Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Ankara’da Yalçın Küçük buluşması: Ateşten düşünceler ve bitmeyen bir mücadele

31 Ekim’de Ankara Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde Coşkun Soysal’ın yayına hazırladığı “Yalçın Küçük: Ateşten Düşünceler” kitabının tanıtım etkinliği düzenlendi. Yalçın Küçük’ün yaşamı, eserleri ve düşünsel mücadelesinin ele alındığı etkinlikte Yusuf Şaylan, Coşkun Soysal, Hasip Akgül ve Sadık Albayrak konuştu.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 02.11.2026 , 09:35

Ankara Nâzım Hikmet Kültür Merkezi, 31 Ekim’de Yalçın Küçük’ün yaşamına, düşünce dünyasına ve mücadelesine odaklanan bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Coşkun Soysal’ın yayına hazırladığı “Yalçın Küçük: Ateşten Düşünceler” kitabı dolayısıyla düzenlenen etkinlikte, kitabın yazarları ve katkı sunan isimler bir araya geldi.

Moderatörlüğünü Yusuf Şaylan’ın üstlendiği etkinlikte kitabın hazırlığını yürüten Coşkun Soysal ile kitabın katkıcılarından Hasip Akgül ve Sadık Albayrak söz aldı. 

Konuşmalarda Yalçın Küçük’ün Türkiye’nin siyasal ve iktisadi tarihine ilişkin çalışmaları, sosyalizm mücadelesine katkıları, edebiyat alanındaki üretimleri ve farklı dönemlerde yürüttüğü tartışmalar ele alındı.

'Türkiye’nin her dönemeç noktasında özgün bir üretimi vardı'

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Yusuf Şaylan’ın ardından söz alan kitabın yayına hazırlayıcısı Coşkun Soysal, Yalçın Küçük’ün yaşamından ve düşünsel üretiminden hareketle kitabın hazırlanma sürecini anlattı. Soysal, konuşmasına hapishane arkadaşlığına dayanan anılarını ve Yalçın Küçük’le ortak hafızalarını aktararak başladı.

Kitapta bir araya gelen isimlere ve katkılarına değinen Soysal, Yalçın Küçük’ün düşünsel üretiminin temel uğraklarını ele aldı.

Küçük’ün akademik ve siyasal çalışmalarının başlangıcında yer alan “Planlama, Kalkınma ve Türkiye” kitabını hatırlatan Soysal, onun Devlet Planlama Teşkilatı’nın ilk dönemlerinde görev alan plancılardan biri olduğunu belirtti. Küçük’ün planlama ve kalkınma tartışmalarını sosyalizm perspektifiyle buluşturma çabasına dikkat çeken Soysal, bu dönemdeki çalışmalarının düşünsel serüveninde önemli bir yer tuttuğunu ifade etti.

Küçük’ün Sovyetler Birliği üzerine çalışmalarına, bu süreçte Rusça öğrenmesine ve Avrupa’daki akademik üretimlerine de değinen Soysal, Sovyetler Birliği’nin çözülüşünün ardından kaleme aldığı çalışmaların önemini vurguladı. Ceyhun Atuf Kansu’nun Küçük için kullandığı “iktisadın ozanı” nitelemesini hatırlatan Soysal, onun iktisadi meseleleri ele alışındaki şiirsel anlatıma da dikkat çekti.

Soysal, “Türkiye Üzerine Tezler” çalışmasının Türkiye tarihine ilişkin yerleşik anlatılarla hesaplaşma amacı taşıdığını belirterek Küçük’ün Türkiye’nin tarihsel ve siyasal dönemlerini özgün bir yaklaşımla ele aldığını söyledi. Darbelerden gericileşmeye, Kürt sorunundan İslamcılaşmaya kadar sermaye düzeninin farklı dönemlerde aldığı biçimleri takip eden Küçük’ün, her dönemin siyasal konjonktürüne uygun çalışmalar ürettiğini ifade etti.

