Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

'Asbestle birlikte bugünümüz ve yarınımız ciddi tehlike altında'

Malatya’da depremin ardından çevre mücadelesi veren KHK mağduru öğretmen Nazife Onay'la bölgedeki asbest sorununu konuştuk.

Çağdaş Gökbel

Yayın Tarihi: 22.03.2023 , 13:10 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Nazife OnaySosyal Bilgiler Öğretmeni. 2017 yılında 686 sayili KHK ile 12 yıllık mesleğimden ihraç edildi. İhraç sonrası İstanbul Mecidiyeköy Cevahir AVM önünde 3 ay direndi daha sonra Ankara’da Semih Özakça ve Nuriye Gülmen’in direnişine katıldı. İşe dönmek için başlattığı eylemlerden dolayı pek çok cezayla karşı karşıya kaldı ve hapis yattı. Şimdi, annesiyle birlikte Malatya’nın Battalgazi İlçesi Mamurek Köyü’nde yaşıyor., 2017 yılında çıkarılan bir KHK ile 12 yıllık Sosyal Bilgiler Öğretmenliği görevinden uzaklaştırıldı. Tüm o zor günlerin ardından deprem gerçeğiyle Malatya’da kendi köyünde yüzleşmek zorunda kaldı. Şimdi, hayatta kalanlarla birlikte bir çevre mücadelesi veriyor. Enkaz kaldırma çalışmalarının süratle başlamasıyla birlikte depremzedeler asbest sorunuyla karşı karşıya. Hiçbir kural tanımadan dökülen molozlar çocukların geleceğini tehdit ediyor. Deprem sonrası yaşananlar geleceğin kötü bir habercisi gibi görünüyor...

Nazife Onay

Kendi deprem deneyiminizi, deprem anında ve sonrasında yaşadıklarınızı benimle paylaşır mısınız?

Deprem günü bir duruşmam nedeniyle İstanbul'daydım. İstanbul’a gelen iki ablamı gördükten sonra Malatya'ya köyüme döndüm. Ben, köyde annem babamla yaşıyorum ama ablalarım Malatya merkezde oturuyordu, hepsinin evi oturulmayacak derecede hasarlı ve başka illere taşındı. Taşınamayanlar ise köyde bizimle birlikte kalıyorlar.

O gün ve bugünlerde de çaresizliğe terk edilmiş halkın duygularında boğuldum. Ailesi enkaz altında kalmış bir meslektaşımın isyanını silemedim aklımdan. Malatya'da çöken Rönesans rezidansın başında bir öğretmen “ben, battaniye istemiyorum, onlar orada üşürken ben ısınmak istemiyorum, 30 yıl hizmet ettim devlete bir gün yanımda olmadılar” demişti.

Emperyalizmin bilincine vardıktan sonra her türlü zulmü bekledim de bu denlisini onlar bile yapamazdı, yapmaktan kaçındıklarının, halktan çaldıklarının bedeli daha ağırmış diye düşündüm.

Ve pamuk ipliğine bağlı hayatlarımızı, istedikleri zaman elimizden alabilecekleri bir yaşam bizim değildir zaten.

Malatya merkezin diğer bölgelere göre depremden daha az etkilendiği iddia edildi, bu gerçekten böyle mi? Ayrıca ilçelerde ve köylerde durum nedir?

Malatya kesinlikle az etkilenmedi. Afad bir ara böyle ilan etmişti fakat halkın tepkisi üzerine “Yazım yanlışlığı olmuş” gibi saçma bir açıklama ile düzelttiler. Malatya Valiliğinin 14.03.2023 tarihli en son açıklamasına göre: Toplam bina sayısı 131.991 Toplam bağımsız bölüm sayısı 372.321 Acil, orta, ağır ve yıkılmış bina sayısı 35.852, bağımsız bölüm sayısı 107.654 'tür. Acil, orta, ağır konut sayısı ise 86.029'dur. Bunlara diğer haneler, ticarethaneler ve ahırlar dahil değildir. Şimdi, Malatya depremden  az etkilenmiş mi oluyor? Malatya'da hasarsız bina, konut vs kalmadı.

'Malatya diye bir şehir kalmadı'

Son üç günde bile üç bina kendiliğinden tuzla buz oldu. Şehirden gelenler kokudan durulmadığını anlatıyor. Adliye, hiçbir resmi kurum kullanılamıyor, hasarlı.Topsöğüt'teki TOKİ binaları yıkılmış.Bunlar yıkılıyorsa tarlaya-bahçeye kurdukları küçük şehirleri mi yıkılmamış oluyor? Malatya diye bir şehir kalmadı...

İnsanlar beton altında son nefeslerini vermek üzereyken, Afad'ın gönüllüleri engellediği bir ülkede başka bir sorun konuşmaya utanıyor insan. Yardımmış, çadırmış hiçbir şey istemedik, bizi arayan soran dostlarımızın getirebildiği yardımlarla ayakta kaldık. Bu dayanışma depremzedeler için çok önemliydi.

Köyde evlerin büyük bölümü ayakta ama hasarlı, bizim evimiz müstakil olduğu için biraz rahat sayılırız ve korkmuyoruz. Hatta pencereden çıkma provası yaptık bir iki kez. Şimdi, kendi imkanımızla konteyner yapıyoruz, konteyner bitinceye kadar deprem olursa diye dışarıya ilaçlardan ekmeğe, iş eldiveninden demir kesme makasına kadar her şeyi koyduk. Enkazdan bizi yine biz kurtarırız diye.

