Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Ankara’dan dünyaya mı, Patiswiss’den sefalete mi?

Ankara’dan dünyaya gitme iddiasında olan Patiswiss’in çalışanları sefalete giden yolda yaşadıkları baskı, Mobbing ve düşük ücretin hikâyesini anlattı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 31.01.2024 , 22:48 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Ankara'da faaliyet yürüten çikolata fabrikası Patiswiss’de çalışanlar şikayetçi.

Şikayetçi olmalarının sebepleri arasında sadece kötü çalışma koşulları ve düşük ücretler yok; şirketin yönetim kurulu başkanı olan Elif Aslı Yıldız Tunaoğlu’nun kendilerine bağırıp çağırması, azarlaması birinci sırada.

'Patiswiss'den olsa olsa sefalete gidilir'

Şirketin sloganı "Ankara'dan Dünya’ya" ama işçiler “Patiswiss'den olsa olsa sefalete gidilir” diyor.

Çalışanların çoğunluğu kadın. Dertlerini, mobbingi, baskıyı onların sözüyle “sefalete giden yolu” anlattı. Tele1'de yer alan habere göre, hâlâ daha orada çalışan iki işçinin, işlerini kaybetme tehlikesine karşı isimlerini değiştirildi. Bahar iki yıldır, Esra yaklaşık 1 yıldır Patiswiss’de çalışmakta. İkisinin de geçiminden sorumlu olduğu çocukları var.

'Bu nasıl aile biz anlamadık'

Çalışma şartlarından bahsederken “baskı” ağızlarından çıkan ilk kelime oluyor… “Biz bir aileyiz” ve “Hep birlikte büyüyoruz” söylemlerinin nasıl gerçek dışı olduğunu bir nefeste anlatıyor. Şahitlikleri ve yaşadıkları Patiswiss’in çalışma şartlarını gözler önüne seren cinsten.

“Üzerimizde sürekli bir baskı hissediyoruz” diyerek sözlerine başlayan Bahar, çalışma şartlarının kötü olduğunu şöyle anlatıyor:

“Kısa sürede büyümüş bir firma burası. Biz bir aileyiz, daha fazla çalışmamız gerekiyor, büyüyoruz diyorlar. Amirlerimiz sürekli ensemizde. Patronumuz Elif Hanım egosu çok yüksek bir insan. Bunu anlamak için fabrikada çalışmaya gerek yok. İnternete biraz bakan biri bile anlar. Zamanında üretim alanına gelip işçilere bağırıp çağırdığına, azarladığına bizzat şahit oldum.”

Hep birlikte büyüyoruz söyleminin gerçekçi olmadığını vurgulayan Esra, “bizlerin büyüdüğü bir durum yok açıkçası. Bu nasıl aile biz anlamadık” diyot. İşçilere bir anket yapılsa kimsenin patronun söylediği gibi düşünmeyeceğini dile getirip devam ediyor: “Burada sadece hak ve emek sömürüsü var.”

'Reklam yapmaya gelince hepimiz eşitiz,  peki ya emeğimizin karşılığı?'

Elif Aslı Yıldız Tunaoğlu’nun işçilere bağırdığında tepkilerin ne olduğunu da sormadan geçmiyoruz. Yanıtlar bilindik, “Birlik yok” ve “Kimse işinden olmak istemiyor” arasında gidip geliyor. İşçilerin arasında birliğin olmayışına örnek olarak ‘kraldan çok kralcılar’ da veriliyor. Esra sebebi şöyle açıklıyor: 

“Bizden biraz daha fazla kazandıkları için yapıyorlar bunu. Buna değer mi bilmiyorum. Ben olsam para için kendimi bu hale sokmam.” 

Bahar ekliyor: “Herkes dişlerini sıkıyor ama düzenlerini bozmaktan korkuyorlar.”

Asgari ücretle geçim mücadelesi veriyorlar. İşçilerin sorusu belli: “Reklam yapmaya gelince hepimiz eşitiz, kadınlar çok önemli. Peki ya emeğimizin karşılığını vermeye konu gelince ne oluyor?”

Kiralar, faturalar, ev giderleri, çocukların okul masrafı çıkınca geriye ne kalıyor sorusunu Bahar şöyle yanıtlıyor:

“Maaşımız ancak kredi kartı borçlarını ödemeye yetiyor. Elif Hanım eşitlikten bahsetmeyi çok seviyor ama böyle bir eşitlik olmaz. O lüks bir hayat yaşıyor ve bunu paylaşmaktan çekinmiyor. Bizim böyle bir isteğimiz yok ancak emeğimizin karşılığını almak istiyoruz.” 

Esra bir başka duruma dikkat çekiyor, depremzede işçilere. Patronun bunun üzerinden reklam yaptığını söylüyor: 

“Deprem döneminde çok fazla depremzede işe alındı. Bunun bile çok fazla reklamı yapıldı sosyal medyada. Bu arkadaşlara sanki lütuf yapılıyormuş gibi davranılıyor. En ufak hareketinde bu hatırlatılıyor. İŞKUR aracılığıyla da sürekli insanlar işe alınıp deneme süresi bitince çıkartılıyor. Bu yüzden giriş çıkış da çok fazla oluyor. Bu da sorunlara neden oluyor. Tecrübesiz işçi olması işi yavaşlatıyor, iş yükünü arttırıyor, işin yanlış olmasına neden oluyor. Bu bir döngü.”

'Bırakın kadın haklarını, insan haklarını tanımıyor'

Şirketin kadın, eşitlik sözlerini düzenli olarak reklam malzemesi olarak kullandığı vurgusunu yapan işçilere sadece reklam olup olmadığını sorduğumuzda ikisi de aynı şeyi söylüyor: “Bırakın kadın haklarını, insan haklarını tanımıyor”

Bahar söze “Burada kadın çalışan sayısının fazla olması dışında bir özelliğimiz yok” diyerek başlıyor ve şöyle devam ediyor: “‘İnsan hakları vardır ama bu fabrika duvarının arkasında’ bile demişliği var.”

Esra, Tunaoğlu’na verilen ödüllerden önce gelip önce işçilerle konuşulması gerektiği düşüncesinde:

“Bizim üzerimizden reklam yapması bizim ağırımıza gidiyor. İnternetten paylaşım yapmakla kadın hakları olmuyor. Çocuğuyla ilgili paylaşımlar yapıyor ne güzel. Bizim çocuklarımızın da onun çocuğu kadar hakkı yok mu? Biz çocuğumuzu bırakın tatile götürmeyi, dışarda yemek yemeye götüremiyoruz. Sinemaya götüremiyoruz. Okul masraflarını zor karşılıyoruz.”

'Birlik olmadan hiçbir şeyin olmaz'

“Tek yol birlikte hareket etmek” diyor Bahar ve mahallede yan yana geldikleri komşularının kendi iş yerlerindeki mücadele deneyimlerinden de kendi deneyimlerinden de ders çıkardıklarını söylüyor. Fabrikada sendikal örgütlenme gündemi var ve bu sefer başka diyor ve ekliyor: “Daha önce bir sendikal deneyim oldu. Geçen sefer sendika işverenle görüştü ve süreç durdu. Bu sefer gerçekten bizimle hareket edecek mücadeleci bir sendika ile bu işi bitireceğiz. Artık daha bilinçliyiz.”

Esra, kadın dayanışmasının gücünü çok fazla gördüğünü ve zor zamanları da ancak dayanışmayla, mücadeleyle aştığını anlattıktan sonra şunları söylüyor: "Birlik olmadan hiçbir şeyin olmaz.”

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.