Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Altına hücum sürüyor: İpler kimin elinde?

Altındaki rekor artış sanılanın aksine küresel para sisteminde köklü bir değişime işaret etmiyor. Türkiye’deki artışsa büyük oranda dönemsel gelişmelerden kaynaklı. Yükselen altın, mevcut ekonomik düzenin sınırlarını aşamıyor.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 10.10.2025 , 17:43 Güncelleme Tarihi: 10.10.2025 , 17:44

Altının ons fiyatı bu hafta 4 bin doları aşarak rekor kırdı.

Sürpriz artış finans tekellerini ikiye böldü. Kimileri yükselişin spekülatif olduğunu söyleyerek “balon her an patlayabilir” uyarısında bulunurken, kimileriyse artışın hız kesmeden süreceğini öngördü.

Taraflar altındaki tarihi yükselişin sonuçları konusunda ayrışsa da, nedenleri konusunda pek farklı düşünmüyor.

Herkes doların tahtının sallandığı, devletlerin artık altına hücum edeceği konusunda hemfikir. Peki, gerçekten bu mümkün mü?

Dünya üretiminde ve ticaretinde Çin başta olmak üzere emperyalist ülkeler dışı ülkelerin payının artması, ABD’nin güç kaybı bu yöndeki değerlendirmelerin temel dayanağı. Ancak bu tür değerlendirmelerde iki nedenle temkinli olmak gerekiyor.

İlki doların yerine altına dönüşün önünde fiziki kısıtlar bulunması. Tüm tarih boyunca çıkarılan altın miktarı 216 bin ton civarında. 97 bin tonu mücevher ve büyük oranda bireysel kullanımda, 32 bin tonu teknoloji ve sanayi gibi alanlarda kullanılıyor. Yani toplam altın miktarının yarıdan fazlası ticaret ve finans alanında kullanılabilir durumda değil.

Kalan miktarın 48 bin tonu külçe ve sikke halinde, 38 bin tonu da merkez bankalarında. Dünya ticaret ve finansman hacmi, para dolaşım hızı göz önünde bulundurulduğunda yeniden altın standardına dönüş için önemli bir fiziki kısıt olduğu söylenebilir.

Kontrol her ihtimalde ABD'de

İkinci konuysa altına dayalı bir sistemin fiziki kısıtları aşmaya yönelik kimi çözümlerle mümkün olması durumunda ülke altın rezervlerinin de dünya ekonomisi ve ticaretindeki güç dengelerini yansıtması. Çok kısa sürede çok büyük bir atılımla mücevherlerin eritilip altına çevrilmesi ve ABD dışı ülkelerde toplanması gibi bir gelişme öngörülmezse, ki çok zor, merkez bankası rezervlerinin yüzde 20’den fazlası ABD’de bulunuyor.

Ayrıca ABD sadece rezerv miktarıyla değil, altının fiyatlanma biçimi üzerindeki kontrolüyle de avantajlı durumda. Londra Külçe Piyasası Birliği (LBMA) ve New York COMEX piyasaları altının küresel fiyatını belirleyen iki ana merkez. Bu da “altının doların yerine geçmesi” tezini, yine dolar üzerinden işleyen bir sisteme bağımlı kılıyor.

Doların rezerv para olmaktan çıkması ABD emperyalizminin güç kaybı ya da genel olarak emperyalist hegemonyaya ilişkin belirsizliklerden bağımsız yürütülebilecek bir tartışma değil.

Kaldı ki doların tarihsel hegemonyası yalnızca parasal değil; askeri ve siyasi mekanizmalarla da pekişmiş durumda. IMF, Dünya Bankası ve SWIFT sistemi gibi yapılar ABD denetiminde.

Türkiye'deki artış neden kaynaklanıyor?

Öte yandan Türkiye’de altına yönelik talep, dünyadan bağımsız olarak da artıyor.

Gram altın fiyatı 5 bin 500 lira civarında olmasına rağmen, satışlar 5 bin 900 liradan gerçekleşiyor. Kapalıçarşı'da birçok kuyumcuysa gram altın satışını durdurdu.

Türkiye, geleneksel yatırım aracı olarak altının kullanılması, güçlü yastık altı talebe ek olarak İran-Halkbank krizi sonrasında ABD’deki tahvillerden çıkıp altına dönmüş ve peyderpey bu altınlar ülkeye taşınmıştı. Nitekim en yüksek 10. rezerve sahip ülke olmanın temel nedeni de bu.

Yüksek enflasyon ortamı yatırım aracı olarak altına yönelimi artırıyor. Ancak aynı zamanda sözü edilen rezerv taşıma işi ve ek olarak altın ticaretine açılan alan etrafında ortaya çıkan ek faaliyetler nedeniyle de dünya ortalamasının çok ötesinde bir hareketlilik söz konusu.

Hem İstanbul Altın Rafinerisi’ne yönelik operasyon hem de bu operasyonun yarattığı fiyat artışları bu hareketliliğin yarattığı kayıtlı, kayıtdışı hacmin sonucu olarak görülebilir.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.