Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Altın patronlarından çarpıtma kampanyası: Talanı ‘milli mücadele’ diye yutturmaya çalışıyorlar

Eskişehir’de “Altın Madenciliği Milli Mücadelemiz” adı altında imzasız broşürler dağıtılıyor. Altın patronlarının kaleminden çıktığı anlaşılan broşürdeki çarpıtmaları THTM sözcüsü Oğuz Oyan değerlendirdi.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 29.05.2025 , 12:39 Güncelleme Tarihi: 29.05.2025 , 14:34

Arkasında maden şirketlerinin bulunduğu anlaşılan “Altın Madenciliği Milli Mücadelemiz” başlıklı imzasız broşür, bir süredir siyanürlü altın arama faaliyetlerine karşı tepkilerin yükseldiği Eskişehir’de halka dağıtılmaya başlandı.

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Topraklarımızın altında bulunan maden hazinelerinin hızlı bir şekilde işlenmesi ve milletin yararına sunulması, devlet ekonomisinin önemli bir parçasıdır” sözlerinin alıntısıyla başlayan broşür, siyanürlü altın madenciliğini adeta “çevreci” ilan ediyor, yerli ve yabancı şirketler eliyle toprakların talan edilmesini ise “milli mücadele” diye yutturmaya çalışıyor.

Haftasonu Ankara’da Cumhuriyetçiler Kurultayı’ndaki konuşmasında “Sermaye çıkarlarına karşı sınıfsal refleks geliştirmeden cumhuriyetin yeniden inşa imkanı yoktur. Biz bunu göstermek için buradayız” diyen Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi Sözcüsü Prof. Dr. Oğuz Oyan’a altın madeni patronlarının “milli mücadelemiz” çarpıtmasına ilişkin değerlendirmesini sorduk.

Halkın tepkisine karşı maden şirketleri imzasız broşürle karşı saldırı başlattı

Oyan, Eskişehir’de Cengiz Holding’e bağlı Eti Bakır AŞ’nin Alpagut-Atalan mahallelerinde siyanürlü altın-gümüş madeni araması ile Koza Altın İşletmeleri AŞ’nin Sarıcakaya Bilal Habeşi mahallesi siyanürle altın gümüş araması girişimlerinin 2024 ortasından itibaren çevreci kuruluşların yoğun tepkileriyle karşılandığını hatırlattı.

Kaz Dağları’nda, Uşak Kışladağı’nda, Artvin Cerattepe’de ve Erzincan İliç’te siyanürlü altın madeni işletmeleri hangi ekosistem yıkımlarına neden olduysa bunların bir benzerinin Eskişehir’de yaşanmasına bölge insanı şiddetli tepkiler verirken madenci şirketlerin de karşı saldırıya geçtiğini belirten Oyan, söz konusu broşürü de “madenci şirketlerin karşı saldırısının yeni bir örneği” diye niteledi.

Gerçekleri çarpıtma kampanyası

Oyan “İmzasız (veya ‘Altın Madenciliği Milli Mücadelemiz’ gibi adressiz ama muhtemelen Altın Madencileri Derneği’ne ait) bir broşürün Eskişehir’de dağıtılmaya başlanması tam da bu tepkilerin etkisini zayıflatmaya yönelik bir ‘gerçekleri çarpıtma kampanyası’ olarak gündeme getirilmiş bulunuyor” dedi.

Çarpıtmanın M. Kemal Atatürk’ün madencilik lehine söylediği tarihi sözlerin istismarıyla başladığına dikkat çeken Oyan “Sanki siyanürlü/sülfürik asitli altın-gümüş madenciliğinin en değerli ekosistemlerimizde yapılmasına ve düzmece ÇED raporlarına karşı duruş, yeraltı maden kaynaklarımızın çıkarılması ve değerlendirilmesine tümüyle karşı çıkan bir tavırmış gibi yansıtılmak isteniyor” diye belirtti.

Broşürdeki çarpıtmalara yanıt veren Oyan “AKP ve büyük sermayenin işbirliği altında, yabancı şirketlerin de çeşitli kılıklar altında, sürekli isim ve ortaklık yapılarını değiştirerek katıldığı bir ortamda, ülkede büyük talan ekonomisi uygulanıyor. Bunun adına da ‘çevreci madencilik’ adını takmaktan hiç sıkılmadan” diyerek tepki gösterdi.