'Yalçın Küçük’ün yokluğunu bugün daha fazla hissediyoruz'

Yalçın Küçük’ün üretimleri ve siyasal müdahaleleriyle bir siyaset filozofu olarak değerlendirilebileceğini söyleyen Soysal, onun yokluğunun bugün daha fazla hissedildiğini dile getirdi.

Soysal, Küçük’ün yıllar önce Kemal Kılıçdaroğlu için kullandığı “CHP’nin Gorbaçov’u” nitelemesini hatırlattı. Bugün CHP’de yaşanan gelişmelerin ve Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan için kullandığı “kurucu önder” ifadesinin gündeme geldiği siyasal ortamı değerlendiren Soysal, bütün bu gelişmelerin Yalçın Küçük’ün yıllar önce açtığı tartışmaları yeniden hatırlattığını belirtti. 

Küçük’ün Türkiye’nin önemli aydınlarından biri olduğunu vurgulayan Soysal, onun düşünsel üretimiyle ülkeye tohumlar ektiğini, bu tohumların zaman içinde yeşermeye başladığını ifade etti.

Etkinliğe katılamayan Mesut Odman’ın, Yalçın Küçük Haymana Cezaevi’nde bulunduğu sırada kaleme aldığı şiiri Yusuf Şaylan okudu. Şaylan, Küçük’ün daha fazla insana ulaşmak, düşüncelerini ve birikimini aktarmak için verdiği mücadeleye de değindi.

'En çok eleştirildiği yerde en çok dost biriktirdi'

Etkinliğin ikinci konuşmacısı Hasip Akgül, Yalçın Küçük’ün düşünsel dünyasında ilk bakışta çelişkili görünen karşıtlıkların önemli bir yer tuttuğunu belirterek bu karşıtlıkların onun üretimindeki zenginliği ortaya çıkardığını söyledi.

Küçük’ün çalışmalarının bugün yeniden tartışılmasına ve yıllar önce ortaya koyduğu düşüncelerin haklılığının daha fazla dile getirilmesine değinen Akgül, onun siyasal yaşamı boyunca farklı kesimlerle kurduğu ilişkilerin dikkat çekici olduğunu ifade etti.

Yalçın Küçük’ün en yakın arkadaşlarının önemli bir bölümünün CHP’li olduğunu ancak en çok CHP ile ve Kemalizmle tartıştığını belirten Akgül, Küçük’ün bir yandan Kemalizmi eleştirirken diğer yandan gericiliğe karşı verilen mücadelede Kemalizmin tarihsel önemini de tartıştığını hatırlattı.

Kürt meselesinde de benzer bir durumun söz konusu olduğunu söyleyen Akgül, Küçük’ün bu konuda çok sayıda karşıtlık ve eleştiriyle karşılaştığını ancak aynı zamanda Kürtler arasında güçlü dostluklar kurduğunu belirtti.

Akgül, Küçük’ün en çok eleştirildiği başlıklarda aynı zamanda en fazla dostluk kurabilmiş olmasının, onun hem yıkıcı hem de yapıcı eleştirileri bir arada yürütebilme özelliğinden kaynaklandığını söyledi.

Küçük’ün üretimlerinin kültürel boyutuna da dikkat çeken Akgül, onun hem kültürü üreten kesimlerle hem de kültürün alımlayıcısı olan geniş halk kitleleriyle temas kurabildiğini ifade etti.

Devlet Planlama Teşkilatı’nda Türkiye’yi yöneten planlara, raporlara ve son derece sınırlı çevrelerin erişebildiği bilgilere ulaşan Küçük’ün diğer taraftan halkın içinde olduğunu belirten Akgül, onun hayatı boyunca bu iki alan arasında güçlü bir bağ kurduğunu söyledi. Bir ayağı son derece teorik ve akademik tartışmalarda, diğer ayağı ise İskenderun’dan İstanbul’a uzanan halkın gündelik yaşamında olan Küçük’ün bu ikiliği bütün üretimi boyunca koruduğunu vurguladı.

