Sayfa yolu
Avrupa'nın plastik çöplüğü Türkiye: Atıklar Akdeniz'e karışıyor
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 19.10.2026 , 09:23
Antalya'dan Akdeniz kıyısı boyunca birkaç yüz kilometre ileride, Adana yakınlarındaki Adanalıoğlu Plajı'nda, kumların arasına karışmış parlak renkli küçük plastik parçaları kıyıya vuruyor. Amatör balıkçı Ahmet Takar, bir levreğin içinde turkuaz renkli plastik parçası bulduğunu anlatıyor. Son yıllarda balık sayısının azaldığını da söylüyor.
Bloomberg'in haberine göre, bölgedeki çevre kirliliğinin kaynaklarından biri, İngiltere ve Avrupa'nın yanı sıra Türkiye'den gelen plastik atıkları işleyen geri dönüşüm tesisleri. Tesislerden çevreye yayılan plastik parçaları, Seyhan Nehri'ne dökülen sulama kanallarının kıyılarında birikiyor. Nehir üzerinden Akdeniz'e ulaşan kirlilik, deniz akıntılarıyla kıyı boyunca yayılabiliyor.
Türkiye'nin Avrupa'dan plastik atık kabul etmesi, böylece yalnızca bir atık ticareti meselesi olmaktan çıkıyor; tarım alanlarını, su kaynaklarını, deniz canlılarını ve gıda zincirini ilgilendiren bir çevre sorununa dönüşüyor.
Desteklemek, güç vermek için tüm okurlarımızı soL Haber'e abone olmaya davet ediyoruz.
Avrupa'nın atığı Türkiye'ye taşınıyor
Çin'in 2018'de yabancı plastik atıkları işlemeyi durdurmasının ardından Türkiye'ye yönelik atık sevkiyatları hızla arttı. Avrupa Komisyonu ve çevre örgütü Basel Action Network değerlendirmelerine dayandırılan verilere göre, AB ve İngiltere 2025'te Türkiye'ye toplam yaklaşık 650 bin ton plastik atık gönderdi.
Avrupa'nın kendi atık yönetimi altyapısındaki yetersizlikler ve atıklarını başka ülkelere göndermenin kolaylığı, uluslararası geri dönüşüm ticaretinin sürmesini sağlıyor. Türkiye açısından bu ticaret, geri dönüşüm sektörüne ucuz hammadde ve istihdam sağlarken çevresel maliyetleri de beraberinde getiriyor.
Adana'da faaliyet gösteren Kemaloğulları Plastik'in sahibi Mehmet Başak, şirketlerinde plastik atıkların yaklaşık yüzde 80'ini geri dönüştürdüklerini, kalan kısmını ise yakıt olarak kullanılmak üzere yerel bir çimento fabrikasına gönderdiklerini söylüyor. Avrupa'nın farklı ülkelerinden atık ithal eden şirketin sahibi, ithalatın artmasının işletmeler açısından olumlu olacağını savunuyor.
Ancak atıkların geri dönüşüm sürecine girmesi, çevresel zararların ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Atıkların işlenmesi sırasında ortaya çıkan plastik parçacıkları, tesislerin bulunduğu bölgelerdeki su kaynaklarına ve toprağa karışabiliyor.
Çukurova Üniversitesi'nden deniz biyoloğu Sedat Gündoğdu'nun da ortakları arasında bulunduğu ve bu yıl yayımlanan hakemli araştırmada, Adana'daki geri dönüşüm tesislerinin aşağısındaki su yollarında mikroplastik yoğunluğunun yukarı havzaya göre 132 katına kadar çıktığı belirlendi. Araştırmacılar, yukarı havzada görülmeyen endüstriyel plastik peletleri ve kopolimerlerin aşağı havzada tespit edilmesini, kirlilik ile geri dönüşüm faaliyetleri arasındaki ilişkiye işaret eden bulgular arasında değerlendirdi.
Akdeniz'de biriken kirlilik
Akdeniz, dünya sularının yalnızca yüzde 1'ini barındırmasına karşın dünyadaki mikroplastiklerin yaklaşık yüzde 7'sini içeriyor. Araştırmaya göre Türkiye, Akdeniz'e her gün karışan yaklaşık 730 ton plastik atığın yüzde 19,1'inden sorumlu tutuluyor. Türkiye bu oranla, Akdeniz'e kıyısı bulunan 20'den fazla ülke arasında Mısır'ın ardından ikinci sırada yer alıyor.
