Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Almanya’da Filistin'le dayanışan İspanyol akademisyene Yeşiller tacizi

Almanya'da Filistin'le dayanışma paylaşımlarının ardından yoğun bir karalama kampanyasının hedefi olan akademisyen Jaime Martinez'le yaşadıklarını ve Alman devletinin baskı ve sansürünü konuştuk.

Can Seven

Yayın Tarihi: 18.10.2023 , 17:04 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Almanya’da yaşayan İspanyol akademisyen Jaime Martinez, sosyal medyada yaptığı Filistin'le dayanışma paylaşımları yüzünden Yeşiller Partili ve CDU’lu vekil ve yöneticilerin hedefi oldu. Bunun üzerine İspanyol Birleşik Sol Partisi (Izquierda Unida) üyesine sahip çıkarken, Yeşiller'i eleştirdi.

Geçen hafta tırmanan İsrail saldırıları ve İsrail ordusunun bir kez daha Filistinli sivilleri hedef alması üzerine Berlin Frei Üniversitesi'nde görev yapan İspanyol akademisyen Jaime Martinez, üyesi olduğu İspanyol sol partisi Izquierda Unida’nın (Birleşik Sol) yaptığı Twitter gönderilerini paylaştı. Bunun yanında Izquierda Unida’nın Avrupa Parlamentosu milletvekili ve Avrupa Parlamentosu’nun Filistin ile ilişkilerden sorumlu delegasyonunun başkanı olan Manu Pineda’nın bir açıklamasını Almancaya çevirip paylaşan Jaime Martinez, önce Yeşiller Partisi'nin yerel temsilcilerinin, daha sonra da Yeşiller Partisi ve CDU milletvekilleri ve yöneticilerinin başını çektiği yoğun bir karalama kampanyasının yanında antisemitizm ve terörizm destekçiliği suçlamalarıyla karşılaştı.

Aynı zamanda Alman Sol Partisi Die Linke’nin Steglitz-Zehlendorf sözcüsü olan Jaime Martinez’e ulaştık ve hem bu süreçte yaşadıklarını hem de Filistin meselesinde Alman devletinin uyguladığı sansür ve baskıyı kendisiyle konuştuk.

Berlin Frei Üniversitesi'nde görev yapan İspanyol akademisyen Jaime Martinez

Filistin’in, BM kararlarını sürekli ihlal ederek topraklarını işgal eden İsrail’e karşı, ezilen bir halk olarak kendini savunma hakkı olduğunu söylediği için belli bir miktar tepkiyi beklediğini belirten Martinez özellikle terörizm apolojisi suçlamasını beklemediğini söyledi. 

Antisemitizm suçlamasını bekleyebilirdim. Çünkü burada İsrail’e karşı en ufak tepkinizde size antisemitizm suçlaması gelebiliyor. İsrail’i boykotu savunduğunuzda ya da İsrail'in kriminal bir hükümete sahip olduğunu söylediğinizde size hemen antisemitist yaftası yapıştırılıyor. Ancak terörizm savunucusu olarak adlandırılmak bana biraz sınırları aşmak gibi geliyor çünkü bu (ağır) bir suçlama. Eğer bunu gerçekten yaptığımı düşünüyorlarsa konu yargıya taşınmalı” diyen Martinez antisemitizm suçlaması üzerinden işini kaybeden çok sayıda insan olduğunu da hatırlattı. Martinez kendisi de bir kamu kuruluşunda çalıştığı için aslında, gazetecileri ve basını etiketleyerek yapılan bu suçlamalarla işinin de tehlikeye atıldığını sözlerine ekledi.

'Die Linke'den insanlar beni arayıp özür dilemem gerektiğini söylediler'

Kendi partisi Die Linke’den de özür dilemesi yönünde telkinler aldığını fakat bunu reddettiğini açıklayan İspanyol akademisyen, parti içinde yaşadıklarını şöyle anlattı:

Die Linke'den insanlar benimle temasa geçerek neler olup bittiğini sordular ve bana kamuoyuna bir açıklama yapmam ve özür dilemem gerektiğini söylediler. Ben de özür dilemeyeceğimi, isterlerse, bir çatışmada sivil kurbanların olmasının yanlış olduğunu düşündüğümü ve antisemit olmadığımı yazabileceğimi söyledim, ancak yanlış yaptığımı düşünmediğim bir şey için özür dilemeyeceğimi kendilerine ilettim. Die Linke'deki çalışma arkadaşlarıma bu konudaki ideolojik pozisyonumun tüm partiye zarar verdiğini düşünüyorlarsa istifa edebileceğimi ama bu konuda pozisyonumun değişmeyeceğini de belirttim. İstifa etmememe gerek olmadığını söylediler, ben de özür dilemeyeceğimi söyledim ve konu orada kapanmış oldu.”