Konuşmasının sonunda Küçük’ün çalışmaya ve emeğe verdiği öneme değinen Akgül, onun üretimindeki sürekliliğin ve koşullar ne olursa olsun yazmayı sürdürme kararlılığının altını çizdi.

'Edebiyatı olmayanın aydını olmaz'

Etkinliğin son konuşmacısı Sadık Albayrak, Yalçın Küçük’ün Türkiye tarihini ele alış biçimini ve bu yaklaşımın kendi çalışmalarına yansımalarını anlattı.

Küçük’ün sol ve sosyalizm açısından düşünsel arayışlarını daima diri tuttuğunu belirten Albayrak, onun araştırmalarındaki çeşitliliğe ve Türkiye tarihi ile dünya tarihini birlikte değerlendiren ufuk açıcı yaklaşımına dikkat çekti.

Küçük’ün yalnızca edebiyat alanındaki üretimlerinin bile başlı başına önemli bir külliyat oluşturduğunu söyleyen Albayrak, Nâzım Hikmet’ten Sabahattin Ali’ye, Halide Edip’ten farklı edebiyatçılara uzanan geniş bir alanda yürüttüğü çalışmaların önemini vurguladı. Küçük’ün edebiyat üzerine yazdıklarının ve özellikle roman incelemelerinin kapsamlı bir birikim oluşturduğunu ifade etti.

Yalçın Küçük’ün ele aldığı her konuyu derinlemesine araştırdığını belirten Albayrak, onun Türkiye’de yayımlanan kitapları ve dergileri de yakından takip ettiğini söyledi. Küçük’ün yaşamının son dönemlerinde dahi yeni çalışmalar yapma arzusunu koruduğunu anlatan Albayrak, onun “Keşke bir 10 yılım daha olsa, Cumhuriyet üzerine tezler için bir şeyler çalışmak istiyorum” sözünü hatırlattı.

Albayrak, Küçük’ün hayatının her döneminde daha büyük araştırmalar yapmayı ve yeni tartışma alanları açmayı hedeflediğini belirtti.

'Türkiye’nin siyasal süreçlerini edebiyatın imgeleriyle anlattı'

Sadık Albayrak, 3 Kasım 2002 seçimlerinin ardından kaleme aldığı yazısında Yalçın Küçük’ün AKP’nin Cumhuriyet karşısındaki konumuna ilişkin değerlendirmelerine de değindi. Küçük’ün söz konusu yazıda hem iktidarın hem de muhalefetin Cumhuriyet karşısında aldığı tutumu ele aldığını ve Cumhuriyet’in bu tablo karşısındaki bırakıldığı çaresizliğe dikkat çektiğini aktardı.

Küçük’ün çalışmalarında Batı kaynaklarından yararlanırken Türkiye’nin kendi tarihsel ve toplumsal koşullarını da esas aldığını söyleyen Albayrak, onun Türkiye siyasetini öngörme gücü yüksek yazarlardan biri olduğunu ifade etti.

Küçük’ün edebiyatı yakından takip ettiğini hatırlatan Albayrak, onun “Edebiyatı olmayanın aydını olmaz” sözünü aktardı. Türkiye’de yaşanan birçok siyasal süreci edebiyatın imgeleriyle açıklayan Küçük’ün, sanatsal imajları siyasal çözümlemelerinde ustalıkla kullandığını belirtti.

Yalçın Küçük’ün düşünsel mirasının, tarih, iktisat, siyaset ve edebiyat alanlarını bir araya getiren geniş bir üretimden oluştuğunu vurgulayan konuşmacılar, onun çalışmalarının bugün de tartışılmaya ve yeniden değerlendirilmeye devam ettiğine dikkat çekti.

Etkinlik, “Yalçın Küçük: Ateşten Düşünceler” kitabının katkı sunan isimler tarafından imzalanmasının ardından katılımcıların soruları ve talepleriyle sona erdi.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

Algoritmaya müdahale edin: Tek bir işlemle soL Haber’i Google’da ‘tercih edilen kaynak’ olarak seçin, aramalarınızda soL öne çıksın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.