Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

AP'de gerçekleştirilen uluslararası mahkemede ABD'nin Küba'ya uyguladığı abluka mahkum edildi

Uluslararası Mahkeme, ABD’nin Küba’ya uyguladığı ablukaya karşı Avrupa Parlamentosu'nda toplandı. soL, mahkemeyi yerinde takip etti.

can seven

Yayın Tarihi: 21.11.2023 , 00:45 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Amerika Birleşik Devletleri’nin 1960'ların başından beri Küba’ya karşı uyguladığı ve Küba halkını ekonomik, sosyal, kültürel ve halk sağlığı açısından boğmayı hedefleyen ekonomik ve ticari abluka birçok uluslararası hukukçu ve uzman tarafından bir insanlık suçu olarak değerlendiriliyor. 16-17 Kasım tarihlerinde, Avrupa Parlamentosu'nda söz konusu ablukaya karşı uluslararası bir mahkeme kuruldu.

Avrupa Parlamentosu'nda (AP) Sol (The left in The European Parliament) grubunun meclis grup salonunda gerçekleşen mahkeme ve etkinlikte çok sayıda Avrupa Parlamentosu vekili, geniş bir Küba delegasyonu, farklı ülkelerin milletvekilleri, uluslararası hukuk uzmanları, gazeteciler, siyasi parti temsilcileri, diplomatlar, akademisyenler, bilim insanları ve Avrupa ve Kuzey Amerika’dan onlarca Küba Dostluk Derneği temsilcisi, hâkim, savcı, şahit ve izleyici yer aldı. Türkiye’den de José Martí Küba Dostluk Derneği’nin katıldığı etkinliği soL yerinde takip etti.

Duruşmaya başlanmadan önce, Portekiz, İspanya, İrlanda ve Fransa’dan çeşitli sol partilerinin AP vekilleri, Bolivya’nın Belçika Büyükelçisi ve Küba Delegasyonunu temsilen Küba Halk İktidarı Ulusal Meclisi Sekreteri Homero Acosta Álvarez, yaptıkları konuşmalarla mahkemenin içeriği ve genel siyasi durum değerlendirmeleriyle geniş bir sunum gerçekleştirdi.

Küba Halk İktidarı Ulusal Meclisi Sekreteri Homero Acosta Álvarez, konuşmasına Filistin ile dayanışma mesajıyla başlarken, İspanya Komünist Partisi AP Vekili Manu Pineda Filistin’de terör estiren İsrail’in dünyadaki en önemli destekçisi olan ABD’nin, Küba’yı Terörizmi Destekleyen Devletler listesine dahil etme cüretine dikkat çekti.

Daha sonra söz alan Clare Daly (Değişim İçin Bağımsızlar, İrlanda), Ana Miranda (Galiçya Milliyetçi Bloğu, İspanya), Sabrina Pignedoli (5 Yıldız Hareketi, İtalya), Peter Mertens (Belçika Emek Partisi), Leila Chaibi (Boyun Eğmeyen Fransa) gibi siyasiler ve vekiller de ablukanın Küba için ve Avrupa için ortaya çıkardığı sorunlardan ve ablukanın sadece Küba’ya karşı değil, bütün dünya halklarına karşı işlenen bir suç olduğundan bahsetti.

Bu geniş politik sunumun ardından salonda, küçük bir kız çocuğunun hayatı üzerinden ablukanın Küba’daki günlük hayata etkilerini anlatan "Bir Su Damlası" (Una Gota de Agua) filmi gösterildi.

Mahkeme süreci

Film gösterimi sonrasında ise mahkeme süreci başladı.

Hâkimler Heyetinin Başkanlığını yapan, Kamu Hukuku Profesörü Alman Norman Paech açılış konuşmasına, İtalyan, Portekizli, İspanyol de Yunan hukukçulardan oluşan hâkimler heyetini ve ABD’li ve İspanyol hukukçuların bir araya geldiği savcı heyetini tanıtarak başladı.

Mahkemenin kriterinin uluslararası hukuk olacağını ilan eden Paech, Bertrand Russel’in Vietnam Savaşı'nda işlenen suçlar için ABD’ye karşı kurduğu mahkemenin ve Irak Savaşı'na karşı kurulan mahkemenin bu mahkemeye örnek teşkil ettiğini söyledi. Paech, yasal olarak bir yaptırımı olmasa da yasallık ve yasadışılık anlamında ABD’nin işlediği suça ayna tutacak bir mahkeme olacağını da sözlerine ekledi.

