Sayfa yolu
AKP Sözcüsü Çelik: Vatandaşlarımız iyi ki Kılıçdaroğlu kaybetmiş noktasına gelmiştir
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 10.08.2023 , 20:59 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Seçimlerin ardından CHP'de başlayan 'değişim' tartışmalarına dair konuşan AKP Sözcüsü Ömer Çelik, "Hala seçim sonuçlarını sindirmekte zorlanan ve artık Türkiye'ye yaşatacakları, yaşatmayı, umut ettikleri kabusu kendi siyasi denklemleri içerisinde yaşayan bir tablo ortaya çıktı" dedi.
AKP Sözcüsü Çelik, AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan AKP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu.
'Vatandaşlarımız iyi ki Kılıçdaroğlu kaybetmiş noktasına gelmiştir'
- Cumhurbaşkanlığı seçimleri ilk turu devam ederken muhaliflik adı altında propaganda merkezi gibi çalışan bazı odaklar bize sürekli olarak bizim karşımıza şu soruyu getiriyorlardı. Seçim sonuçları istediğiniz gibi çıkmazsa bunu kabul edecek misiniz?
- Bu bana birkaç televizyon programında, gündeme getirilen soru sorulduğunda iyi niyetli bir biçimde buna 'Ne diyorsunuz?' denildiğinde ben de şunu ifade etmiştim. ‘Seçim sonuçlarının kabulü açısından bizim herhangi bir olumsuz kötü bir sabıkamız yok. Ama seçim sonuçlarının reddi hatta ortaya çıkan seçim sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından darbelere destek vermek, muhtıralara destek vermek, yargı vesayetine ve askeri vesayete destek vermek bakımından Cumhuriyet Halk Partisi'nin kötü bir sabıkası var. Dolayısıyla sorunun sorulması gereken taraf biz değiliz. Sorunun sorulması gereken taraf onlardır. Hele de onların bu soruyu getirmesi bir siyasi saçmalıktan ibarettir' diye.
- Geldiğimiz noktada ne oldu? Hala seçim sonuçlarını sindirmekte zorlanan ve artık Türkiye'ye yaşatacakları, yaşatmayı, umut ettikleri kabusu kendi siyasi denklemleri içerisinde yaşayan bir tablo ortaya çıktı. Ve netice itibarıyla şu gelinen noktada eminim bütün vatandaşlarımız ister bize destek versin ister seçim zamanında rakiplerimize destek versin iyi ki bu seçimi bu ekip kazanamamış, iyi ki Kılıçdaroğlu kaybetmiş noktasına gelmiştir. Ortaya çıkan tablo gerçekten vahimdir.
'Yıl sonunda 60-70 bin konutun teslimi gerçekleşecek'
- Kuşkusuz deprem her zaman gündeminizdedir. Partimizin öncelikli gündemlerinin başında geliyor. Hangi siyasi faaliyetin içinde olursak olalım, hangi siyasi süreci yürütürsek yürütelim Cumhurbaşkanımızın deprem bölgesinin yeniden olağan hayat koşullarına döndürülmesi, yaraların sarılması konusundaki iradesi aynı güçle devam ediyor ve partimiz de bu irade çerçevesinde sürdürmeye, o bölgeyi takip etmeye devam ediyor.
- Tabii Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı şimdiye kadar 2 milyon 333 bin 672 binada inceleme yaptı. Ve hasar tespit çalışmaları yapıldı.
- Cumhurbaşkanımızın video konferans mesajıyla orada hayatın normale dönmesi açısından, temellerinin atılması, evlerin yapılması, evlerin zamanında yetiştirilmesi açısından bu faaliyetler yürütülüyor. TOKİ ve Emlak Konut çalışmaları yürütmeye devam ediyor. 131 bin 51 konutun ihalesi yapıldı. Yıl sonunda inşallah 60-70 bin konutun teslimi gerçekleşecek.
- Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli çerçevesinde Türkiye'nin bütün afetlere karşı korunaklı olarak bir yapıya bürünmesi bakımından bu süreç hassasiyetle takip edilmektedir.
