ile sayfalar doldurulmuş. Kısaca özetlemek gerekirse; savcı, ajanların düğmeye bastığına ve milyonlarca insanın 80 şehirde sokağa çıktığına inanmamızı istiyor. Savcı hızını alamıyor, Mi Minör isimli bir tiyatro oyununun Gezi Direnişi’ni yarattığını iddia ediyor. Onlarca sayfa Osman Kavala, Çiğdem Mater ve Memet Ali Alabora hakkındaki ipe sapa gelmez, delilsiz, saçma iddialar anlatılıyor. Maksat; iddianame kalın görünsün."
'Google aramalarıyla yazılmış'
Soykan, iddianamenin geri kalan 71 sayfasında ise tekrarlar, geçmiş Gezi Davası’ndan alakasız alıntılar, suçlamayla ilgisiz sosyal medya paylaşımları ve gereksiz bilgilerle doldurulduğunu belirterek "Aslında 30 yıl istenen iddianamede 30 sayfalık suç delili iddiası bile yok" dedi.
Soykan, "İddianame Google aramalarıyla yazılmış, bol bol yandaş sitelerin ekran görüntüleri serpiştirilmiş, bir tutam suç çıkartılamayan HTS kayıtları katılmış. Bolca niyet okumayla pişirilmiş" diye yazdı.
Soykan, yazısına şöyle devam etti:
"Henüz Ayşe Barım’a yönelik suçlamalara gelmeden, 64. sayfada menajerlik şirketinin internet sayfasına giriş yapılıyor. Ayşe Barım’ın sahibi olduğu ID İletişim Danışmanlık Şirketi’nin internet sayfasının ekran görüntüleri diziliyor. Ve şu tespit yapılıyor: 'İd başlığı altında yazılı ve görsel basında çokça yer alan 58 oyuncunun, id studio başlığı altında ise yaş olarak daha genç, yardımcı oyuncu olarak nitelendirilebilecek 10 kişinin olduğu…'
Tüm oyuncuların isimleri sıralanıyor. Kimler yok ki: Ali Atay, Bergüzar Korel, Birce Akay, Bülent İnal, Ceyda Düvenci, Halit Ergenç, Hazal Kaya, Hümeyra, Rıza Kocaoğlu, Mehmet Günsür, Nejat İşler, Zafer Algöz, Zerrin Tekindor ve niceleri…
Savcı üşenmiyor, 18 sanatçının Gezi dönemindeki sosyal medya paylaşımlarını, internet sitelerinde Gezi eylemlerine katılmalarıyla ilgili haberleri ekran görüntüleriyle sayfalar boyunca tek tek sıralıyor. Bu sanatçılar sanık değil, haklarında bir suçlama yok ama iddianameye konuluyorlar. Üstelik verdikleri ifadeler de iddianameye konulmamış."
Orman yangınlarındaki çağrılar da iddianamede
Savcılığın Gezi Parkı eylemleriyle de yetinmediğini yazan Soykan, "Savcı, 2021’de Türkiye’nin güneyindeki çok büyük orman yangınları sırasında sosyal medyadaki HelpTurkey paylaşımının altından da Ayşe Barım’ı çıkartıyor" dedi ve şu ifadeleri kullandı:
"Ayşe Barım’ın menajerliğini yaptığı Ezgi Mola, Hande Erçel, Hazal Kaya, Lale Mansur gibi oyuncuların bu paylaşımları iddianameye konuluyor. Bu paylaşımlarla Türkiye’nin itibarının hedef alındığını iddia eden savcı, o dönem bir tane bile yangın söndürme uçağının olmadığını, göz göre göre ormanların yandığını hiç hatırlamıyor."
'Telefon irtibatları suç gibi sunuldu'
Öte yandan Soykan, iddianamede Ayşe Barım’ın Osman Kavala, Çiğdem Mater, Memet Ali Alabora ile telefon irtibatının tespit edildiğine yer verildiğini ve bir tablo hazırlandığını da aktardı.
Soykan, bahse konu telefon irtibatlarının suç gibi sunulduğunu ifade ederek şunları yazdı:
"Memet Ali Alabora ile telefon irtibatı ilk kez 30 Mayıs 2013’te olmuş, 19 Haziran 2013’ten sonra hiç irtibat yok. Sadece 3 konuşma var. Tape kaydı da iddianamede bulunuyor. Konuşmanın içeriği çok net: Memet Ali Alabora, Gezi direnişi sırasında iktidar ve trolleri tarafından hedef gösterilince oyuncular, onunla dayanışma için bir bildiri yayınlamak istiyor. O sırada Balıkesir Edremit’te olan Ayşe Barım ise Memet Ali Alabora’yı arayarak böyle bir bildirinin yayınlanmamasını istiyor. Oyuncularının zarar görmesinden endişe ediyor. Ama savcılık iddianameye şöyle yazıyor:
'Yapılan HTS incelemelerinde şüpheli Ayşe Barım’ın Gezi davası sanıklarından olan Memet Ali Alabora ile Gezi eylemlerinin başlangıç tarihi olan 30 Mayıs 2013’te ilk irtibatı kurduğu, son irtibatının 19 Haziran 2013 olduğu ve Gezi Parkı olayları süreci dışında Memet Ali Alabora ile irtibat kurmadığı…'
İyi de Ayşe Barım bunun açıklamasını yaptı, 'Ben birlikte çalıştığım oyuncuların başlarına bu süreçte provokatif bir eylem gelmesinden endişe duymam ve Memet Ali’nin Oyuncular Sendikası Başkanı olması sebebiyle aramışımdır' dedi. Onun ifadesini zaten tape kayıtları doğruluyor. Ama yine de savcılık bu tespiti iddianameye koyabiliyor.
