Asgari ücretin bir lira artırılmasına bile tahammül edemedi: Türk-İş işçileri hep aşağıya yuvarlıyor!

Türk-İş Başkanı Atalay asgari ücret için kırmızı çizgisini 7.785 TL olarak açıklayıp Kasım ayında kendi açıkladıkları 7.786,85 TL açlık sınırının altına yuvarladı. Açıklama patronları rahatlattı.

Haber Merkezi

Türk-İş Başkanı Ergun Atalay, asgari ücrette kırmızı çizgiyi, açlık sınırın altına yuvarladı. Türk-İş, Kasım ayında açlık sınırını 7.786,85 TL olarak açıklamıştı. Başkan Atalay ise asgari ücret için kırmızı çizgisini 7.785 TL olarak açıklayıp açlık sınırının altına yuvarladı. Bu yuvarlama Türk-İş’in işçiye bakışının da bir göstergesi. Patronları rahatlatan bu açıklama, beklentileri aşağıya çekip hükümetin yapacağı zammın da etkisini arttırmaya yarayacak.

Atalay, asgari ücretle ilgili bir TV programında yaptığı açıklamayla yine şaşırtmadı. Atalay, “7 bin 785 lira, bu rakam kırmızı çizgi, bu rakamın altını kabul etme ihtimalimiz sıfır” diyerek asgari ücret pazarlığında çıtayı alabildiğine düşürdü. 

Öyle ki Atalay asgari ücrette, başında olduğu işçi konfederasyonunun her ay yayımladığı açlık sınırının da altına bir çizgi çekmiş oldu.

Türk-İş, Kasım ayında açlık sınırını 7.786,85 TL olarak açıklamıştı. Başkan Atalay ise TV programında asgari ücret için kırmızı çizgisini 7.785 TL ile açlık sınırının da aşağısına yuvarlayarak bu kadarına da pes dedirtti.

Türk-İş’in alt sınır olarak belirttiği rakam, net asgari ücrette yüzde 41,5’lik bir zamma denk düşüyor. Nitekim Türk-İş böylece asgari ücrette teklifini, dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı olarak açıkladığı 25.364 TL’nin 3,3 kat daha düşük bir seviyesine çekerek pazarlıkta el düşürmüş oldu. Türk-İş, işçileri temsilen bulunduğu asgari ücret pazarlığında el yükseltmesi beklenirken bu yıl da tam tersi bir tavır geliştirdi.

Türk-İş ile patronların yaklaşımı aynı

Türk-İş Başkanı Atalay’ın kırmızı çizgi olarak belirttiği asgari ücrette taban rakam, patronların zaten istediği bantta yer alıyor. Dolayısıyla Türk-İş, geçtiğimiz yıl hızla yoksullaşan işçinin değil patronların taleplerini pazarlık masasına taşımış oluyor.
 
MÜSİAD Başkanı Mahmut Asmalı, geçtiğimiz gün yaptığı açıklamada asgari ücrette piyasa beklentisinin 7.500-8.000 TL arasında olduğunu açıklamıştı.
 
TÜSİAD Başkanı Orhan Turan ise “işveren çalışanı enflasyona karşı korumak zorunda” diyerek asgari ücretin enflasyonun üzerinde ve refah payı eklenerek arttırılması gerektiğini belirtti.
 
Öte yandan Atalay, Kasım ayı içerisinde yaptığı bir açıklamada asgari ücretle ilgili Aralık ayından önce konuşulmaya başlamasının faydasız olduğunu belirterek “suyun bulandırılmaması” imasında bulunmuştu. Atalay açıklamasında, “6 ay kala, 5 ay kala asgari ücret konuşulur mu? Umut mu satacağız? Emek mi satacağız? 5 ay kala herkes konuşuyor, yetkili yetkisiz. Konuşmanın ne faydası var? Konuşunca ne oluyor biliyor musunuz? Zalim işverenler, satıcılar, üreticiler var. Asgari ücret lafı çıktığı zaman zam yapmaya devam ediyorlar” demişti.

Asgari ücret konusunda son derece rasyonel davranması beklenen (!) patronlar lafta kalsa dahi çalışan korunmalı derken, Türk-İş Başkanı “umut satmayacakları”nı belirterek işçinin beklentilerini düşürmek için elinden geleni yapıyor.
 
Roller değişmiş, asgari ücrette yine bir mizansen kurgulanıyor.

Komisyonda üç değil tek taraf var

2023 yılında geçerli olacak asgari ücretin tespiti için çalışmalara başlandı. Tespit sürecinde takvim belirlendi. Asgari Ücret Tespit Komisyonu, ilk  toplantısını 7 Aralık’ta, ikinci toplantısını 14 Aralık’ta yapacak.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 15 üyeden oluşuyor. Hükümet, patronlar ve işçi olmak üzere üç taraftan beşer üyenin katılımıyla oluşan komisyonda kararlar oy çokluğuyla alınıyor. Bu nedenle, taraflardan ikisi aynı yönde tavır geliştirdiğinde sonucu belirleyebiliyor. Hükümetlerin sermayenin sözcüsü pozisyonunda olması, komisyonun baştan kurgulanırken “emekçiler lehine” karar alınmasının önüne geçilmiş oluyor. Nitekim, yıllardır patron tarafı ile hükümet temsilcileri, birlikte hareket ederek asgari ücreti sefalet ücreti düzeyinde tutuyorlar.

Komisyonda işçi kesimini temsilen bulunan Türk-İş’in ise işçinin hak ve hukukunu savunmak değil, emekçileri hükümet ve patronların yaklaşımına ikna etme amacıyla bir pozisyon aldığı görülüyor.

Beraber yürüyorlar

Yıllardır dahil olduğu her işçi gündeminde benzer bir tavır içerisinde olan Türk-İş Başkanı Atalay, 2013 yılından bu yana konfederasyonun başkanlığını yürütüyor. Atalay, Türk-İş yönetimine ise 2002 yılında yani tam 20 yıl önce girmişti.

AKP’nin iktidara geldiği yıl, Türk-İş yönetimine giren Atalay daha sonra ülkenin 1 milyon 256 bin üyeli en büyük konfederasyonun başına geçmişti. AKP’li eski Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan 2019 Ağustos ayında Star’da yazdığı yazıda, “Atalay’ın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’la da samimi bir dostluğu, çok eskilere dayanan bir hukuku vardır. Atalay, beraber yol yürüdükleri işçileri de, bir şekilde hukuku olan hiçbir dostunu ve arkadaşını da satmaz” ifadelerine yer vermişti.