Alman 'antifaşizm'indeki Siyonist damar

Avrupa’da Filistin dayanışmasının en güçlü olduğu toplumlardan biri olan İspanya’dan Almanya’ya giden birisi olarak Almanya antifaşist hareketinde siyonizmin ağırlığını nasıl karşıladığını sorduğumuz Martinez, bu durum karşısında yaşadığı şaşkınlığı ise şu sözlerle dile getirdi:

Gittiğim ilk Filistin’le dayanışma eylemini hatırlıyorum. Bireysel olarak gitmiştim, orada Alman Komünist Partisi'nin (DKP) bayrakları vardı. Bir grup, bu eyleme karşı bir eylem düzenlemişti ve karşımızda İsrail ve ABD bayraklarının yanında antifaşist bayraklarla yürüyen bir kitle vardı. Benim için akıllara durgunluk verecek bir şeydi”.

Martinez, Anti-Deutsch adı verilen ve ciddi anlamda siyonist olan bir akımın Alman antifaşist hareketinde ve solunda ciddi bir ağırlığı olduğunu ve giderek azalsa da partisi Die Linke içinde de belirli bir ağırlıkları olduğunu sözlerine ekledi.

İstifa etmesini istemeseler de Die Linke’den çalışma arkadaşlarının kendisini sadece kişisel düzeyde desteklediğini, açıktan destek görmediğini belirten Martinez, aynı zamanda partisi Die Linke’nin AFD, Yeşiller, CDU, SPD ve Liberaller ile birlikte FHKC ve Hamas’ın yanında Filistinli mahkumlarla dayanışma örgütü olan Samidoun’u yasaklayan ve İsrail’e kayıtsız şartsız destek veren yasayı mecliste onamasını "kabul edilemez" olarak değerlendirdi. 

Die Linke’nin, İsrail’e destek veren açıklamayı imzalamasını “Gazze’nin suyunun ve elektriğinin kesilmesinin insan haklarına aykırı olduğunu belirten bir açıklama yaptıktan sonra, mecliste hiçbir şerh dahi koymadan, hiç eleştirmeden İsrail’e kayıtsız şartsız destek veren bir açıklamayı imzalamak kabul edilemez” diyerek eleştiren Martinez, kendisine destek için mesaj atan partililerin bu desteği aleni şekilde vermekten çekindiklerini ve bu karalama kampanyasının amacının da tam olarak bu olduğunu söyledi.

Filistin'le ilgili her türlü gösteri ve desteğe yasak

"Almanya’da Filistin'e yönelik her türlü gösteri ve halk desteğine karşı uygulanan baskının düzeyi şok edici" diyen Martinez şu ifadeleri kullandı:

"Sokakta toplanma özgürlüğü gibi temel haklar bile askıya alınıyor. Uluslararası Af Örgütü dahi Alman devletini bu konuda eleştirdi. Sözde anti-semitizm tehlikesi nedeniyle mitingleri henüz yapılmadan ‘önlem olarak’ yasaklıyor olmaları ve bunu özellikle Filistinlilerin en yoğun olarak yaşadığı mahallelerde de yasaklıyor olmalarında ırkçı bir taraf da var. Dahası, böylelikle söz konusu mahalleleri birer barut fıçısına dönüştürüyorlar. Bu yasaklama ve baskıları son derece saldırgan bir şekilde uyguluyorlar. Bence Almanya’ya vurmamız gereken yer burası. Antisemitizm bahanesiyle temel hakları bastırıyorlar ve bunu son derece ırkçı bir şekilde yapıyorlar. Başka bir deyişle, Almanya otoriterliğe ve temel hakların askıya alınmasına geri dönüyor."

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.