Sayfa yolu
Almanya’da Cumhuriyet'in 100. yılı toplantısı: Çare var
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
DIŞ HABERLER
Yayın Tarihi: 18.12.2023 , 16:14 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Federal Almanya’nın Frankfurt kenti yakınlarındaki Rüsselsheim ilçesinde Cumhuriyet'in 100’üncü yılının ele alındığı bir toplantı düzenlendi.
Türkiye ve Avrupa’daki durum üzerine düzenlenen toplantıda, Fatoş Yıldız, Cemil Fuat Hendek, Yener Orkunoğlu, Sadık Usta, Tamer Dursun ve Osman Çutsay söz aldılar.
Cemil Fuat Hendek, Fatoş Yıldız’ın açılış konuşmasından sonra söz alarak, genel bir değerlendirme yaptı. “Cumhuriyet üzerine düşüncelerin çeşitliliğine” değinerek söz başlayan Hendek, bunca çeşitliliğe karşın ülkemizde yaşayan milyonlarca emekçinin ortak bir kadere doğru sürüklendiğine işaret ederken, şunları söyledi:
“Kader deyince, ben ilahi bir gücün değil, şiddetle süren sınıf savaşı sonunda galebe çalacak güçlerin belirleyeceği bir sonu kastediyorum. Bu savaşın bir cephesinde bizler varız ve artık kaybedecek zamanımız yok.”
Yener Orkunoğlu: Farklar var
Hendek’ten sonra tartışmacılar söz aldılar. Cumhuriyet öncesine, Türkiye’de Cumhuriyet'in kuruluşuna ve geleceğine değinen yazar Yener Orkunoğlu, özetle şu görüşleri dile getirdi:
“Osmanlı İmparatorluğu’nun ikili bir yapısı vardı. Hem emperyal bir imparatorluktu hem de 19’uncu yüzyıldan sonra bir yarı-sömürge halini almıştı. Bu ikilem, cumhuriyetin değerlendirmesinde tek yanlı yaklaşımların kaynağı olabiliyor. Ya cumhuriyet yerden yere vuruluyor ya da göklere çıkarılıyor. Oysa bütünsel bir yaklaşım, cumhuriyetin kazanımlarını ve eksikliklerini, hatalarını birlikte ele almayı gerektirir.
"Cumhuriyet, bence yetersiz bir düşünsel ve kültürel birikim üzerine kurulmuştur. Şunu söylemek istiyorum: Osmanlı döneminde, İslam dininin ideolojik ve siyasal gücünü kıran güçlü felsefi bir gelenek yoktu. Batılı aydınlar, Hıristiyanlığa, kiliseye ve devlete karşı mücadele yürütürken, Osmanlı aydınları, Osmanlı devletini yıkımdan kurtarmaya çalışıyorlardı. Bu, önemli bir farktır.”
Konuşmasında Cumhuriyet'in geleceği konusunda da bazı saptamalara yer veren Orkunoğlu, şu ayrıntılara dikkat çekti:
“20’nci yüzyılın başında üç imparatorluk vardı. Osmanlı, Avusturya-Macaristan ve Çarlık Rusyası. Fransız Devrimi sonucu ortaya çıkan ulus, ulus-devlet düşüncesi en önemli faktör oldu. Ancak Türkiye gibi çok sayıda etnik yapı ve inançların olduğu bir coğrafyaya ve tarih parçasına bu ulus-devlet düşüncesi dar gelir. Nitekim ortada bir Kürt sorunu var. Bu sorunun çözülebilmesi için milliyetçiliklerden uzaklaşmak gerekiyor. Çünkü milliyetçilik, ulusla toprağı ve ulusla devleti özdeşleştiriyor. Her ulus ayrı tarih yazımını savunur. Bu ise milliyetçi çatışmaların kaynağıdır. Milliyetçiliğin gücünü kırmanın araçlarından biri, Anadolu’da yaşamış ve yaşayan halkların ortak tarihinin yazılmasıdır. Böylece milliyetçi tuzaklardan, dinsel tuzaklardan uzak durmak mümkün olabilir.”
