Sayfa yolu
AKP Kongresi'nin esas sonucu: Antalyalılar Serap Yazıcı Özbudun'u geri çağırmak istese ne olur?
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 24.02.2025 , 21:13 Güncelleme Tarihi: 25.02.2025 , 14:58
AKP dün 8. kongresini düzenledi. Partinin yönetim kurulları büyük ölçüde yenilendi. Yeni listedekilerin yüzde 10’u AKP üyelerinin aşina olduğu isimler değildi ama düzen muhalefeti için tanıdıktı.
Kongreye katılan İYİP heyeti, eski yol arkadaşlarına kürsüde rozet takılacağını anlayınca salonu terk etti.
Heyetteki isimlerden Kevser Ofluoğlu, giderken “En hafif tabiriyle bir oy dolandırıcılığıdır bu olay” dedi.
Daha önce Erdoğan da benzer sözler söylemiş, parti değiştiren milletvekillerinin vekilliklerinin düşmesi gerektiğini öne sürmüştü.
Sözler unutuldu, ilkeler zaten yok. Demokrasi oyunu, işe geldiği gibi oynanıyor.
AKP kongresinde saf değiştiren isimleri Meclis’e veya belediye başkanlığına taşıyan seçimler sırasında bir kesim, ısrarla, AKP'den bıkmış olan halka sandık baskısı yapmıştı. “Ortak liste”nin daha kazançlı olacağı savunulmuş, bazı bölgelerde muhalefet adayları birbiri lehine yarıştan çekilmiş, seçmenden “stratejik oy” kullanması istenmiş, “demokrasi”nin böyle tesis edileceği anlatılmıştı.
Henüz 2 yıl olmadan bu yöntemle Meclis’e giren 10 milletvekili ve onlarca belediye başkanı AKP'ye geçti.
"Strateji", AKP'ye yaradı. Ama gelinen noktanın esas hatırlattığı, böyle "strateji"lere zemin hazırlayan mevcut demokrasi ve özgürlük düzeninin demokrasi falan getirmediği oldu.
Çok partili vekiller, ilkesiz partiler
Yurttaşlar, çok partili sistemlerde yapılan seçimlerde esas olarak isimlere değil, programını ve ilkelerini savundukları partilere oy verir. Çünkü kişiler bilinemez, seçmenin bileceği ve kendi aklının terazisinde tartacağı, programdır, ilkeler ve siyasi çizgilerdir.
Gelgelelim düzen siyaseti bu durumu tersine çevirmenin derdinde. Programı ve ilkesi olmayan, bir dediği bir dediğini tutmayan siyaset tarzı olağanlaştı.
Partiler arasındaki duvarlar yıkıldı. Artık bir siyasetçinin birden çok partisi var, aynı anlama gelmek üzere pek kimsenin partisi yok.
Bu tablo iktidar partisinin dünkü kongresinde bir kez daha kendini gösterdi.
CHP’ye ve İYİP’e verilen “stratejik oylarla” Meclis’e gönderilen çok sayıda isim topluca AKP’ye geçti.
Nerede ayrıldılar, nerede buluştular?
Kişilerin öne çıktığı siyaset tarzı yalnızca sahte kahramanlar yaratmakla kalmıyor, herkesin her şeyi savunabildiği bir kaosu da beraberinde getiriyor.
Gelecek Partili Serap Yazıcı Özbudun, henüz birkaç yıl önce, Millet İttifakı içerisinde yer aldığı dönemde parlamenter sisteme dönüşü savunuyor ve bunun için gerekli anayasanın yazım çalışmalarına liderlik ediyordu. Bu tutum cumartesiden pazartesiye değişti. Serap Yazıcı Özbudun artık AKP’nin başkanlık sisteminin temellerini sağlamlaştıracak yeni anayasa çalışmasını yürütecek.
Aynı çelişkiyi partilerin içerisinde görmek de mümkün. İYİP milletvekili Mehmet Salim Ensarioğlu, Şeyh Sait’in adının bir bulvara verilmesinin ardından başlayan tepkilere karşı yaptığı açıklamada Şeyh Sait’e sahip çıkmıştı. İYİP Sözcüsü Kürşad Zorlu ise bu tavrı “kabul edilemez” bulduğunu açıklamıştı. Ensarioğlu 2023’te, Zorlu geçen ay İYİP’ten istifa etti. Şeyh Sait’in ayırdığı iki eski İYİP’li dün AKP’de buluştu.
