Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

'Atatürk'e hakaret' şikayetlerini işleme koyan öğretmen hedef gösterildi: Eğitim-İş'ten Fatih Tezcan ve diğerlerine tepki

Manisa Turgutlu'da bir öğretmenin Atatürk’e hakaretten tutuklanmasının ardından okulun müdür yardımcısı gericilerce hedef gösterildi, sosyal medyada fotoğrafları, telefonu paylaşıldı. Okul önünde basın açıklaması yapan Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, suç duyurusunda bulunacaklarını bildirdi.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 23.03.2026 , 22:19

Manisa’nın Turgutlu ilçesindeki Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bir öğretmenin derste Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik hakaret içerikli ifadeler kullandığı şikayeti üzerine tutuklanması gündem olmuştu. Öğretmenin tutuklanmasının ardından şikayetleri işleme koyan okul müdür yardımcısı sosyal medyada gericilerce hedef gösterildi.

Eğitim-İş üyesi okul müdür yardımcısının hedef gösterilmesi bugün Eğitim-İş ve Atatürkçü Düşünce Derneği'nce okul önünde yapılan basın açıklamasıyla protesto edildi.

Basın açıklamasında konuşan Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay "Bugün Turgutlu'dayız çünkü Cumhuriyetçi bir eğitim emekçisinin ismiyle, fotoğrafıyla, özel telefonuyla hedef haline getirilmek isteyenlere, öğrenci ve velilerimiz üzerinde baskı kurmaya çalışan bu anlayışa karşı 'haddinizi bilin' demek için buradayız. Arkadaşımızı bu linç düzenine teslim etmeyeceğimizi bir kez daha ilan etmeye, gerçeği çarpıtanların kurduğu sahte gündemi boşa düşürmek için buradayız" dedi.

Özbay şunları söyledi:

"Manisa Turgutlu'da bir Cumhuriyetçi öğretmen, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'e hakaret edemezsiniz diye karşı durduğu için bugün bazı yapıların hedefi haline gelmiş durumda. Olay şu anda yargıda. 

Öğretmenimiz diyor ki öğrenciler yanıma geldi ve bu öğretmenin, ben öğretmen derken gerçekten inanın rahatsız oluyorum. Çünkü o sözleri söylediyse öğretmen olamaz. Atatürk'e yönelik hakaretlerini onlarca çocuğun söylediğini söyledi.

Öğretmenimiz diyor ki idarecimiz, ben sınıfa girdim, sınıfta din, kültürü ve ahlak bilgisi dersi vardı. O derste öğrenciye dedim ki tek tek böyle şikayete geldiniz, gerçekten bu sözle karşı karşıya kalındıysa buyurun dilekçenizi yazın, ona göre işlemleri yapalım dedi ve öğretmenimizden de şunu rica ettim: kimse kimseyle konuşmasın, kimse kimseye bakmadan herkes ne yaşadıysa onu anlatsın; öğretmenin derste olduğu, idarecimizin olmadığı bir yerde 11 öğrencinin aynı sözleri kullandığını somut şekilde belgelediği bir şikayet dilekçesi müdür yardımcısına getiriliyor. 

Ne yapacak müdür yardımcısı? Ne yapmasını bekliyorsunuz yani? Cumhuriyet'in okulunda Atatürk'e hakaret edeceksiniz, susmasını mı bekliyorsunuz? Siz bu cüreti bulurken onun cesaret göstermemesini mi istiyorsunuz? Şikayet mi sorun? Yoksa şikayete konu olan esas mı sorun? Biz o nedenle bugün burada bu soruyu sormak için ve gerçekleri anlatmak için buradayız. Bizi buraya getiren asıl sebep bu olayın hemen ardından devreye sokulan organize bir şekilde hedef gösterme sürecidir. Günlerdir bir troll ordusu tarafından yürütülen bu linç kampanyası en sonunda hepinizin bildiği malum şahıs Fatih Tezcan eliyle açık bir hedef gösterme ve infaz girişimine dönüşmüştür."

