Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Allahlık mülakat sorularına hayalet yalanlama*

Milli Eğitim Akademisi'nde görev almak için başvuran doktoralı öğretmenlerin tanıklığıyla yaptığımız habere göre "Yusuf Tekin’in en sevdiğin özelliği nedir?" diye de sorulmuştu. soL Haber haberi yaptı. Bekleneceği üzere hemen ardından yalanlaması geldi. Ancak yalanlamayı yapan MEB Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'nin X hesabıydı. Bakanlık basın müşavirliği santralinin dahi haberinin olmadığı bu merkezin izini sürdük.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 08.03.2026 , 17:44 Güncelleme Tarihi: 08.03.2026 , 21:12

Milli Eğitim Akademisi Başkanlığı, 1 Ocak 2025'de Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki Öğretmeni Yetiştirme Genel Müdürlüğü kapatılarak kuruldu. 

Ülkemizde 90 üniversitede 92 Eğitim Fakültesi var. İlgili bölümlerde 200 binin üzerinde öğretmen adayı öğrenci eğitim görüyor. Bu fakültelerde eğitim aynı zamanda bir akademik araştırma ve çalışma alanı.

Ama bakanlık, "pratikleri zayıf" dedi.  Bakan Yusuf Tekin'e bakarsanız amaç, eğitimbilim alanında uzmanlaşmış akademik lisans diplomasına sahip kişileri, MEB bünyesindeki okullarda uygulama yoğun bir eğitimden geçirerek mesleğe en hazır şekilde başlatmaktı.
Akademik eğitimleri tamamdı da, öğretmenlik yapabilmeleri için "akademiden" geçmeleri gerekiyordu.

Bakan Tekin'e bakarsanız, diploma, bilgi başkaydı, mesleki yeterlilik başka. Tarikatlardan topladıkları parti kadrolarını din dersi öğretmeni olarak okullara yağdıran bakanlığın bakanı söylüyordu bunu.

Ağaç yaşken eğilir, kuruyken bükülür

Akademi kurulduğunda bulunduğu üniversiteden çıkıp bu kuruma geçen hocalara, Profesör Necati Cemaloğlu, bu soruyu sormuştu: "Üniversitede neyi öğretemediniz; akademide üniversitede öğretemediğiniz neyi öğreteceksiniz?"

Aslında dert belli: 4 yıl eğitim fakültesinde okuyup, KPSS ile hak kazanıp, stajını yapıp üstüne bir de mülakattan geçen öğretmen adayları bir-buçuk yıl da "mesleği öğrenecekleri" akademi eğitiminden geçecekti. Ağaç yaşken eğilir, kuruyken bükülür: Akademi AKP'nin istediği öğretmenleri sadece seçmek değil aynı zamanda şekillendirmek için kurulmuştu.

Özenle rica edip, sevinçle yalanlıyorlar!

İşte bu akademi geçen hafta doktoralı öğretmenleri sigaya çekti. Akademide görev almak için başvuranlarla yapılan mülakatlar kadar yapılamayanlar da gündem oldu. Başvurusu olumlu yanıtlanıp, mülakata çağırılmış bazı eğitimciler kapıda geri çevrildi. Bunlardan birine söylenen buydu: Komisyon doktora programını beğenmemişti!

Mülakatlarsa ayrı bir skandaldı. Birden çok komisyon tarafından yapılan mülakatlara katılan öğretmenlerin tanıklığıyla yapılan habere göre bazılarına şu sorular sorulmuştu:

* En sevdiğin üç Milli Eğitim Bakanı’nı sayar mısın?
* Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in en sevdiğin özelliği nedir?
* Yeni atanmış öğretmenler Akademi’ye geldiğinde bu sistemi eleştirenlere karşı nasıl savunma yapacaksın?
* İslamofobi ve İslam karşıtlığı kavramlarından hangisi daha doğru? Hangisini tercih edersin?
* Yeni öğretmenlere okullardaki son ramazan etkinliklerini nasıl uygulamalarını öğretirsin?

soL Haber haberi yaptı. Bekleneceği üzere hemen ardından yalanlaması geldi.

Yalnız yalanlamanın şöyle bir ilginç tarafı vardı: Yalanlayan Milli Eğitim Bakanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'nin X hesabıydı.

Sözkonusu "X hesabının" yaptığı denilebilirse AÇIKLAMA, Akademi Başkanlığı'nın hesabından RT edildi. Bakanlık sessiz kaldı. Yusuf Tekin sessiz kaldı. Sessiz kaldı derken, yani bir RT dahi yapmadılar. İşin ilginci Akademinin kendi adına yapılan herhangi bir açıklama/yalanlama da olmadı.

