Sayfa yolu
Ayrancı Semt Evi Cumhuriyet Seminerleri'ne devam ediyor
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 13.11.2023 , 00:48 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Türkiye Komünist Partisi (TKP) Ayrancı Semt Evi her ay farklı bir temada “Cumhuriyet Seminerleri” düzenlemeye devam ediyor.
Seminerler serisinin Kasım ayı konusu “Cumhuriyet, CHP ve Sosyal Demokrasi”, konuşmacı ise yazar Mesut Odman oldu.
Odman, bilimsel açıdan bakıldığında Cumhuriyet'in devrimler sınıflandırmasında demokratik devrim kategorisine girdiğini, öncü kadroları itibarıyla da burjuva demokratik devrimi olduğunu belirtti.
Osmanlı İmparatorluğu’ndaki mutlak monarşi yönetiminin son yıllarında, 1800’lerin sonlarında yönetimin bir meşruti monarşiye dönüşmesini ve oradan cumhuriyet devrimine giden süreci ilgi çekici tarihsel anekdotlarla aktaran Odman, Cumhuriyet devriminin gerçekleştirdikleri bakımından aynı kategoriye giren benzerleriyle karşılaştırıldığında oldukça ileri bir devrim olduğunu ifade etti.
Cumhuriyet devriminin yapıcısı olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin 1930’lu yıllarda programına giren altı oktan laiklik ve kamuculuk başlıklarının ülkenin bağımsızlığı açısından önemine vurgu yapan Odman, bu ilkelerin Mustafa Kemal’in “istiklal-i tam” yani “tam bağımsızlık” şiarında somutlandığını kaydetti.
Mesut Odman bu şiarın sosyalistler için yeterli olmasa bile her aydın vatandaş için ne kadar vazgeçilmez ve yaşamsal olduğunu, bunları, eklenecek ve önüne konacak bazı ilkelerle mutlaka sürdürmek gerektiğini belirtti.
Mesut Odman şunları söyledi:
"1923’te cumhuriyetin ilanıyla bu devrimin ilk aşamasını tamamladık. O zamanlar ‘emperyalizm’ dediğimiz sosyoekonomik düzenin dünyanın tamamına egemen olduğu bir yeryüzünde yaşıyorduk. Emperyalizm, başka ülkeleri askerî olarak işgal etmekten veya sömürmekten ibaret bir şey değildir. Emperyalizm kapitalizmin en son aşamasıdır. Tarihte 19. yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkmış, 20. yüzyılda bütün özellikleriyle belirginleşmiştir. En önemli özelliği saldırganlık olduğu için halk yığınları daha çok o özelliğiyle algılar. O zamanlar emperyalist dünyanın lideri Birleşik Krallık yani Britanya İmparatorluğu’ydu. En doğudaki Avustralya’dan Britanya Adalarına kadar geniş bir egemenlik alanına sahip olduğu için ‘üzerinde güneş batmayan imparatorluk’ olarak adlandırılmıştır. Birinci büyük paylaşım savaşı patlak verdikten sonra güçler dengesi değişti. Emperyalizmin özellikleri, emperyalist ülkelerin dünya pazarlarını paylaşmak için hiç bitmeyen kavgaları sebebiyle ‘paylaşım savaşı’ olarak adlandırırız. Osmanlı İmparatorluğu yayılmacı, sömürgeci bir devlettir ama emperyalist değildir çünkü emperyalist olarak adlandırabilmemiz için kapitalizmin gelişmiş olması lazım. Oysaki kapitalizm Osmanlı’da çok geç gelişmiş.”
Kurtuluş Savaşı’na öncülük eden siyasal kadroların niteliklerine değinen Odman, Osmanlı ordusundaki yüksek rütbeli hatta yönetici konumundaki bu kişileri yok sayıp Atatürk’ü gökten inmiş bir kurtarıcı gibi lanse ederek putlaştırmaya çalışan tarih anlayışını eleştirdi. “Fransız İhtilali’ndeki Jakobenler ne ise İttihat Terakkiciler de odur” diyen Odman, İttihat ve Terakkicilere yakıştırılan “Jakoben” ifadesinin -Mustafa Kemal düşmanlarının aksine- itham etmek için değil, övmek için kullanıldığını belirtti.
Dönemin kadrolarını ayrıntılı şekilde değerlendiren Odman, Menderes ve Bayar kadar İsmet İnönü ve CHP döneminin başbakanlarının da Türkiye’nin NATO’ya girişinde payı olduğuna değindi.
İnsanlık için büyük bir yıkıma yol açan Birinci Dünya Savaşı’nın Sovyet Devrimi’ndeki kolaylaştırıcı rolünü anlatan Odman, 1917 Devrimi ile ilgili olarak “Bizim Kurtuluş Savaşı’mızda iki açıdan çok önemli katkısı olmuştur. Birincisi kuzeyimizde bir düşman eksilmiştir. Diğeri ise Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyetin kuruluş dönemi önemli bir destekçi kazanmıştır” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyet tarihini belli tarihsel dönemlere ayırarak anlatan Odman, Kurtuluş Savaşı’yla başlayıp 1922’ye kadar devam eden dönemi “ilerici dönem”, 1923’ün başlarından 1936-1937’lere kadar devam eden dönemi “ikircikli dönem veya arayış dönemi” olarak adlandırdı.
Mesut Odman konuşmasının devamında 27 Mayıs müdahalesinden sonraki dönemi “ikinci ikircikli dönem”, 12 Eylül 1980 sonrasını ise “kölelik dönemi” olarak tanımladı.
Latin harflerinin kabulü başta olmak üzere Cumhuriyet devrimlerinin önemine değinen Odman son olarak CHP ve sosyal demokrasi başlıklarına değindi:
“CHP zaten kendisi hiçbir zaman sosyal demokrat olduğunu söylememiştir. Söylese tarihsel gerçeklere uymazdı. Sosyal demokrasi işçi sınıfının içinden çıkmıştır. Alman Sosyal Demokrat Partisinin kökeninde Marksizm vardır, işçi sınıfı vardır. CHP’nin içinde kendine sosyal demokrat diyen ve gerçekten düşünsel olarak öyle olan insanlar var ama CHP hiçbir zaman gerçekten öyle bir misyon üstlenmedi; tam tersine solla ilişkili olarak sola bir sınır çekme işleviyle hareket etti. Orada da İsmet Paşa’nın ve onun yetiştirmesi olan Ecevit’in payı vardır. ‘Ortanın solu’ birlikte geliştirdikleri bir kavramdır ama ilk defa dillendiren İsmet Paşa’dır. Onun amacı orada solu kesmekti, çünkü sol çok güçleniyordu, Yalçın hocanın (Küçük) tabiriyle 'görkemli altmışlar dönemi'ydi. Sola yönelişi durdurma, solu sınırlandırma amacı vardı. Ecevit, Türkiye siyasetinin gelmiş geçmiş namlı sağcı politikalarından biridir.”
Mesut Odman konuşmasının ardından katılımcıların sorularını yanıtladı.
Seminer Ayrancı Semt Evi'nin Instagram hesabından da canlı olarak yayınlandı: https://www.instagram.com/reel/Czi5dk2Ijw_/
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.