Sayfa yolu
'AKP'nin kuruluş değerlerini destekliyorum' diyen, özelleştirmelerle ülkeyi talan eden Babacan: 'Borç alan emir alır'
Ali Babacan, Ömer Koç'la birlikte.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 05.06.2026 , 16:17 Güncelleme Tarihi: 05.06.2026 , 16:21
Algoritmaya müdahale edin: Tek bir işlemle soL Haber’i Google’da ‘tercih edilen kaynak’ olarak seçin, aramalarınızda soL öne çıksın.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, seçim öncesi ABD’den Türkiye’ye para akışı olacağına ilişkin iddialara tepki gösterdi. Olası bir swap hattının Türkiye’nin bağımsızlığı açısından riskli olduğunu belirten Babacan, "Akıllarının ucundan geçirenler varsa unutun kardeşim bu işi" dedi.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, gazeteci Murat Yetkin’in YouTube kanalına çıktı, gündeme ilişkin değerlendirmeler yaptı. Trump yönetiminden seçim öncesi Türkiye’ye para akışı olacağına ilişkin dış basında yer alan analizleri değerlendiren Babacan, ABD’nin hiçbir ülkeye bu tür desteği karşılıksız vermeyeceğini söyledi. Babacan, şöyle konuştu:
Amerika ile böyle bir ikili mecburiyetten, bakın dövizimiz bitti arkadaş, bize biraz döviz verin diyebilir. Swap hattı oluşursa bu Türkiye’nin bağımsızlığı meselesidir. Açık söyleyeyim, ondan sonra dış politikada önemli kararlarda falan boynunuz bükük olur yani. Amerika desteği çektiği anda sistemin çökeceğini bilenler, Amerika’nın verdiği destekle Türkiye’ye yön verme eğilimlerini de artırırlar. Yani bu çok çok tehlikeli bir şeydir, inşallah gerek olmaz. Akıllarının ucundan geçenler varsa bunlara, onlara çağrımdır: Unutun kardeşim bu işi. Siz güven inşa edin. Güven olunca zaten para geliyor bu ülkeye ya.
Amerikancı eski bakan 'bağımsızlığı' savundu
Daha geçtiğimiz yıl yaptığı bir açıklamada, "AKP'nin kuruluşunda benimsediği ilke ve değerleri hâlâ desteklediğini, partinin kuruluş tüzüğüne attığı imzanın arkasında olduğunu" söyleyen Babacan bugün "Türkiye'nin bağımsızlığını" önemsiyor gibi görünse de gerçekler hiç de öyle değil.
Ali Babacan AKP hükümetinin özelleştirme rekorları kırdığı yıllarda o hükümetlerin ekonomiden sorumlu bakanı konumundaydı. Dış borç onun döneminde zirve yaptı. Krizin yükünü emekçilerin omzuna yükledi, işçiden alınıp patrona verilmesine ön ayak oldu.
Dışişleri'nde de görev aldığı için uluslararası sermayeyle de iç içeydi. Amerikan sermayesi de en öndeydi.
'Dünyada para çok, güven oluşturun para gelsin'
Murat Yetkin'e yaptığı açıklamada zaten "bağımsızlığı" savunurken bir yandan da "istikrar için güven gerektiğini, güven gelirse dışarıdan para geleceğini" de söyledi:
Dünyada para çok. Yani güven oluşturun, para gelecek. Siz güveni kendi elinizle yıkın. Enflasyonu patlattın, faizi patlattın, dövizi bitirdin. Amerika’dan para isteyin. Son derece yanlış bir iş bu. Normalde ülkelerin borçlanmasının piyasa şartlarında olması lazım ve piyasalardan olması lazım.
'IMF'ye borcu sıfırlıyoruz' palavrası ve katlanan dış borç
11 yıl boyunca ekonominin başında olduğunun altını çizen Babacan, "Daha önceden devraldığımız bir IMF programı vardı. Dolayısıyla biz IMF borcu devraldık. O günün parasıyla yirmi üç milyar dolar. Ama ne yaptık? Ödedik. Daha az borçlandık, ödedik. Daha az borçlandık ve sıfırladık. En son IMF borcumuzu sıfırladık. Ama IMF çok taraflı bir kuruluş. Biz de ortağıyız, hatta hissemizi artırdık. Hatta krizde biliyorsunuz IMF geldi, bizden borç istedi" dedi.
Oysa AKP "IMF'ye borcu sıfırlıyoruz" palavrasıyla o dönem halkı kandırmaya çalışmış, Cumhuriyet tarihinin en yüksek borç yükünü oluşturmuştu. Bu yalanın ortaya çıkması uzun sürmedi.
2002 yılı sonunda Türkiye’nin dış borcu 130 milyar dolar yani milli gelirin yüzde 56’sı iken, Hazine’nin yayınladığı bilgilere göre, 2012 yılında Türkiye’nin brüt dış borç stoku katlanarak 326 milyar dolara ulaştı.
AKP o dönem sağ cepten alıp sol cebe koydu.
Yaratılan illüzyonla IMF'ye olan kamusal borç ödenirken, eş zamanlı olarak özel bankaların, şirketlerin ve yandaş holdinglerin dışarıdan kontrolsüzce borçlanmasının önü açıldı. Devlet garantör oldu. Şirketlerin uluslararası finans piyasalarından aldığı bu devasa kredilerin riskleri, yapısal olarak kamunun ve vatandaşın sırtına yüklendi. Böylece kağıt üzerinde "kamu borcu düşük" gösterilerek küresel piyasalara "şirin" gözüküldü.
Babacan ve AKP yönetimi eliyle sıcak para bağımlısı haline gelen ülke, üretimsiz borçlanmanın kurbanı oldu.
Koç'un etkinliğine koşarak gitti
Murat Yetkin'e dünkü röportajında "Ülke gittikçe fakirleşiyor. Bir avuç zengin türüyor ama geniş kitleler sürekli fakirleşiyor. Bunun siyasi sürdürülebilirliği de yok" diyen Ali Babacan, videonun yayınlandığı saatlerde Koç Grubu'nun 100. yıl etkinliğindeydi. AKP, MHP ve CHP temsilcileri dün yan yana dizilirken, Babacan da orada yerini aldı.
Erdoğan'a tavsiye: 'Borç alan emir alır'
Kamu varlıklarını tasfiye eden ve ülkeyi borç batağına sokan, dış borç rekortmeni Babacan'ın son sözleri de Erdoğan'a oldu:
Erdoğan’la Trump’ın da arası iyi. Acaba hani Amerika Türkiye’ye böyle bir iyilik yapar mı gibi, belki, belki herhalde beklentiler oluşuyor. Tabii çok tehlikeli bir şey. Yani Sayın Erdoğan’ın kendi sözüdür, ben buradan ona hatırlatayım: Borç alan emir alır. Yani eğer iktidar içerisinde böyle niyetli olanlar varsa, ya merak etmeyin efendim, Trump’la zaten aranız iyi. Bir alo dersiniz, gönderir size parayı diyenler varsa bu çok tehlikelidir.
'Yeni nesil Kemal Derviş'
soL TV de Babacan'ın portresini çıkarmıştı.
Videonun açılışı şu sözlerle yapılmıştı: "Ali Babacan. Dindarlığı, Nakşiliği, gümüş alyansı muhafazakârlığı, iktisatçılığı, sermaye severliği ve Amerikancılığıyla yeni nesil bir Kemal Derviş hikayesi."
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.