Milli Eğitim Akademisi Başkanlığı'nın yaptığı mülakatlarda abuk subuk soruların sorulmadığını, "Herhangi bir belgeye dayandırılmayan, açıkça sınav sürecini bulandırma maksadı güderek kamuoyunu yanlış yönlendiren bu ve benzeri haberlere itibar edilmemesini özenle rica ederek" duyuran Xhesabı bakanlığın "dezenformasyonla mücadele merkezi". Belli ki çok eğitimli bir kadroyla çalışıyor: Özenle rica ediyorlar! Özenle rica edip, sevinçle yalanlıyorlar. Sözlü mülakatta sorulan sorular için “belge” istemeleri de cabası.

MEB DMM'nin "kurulduğu" 18 Ekim 2025'te bakanlığın basın müşaviri Yılmaz Güney tarafından duyurulmuş.

Öte yandan, bu konuda yapılmış resmi bir duyuru ya da açıklama yok. Muhtelif web sitelerinde var ama ne bakanlığın sitesinde ne de herhangi bir devlet ajansında müşavirin bu duyurusu yok.

Bakanlığın teşkilat şemasında da yok!

Dezenformasyonla mücadelede hayalet hesap dönemi

Basın müşavirliğini arayarak merkeze ulaşmaya çalıştık ama müşavirlikte böyle bir merkezin bilgisi yoktu. Bakanlık santralini aramamızı önerdiler.

Daha sonra doğrudan müşavir beye ulaştık. Müşavir Yılmaz Güney, böyle bir birimlerinin "tabii ki" olduğunu, hatta kendisinin bu konuyu açıkladığını söyledi.

Akademi mülakatlarıyla ilgili haber konusundaki yalanlamanın bu birimin onaylanmamış X hesabından yapıldığını, bakanlığın ya da akademinin herhangi bir başka açıklaması olmadığını hatırlattığımızda, birimin yaptığı açıklamanın yeterli olduğunu zaten farklı haber kaynaklarında da bilgiye yer verildiğini söyledi.

Basın müşavirinin sekreterinin sadece iletişim bilgilerinden değil varlığından da haberdar olmadığı bir merkezin yalanlaması yeterliydi!

Bu arada sayın müşavir, kendisinin bizzat duyurduğu Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'nin tüm açıklamalarını imzasız görsellerle yayınladığı X hesabının mavi tik onayına sahip olmamasını "zaman bulamamışız" diyerek açıkladı.

Bu hayalet merkezin yalanlama açıklamasını -nasıl desek?- "doğrulayan" bir X mesajı da Sözcü Gazetesi'nin eğitim editörü Sultan Uçar'dan geldi. "Eğriye eğri, doğruya doğru" başlığıyla yayımladığı bu mesajda, Bakanlık Basın Müşaviri Yılmaz Güney'in, kesinlikle mülakat yapılmadığını belirterek, bu haberi yapan internet sitesi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını bildirdiğini yazıyordu.

Sultan Uçar'a göre "sorulduğu iddia edilen soruların sorulmadığı" böylece netleşmişti. Koskoca basın müşaviri yalan söyleyecek değildi ya!

Eğriye eğri!

Altun'un alengirli işleri

Bu arada, aslında bildiğimiz dezenformasyonla mücadele merkezinin durumu da bir alem.

Merkez, İletişim Başkanlığı bünyesinde "müstakil bir birim" olarak 5 Ağustos 2022'de kuruldu. Bir dönemin simge ismi Fahrettin Altun tarafından da duyuruldu.

Merkezin önemli etkinliklerinden birisi, Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın BİMER aracılığıyla sorduğu "Nedir, kimdir bu merkez, neye dayanarak kuruldu" sorusuna yanıt vermesi oldu.

Makam oluruya kurulmuşlardı, yani kanun ya da yönetmelikle değil enformasyon ağası Fahrettin Paşa'nın iç kararıyla. "Merkez; koordinatör, uzman, uzman yardımcısı, sözleşmeli personel ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarından görevlendirilen personelle çalışmakta olup müstakil bütçesi bulunmamaktaydı."

Müstakil bütçesi bulunmayan bu merkez bir dönem devletin gözü kulağı değilse de ağzı, işaret parmağı oldu.

Merkez dört bir yanda devlet kurumlarına "dezenformasyonla nasıl mücadele edeceklerini" öğretiyor. Protokoller imzalıyor.

Belli ki, milli eğitim bakanlığının hayalet merkezi de böyle bir devlet içi işbirliğinin sonucu olarak kurulmuş. Kurulmuş da, ne bir kararname var, ne bir yönetmelik, ne bir protokol.

Dezenformasyonla mücadele böyle oluyor demek. Eğitimci olunca sopayla, kılıçla olmuyor tabii, mücadele edeceksen dezenformasyonla edeceksin.

Biz yine enformasyonla mücadeleye devam.

Elimizdeki en güçlü silah o!


*Bu haber ilk olarak 6 Mart 2026 tarihli soL TV Haber Bülteni'nde yayınlanmıştır.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.