İktidar ve muhalefet partileri arasındaki geçişkenliğin diğer örnekleri şöyle:
- Kürşad Zorlu (İYİP’ten AKP’ye),
- Dursun Ataş (İYİP’ten AKP’ye),
- Ünal Karaman (İYİP’ten AKP’ye),
- İdris Nebi Hatipoğlu (İYİP’ten AKP’ye),
- Seyithan İzsiz (İYİP’ten AKP’ye),
- Ahmet Ersagun Yücel (İYİP’ten AKP’ye),
- Nedim Yamalı (Gelecek Partisi’nden AKP’ye),
- Serap Yazıcı Özbudun (Gelecek Partisi’nden AKP’ye),
- Suat Pamukçu (Yeniden Refah Partisi’nden AKP’ye),
- Mustafa Nedim Yamalı (Saadet Partisi’nden AKP’ye),
- Ümit Özlale (İYİP’ten CHP'ye),
- Salih Uzun (Demokrat Parti'den CHP’ye),
- Cemal Enginyurt (Demokrat Parti'den CHP’ye),
- Selma Aliye Kavaf (DEVA Partisi’nden CHP’ye).
Seçme hakkı ne durumda: Antalyalılar Özbudun'u geri çağırmak istemez mi?
Halk, 14 Mayıs 2023'te sandık başına gittiğinde, iktidar bloğuna değil Millet İttifakı'na, yani altılı masaya oy veriyorsa, zaten hangi siyasi çizgiye oy verdiğini bilmiyordu. Serap Yazıcı Özbudun, siyasetini benimseyen ve kendilerini en iyi onun temsil edeceğini düşünen seçmenlerce değil, CHP seçmenlerince seçildi.
Üstelik, CHP'ye oy verenlerin bir kısmı da, seçim barajı nedeniyle aslında kendi akıllarına daha çok yatan partiler yerine CHP'ye "razı olan" seçmenler.
CHP seçmenlerinin, pek seçme hakkı da yoktu. O dönemki parti lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi adayları belirlemiş, her türlü eleştiriyi de bastırmıştı.
Dünyada kimi ülkelerde olan "geri çağırma hakkı", Türkiye'de yok. Geri çağırma hakkı, bir bölgenin seçmeninin kendilerini temsil etmesi için Meclis'e gönderdikleri temsilciyi, tekrar oylama yapıp geri çağırabilmesi ve yerine başka bir temsilci yollayabilmesini sağlıyor.
Türkiye'de vekiller bir kez mazbatayı aldıkları anda seçmenle ilişkiyi kesebiliyor. İki sene vekillik yaparlarsa, milletvekili emekli maaşına da hak kazanıyorlar.
Nitekim, doğruluğu henüz bilinmemekle birlikte, Erdoğan'ın mevcut hükümette değişikliğe gitmek için bazı bakanların iki yılı doldurup bakan olarak emekli olmaları için Haziran ayını bekleyeceği iddiaları konuşulmaya başlandı.
Nasıl bir seçme özgürlüğü bu?
Özetle, AKP kongresinin ardından ortaya çıkan tablo şu:
Seçmen, 14 Mayıs 2023'te sandık başına gitti. Zaten siyasi partilere devlet yardımı yüzünden, sözde demokrasi yarışı eşitsizdi. Eşitsiz yarışta "güçsüz" görünenlere, seçim barajı yüzünden oy vermedi. Oy verdiği partiler, seçmene sormadan, listelerine partinin program ve siyasetiyle ilgisi olmayan isimleri doldurdu. Seçmen, oyunu verdi, temsilcisini Meclis'e gönderdi.
Şimdi o temsilcilerin bir kısmı, seçmenin tamamen karşısında olduğu partiye geçti.
Seçmene kalan, ya aynı oyunu oynamak için bir sonraki sandığı beklemek, ya da oyun oynamaktan vazgeçmek.
| 'Demokrasi' ve 'özgürlük' nedir? TKP tartışma başlattı: 'Kafanızı kuma gömmeyin' |
|
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.