Deprem sonrasında hızlı müdahale etmekte aciz kalan hükumet, enkaz kaldırma çalışmalarında çok daha mahir göründü. Hızlı olmak istediler ve sermayenin kabaran iştahını bile gizlemek istemediler; işte bu konuda gayet mahirler. Şimdi, şehirlerden tonlarca moloz çıkıyor ve bu molozların tarım arazilerine döküldüğü haberleri geliyor. Aslında vahşi kapitalizmi özetliyoruz, insana ve doğaya düşman bir barbarlık düzeni. Enkazın döküldüğü bölgelerde asbest tehlikesinden söz ediliyor. Öncelikle nedir bu asbest ve şu an köylerde yaşayan insanlar nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya?

Enkazda yaşayan son canımızdan da umudu kesince, kendi aramızda asbest sorununu gündem yapmaya çalıştık.

'Asbest ‘kesin kanserojen’ tanımlaması ile birinci grupta yer alıyor'

Asbest çok iyi bir yalıtım malzemesi olduğu için özellikle 1980'li yıllardan önceki yapılmış binalarda sıklıkla kullanılmıştır fakat insan sağlığına zararları ortaya çıktıktan sonra dünyada pek çok ülkede yasaklanmıştır. Ülkemizde ise 2010 Aralık ayından sonra yasaklanmıştır. Asbest, Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı'nın kanserojen maddeler listesine göre asbest "kesin kanserojen" tanımlaması ile birinci grupta yer alıyor. Asbestle ilgili pek çok bilimsel yazı okudum, genel olarak asbestozis ve akciğer kanserinin oluşması için uzun süreli olarak asbeste maruz kalınması gerekmektedir ancak 1-3 ay kadar süre ile asbestoza maruz kalan insanlarda da görüldüğü kaydedilmiştir.

'Köyümüzde molozlarla oluşturulmuş onlarca küçük dağ var'

İşte bu nedenle bu konuya acilen el atmamız gerekiyor. İlk enkazların kaldırılmasından bugüne 40 gün geçti, köyümüzde molozlarla oluşturulmuş onlarca küçük dağ varMolozların dökümü ve yapılan çalışmaları izlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=ltlgP43mXdk. Ayrıca şehir merkezine çok yakın bir alana da moloz dökülmekte.

Köy sakinleri olarak kamyonların önüne geçip yol kestikten sonra Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Zeki Duman ile görüşme ayarlandı. Çalışan herkese maske dağıtmakla övündü müdür. Sağlık ve hukuk da okumuş bu nedenle meseleyi her yönüyle değerlendirebilmiş ve su dökerek yapıyorlarmış bu işi. 'Şaşırıp' kaldık, bunların insafına mı bırakılmışız yıllardır? Bilim nerede, ahlâk nerede, akıl-izan nerede?

"Size de maske gönderebilirim, arkadaşları arayıp su dökerek boşaltmalarını isteyebilirim" diyerek yolcu etti bizi, küfreder gibiydi.

Köyümüz dediğimizde aslında bir köy değil, 5 km uzaklığında 16 köy ve mezra var. Ayrıca uzmanların önerilerine göre, yerleşim yerlerine ve tarım alanlarına 13-14,5 km uzağa dökülmeli ve geçirgenliği önlemek için zemin yalıtımı yapılarak ve daha pek çok önlem alınarak dökülmeli molozlar. Döküm alanının 2 km yakınında üniversite ve araştırma hastanesi var, 200 metre yanı başında Bilken Okulları inşa ediliyor.

Depremde kadın, çocuk ve yaşlı olmak zor. Enkaz kaldırma konusunda bahsettiğiniz tüm bu yanlışlar çocuklarımızı yani geleceğimizi nasıl etkileyecek?

Havaya, suya, toprağa karışan asbestle birlikte bugünümüz ve yarınımız ciddi bir tehlike altında.
Bunun yanı sıra bu alan adli vakalar için ayrıldığından başka hastalıklar ve tehlikeler de söz konusu. Köyde kurt görülmüş, havaların ısınmasıyla birlikte yılan vb. çoğalacak, her biri ayrı bir korku nedeni.

Çernobil'den sonra Karadeniz'in başına gelenler, bundan sonra bizim başımıza gelecek demektir, öyle görüyorum geleceğimizi

Bu röportajı okuyacak olan insanlara nasıl bir mesaj iletmek istersiniz?

Bazen sorunları dışımızda, kendimize uzak zannederiz, bazen de gücümüze inanmayız bu nedenlerle kaderimizi bir azınlığın insafına terk ederiz fakat bu felaket herkese bir şeyleri yeniden hatırlattı: Üstümdeki tavan beni korumak için mi var acaba beni ezmek, öldürmek için mi duruyor orada?

Oturduğum evin tabanı beni hangi soğukta çekecek dibine,neye kime güvenerek oturup bekliyorum diye düşünüyorsun. Bu sorunu da deprem sorununu da gündemimizde ilk sırada tutmalıyız. Biz mücadele edeceğiz, siz de olun yanımızda diyorum.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.