Açılış konuşmasının ardından konuşan savcılar, ABD’nin uyguladığı yasadışı ablukanın tıbbi alandan endüstriyel alana, kültürel alandan günlük hayata etkisine, Küba halkına ve Küba’nın ve Küba ile ilişki kurmak isteyen bütün ülkelerin egemenlik haklarına bir saldırı olduğunu belirterek kanıtlarını sundu.

ABD’nin, ablukayı dayandırdığı yasaları “cinayet silahının ta kendisi” olarak tanımlayan savcılar, ABD’nin sadece Küba’nın ekonomik ve politik yapısını yıkmak için değil, aynı zamanda yerine ne konulacağına karar vermek için dahi istekli olmasına da değinerek, mahkemenin ABD’yi en ağır şekilde mahkûm etmesinin Küba’nın yanı sıra dünyadaki bütün halklar için çok önemli olduğunu vurguladı.

Sonrasında ise şahitlerin dinlenmesine geçildi. Aralarında çok sayıda Kübalı hasta yakınının, hekim ve sağlık emekçisinin bulunduğu şahitler ilaç, ekipman ve yedek parçaya ulaşılamadığı veya yalnızca bağışlarla ve geç ulaşılabildiği için yaşanan can kayıplarını ve çeşitli zorlukları anlattı.

Moleküler biyoloji uzmanı ve Covid aşısı mucitlerinden Belinda Sanchez Ramirez de şahit olarak verdiği ifadede hem üretimde hem de patent ve yayın alanında yaşadıkları sıkıntıları anlattı ve bu sorunların Küba’da nasıl hem çok sayıda can kaybına hem de milyonlarca dolar maddi zarara mal olduğundan bahsetti.

Sanchez, diğer yandan, bazı ilaç ve aşıların, ABD dahil dünyanın birçok yerinde yüzbinlerce hayat kurtarabilecekken, ihracat yasağı yüzünden ihtiyaç olan yerlere ulaşamadığını ve böylece yüzbinlerce diyabet ve kanser hastasının hayatını kaybettiğini de sözlerine ekledi.

Aralarında tanınmış gazetecilerin, çok sayıda bürokrat, diplomat, hukukçu, finansçı, siyasetçi ve farklı alanlarda uzmanların da bulunduğu şahitler, hem kendi yaşamlarından hem de uzman oldukları alanlarla ilgili, bankacılık alanından halk sağlığına, ticaretten kültüre, enerjiden eğitime, günlük hayattan tarıma, ablukanın sonuçlarından onlarca örnek ve kanıt sundu.

Karar açıklandı

Duruşmanın ikinci gününde ise bir saatlik bir müzakerenin ardından karar açıklandı. 5 sayfalık kararda, ABD’nin uluslararası hukuka aykırı uygulamalar hayata geçirdiği, Küba’nın ve üçüncü ülkelerin egemenlik haklarını ihlal ettiği, ablukanın birçok açıdan bir insanlık suçu teşkil ettiği karar altına alındı. Bu suçların soykırım suçu olarak dahi değerlendirilebileceği açıklandı. Bu sebeplerle mahkeme, açıklamasını, “Çok sayıda yaptırım ve bunların dayandığı ABD yasaları hukuka aykırı olduğu için kaldırılmalıdır. ABD, Küba devletine, şirketlerine ve vatandaşlarına verdiği zarar için tazminat ödemelidir” sözleriyle bitirdi.

Mahkemenin ardından konuşan Küba Dünya Halklarıyla Dostluk Enstitüsü (ICAP) Başkanı, Küba Cumhuriyeti Kahramanı ve Küba Beşlisinden biri Fernando Gonzalez Llort, bütün katılımcılara teşekkür ederken, mahkemenin ve sonucun önümüzdeki dönemde ablukaya karşı mücadelede önemli etkileri olacağını vurguladı.

