Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Avrupa'nın utanç vesikası: Grönland'da aşağılama ve diklenmeler, yüz kızartıcı bir boyun eğmeyle sonuçlandı

Trump, iki yıldır Grönland'ı istiyor, "Bize verin, gerekirse satın alalım" diyordu. Avrupa'ysa Trump'a "deli" muamelesi yapıyor, kuyruğu dik tuttuğu havası estiriyordu. İmzalanan anlaşmanın metni açıklanınca gerçek ortaya çıktı: Ada, masa başında Amerikan egemenliğine devredildi.

ABD Başkan Donald Trump, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ve Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen 22 Eylül'de New York'taki 81. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda ​​üçlü bir güvenlik anlaşması imzaldı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 24.09.2026 , 09:00 Güncelleme Tarihi: 24.09.2026 , 09:58

Trump yönetimindeki ABD iki yıl boyunca Danimarka ve AB’ye Grönland’ı kendilerine vermesi için kabadayılık yaptı.

Sonuçta yeni bir anlaşma imzalandı. Hem Danimarka, hem Avrupa basını hem de ABD’deki Trump karşıtı anaakım medya, gelişmeyi “Bu anlaşma zaten 1951’de imzalanan anlaşmanın aynısı, Trump’ın ağzına bir parmak bal çaldılar” diye tasvir etti.

Oysa Danimarka Komünist Partisi anlaşmanın duyurulduğu gün, söz konusu metnin Grönland halkının irade ve güvenliğini sağlamak şöyle dursun, adayı büyük güçler arasındaki mücadelede çatışma sahası haline getirdiğini savundu. soL da ilk haberinde “Trump’ın 'şantaj' diplomasisi sonuç verdi” başlığı atmıştı.

Nitekim anlaşma metni yayımlanınca gerçek ortaya çıktı.

Kabadayılık işe yaradı, Danimarka Krallığı utanç verici biçimde kendi boyunduruğundaki adada sahip olduğu egemenlik haklarını büyük oranda ABD’ye teslim etti.

NATO devreden çıktı, ABD sınırsız egemenlik hakkı kazandı

NATO’nun kurulması ve Soğuk Savaş’ın tam gaz başlamasının ardından 1951 yılında ABD’yle Danimarka Krallığı arasında bir anlaşma imzalanmış, Danimarka’ya bağlı Grönland’da ABD’ye üs kurma ve diğer kimi yetkiler verilmişti.

O anlaşma NATO zeminine oturuyordu. Anlaşmanın geçerlilik süresi de “NATO var olduğu sürece” şeklinde tarif edilmişti. ABD’ye verilen üs kurma yetkisi de “Danimarka ve Grönland hükümetlerinin onayı ve NATO planları çerçevesinde” olduğu mühletçe kullanılacaktı.

Yeni anlaşma NATO’yu devreden çıkardı ve ABD’yi kısıtlamasız hükümran haline getirdi.

Yalnızca 55 bin kişinin yaşadığı, büyük kısmı buzullardan oluşan ada, Kuzey Kutbu üzerinden Asya kıtasıyla Amerika kıtasını birleştiren konumu nedeniyle ABD tarafından uzun süredir teslim alınmak isteniyordu.

Anlaşmanın geçerlilik süresi, “bir son tarihi olmadığı” şeklinde formüle edildi. Ancak anlaşmanın tarafları ortak şekilde değiştirmeye karar verirse anlaşma sona erebilecek. Dolayısıyla ABD istemediği sürece anlaşma yürürlükten kalkmayacak.

Dahası, Grönland’da yaşayan halkın iradesini zaten yıllardır kendi eline almış olan Danimarka Krallığı, Grönland’ın bağımsızlığını kazandığı olası bir senaryoda da anlaşmanın geçerli olacağını metne ekleyerek boyunduruğu katmerlendirdi.

ABD dilediği gibi üs kuracak, Grönland yanına yaklaşamayacak

ABD’nin bugüne dek Grönland’da bir askeri üssü vardı. Anlaşma üs sayısını üçe çıkardı, ama daha önemlisi, “Amerika kıtasının çıkarlarının gerektirmesi halinde” gibi tamamen keyfi bir gerekçeyle ABD’nin dilediğinde yeni üsler kurmasına da izin verdi.

ABD adada istediği vakit üs kurabilecek. Danimarka Krallığı, yalnızca “üssün kuruluşuna dair detaylar” konusunda söz sahibi olacak.

Ama anlaşmaya göre ABD üslerinin yakınlarında yapılacak sivil inşaat çalışmaları dahi ABD’nin iznine tabii olacak. Yani Grönland hükümeti Amerikan üssü civarında elektrik direği dikmek, su borusu koymak ve kaldırım yapmak için dahi Amerikalılardan izin alacak.

Egemenliğin devri bunlarla da sınırlı değil.

Eski anlaşmada ABD askeri hareketlilik ve sevkiyat yapabiliyordu, fakat Grönland’daki kurallara uyması gerekiyordu. Yeni anlaşmada bu da kalktı. ABD kafasına göre dilediği yere sevkiyat yapabilecek, asker veya teçhizat yığabilecek.

Dahası, halihazırda Danimarka’nın müstemlekesi olan Grönland, dış politikada da ABD’ye bağımlı hale geldi. NATO veya AB üyesi olmayan ülkelerin Grönland’a yapacağı yatırımlar dahil her türlü ilişki kurma çabası, “etkilerini artıracaklar” demesi halinde ABD tarafından veto edilebilir şekilde düzenlendi.

Avrupa'nın aşağılama ve diklenmeleri utançla sonuçlandı

Trump’ın Grönland’ı gündeme getirmesinden bu yana Avrupa’dan verilen mesajlar bir yandan Trump yönetimiyle dalga geçiyor, diğer yandan bir vakar havasında diklenme havası taşıyordu.

Pazarlığın kızıştığı Ocak ayında Fransa başta olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerinin sanki ABD’ye silahlı direniş gösterecekmiş gibi asker gönderdikleri haberleri de bizzat Danimarka tarafından duyurulmuştu.

Sonuç, tüm bu diklenmenin ardından Avrupa’nın ABD karşısında masa başında utanç içinde kuyruğunu kıstırıp şantaja boyun eğmesi oldu.

ABD son yıllarda olası bir küresel savaşa hazırlanıyor, Avrupa’yı da havuç değil sopayla terbiye ederek savaş hazırlığına katılmaya zorluyor.

Grönland macerası, Avrupa’nın bu Amerikan yaklaşımına uyum göstermesiyle sonuçlandı.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.