Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Ali Babacan: Hukukun alnına sürülen lekeyi biz temizleyeceğiz

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan Gezi Davası'nda açıklanan kararla ilgili "Hukukun alnına kapkara bir leke sürüldü. O lekeyi biz temizleyeceğiz." dedi.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 27.04.2022 , 20:45 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin genel merkezinde düzenlediği haftalık değerlendirme toplantısında konuştu. AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı Suudi Arabistan ve İsrail hakkındaki sözlerini izleterek eleştiren Babacan ayrıca Gezi Davası'nda açıklanan kararla ilgili "Hukukun alnına kapkara bir leke sürüldü. O lekeyi biz temizleyeceğiz. Hak yerini bulacak." dedi.

Cemal Kaşıkçı dosyası

Erdoğan'ın Suudi Arabistan'a devredilen Cemal Kaşıkçı dosyası hakkındaki konuşmalarını ekrana getiren Babacan şunları söyledi:

Önce ‘Belgeleri vermeyiz, bunlar dünyayı enayi mi zannediyorlar?' diyor. Sonra dönüyor, dava dosyasını tamamını olduğu gibi devrediyor. Bir cumhurbaşkanı kendi sözünü bu kadar çiğner mi ya? Önemli bir gelişme olur da ‘Yeni durum gereği böyle bir şey yapmamız gerekiyor' diye vatandaşa gerekçelerini anlatır. Ama şimdi ne oldu? Biz Türkiye olarak dünyanın enayisi mi olduk? Bu korkunç cinayet neden pazarlık konusu yapıldı? Çünkü işin ucunda para var. Yapmam, etmem dediği ne varsa yapıyor. Suudi Arabistan'dan gelecek üç beş kuruş için Türkiye Cumhuriyeti'nin itibarıyla oynuyor.

‘U’ dönüşünün sebebi nedir?'

Erdoğan'ın geçmişte İsrail hakkında yaptığı konuşmaları da izleten Babacan, Erdoğan'ın geçtiğimiz hafta sarf ettiği “İsrail ile küresel, ekonomik, sosyal parametrelere uygun ilişkilerimiz vardır, olacaktır. Bu devleti görmezden gelemeyiz” sözlerini şöyle değerlendirdi:

Yıllarca ‘terör devleti' aşağı ‘işgal devleti' yukarı konuştuktan sonra, dönüp dolaşıp ‘İsrail'i görmezden gelemeyiz' demenin neresi dış politika? Hani nerede dik duruş? Türkiye-İsrail ilişkileri Sayın Erdoğan'ın şahsi ajandasının bir parçası mı? Biliyorsunuz, kendisi Gazze'ye gidecekti. O, 10 yıldır Gazze'ye gidemedi ama 14 yıl sonra ilk defa bir İsrail Cumhurbaşkanı Ankara'ya geldi.

İsrail'le ilişkilerdeki bu ‘U’ dönüşünün sebebi nedir? Hani bir zamanlar ‘one minute' diyordu. Yani ‘1 dakika'. Gerçekten 1 dakikada, ‘terör devleti' döndü iş birliği yapılacak devlet oldu. İsrail'le olan akçeli işler, birdenbire rüzgârı tersine çevirmeye yetti. Bu 1 dakikada tüm sözler teker teker yutuldu.

Babacan, Erdoğan'ın “Filistin Davası'nı etkin savunmanın yolunun da İsrail ile makul, mantıklı, tutarlı, dengeli bir ilişki sahibi olmaktan geçtiği açıktır” sözlerini ise şöyle yanıtladı:

Ha şunu bileydin. El hak, bu doğru. Burada haklı. Ama sormazlar mı adama: Madem Filistin davasını savunmanın yolu, İsrail ile makul, mantıklı, tutarlı ve dengeli bir ilişkiden geçiyordu, o zaman sen niye yıllar boyu İsrail'le ilişkiyi bozdun? Demek ki İsrail düşmanlığı yaparak, iç siyasette bunun üzerinden prim yapmaya çalışarak aslında Filistin davasına en büyük zararı sen verdin. Söylediklerin tam da bunun itirafı.