'Siyasi projelerin de farkındayız'
- Etrafımızdaki coğrafyada pek çok değişkenin, çok kısa süreler içerisinde gündeme girdiğini biliyoruz. Etrafımızdaki coğrafyayı istikrarsızlaştırmak ve bunun üzerinden Türkiye üzerinde birtakım olumsuz etkiler üretmek üzere birtakım siyasetlerin yürütüldüğünü görüyoruz. Bu terör örgütü sadece terörizm adı altında bağımsız faaliyet yürütmediğini bu siyasi çerçeveler ve bu siyasi denklemler çerçevesinde maalesef belli devletler tarafından da desteklenerek, belli odaklar tarafından da desteklenerek bunların kurgulandığını görüyoruz.
- Burada iki tür mücadele yürütülmektedir. Bir tanesi Türk Silahlı Kuvvetleri emniyet, jandarma, MİT kuşkusuz bu terör hedeflerinin ve teröristlerin bertaraf edilmesi anlamında bir çalışmayı yürütmektedir.
- Ama çalışma sadece bununla sınırlı değildir. Aynı zamanda da bunların arkasındaki siyasi denklemlerin, bölgemize daha çok acı daha çok gözyaşı getirmeye çalışan bölgemizde yeni bir takım türedi, devletçikler oluşturarak bölgesel istikrarı yok etmeye çalışan bu siyasi arayışların ya da bu siyasi çerçevelerin, bu siyasi projelerin de farkındayız. Bunlarla da mücadeleyi sürdürüyoruz.
- Dolayısıyla o teröristin ve terör örgütünün arkasından kimin olduğunu da görüyoruz. O terörist ve terör örgütüyle mücadele ederken onun arkasına yerleştirilmiş olan ve terörü bir aparat gibi kullanan bu siyasi denklemlerle ve siyasi projelerle de mücadeleyi aynı güçle sürdürmeye devam edeceğiz. Bu çerçevede terörü kaynağında yok etmek stratejisi başarıyla uygulanmaktadır. Bütün güvenlik güçlerimize buradan bir kere daha teşekkürlerimizi sunuyoruz.
'Türkiye'nin göçmen deposu gibi gösterilmeye çalışılmasını reddediyoruz'
- Türkiye’nin kara propagandalarla bir göçmen karargahı gibi gösterilmeye çalışılması ya da bir göçmen deposu gibi gösterilmeye çalışılması reddettiğimiz bir durumdur.
- Göçmen kaçakçısı olduğuna yönelik olarak son iki ayda 2 bin 37 operasyon gerçekleştirilmiştir. Bu çerçevede 35 bin 797 düzensiz göç yakalanmıştır. Bunların 16 bin 18 sınır dışı edilmiştir. 19 bin 502 düzensiz göçmenin de sınır dışı edilmek üzere geri gönderme merkezlerinde işlemleri devam etmektedir..
'Bütün dünyada alkışlanırken Türkiye'de hastalıklı grup tarafından hedef alınmakta'
- Bir kara propagandanın bir kere daha yürütüldüğünü gördük. Aslında verdikleri bütün rakamlar yanlış. Ortaya koydukları bütün yaklaşımlar yanlış bununla ilgili ayrıntılı açıklamayı da yaptım. Ortaya koyulan fiyatlar dünya standartlarının altında fiyatlar. Türkiye'deki öncekilere mukayese edildiğinde ortaya koyulan kapasite çok daha yüksek bir kapasite.
- Ama tabii meselenin muhalefet etmek adı altında maalesef muhale kavramını da kirleten, muhaliflik kavramında kirleten bir seviyesizlikle yürütüldüğünü bir kere gördük. Bir kere daha gördük. Şimdi bu üstün teknolojilerin Türkiye'nin her sahada İHA'ların orman yangınlarının önlenmesinde kullanılması, İHA'ların SİHA'ların, TİHA'ların bu güvenliğimiz açısından kullanılması dünyada bizi pozitif ayrıştıran bir tablo ortaya çıkarmaktadır.
