Sayfa yolu
Amasra davasında tanık işçiler konuşuyor: 'Kanaatime göre bunlar bizi gözden çıkarmışlardı'
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 16.11.2023 , 14:59 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessesesi'ne ait maden ocağında 14 Ekim 2022'de 43 işçinin hayatını kaybettiği, 9 işçinin yaralandığı patlamaya ilişkin 7'si tutuklu 23 sanığın yargılanmasına devam ediliyor.
Bartın Ağır Ceza Mahkemesi'nce Bartın Adliyesi'nde özel olarak oluşturulan salondaki duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar, müştekiler, patlamada hayatını kaybedenlerin yakınları ile taraf avukatları katıldı.
Tanıkların dinlenilmesine devam edilen duruşmada, müessesede nezaretçi olarak çalışan Hasan Tamur, kurtarma çalışmalarına tahlisiye ekibiyle katıldığını belirterek, "-320 kotunda yangını gördük, 15-20 metre yaklaştık ama metan gazı yoğunluğu vardı. O yüzden kim olduğunu bilemediğim bir arkadaşımızın cenazesini alarak dışarı çıktık." diye konuştu.
Madenci Halil Yay, 10 yıldır hazırlık işçisi olarak çalıştığını kurumda patlama günü vardiyada olduğunu anlattı.
Patlama anında kulağında basınç hissettiğini ve yaklaşık 15 dakika sonra da duman geldiğini anlatan Yay, "-300 kotunda aynı bölgede 10 kişiydik. Patlama sesini duyunca kötü bir şey olduğunu hissettik. Bir süre sonra bulunduğumuz alanda dumanın yoğunlaşması nedeniyle maskelerimizi takarak temiz havaya çıkmak için yola koyulduk. Yaklaşık 200-300 metre ilerledikten sonra arkamıza baktık, 7 kişinin olmadığını fark ettik. Geriye döndüğümüzde 7 arkadaşımızın vefat ettiğini gördük. Patlama -320 kotunda yaşandı gibi duruyor" şeklinde konuştu.
'Üretim baskısı vardı, mazeret izni alırken zorluk çıkarılırdı'
İşçi Erdi Demir de patlama öncesinde gece vardiyasından çıktığını ve olayı duyduğunda evinden gelerek -320 kotunda kurtarma çalışmalarına katıldığını aktardı.
Ocak içerisinde yoğun duman olduğunu ifade eden Demir, "-320 kotuna indiğimizde 3-4 arkadaşımın cenazesini gördük, onları çıkardık. Kıyafetleri sağlamdı, yanık yoktu. Ben de gazdan etkilendim ve hastaneye kaldırıldım. Üretim baskısı vardı, mazeret izni alınırken zorluk çıkarılırdı, 'İşten çıkarırız.' derlerdi. Mühendisleri haftada 1-2 gün görürdük. Şu anda her gün giriyorlar. Maske eğitimleri verilmiyordu, sadece imza attırılıyordu. Şu an birebir, uygulamalı veriliyor" ifadesini kullandı.
Emniyet nezaretçisi olarak çalışan Cengiz Özdemir ise kurtarma çalışmalarına katıldığını ve -350 kotunda 6 arkadaşının cenazesiyle karşılaştıklarını belirterek, "Bazıları maskeleri açmaya çalışmış takamamış, bazıları takmadan koşmaya çalışmış. Tanınacak durumda değillerdi, hepsinin yüzü simsiyahtı" dedi.
'Tahlisiye ekibi kağıt üstünde varmış'
Tanık işçi Aykut Çetin "Daha önce tahlisiye ekibi kağıt üstünde varmış, biz tahlisiye ekibi var mıdır, kimdir bilmezdik. Bugünkü uygulamada 7-24 kuyubaşında 3 kişiden oluşan tahlisiye ekibi nöbet tutuyor" dedi.
'Kanaatime göre bizi gözden çıkarmışlardı'
Tanık işçilerden Haydar Kayacı ise "Nakliyat servisinde çalışırım. Olay günü tahlisiye ekibinden kimse yoktu, içeri bizim girmemiz gerekti. Belli bir siyasi partinin maden üzerinde yoğunluğu vardı, içeriyi onlar yönetirdi" dedi.
Kayacı "Patlama öncesi Enerji Bakanı geldi, emekli olanlar ayrılsın, gitsin torun sevsinler dedi. Benim kanaatime göre bunlar bizi gözden çıkarmışlardı. -350 planı madencilik tecrübelerime göre hatalı bir plandır. Sendika baskısı ve siyasi baskı ayrı şekilde madeni esir almış durumdaydı" ifadelerini kullandı.
Duruşma, tanıkların dinlenilmesiyle devam ediyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