Ayşe Barım’ın Çiğdem Mater ile ise 14 telefon irtibatı var. İlk telefon konuşmasının tarihi 12 Haziran 2013. Son telefonla irtibatının tarihi ise 12 Kasım 2019. Yani Gezi Direnişi’nden aylar sonra. Haziran 2013’te sadece 5 görüşme var ve en uzunu 235 saniye. Çiğdem Mater belgeselci ve Ayşe Barım yine Memet Ali Alabora’ya destek bildirisinin yayınlanmaması için Çiğdem Mater ile görüştüğünü ifade ediyor. Diğer görüşmeler şöyle; 2014’te 5 kez mesajlaşmışlar. 2015’te bir kez Ayşe Barım, Çiğdem Mater’i aramış. 2017’de Çiğdem Mater, bir kez Ayşe Barım’ı aramış. 2019’da Çiğdem Mater, Ayşe Barım’ı bir kez aramış. Ayşe Barım ifadesinde şöyle anlattı: 'Ben Çiğdem Mater ile Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alan Film Merkezi’nde yönetici olması sebebiyle tanıştım. Çalıştığımız sanatçıları üniversiteye söyleşi yapmak için davet ederlerdi.'
Ayşe Barım’ın Osman Kavala ile 39 telefon irtibatının tespit edildiği iddianameye yazılmış. Ancak çok önemli konuya hiç dikkat çekilmiyor. Ayşe Barım ile Osman Kavala arasındaki telefon irtibatı 10 Haziran 2014’te başlıyor. Yani Gezi Direnişi’nden bir yıl sonra. Telefon ile kurulan son irtibat ise 25 Kasım 2014 tarihinde. Ayşe Barım bu görüşmelerin nedenini ifadesinde açıkladı. ‘Kesik’ isimli filmin galasından sonra verilen partiyi Osman Kavala’ya ait Cezayir isimli lokantada yapmışlardı. Ayşe Barım bu nedenle Osman Kavala’yı arayarak görüşmüştü.
Savcılık Ayşe Barım’ın bir bildirinin yayınlanmaması için yaptığı konuşmaları ‘niyet okuma’ yönetimiyle suçlamaya dönüştürüyor. Ayşe Barım’ı sadece bu konuşmalara dayanarak eylemleri yönlendiren, fikrine danışılan bir kişi olarak tanımlıyor."
'Terör örgütü' irtibat tablosu
İddianamede "Emine Ayşe Barım isimli şahsın kullanımında olduğu belirtilen 532 xxx numaranın Silahlı Terör Örgütü yönetici ve üyeliğinden işlem gören şahıslar irtibat tablosu" başlığının da açıldığını belirten Soykan, bahse konu tabloya sayfalarca yer verildiğini aktardı.
Soykan, "Bu şu demek. Bir ustaya evinizin mutfağını yaptırdınız ama onun eskiden FETÖ suçlamasıyla işlem gördüğünü bilmiyorsunuz. Bu telefon kayıtları çıkınca suçlama delili olarak size yöneltilebilir. Ama işin garibi; hakkında ‘kovuşturmaya yer yok’, kararı verilmiş, yani dava bile açılmamış kişiler, şirketler de bu tabloda yer alıyor. Ayşe Barım’ın bu kişi ya da şirketlerle telefon irtibatının olması suç delili gibi iddianameye konuluyor" ifadelerini kullandı.
Soykan şu cümleleri kaleme aldı:
"Bu tabloda çok çarpıcı bir kısım var. Ayşe Barım’ın Aralık 2013 ile Aralık 2024 arasında Avni Özgürel ile 26 telefon görüşmesi yaptığı belirtiliyor. Bilgi notunda ‘Danışman-Program analisti’ diye nitelendirilen Avni Özgürel için şöyle yazıyor: 'Silahlı terör örgütü kurma, yönetme veya üye olma-PKK/KCK Terör Örgütü.' Avni Özgürel, MHP’ye yakın bir isim. Devletçi ve milliyetçi bir yazar. Şimdi böyle bir iddianame ile 30 yıl hapsinizin istendiğini düşünün.
Ayşe Barım’ın kendi telefonu ve şirketinin telefonundan menajerliğini yaptığı oyuncularla telefonla görüşmesi bile suç delil gibi sunulmuş. Tablo yapılmış. Gezi Direnişi sırasındaki görüşmeleri içeren bu tablolar 7 sayfa sürüyor."
| Ayşe Barım hakkında 30 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı |
|
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.