- Nitekim Cumhurbaşkanımızın son körfez seyahatinde burada Baykar ile Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı arasında yapılan anlaşma Türkiye Cumhuriyeti tarihinin tek sefer en büyük savunma ve havacılık ihracatı anlaşmasıdır.
- Yani dünyanın takdir ettiği üstün teknolojileri, üreten firmalarımız daha dünyadaki savunma bakanlıkları anlaşma yaparken Türkiye'de ise bunlar hedefe koyulmaya çalışılıyor. Burada bütün bu tabii sadece bunu bir savunma anlaşması çerçevesinde de görmemek lazım. Karşılıklı olarak ilişkilerin geliştirilmesi. Türkiye'nin dost devletlerin, komşu devletlerin, bölge barışına katkı sağlayabilecek devletlerin savunma kapasitelerindeki yerlileşmede anahtar rolü oynamak bütün bu çerçevede bölge barışına da dünya barışına da katkı sağlayacak bir noktadadır.
- Bütün bunların doğru bir şekilde desteklenmesi ve alkışlanması gerekirken ve bütün dünyada bunlar alkışlanırken maalesef Türkiye içerisinde bir hastalıklı grup tarafından hedef alınmaktadır. Hiçbir önemi yoktur. Bunların kara propagandaları seçim öncesinde de ortaya koyuldu ve en büyük cevabı vatandaşımızdan en güçlü şekilde aldılar.
'İfade özgürlüğü karşı bir söz söylemiş olmuyoruz'
- Sayın Cumhurbaşkanımıza karşı yürütülen nefret suçları Kur'an-ı Kerim yakma eylemleri. Bütün bunlar tabii insanlık suçlarıdır. Bunlar nefret suçlarıdır ve insanlığa karşı işlenmiş suçlardır. Maalesef Avrupa'da Kur'an-ı Kerim'in yakılmasıyla ilgili eylemlere ifade özgürlüğü çerçevesinde bazı devletlerin destek vermesi ya da mazur görmesinin ifade özgürlüğüyle hiçbir ilgisi yoktur.
- Nitekim son derece doğru bulduğumuz bir yaklaşımla Birleşmiş Milletler bunların suç teşkil ettiğini ve karşı çıkılması gereken eylemler olduğunu ifade eden bir karar almıştır.
- Esas itibariyle de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ifade özgürlüğünün ifasının birtakım görev ve sorumluluklar gerektirdiğini ifade etmektedir. Eğer birtakım görev ve sorumluluklara dönük bir zorunlulukla hareket etmiyorsanız o zaman ifade özgürlüğünün ifası konusunda görevinizi yerine getirmiyorsunuz. Misyonunuzu ortaya koymuyorsunuz demektir.
- Nitekim burada gelinen noktada şöyle bir tablo ortaya çıkmıştır. İfade özgürlüğü karşısında yerine getirilmesi gereken görev ve sorumluluklar yerine getirilmeyince bu sefer ifade özgürlüğü adı altında dini özgürlükler tehdit altına alınmaya başlanmıştır. Halbuki bu konu bu konu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin birçok kararında belirtilmiştir. Bir tanesini ifade etmek istiyorum. Dini inançlar bağlamında o dini inançları icra edenlere din özgürlüğünün garanti ettiği hakkı sağlamak ve bunu yaparken ibadet nesnelerine ilişkin olarak başkalarını kırıcı nitelikte ve başkalarının kutsallarına hakaret içirebilecek ifadeler alabildiğince engel olmak. Dolayısıyla devletlerin bu konuda da bir sorumluluğu vardır. İfade özgürlüğü herhangi bir şekilde din özgürlüğünü ortadan kaldıran ya da bu özgürlükten faydalananların kutsal bildiği nesnelere ya imkan verecek bir düzeyde olmamalıdır.
- Olduğu zaman o zaman demokrasi içerisindeki hak ve hürriyetler düzeninin dengesini sağlamak bakımından büyük bir kriz ortaya çıkar. Dolayısıyla biz bu devletlere siz üzerinize düşeni yapın dediğinizde esasında herhangi bir şekilde ifade özgürlüğü karşı bir söz söylemiş olmuyoruz.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