Bölgede plastik kirliliği yalnızca atık ithalatından kaynaklanmıyor. Tarımsal faaliyetler, turizm ve Suriye, Lübnan ile Mısır gibi ülkelerden gelen kirlilik de sorunu ağırlaştırıyor. Buna rağmen geri dönüşüm tesislerinin bulunduğu bölgelerdeki mikroplastik yoğunluğu, atıkların işlenme biçiminin ayrıca incelenmesini gerektiriyor.
Kirlilik deniz canlılarını da etkiliyor. Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da tüketim açısından önemli balık türleri üzerinde yapılan araştırmalarda, balık başına 0,31 ile yaklaşık 60 arasında mikroplastik parçacığı bildirildi.
AB'nin yeni kuralları Türkiye'ye atığı azaltmayabilir
Avrupa Birliği, ambalaj atıklarını azaltmaya yönelik düzenlemeleri kabul etti ve mayıs ayında atık sevkiyatına ilişkin daha sıkı kuralları yürürlüğe koydu. Birliğin yılın ilerleyen döneminde açıklaması beklenen Döngüsel Ekonomi Yasası'nın da AB içinde geri dönüştürülmüş plastik kullanımını artırması hedefleniyor.
Bununla birlikte AB'nin 21 Kasım'da OECD üyesi olmayan ülkelere plastik atık ihracatını yasaklaması öngörülüyor. Türkiye, OECD üyesi olduğu için bu yasağın dışında kalıyor. Bu durum, başka ülkelere gönderilen plastik atıkların bir bölümünün Türkiye'ye yönelmesine yol açabilir.
Avrupa Komisyonu, eylül ayında yayımladığı değerlendirmede Türkiye'de hem yerli hem de ithal plastik atıklarla bağlantılı ciddi sorunlar saptandığını bildirdi. Deniz kirliliği, yaban hayatına zarar verilmesi, plastiklerin açıkta yakılması ve usulsüz biçimde dökülmesi bu sorunlar arasında sıralandı.
Komisyon, Türkiye'nin geri dönüşüm tesislerindeki denetimleri artırdığını, düzenlemeleri sıkılaştırdığını ve cezaları yükselttiğini belirtirken atık yönetimine ilişkin veri ve şeffaflık eksikliklerine de dikkat çekti. Buna karşın Türkiye'ye atık ihracatının sürmesi gerektiği sonucuna vardı.
Avrupa Parlamentosu üyesi ve eski AB Çevre Komiseri Virginijus Sinkevičius ise Avrupa'nın kendi ürettiği atıkların sorumluluğunu üstlenmeden dünyanın geri kalanından daha yüksek çevre standartları talep edemeyeceğini vurguluyor. Avrupa'da üretilen plastiğin başka ülkelerin nehirlerini, topraklarını ve yaşam alanlarını kirletmesinin geri dönüşüm olarak adlandırılamayacağını belirtiyor.
COP31 öncesinde çelişkili hedefler
Türkiye, gelecek ay Antalya'da ev sahipliği yapacağı COP31 İklim Zirvesi öncesinde plastik kirliliği ve atık yönetimini gündemine alıyor. Çevre örgütleri, plastik üretiminin azaltılmasını, tek kullanımlık ambalajların sınırlandırılmasını, atık ihracatına daha sıkı kurallar getirilmesini ve üreticilerin sorumluluğunun artırılmasını talep ediyor.
Türkiye'nin Sıfır Atık politikası kapsamında atık geri kazanım oranının 2017'de yüzde 13'ten 2025'te yüzde 37,5'e yükseldiği açıklanmıştı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, hedefin bu oranı 2035'e kadar yüzde 60'a çıkarmak olduğunu belirtiyor. Türkiye'nin atık ithalatına yönelik bazı kısıtlamaları bulunsa da tüm ithalatı kapsayan bir yasak uygulanmıyor.
Küresel ölçekte ise plastik atık sorununa karşı alınacak önlemler konusunda uzlaşma sağlanabilmiş değil. Geçen yıl yürütülen uluslararası müzakereler, plastik üretimini sınırlandırmak isteyen ülkelerle toplama ve geri dönüşüme öncelik veren ülkeler arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle sonuçsuz kaldı. Türkiye, 2035'e kadar küresel atık artışını yarıya indirme hedefini gündeme taşımaya hazırlanıyor.
Ancak atık üretiminin azaltılması hedefi ile atık ithalatının sürdürülmesi arasındaki çelişki ortada duruyor. Geri dönüşüm kapasitesinin artırılması tek başına plastik üretiminin ve atık miktarının sürekli büyümesinden kaynaklanan sorunu çözmüyor.
soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.