'6 bin 500 ton altın rezervi üzerinden uçuk tahminler gerçek dışıdır'

Oyan çarpıtmalara ilişkin yanıtında şunları kaydetti:

“Broşürden şu çarpıtmaları alalım:

‘Üretilen altının tamamı, Merkez Bankası tarafından Türk Lirası ile alınmaktadır’;
‘Bir altın madeni cirosunun yüzde 1-2’si değil, tamamına yakını ülke içinde kalmaktadır’,
‘Altın madenciliğinde devlet hakkı oranı Türkiye’de yüzde 18,75 olup, tüm diğer ülkelerdekinden yüksektir’,
‘Maden araması (sondaj) su ile yapılır, siyanür kullanılmaz’ (oysa siyanür sondajda değil altının ayrıştırılmasında kullanılmaktadır!), vs,vs.

Broşürde, 'Türkiye’nin cari açığının yüzde 65’inin altın ithalatından kaynaklandığı’ da belirtilmektedir.

Buradan başlayalım:

Oran daha düşük olsa da altın ithalatı Türkiye’de önemli bir cari açık kaynağıdır, doğru. Ama dikkat: Broşürde yılda 352 ton altın ithal edilirken sadece 33 ton altın üretildiği ifadesi -ki büyük ölçüde doğrudur- madencilerin lehine olmayan bir durumu gösterir.

Altın madenciliği konusunda değerli incelemeler yapan araştırmacı gazeteci İbrahim Gündüz’e (Altın Ölüm, Galeati Yayıncılık, 2. Baskı, 2020, s.64 vd.; ayrıca bkz. aynı yazardan Altın Girdap, Galeati Yayıncılık, 2022) başvuralım:

Türkiye’nin envanteri yapılmış altın rezervinin 225 ton olduğu, bilinen altın rezervinin ise 1.175 ton olduğu gerçeğini bir kenara not edelim. Potansiyel altın rezervi tahminleri ise çok geniş (dolayısıyla fazla güvenilemez) bir tahmin aralığına sahiptir: Bilim insanlarına göre, ‘1.730 ton ile 6.490 ton arasında 9 ayrı tahmin yapılıyor. Altın potansiyeli değerlerinin ortalaması 3.649 ton, standart sapması ise 1.451 tondur’.

Dolayısıyla 6.500 ton altın rezervi üzerinden uçuk tahminler gerçek dışıdır. Hele bunun değerinin 300 milyar dolar olarak sunulması daha büyük yalandır. (Eğer ortalama potansiyel tahmini doğru olsaydı bile 65-85 milyar dolarlık bir değerden bahsedilebilirdi!).

Üstelik bu satış değerinin en fazla yüzde 15’inin Türkiye’de kalacağı gerçeği de göz önünde bulundurulursa, Türkiye ekonomisinin ‘kazancının’ 13 milyar dolardan ibaret olacağı anlaşılırdı.

'Yalanların kaynağı Altın Madencileri Derneği'nin raporu'

İ. Gündüz’ün naklettiği (s.67) Prof. Dr. İsmail Duman’a da kulak verelim:

Altın potansiyeli 6.500 tona varıyorsa, bu göz kamaştırıcı zenginliğe ulaşmak için yılda 325 ton altın üretilmesi gerekecek. Bunun anlamı, Anadolu’nun çeşitli yerlerinde altın tesisleri ve atık barajlarıyla birlikte her biri ortalama 100 hektar büyüklüğünde 50-60 siyanür yarasının (yani toplamda 5000-6000 dönüm büyüklüğünde) siyanür yarasının açılacağıdır. Cumhuriyet tarihi boyunca Anadolu topraklarında üretilmiş maden zenginleştirme atıklarının toplam miktarı yaklaşık 26 milyon tondur. Türkiye ‘Altın Çağı’na girmeye karar verdiğinde sadece 1 yıl içinde üretilecek zararlı-zehirli kimyasal atık miktarı ise 650 milyon tondur. Ve 20 yıl sonra elimizde kalacak olan kimyasal atık miktarı, asitlenmiş dekopaj toprağıyla birlikte, yaklaşık 13 milyar tondur. Bu atığın Türkiye’deki çevre yasalarına uygun olarak nihai uzaklaştırılması için gereken harcama 18 trilyon dolardır’.

Yalanların kaynağı Altın Madencileri Derneği’nin 2019’da ‘Altın Madenciliğinde Kamuoyunun Merak Ettiği Konular’ başlığını taşıyan Raporuna dayanıyor. (Gündüz, s.61).

Yasal dayanak ise, 2004 tarihli 5177 sayılı kanuna dayanıyor.

AKP ve büyük sermayenin işbirliği altında, yabancı şirketlerin de çeşitli kılıklar altında, sürekli isim ve ortaklık yapılarını değiştirerek katıldığı bir ortamda, ülkede büyük talan ekonomisi uygulanıyor. Bunun adına da 'çevreci madencilik’ adını takmaktan hiç sıkılmadan…”

Cumhuriyetçiler Kurultayı tamamlandı: 'Cumhuriyetçilerin birliği için ileri!'
kurultay

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.