Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Avcılık doğa için gerekli mi, yoksa her şey 'para' için mi?

Av turizmi, bir gelir kapısı. Açılan ihaleler, yasak avcılık sonrası kesilen cezalar, avcılık sertifikası için alınan harçlar bu yolla gerçekleşen turizm ve daha niceleri...

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 13.06.2022 , 12:14 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Avcılık başlangıçta ilk insanların karınlarını doyurmak için yaptıkları bir faaliyetti. Ovalarda gezinirken denk gelen küçük hayvanların avlanmasıyla başlayan süreç alet yapımıyla daha organize bir hal aldı. Artık kesici delici alet kullanabilen insan, kendisinden oldukça büyük ve tüm topluluğun ihtiyacını karşılayacak kadar avlanabiliyordu.

Gelinen noktada insanların karınlarını doyurmak ya da giyinmek için hayvan avlamasına gerek yok ama avcılık ilk insandan günümüze hala devam ediyor.

Kara avcılığı kanunu, nesli tükenmekte olan ve bu yüzden koruma altında olan türleri korumak için avcılığın gerekli bir yöntem olduğunu söylüyor. Birkaç ‘alternatif yöntem’ uygulandıktan sonra, sonuç alınamazsa türün geleceğini tehlikeye atan sağlıksız bireylerin öldürülmesi gündeme geliyor. İstisnai olarak gündeme gelen bu durum ne yazık ki ‘av turizmi’ nedeniyle sık kullanılan bir yöntem halini almış durumda.

Avcılığın günümüzde de gerekli olduğunu savunanların bir argümanı da yasaklamaların, illegal yollardan avcılığı artıracağı ve hayvan popülasyonuna zarar vereceği yönünde. İllegal avcılığın tersine yasal avcılığın faydaları olduğu şöyle örnekleniyor ‘İzinli yapılan avlarda grup içerisindeki en yaşlı ve erkek birey avlanıyor bunun temel sebebi ise yaşlı erkek bireyin artık erişkin olan kendi dişi yavrusuyla çiftleşmesi ve bu yolla da genetik bozukluğun oluşması ve türün tehlikeye girmesi engellenebilir.’

Yukarıda da sözünü ettiğimiz birkaç alternatif yöntem nedir derseniz, ilk olarak koruma altındaki hayvanları çoğaltmak denebilir.

Türkiye’de Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü bünyesinde “nesli tükenme tehlikesi altındaki yaban hayvanları” için üretim merkezleri mevcut. Nesli tehlike altındaki türler için buralarda koruma ve çoğalmaları için uygun koşullar sağlanabilir. Ancak burada da durum ‘av turizmine’ hizmet edecek şekilde işliyor.

Bakanlık nesli tükenme tehlikesi olan hayvanlar için bir popülasyon ölçüsü belirliyor, buna göre uygun gördüğü sayıda hayvan üretiyor, üretilen hayvanlardan sağlıksız olduğuna kanaat getirdikleri ise ‘av turizmi’ne konu oluyor.

Bakanlık çoğaltılacak hayvan türlerini belirlerken, birkaç yıllık av planları kapsamında av turizmi faaliyetinin ihtiyacını karşılayacak, belki gelirini artıracak sayıda üretilmesini tercih ettiği söylenebilir. Bu kararların hayvanları korumak için değil av turizmine yarayacak şekilde alınmasına anlam verebilmek için av komisyonunun bileşimine yakından bakmak sanıyoruz yeterli olacaktır.

Av Komisyonu avcılardan oluşuyor

2020 öncesinde av komisyonu 21 üyeden oluşuyordu. Bu 21 üyenin 9'u avcı kuruluşlarından oluşuyordu. Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı Avcılık ve Atıcılık Federasyonundan da 1 kişi eklenince 21 kişilik yönetimin çoğunluğu zaten avcılardan oluşuyordu.

2020 yılında yapılan değişiklikle av komisyonu bileşimi 25 kişiye çıkartıldı sivil toplum örgütlerinden üç kişi ve bir biyolog eklendi. Av komisyonu, korunması gereken hayvanları, avlanmasına izin verilen av hayvanlarının avının başlama ve bitiş tarihlerini, avlanma günlerini ve zamanını, avlanma miktarlarını (bir av günü için avcı başına avlanma miktarları), avlanmada kullanılan araç gereçleri belirleyen ve avlak alanlarını ava kapatan ya da açan, bazı türlerin avını yasaklayan bir komisyon. Böylesine önemli bir kurulun bileşimi 2020 öncesine kadar neredeyse tamamen avcılardan oluşuyordu, şimdi STK’ların da mücadelesi sonrası genişledi ama yine de yeterli değil.

Uluslararası Sözleşmeler ‘koruma altında’ diyor, av komisyonu ihale açıyor

Uluslararası sözleşmeler gereği koruma altında olan, nesli tükenme tehlikesi altındaki hayvanlar için açılan av ihalelerinin gerekçesi de yine aynı av komisyonun bileşimine bakınca daha ‘anlaşılır’ oluyor.

Bingöl Barosunun başvurusu üzerine Erzurum 1. İdare Mahkemesi kararında, Türkiye’nin Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi’ne taraf olduğu hatırlatılarak yaban ve çengel boynuzlu dağ keçisinin koruma altındaki türler altında olduğu belirtilmişti.

Adana, Kayseri, Hatay ve Niğde’de 70 yaban keçisinin avlanmasına ilişkin ‘av turizmi’ ihalesi açılmış, kamuoyu tepkisiyle hukuka aykırı bu karar iptal edilmişti.

Yine Dersim (Tunceli)’de 22 yerli ve yabancı avcının av için geldiği haberlere yansımıştı. Gizli yapılan ihale yine kamuoyu tepkisiyle iptal edilmişti.

Kara Avcılığı kanununun zorunlu haller olarak belirttiği avlanma, uygulamada ne yazık ki öyle değil. Örneğin son beş yılda üveyik popülasyonu yüzde 63-67 arasında azalmış ama Merkez Av Komisyonunun aldığı kararla avcılar hala başı 5 üveyik avlanabiliyor.

Av turizmi, yetkililerin ağzını sulandıran önemli bir gelir kapısı. Açılan ihaleler, yasak avcılık sonrası kesilen cezalar, avcılık sertifikası için alınan harçlar bu yolla gerçekleşen turizm ve daha niceleri.

Meclis Tarım Komisyonu’ndan geçen karara göre yurtdışından gelen ‘üst düzey misafirlere’ Türkiye’de ücretsiz olarak avlanma izni verilmesi kararlaştırıldı. Yabani hayvanlar, mala ya da cana zarar verdiği gerekçesiyle izinsiz avlanabilecek.

Öte yandan, bilimsel çalışmalara da özel av izni verilecek. Buna göre, bilimsel çalışmalarda yabani hayvanlar denek olarak kullanılabilecek.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.