'Öğrencilere ve velilere baskı kurulmak istendi'

"Okul müdürü yardımcısı olan üyemiz, ismi açık, kimliği ve fotoğrafı kullanılarak yalan ve çarpıtılmış bilgilerle milyonların önüne atılmak istenmiştir" diyen Özbay sözlerine şöyle devam etti:

"Yalnızca sosyal medya üzerinden öğretmenler hedef haline getirilmekle kalmamış, şikayetçi olan, durumu anlatan her bir öğrencimize ve velimize baskı kurulmak istenmiş.

Burada asıl niyetin ne olduğunu çok çok iyi biliyoruz. Geçmişte Cumhuriyet değerlerine parantez olarak bakan, Lozan'ı hezimet sayan, hatta 'Yunan galip gelseydi' diyen zihniyetle kol kola girenlerin bugün kalkıp bir cumhuriyetçi eğitimciyi hedef göstermesi de tesadüf değildir. 

'Bu kişi bu ülkede öğretmenlik yapamaz, yapmamalı'

Cumhuriyet eşitlik, özgürlük, kardeşlik temelinde kurulmuştur. Biz kimin ne düşündüğüyle, kendi arasında ne konuştuğuyla umurumuzda değil. Biz bu ülkede hiç kimsenin düşüncesinden dolayı parmaklıklar arkasında olmasını istemeyiz. Ama şunun altını çizeriz: Bu kirli düşüncesini nerede, nasıl kullandığı konusunda da tavrımız nettir. Sen bu zihniyete sahipsen, senin sorunun artık tıbbi. Bu yaştan sonra bizim sana bir çözüm bulmamız mümkün değil. Sen tıbbi bir vakasın. Cumhuriyet'in imkânlarıyla öğretmen olup, Cumhuriyet'in okulunda öğretmenlik yapıp, 30 yıldan fazla bu ülkeden bunun karşılığında maaş alıp Atatürk'e hakaret ediyorsan sen artık tıbbi bir vakasın. Zihni bir sorunun var. Psikolojik bir sorunun var. Orası başka bir uzmanlık alanı. Ama okulda çocuklarımıza ne söylediğin bizi ilgilendirir. Biz şuradan şunu çok net söylüyoruz: içeride mi olur, ailesinin yanında mı olur hiç umurumuzda değil. Orası yargının konusu. Yargı kararını verir, ailesiyle de beraber oturabilir. Ama bu kişi bir kez daha okulların yanından geçmemeli. Çok net. Bu kişi bu ülkede öğretmenlik yapamaz, yapmamalı." 

Fatih Tezcan'a tepki: Hangi cüretle kamu görevlisini hedef gösteriyorsun?

Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, konuya ilişkin sosyal medya üzerinden paylaşım yapan Fatih Tezcan'ı da eleştirdi. Özbay, şöyle devam etti:

"Eğer bu kişiyi Fatih Tezcan savunuyor ise gerçekten bu sözleri söylemiştir. Eğer Fatih Tezcan gibi ne olduğu bütün kamuoyunun bildiği, Atatürk'e ve Cumhuriyet'e hakaretinden defalarca yargılanmış kişi konuyu çarpıtarak yine inançlar üzerinden toplumu kutuplaştırmaya çalışıyorsa, arkasındaki koroya baktığımızda kesinlikle söylemiştir. Bakın öğretmenimizin telefonuna gelen fotoğrafları az önce avukatımız gösterdi, baktık. Utanın ya, utanın. Bir kadın öğretmen, Cumhuriyet'in öğretmeni, gelen şikayetleri yalnızca Milli Eğitim Müdürlüğü'ne iletiyor, görevini yapıyor. Savcılık soruşturmasını başlatıyor, bir velimiz şikayetçi oluyor, bunun üzerine soruşturma başlatılıyor ve kanuna göre bir yargılama süreci var ama öğretmenimizi hedef haline getiriyorlar. Ve öyle mesajlar var ki o mesajları atanların profil fotoğraflarına bakın, Atatürk'ü nasıl resmettiklerini görün. O nedenle aynılar aynı yere. Kimin ne olduğunu hepimiz çok çok iyi biliyoruz. Ve Fatih Tezcan'a diyorum ki sen kimsin? Hangi cüretle kamu görevlilerinin ismini, fotoğrafını, telefonunu, adresini paylaşıp hedef gösteriyorsun? Hukuksuz yetkiyle ihbar hattı kurup devletin memurunu fişlemeye kalkıyorsun.