'Abluka Avrupa ülkelerinin de egemenlik haklarına müdahale ediyor'

Kendisiyle kısa bir söyleşi gerçekleştirdiğimiz Gonzalez Llort, mahkeme süreci ile ilgili görüş ve beklentilerini şöyle açıkladı:

“Avrupa Parlamentosunda Sol grubunun bu mahkemeyi bir AP stratejik inisiyatifi olarak tescil ettirmeyi başarmasıyla, oturumu burada yapma fırsatı elde ettik. Bu, bize, çeviri ve salon olanaklarının yanı sıra sembolik olarak da bir katkı sağladı. Çünkü Avrupa Birliği, Küba’ya karşı genelde saldırgan bir tutum içinde olmuştur, kaldı ki, aslında bu topluluğun Avrupa ülkelerinin egemenlik haklarını savunmak gibi bir görevi olduğu da varsayılıyor. Tartışmanın ve sunulacak tanıklıkların perspektiflerinden biri de tam olarak ablukanın sınır ötesi uygulanması ve bunun Avrupa ülkelerinin egemenliğinin ve Avrupa halklarının onurunun ihlali anlamına gelmesiyle ilgili.

Ablukanın Küba toplumu üzerindeki etkisi ve aynı şekilde ablukanın Avrupa üzerindeki etkisine ilişkin tanıklık etmek ve Avrupa'nın egemenliğine, Avrupalı şirketlerin, bankaların ve Avrupa vatandaşlarının Küba ile her türlü ticari ve finansal ilişki kurma imkanlarına verilen zarar da aynı şekilde bu mahkemenin konusu.

Benim beklentim, tartışmanın, kanıtların ve tanıklıkların analizinin sonucunun, saygın hukukçular tarafından iyi savunulmuş bir siyasi hukuki karara dönüşmesi. Ve bu karar, sadece bu Mahkemenin sonucunda ortaya çıkan belgede kalmayacaktır. Yasal olarak bağlayıcı olmasa da imzalayan kişilerin hukuk alanındaki saygınlığı ve tanıklık ve kanıtların kalitesi nedeniyle bu karar ve belge, bizim için birer çalışma aracı anlamına gelecek.

Buradaki güçlü kanıt ve tanıklıklar sonucunda alınacak etkili bir karar, dayanışma derneklerinin, siyasi ve toplumsal örgütlerin, ABD hükümetinden ablukayı kaldırmasını talep etmek üzere farklı uluslararası kurumlara ve ulusak parlamentolara sunabilecekleri bir belge olacak.

Dolayısıyla ben bu etkinliği sadece bugün ve yarın burada gerçekleşecek bir çalışma olarak değil, aynı zamanda gelecekte sonuç almak için yararlanacağımız bir süreç olarak görüyorum.”

Ablukanın, her dönem Küba ile dayanışma örgütlerinin önemli bir gündemi olduğunu hatırlatan Gonzalez Llort, Türkiye’deki Küba ile dayanışma örgütü José Martí Küba Dostluk Derneği’ne de teşekkür etti ve yaşadığımız deprem felaketi için geçmiş olsun dileklerini ileterek sözlerine son verdi.

Gonzalez Llort'un ifadeleri şöyle:

“Türkiye’de, Küba’ya karşı genel bir sevgi olduğunu hissediyorum. Orada bulunduğum sürede de bu şekilde hissettim. Tabii bunun içinde, çok aktif olan Küba ile dayanışma grupları ve ayrıca ülkemize her zaman çok destek olan ve Küba Dostluk Derneği ile de bağlantısı olan Türkiye Komünist Partisi'ne de selamlarımızı ve teşekkürlerimizi iletmek isterim.

Depremden sonraki koşulların iyileştiğini ve hem parti ve dernekten yoldaşlarımızın hem de tüm Türkiye halkının iyileşmekte olduğunu umuyorum. Depremden hemen sonra Türkiye’ye yardıma koşan Küba sağlık ekibinin de buna mütevazı da olsa bir katkısı olduysa, ne mutlu bize.”

'Malcolm X'in bize öğrettiği gibi, bu mücadelede gerekli olan her yola başvurmalıyız'

Mahkemede savcı olarak görev yapan Ulusal Siyah Avukatlar Konferansı'nın eski başkanı ve şu andaki Göçten Sorumlu eEş Başkanı ve aynı zamanda Adil Göç için Siyah İttifakı'nın icra direktörü ABD’li ceza avukatı Nana Gyamfi de mahkeme ile ilgili görüşlerini ve mahkemede bulunma sebeplerini soL’la paylaştı.