Sadık Usta: Sosyalistlerin görevi halk içinde güçlü dayanaklar yaratmak ve geleceği belirlemektir
Orkunoğlu’ndan sonra söz alan yazar Sadık Usta, Türkiye’nin bir fikir boşluğuna doğmadığını hatırlattı. Cumhuriyet devriminin felsefi temellerinin iyi değerlendirilmesi gerektiğine işaret eden Usta, özetle şu görüşleri dile getirdi:
“Bundan iki yıl önce MİT Müsteşarı İbrahim Kalın '150 yıldır bize modernleşme adı altında başkalarının hikâyesi anlatılmaktadır. Artık kendi hikâyemizi yazma zamanı' diyerek, 150 yıllık demokratik devrim mirasını hedef almıştı. Son 20 yılda AKP eliyle yürütülen politikalar, söz konusu demokratik devrimden bize kalan kazanımları ortadan kaldırmaktadır. Tarih, ideolojilerin, kültürlerin ve siyasetlerin mevzilendiği ve geleceklerini kurmaya çalıştıkları sahnedir. Tarih, devrim ve karşı devrimlerin mevzilendiği arenadır. Mevzileri keyfimize, ilgi alanımıza, örgütlenme anlayışı ve düzeyine göre belirleyip seçemeyiz. Tarihsel çatışmalar ve mevziler, toplumların ölüm-kalım mücadelesi verdikleri somut alanlardır. Bu mevzilere girenler, toplumların bağrında gelişme, kökleşme ve geleceği belirleme imkânına sahip olurlar.
Cumhuriyet devriminin kazanımlarının ortadan kaldırılmaya çalışıldığı ve savunulduğu bu mevziyi biz belirlemedik, karşı devrim belirledi ve toplumun ilerici güçleri de bunu savunmakla karşı karşıya bırakıldı. 2008 Cumhuriyet mitingleri ve 2013 Gezi olayları bu mevzilerin savunulmasına yönelik toplumsal bir ayaklanmaydı. Sosyalistlerin görevi, bu mevzilerde bulunmak, halk içinde güçlü dayanaklar yaratmak ve geleceği belirlemektir. Cumhuriyetin kusursuz olmadığını biliyoruz, fakat kusurların üzerinde tepinerek karşı devrimci güçlerle paralel söylem ve tutumlar almak, tarihin kenarına düşmektir. Devrimcilerin görevi, bize İbrahim Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa, İsmail Gaspıralı, Tevfik Fikret, Yusuf Akçura ve Mustafa Kemallerlerden bu yana gelen devrimci birikimi ve mirası savunmaktır.”
'Şimdi bu fırsatı değerlendirmeliyiz'
Sadık Usta’dan sonra söz alan yazar ve eğitimci Tamer Dursun da örneklerle Türkiye’de ve Almanya’da halkın içinde bulunduğu maddi koşullara, eğitim düzeyine ve duygusal taleplerine dair değerlendirmelerde bulundu. Dursun, özellikle halktaki kayıtsızlık belirtilerinin doğru çözümlenmesi gerektiği uyarısını yaptı.
Osman Çutsay da Almanya’nın Weimar Cumhuriyeti’nden başlayarak Türkiye ile ilişkilerindeki göreli soğukluğun, yerini Federal Almanya ile beraber sıçramalı bir yakınlığa bıraktığını, Bonn-Berlin hattının Türkiye Cumhuriyeti’nin dış bağlantı merkezi halini aldığını ileri sürdü. Bu ilişkilerin son on yıllarda iyice yoğunlaşmasının bir tesadüf olmadığını belirten Çutsay, “Fakat Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkıma sürükleyen her türlü gericilik de Federal Almanya’da rahatça serpilebilmiştir. Buradan demokrasi beklentisi içinde olanların çizmeye çalıştığı tablonun tam tersi bir ilişkiler ağıyla karşı karşıyayız” dedi.
Kapanış değerlendirmesi son sözü alan Cemil Fuat Hendek yeni ortak etkinliklere yönelinmesi için bu toplantıya gösterilen ilginin umut verdiğini kaydetti. Hendek, Cumhuriyet'in yıkıldığı bir süreçte "yeni ve çok daha devrimci adımlar atılması gerektiğini" söyledi ve şunları dile getirdi:
“Bugün burada, karşısındakini anlamaya çalışan, sadece farklılıkları değil, aynı zamanda aynılıkları, ortak noktaları da bulmaya çalışan bir tartışma ortamı yaratabileceğimizi gördük. Şimdi bu fırsatı değerlendirmeli ve bu tür etkinlikleri devam ettirmeliyiz.”
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.