'O lekeyi biz temizleyeceğiz'

Babacan'ın gündeminde ayrıca Gezi Davası vardı. Babacan, “Sandık kurulacak ve Türkiye rahat bir nefes alacak. O gün hepimizin bayramı olacak. Hemen ardından yargı bağımsızlaşacak. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarını çiğneyen bir ülke olmayacak” dedi. Babacan şu ifadeleri kullandı.

Kavala davası. O kararın altında imzası olan sadece yargıçlar değil. O kararın altında en tepeden yargıya parmak sallayan bugünkü iktidarın da imzası var. Karar, yargının siyasete nasıl alet edildiğinin çarpıcı bir göstergesi oldu. Osman Kavala, Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Can Atalay, Mine Özerden, Yiğit Ekmekçi ve Tayfun Kahraman. Bu isimlerin hepsi haksızlığa uğradılar. Hukukun alnına kapkara bir leke sürüldü. O lekeyi biz temizleyeceğiz. Hak yerini bulacak. Adalet yerini bulacak.

Adaletsizlik yaparak, hukuksuzluk yaparak devlet yönetilmez. Herkes aklını başına alsın. Geldiğimiz noktada yargı, korku ikliminin aracı haline getirilmiştir. Yargı, iktidarın toplumu hizaya sokmak için kullandığı sopaya dönmüştür. İş dünyasını, sivil toplumu, basını, tek tek her birimizi susturmak için araçsallaştırılmıştır. Ülkemizi bu korku sarmalından çıkartmak bir hayat memat meselesidir.

'Mağdurum diye bir başvurum yok, savcının tek taraflı değerlendirmesi'

Gezi Davası'nda "müşteki" olmadığını söyleyen Babacan davada "mağdur" olarak yer alması için ise "Bu savcının tek taraflı bir değerlendirmesidir" dedi.

Babacan şöyle konuştu:

"Biliyorsunuz bu Gezi Davası'yla ilgili benim ve o dönemdeki bütün bakanların mağdur olarak tanımlanması bu dosyadaki savcının tek taraflı bir değerlendirmesidir. Benim 'mağdurum' diye bir başvurum yoktur, benim bir şikâyet başvurum yoktur, benim bir müdahillik başvurum yoktur. Bu savcının tek taraflı bir değerlendirmesidir. Bu konu gündeme geldiği andan itibaren bizim bütün hukukçu arkadaşlarımız toplandık. İçimizde adalet bakanlığı yapmış, Meclis'te komisyon başkanlığı yapmış, baro başkanlıkları yapmış çok donanımlı hukukçular var. Mağduriyetten çekilme gibi bir hukuk yolunun kesinlikle olmadığını ve böyle bir yöntem izlenirse gerçekten çok gülünç duruma düşeceğimizi, evet görüntü açısından bir şeyler olacağını fakat hukuk usulü olarak böyle birşey olmadığını bana ifade ettiler. Biz şimdiye kadar böyle görüntüyü kurtarmak için falan bir şey yapmadık, sapasağlam yerde durduk. Hukuk açısından da doğrusu neyse onu yaptık. Dolayısıyla bu konuyu ısrarla ve inatla hâlâ benim müşteki olduğumla ilgili haberler yapılıyor. Haber sitelerinde, gazetelerde, televizyon yorumlarında... Ben bunu defalarca açıklamama rağmen hâlâ benim müşteki olduğum ifade ediliyorsa burada bir kasıt vardır. Ben bunu bir gazeticilik hatası olarak görmüyorum, gözden kaçırma, bir atlama olarak görmüyorum.

Ve buradan da söylüyorum bundan sonra bu Gezi Davası'nda her kim benimle ilgili müşteki olduğumu söylüyorsa, yazıp çiziyorsa kusura bakmasın gazetecilik işini doğru yapmıyor demektir. Benim defalarca açıklamam var. Defalarca ilanım var 'ben mağdur değilim' diye. Buradan mahkeme de duysun, savcı da duysun, mahkeme heyeti de duysun, 'ben mağdur değilim' diye defalarca ilanım var. Hepsi kayıtlarda. Bunlar varken tutup televizyonlarda yorum yapan, yazıp çizen, benim bu davada müşteki olduğumu söyleyen herkes kendi gazetecilik görevini doğru yapmıyor demektir. Bunun da altını çizmekte özellikle yarar görüyorum çünkü bunda artık bir kasıt görmeye başladım ben."
 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.