Breadcrumb
AKP Gazze'de kimin yanında: Bol hamaset, tam gaz ticaret
Yayın Tarihi: 18.10.2023 , 19:30 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10
Filistin direniş örgütlerinin İsrail işgaline karşı başlattığı ''El Aksa Tufanı'', Batı'nın ikiyüzlü tavrıyla birlikte bölge ülkelerinin ikircikli tutumunu gözler önüne serdi. Filistin'in taarruzunu takip eden ilk günlerde tarafları ''itidalli'' davranmaya davet eden AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, katliamlarla geçen bir haftanın sonunda ilk günlerdeki retoriğini unuttururcasına vites yükseltmeye başladı. Ancak İsrail'le daha önce yaşanan birçok gerilimde olduğu gibi eylem, söylemin gerisinde kaldı.
Yine ümmet yine hamaset
İktidara yakın Yeni Şafak, en az 500 sivilin katledildiği El-Ehli Baptist Hastanesi'ni hedef alan saldırıyı ''Bu terör devleti yok edilmeli'' başlığıyla duyurdu. İsrail'in ırkçı saldırılarına ırkçılıkla yanıt veren Yeni Şafak, geçtiğimiz günlerde de Kuran’a dayanarak Yahudileri “lanetlenmiş millet” ilan etmiş ve Anayasa’yı ihlal etmişti. Erdoğan'ın ''İsrail örgüt gibi davranmayı bırakmalı'' sözünden hareketle yazıldığı anlaşılan yeni başlıksa, Erdoğan'ı bir adım ileri gitmeye davet ediyordu.
Tıpkı Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş gibi... Cuma hutbesini Filistin'e ayıran Erbaş, AKP dış politikasının sınırlarını zorladı, Filistin'in ''direnmekten başka çare kalmadığını'' söyledi. Gazzelilerin mücadelesine maddi ve manevi destek vermeye çağıran Diyanet İşleri Başkanı, İsrail'e ''Kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır'' sözleriyle seslendi.
Kriptolar ne diyor?
Yeni Şafak'ı ve Erbaş'ıyla bir bütün olarak AKP söylemini sertleştirse de iktidar temsilcilerinin verdiği mesajlar diplomatik alanda ''kınama''dan öteye gidemedi, askeri ve ekonomik alandaysa somut adımlar atılamadı. AKP’nin İsrail'le izlediği kontrollü gerilim siyasetinin izlerini 2010'da Wikileaks ifşaatlarıyla gün yüzüne çıkan kriptolarda bulmak mümkün.
Bugünkü köşe yazısında Türkiye-İsrail ilişkilerini inceleyen Wikileaks belgelerini aktaran Cumhuriyet yazarı mahpus gazeteci Barış Pehlivan, 2 Şubat 2007'de ABD’nin Ankara Büyükelçiliği Siyasi Müsteşarı Janice Weiner’ın İsrail Büyükelçiliği başmüsteşarı ile görüşmesine ilişkin notlarını hatırlattı:
''Bize, İsrail’in ilişkinin bu yönünü kabullendiğini ve bunun ne anlama geldiğini gördüğünü söyledi: Türk siyasetçileri içerideki izleyicilere oynuyorlar. Onlar bağırıp çağırıyor ve biz de onları affetmeyi tercih edip yaptıklarını görmezden geliyoruz. Önemli olan, bu ilişkiyi elimizden geldiğince iyi bir şekilde sürdürebilmek.''
AKP'nin dış politikadaki ''esnekliğinin'' Batı cephesinde kanıksandığını belirten Pehlivan, 16 Ocak 2008 tarihinde ABD Ankara Büyükelçiliği Siyasi Müsteşarı Daniel O’Grady’nin kaleme aldığı belgeyle bitirdiği yazısında şu değerlendirmeye yer verdi:
''Grady, Erdoğan’ın AKP hükümetinin Ortadoğu’daki arabuluculuk rolü ve ABD Kongresi’nde “Ermeni Soykırım Tasarısı”nın engellenmesi için de İsrail’e ihtiyacının farkında olduğunu söylüyor. Tesadüfe bakın ki... Müsteşar, Erdoğan’ın İsrail karşıtlığının yükselmesini yine mart ayında gerçekleşecek yerel seçim atmosferine bağlıyor: “Hele bir kriz durulsun ve mart seçimleri geçsin, Türk hükümeti zararı tamir için harekete geçer.”
AKP İsrail'e karşı sadece konuşuyor
Bir süredir İsrail'le ilişkileri yeniden ''normalleştirme'' girişimlerinde bulunan AKP, Gazze'ye dönük saldırılarla kamuoyunda büyüyen İsrail'e yönelik öfkeyi bazen devlet kurumları bazen de taşeronları aracılığıyla şova dönüştürme peşinde. Ancak atılan adımlar AKP'nin İsrail'le ''stratejik ortaklığı''nı unutturmaya yetmiyor.
AKP bir yandan bu şova devam ederken, Türkiye ile İsrail’in her konudaki işbirliği tam gaz devam ediyor. Çünkü ABD’nin bölgedeki müttefikleri olarak on yıllara dayanan bir işbirliği geleneğine sahip olan Türkiye ve İsrail arasındaki bu ilişkinin doğasına dair AKP’nin hiçbir değişiklik çabası yok.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son olarak Birleşmiş Milletler Zirvesi'nde İsrail Başbakanı Netanyahu ile görüşmüş ve "İsrail gazının" Avrupa'ya Türkiye üzerinden aktarılmasını ele almıştı.
İsrail'le Türkiye arasındaki ticaret AKP döneminde rekor seviyelere ulaştı. Türkiye'nin "en zenginleri" bu ticaretten en çok kazananlar olmaya devam ediyor. Erdoğan'ın Filistin mesajlarına karşın Türkiye ''reelpolitik''te Filistin yerine İsrail'in lehine bir ekonomik ilişki ağı örmüş durumda. Bu ilişkilerdeyse AKP'ye yakın patronlar öne çıkıyor.
Türkiye’deki birçok büyük özelleştirme ihalesinde İsrailli şirketler pay kapıyor. Savunma işbirliği anlaşması çerçevesinde iki ülke düzenli olarak ortak tatbikat yapıyor. Üniversitelerde, TÜBİTAK’ta özellikle askeri alanı ilgilendiren bilimsel araştırmalar, İsrail ortaklığıyla yürütülüyor. İki ülke arasındaki dış ticaret hacmi sürekli büyüyor. AKP ise konuşmaya devam ediyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