“Ben aslında bir ceza avukatıyım, ancak bu uluslararası mahkemede ABD'li bir savcısı olarak bulunuyorum ve bu mahkemenin, insan hakları ve uluslararası hukuku defalarca ihlal eden ABD’yi, neden olduğu zararlardan ötürü suçlu bulmasını talep edeceğim. Elbette bu, hukuki bir mesele olmanın ötesinde aynı zamanda ahlaki bir mesele. Bu bir insanlık meselesi!

Malcolm X'in bize öğrettiği gibi, bu mücadelede gerekli olan her yola başvurmalıyız. Bu yollardan, ya da araçlardan biri de uluslararası hukuka bakmak ve endişelerimizi ve kaygılarımızı uluslararası arenaya taşımaktır.

Tam da bunun için buradayız. Bu mahkemeden çıkacak kararın, burada duyduğumuz meselelere açıkça değinen güçlü bir karar olmasını umuyoruz. Hastalık, ölüm, gıdaya erişim eksikliği, ekipmana erişim eksikliği, eğitimde ortaya çıkan engeller, kültüre yapılan saldırılar, Küba içinde olduğu kadar Küba dışında da yapılan saldırılar açısından zararları dinledik.

Bu sadece Küba ile sınırlı değil, ABD meclisinde alınan kararlarla İtalya'da, İspanya'da ve Almanya'da yaşayan vatandaşların hayatlarına müdahale ediliyor ve hatta AB'nin dahi elini kolunu bağlayan durumlar ortaya çıkıyor. Bu nedenle, ABD'nin yaptığının sadece yasadışı değil, aynı zamanda ahlak dışı ve durdurulması gereken bir şey olduğunu açıkça ortaya koyacak düzeyde dile getirildiğini düşünüyorum.

Ve umuyoruz ki bu kararı aldığımızda, elimizde ablukayı kesin olarak sona erdirmek için kullanabileceğimiz bir şey olur. 90'lı yılların başında BM kararlarında gündeme geldiğinden beri, her yıl dünya ülkelerinin çoğunluğunun bu ambargonun sona erdirilmesini istediğini biliyoruz. Ancak daha fazlasına ihtiyacımız var. Uygulanması gereken daha fazla baskı var. İşte bu mahkeme de bu ek baskının bir örneği. Tek başına çok büyük bir etki etmeyecektir ama umarım bardağı taşıracak damlalardan biri olabilir.”

Küba Devrimi ile ABD’deki Siyahların Kurtuluş Hareketinin ilişkisine dair sorumuza da yanıt veren Gyamfi, sözlerini bu şekilde noktaladı:

“Tabii ki burada olmamızın bir sebebi de bu. Aslında, burada olamayan bir tanığımız var. Ama onun ifadesi yine de yargıçlar tarafından değerlendirilecek. Tanık kız kardeşimiz Covid müdahalesinden bahsediyor. İşte size küçük bir örnek. Amerika Birleşik Devletleri'ndeki siyah toplumda ne zaman bir trajedi ya da bir sorun ortaya çıksa, Küba her zaman destek veriyor. Katrina Kasırgası da olsa, Covid de olsa, sorun ne olursa olsun. Covid de farklı değildi. ABD ise siyahları olumsuz etkileyen her başlıkta bizleri rutin olarak görmezden geliyor, cezalandırıyor, biliyorsunuz.

Bu durumda, Covid başlığında da, önleyici tedbirler, aşılar, maskeler, ve halka sunulması gereken bilgiler, ABD tarafından siyahlara doğru düzgün sunulmadı. Bu yüzden Covid'den orantısız bir şekilde etkilendik, orantısız bir şekilde öldük, orantısız bir şekilde Covid ve bundan kaynaklanan diğer hastalıklara yakalandık. Bunun bir nedeni de Amerika Birleşik Devletleri'nin siyahlara sağlaması gerekenleri sağlamamasıydı.

Diğer yandan, ABD’nin, birçok ilaç ve aşıyı siyahlar üzerinde illegal şekilde bilgi vermeden denemesi ve siyahları kobay olarak kullanmaya kalkması nedeniyle siyah nüfusun bir kısmı aşılara karşı şüpheyle ve temkinli davrandılar. Eğer bu Küba tarafından yapılmış olsaydı, asla! Onları kabul ederdik. Güven duyardık çünkü Küba'nın bize yardım etmek için burada olduğunu, Küba'nın kâr amacıyla sizi soymaya çalışmadığı, siyahlar olarak üzerinizde deneyler yapmaya çalışmadığından eminiz.