'O öğretmenin öğrenciye attığı mesajları da gördük'

Sen bu hukuksuzluğa alışmış olabilirsin. Ama burası bir kabile devleti değil, olmasına da izin vermeyeceğiz. Seyirci kalmayacağız. Burası Türkiye Cumhuriyeti'dir. Yargı önünde defalarca hesap vermiş bir anlayışın bugün benzer iddialarla karşı karşıya olan bir şahsı savunmak için sıraya girmesi aslında kimlerin hangi karanlık noktada ortaklaştığının en açık kanıtıdır. Şimdi bakın gerçekleri konuşalım. Şimdi bu şahsın ifadesini okudum. İfadesinde diyor ki ben tahtaya bir söz yazdım diyor. 'Güzel bakan, güzel gören' diye devam eden bir söz. Neymiş bu arkadaşın branşı? Sanat tarihçisiymiş. Söz kiminmiş? Said Nursi'ninmiş. Öğrenciler bu 'Atatürk'ün sözü mü' diye sorunca demiş ki ya ne Atatürk ya? Atatürk savaşçı asker, sanatla ne alakası var? Bak bu cehalet artık bu ülkede bizi bıktırdı. Ben sana anlatayım mı bak? Musiki muallimi bu ülkede açan kimdir Atatürk. Operayı, baleyi, tiyatroyu, sanatı bu ülkeye getiren kişidir Atatürk. 'Sanatsız kalan bir toplumun hayat damarları kopmuştur' diyen kişidir. İstersen Atatürk'ü sanatla, tarihle ilişkilendirecek çok şey bulabilirsin ama Said Nursi'yi bulamazsın. Dürüst olun. En büyük fazilet, en büyük erdem dürüstlük. Kapalı kapılar ardında söylediğinizi, hatta cüret edip öğrencilere karşı söylediğinizi çıkın, 'evet söyledik' deyin. Dürüst olun. Şimdi o linç korosuna, o sahte adalet bekçilerine soruyoruz: hadi dürüst olun bir kere de. O öğretmenin derste söylediklerini de öğrenciye attığı mesajları da gördük.

Yalnızca derste söylemekle kalmamış, öğrenciye ayrıca Cumhuriyet'e ve Atatürk'e hakaret içeren mesajlar atmış. Bunları bu ülkenin savcısı görmedi mi? Kaldı ki okul idaresinin yaptığı Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bir şikayettir. Böyle bir konuda zaten savcılığın direkt re'sen soruşturma başlatması gerekir. Ama bunlar o kadar kurnaz ki. Söylesen ya savcıya laf, savcı niye tutukladın bunu diye savcıyı hedef göstersen ya. Çünkü sizinki cesaret değil, sizinki bu düzenden beslenerek insanları hedef göstermek. Her zaman yaptığınız gibi. Ama hepimiz biliyoruz. O hakaretleri savunuyor musunuz, savunmuyor musunuz? Açıkça söyleyin. Aslında bir kere dürüst olsanız. Atatürk ve Cumhuriyet hakkında o kapalı kapılar ardında söylediklerinizi açıkça söyleyecek cesaretiniz var mı? İkiyüzlülüğü bırakın. Takiyye yapmaktan vazgeçin, o sahte maskelerinizi indirin artık."
 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.