Bana göre ambargo nedeniyle Küba ile olması gereken ilişkiye sahip olamamamız ve siyahlar olarak Küba ile olması gerektiği gibi ilişki kuramamamız, önlenebilir ölüm ve hastalıklarla sonuçlandı çünkü siyahlar ABD hükümetine, Küba’ya güvendikleri gibi güvenmiyorlar.”

'Ablukanın üstü örtülüyor ya da önemsizleştiriliyor, ambargo olarak sınıflandırılıyor'

2007 yılında Bask-Küba Dostluk Derneği bünyesinde kurulan hem dijital hem de basılı olarak yayın yapan ve zamanla Avrupa’nın en önemli Küba yayınlarından biri haline gelen Cubainformacion Koordinatörü José Manzaneda da ifadesine başvurulan tanıklar arasındaydı. Özellikle Küba’ya karşı uygulanan medya savaşına karşı ciddi bir mücadele veren Cubainformacion, Küba konusunda bir çeşit “Medya Gözlemevi” işlevi de görüyor.

José Manzaneda ile tanıklığı ve Avrupa’da Küba dostu bir gazeteci olmanın sonuçlarını konuştuk. Manzaneda’nın sözleri şu şekilde:

“Cubainformación'un koordinatörü ve Küba konusunda uzman bir gazeteci olarak, ABD'nin Küba'ya yönelik ablukasına karşı kurulan bu uluslararası mahkemeye tanık olarak davet edildim. Neden davet edildim? Medyanın ya da ana akım medyanın büyük bir kısmının ablukada nasıl birer işbirlikçi gibi davrandığını anlatmam için. Basın kuruluşları, bu ablukayı bir şekilde meşrulaştırmakla kalmıyorlar, bazen de sessiz kalarak, yani insan haklarının kitlesel, aleni ve sistematik bir ihlalinden bahsetmeyerek, bir şekilde milyonlarca insanın insan haklarını ihlal edenlerin yanında yer aldıklarını anlatmak ve göstermek için buradayım.

Ablukanın üstü örtülüyor ya da önemsizleştiriliyor, ambargo olarak sınıflandırılıyor. Abluka aynı zamanda bir ambargodur, ancak ambargoya ek olarak, üçüncü taraflara yaptırımlarla, tehditlerle, her türlü uygulamalarla, sürekli çıkartılan yeni yasalarla, sınır ötesi nitelikte tüm cephelerde ekonomik bir savaştır. Abluka, Küba ekonomisine ciddi anlamda zarar veriyor.

Buraya gelme amacım, Küba'nın gelir kaybına neden olan yalan ve karalama kampanyalarında medyanın işbirliğini gözler önüne sermek. Mesela, eğer medya Küba aşılarının işe yaramadığı, yararsız olduğu gibi yalanlar söylüyorsa, Küba'yı, kamu laboratuvarlarını ve ulusal bütçeyi bu aşıların ya da biyoteknolojik ürünlerin ticarileştirilmesinden elde edilecek gelirden mahrum bırakıyordur. Ve pek çok medya kuruluşu da doğrudan bu işin içinde. Sadece Miami medyası değil, Avrupa medyası da.

Ayrıca, kişisel olarak yaşadığım durumu da anlatmak için buradayım. Kendine anticastrist diyen bir örgüt tarafından mahkemeye verildim. Bahsi geçen örgütün ABD'nin ekonomik ablukası ile iş birliği hakkında yazdığım bir makale, bir video ve bir metin için altı yıl hapsim ve çok yüksek bir ekonomik tazminat talep ediliyor. Yaptığım haber tam da bu örgütün ABD dışişleriyle ortak bir yalan kampanyasıyla Halk Sağlığı Bakanlığı'nın hastanelerini finanse etmek için elde ettiği gelir, ilaç alımı gibi konularda yarattığı sorunlar ile ilgiliydi. Ve bir kriz büyüklüğünde olmasa da Küba’da ciddi bir ilaç ve ecza kıtlığı yaşanıyor.”

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.