Sayfa yolu
AKP, ABD ile ilişkilerin 100. yılı için seferberlik ilan etti: 100 yıl önce makineli tüfek korumasıyla başlayan belalı ilişki
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 25.08.2026 , 13:00
AKP iktidarı, ABD ile ilişkilerin başlangıcının 100. yılının nasıl kutlanacağına karar vermek üzere hayli telaşlı bir faaliyet yürütüyor.
Dışişleri Bakanlığı kutlamalar için özel bir ekip kurup çalışmalara çoktan başlamış durumda.
Tüm devlet kurumlarına yazılar yazan, 100. Yıl için kutlama önerileri isteyen Bakanlık, belli ki o günü iple çekiyor.
Erdoğan’ın geçtiğimiz yıl yaptığı son Beyaz Saray ziyareti ve bu yıl Ankara’daki NATO Zirvesi’nden bu yana tüm ipleri ABD’ye teslim eden iktidarın, görkemli bir şekilde 17 Şubat’a hazırlanması son derece “normal” aslında.
Bu haberde söz konusu 100 yılın ülkemize maliyetlerine, ABD’nin arkasında durduğu darbelere, bizzat örgütlediği kontrgerilla faaliyetlerine, ülkenin tüm kaynaklarının üzerine nasıl çöktüğüne, düzenin tüm partilerinin kontrolünü nasıl eline aldığına değinmeyeceğiz, bu ayrı bir dosya haberimizin konusu olacak.
Bu haberde, Türkiye-ABD ilişkisinin 100 yıl önce nasıl başladığına değineceğiz.
Paylaşım Savaşı sonrası kopan bağlar
İngiltere, Fransa, İtalya ve Yunanistan, yani 1. Dünya Savaşı’nda ülkemizi işgal edenlerle diplomatik ilişkilerin 1923’le birlikte yeniden başladığı, 1925’te ise bu ülkelerle resmi düzeyde diplomatik ilişkiler kurulduğu biliniyor.
Ancak savaşın merkezinde yer alan bu ülkelerle ilişkiler daha erken bir tarihte başlasa da savaşla birlikte, 1917'de ilişkilerin askıya alındığı ABD ile resmi ilişkilerin kurulması 1927'yi buldu.
Peki, neden?
Önce Lozan'a gidelim.
Türkiye’de Cumhuriyet’in rüştünü ispatladığı bu andlaşmayı takiben, ABD ile de aynı adla bir andlaşma imzalandı.
6 Ağustos 1923 günü imzalanan bu andlaşma, ABD’de ciddi sayılabilecek tartışmalara neden oldu.
Osmanlı’nın Ermenilere yönelik katliam yaptığı haberlerini ve Rumlara yönelik saldırı haberlerini gerekçe gösteren çok sayıda grup ve lobi, uygulanmasına şiddetle karşı çıktı.
Sonuç olarak bu tepkilerin ardından Amerikan Senatosu, tarihler 18 Ocak 1927'yi gösterdiğinde söz konusu anlaşmayı reddetti.
50 oyun lehte, 34 oyun aleyhte olmasına rağmen üçte iki çoğunluğa ulaşılamadığı için hükümlerin hayata geçmesi mümkün olmadı. Ancak sadece geçici bir süre için...
'Sovyet Rusya ile Türkiye tanınmağa, ilişki kurmaya değer değil'
Konuya ilişkin Türk Tarih Kurumu sitesinde yayımlanan kapsamlı bir makalede, andlaşmanın geçmemesi sonrası bazı ABD gazetelerinin attığı çarpıcı manşetlere yer verilmiş:
- "Norfolk Leader-Dispatch gazetesi, andlaşmanın onaylanmasının '(Mustafa) Kemal’in emperyalist plânına teslim olmak' anlamına geleceğini söylüyor,
- Macon Telegraph, 'Diktatör Kemal’e Amerika’nın alçakça teslim olması' demek olacağını
- Savannah Press de 'alçalma' olarak yorumlanacağını yazıyordu."
Bunun dışında Greenboro Record, “Andlaşmanın onaylanması, Amerika ile Türkiye arasında diplomatik eşitlik ilkesini kabul etmek olurdu ve Amerikan halkının çoğunluğu Türkiye ile diplomatik eşitliği kabul edemezdi” diyor, Tampa Tribune, “Türkiye Reddedildi” manşetini atıp, "Sovyet Rusya ile Türkiye’nin tanınmağa, ilişki kurulmağa değer olmadıklarını" yazıyordu.
Philadelphia Record “kasaplarla resmî ilişki kurup kurmayacağımıza biz karar veririz”, Eau Claire Telegram ise, “Lozan andlaşması çöp sepetine atıldı; yeri orasıydı” diyordu.
"Sovyetler Birliği ve Türkiye'nin tanınmaya değer olmadığı" manşeti, aslında ABD'deki tartışmanın esas merkezlerinden biriydi. Tartışmayı "ilişki kurmak" gerekir diyenler kazanacak, ancak bu ülkemiz lehine değil, her anında aleyhine olacaktı.
ABD'yi harekete geçiren karar
O yıllarda, yani resmi ilişkinin kurulmadığı dönemde ABD-Türkiye ilişkilerini yürüten isim Amiral Bristol idi.
1919'dan itibaren, yani Anadolu'daki işgale karşı mücadelenin başladığı dönemden itibaren Türkiye'de bulunan Bristol, ülkenin en çalkantılı dönemine ilk elden şahitlik edenler arasında bulunuyordu.
Senatonun aldığı karar sonrası Türkiye'yi tümden kaybetme riskini almayan ABD, Bristol'ü hızlıca Ankara'ya yolluyordu.
Bristol verilen görevi yerine getirecek, Senato'nun çıkardığı engel "modus vivendi" yani ABD ile Türkiye arasında imzalanan geçici anlaşma, uzlaşmayla aşılacaktı.
İşte AKP’nin Türk-Amerikan ilişkilerinin 100. Yılı olarak kutlamak istediği anlaşma, bu tarihte, 17 Şubat 1927’de imzalandı.
Peki, neler vardı bu anlaşmada?
“1. Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti; aralarındaki diplomatik ve konsolosluk ilişkilerini, uluslararası hukuk ilkelerine uygun olarak yeniden kurmak ve mümkün olan en kısa sürede büyükelçi atamak (karşılıklı elçi göndermek) hususlarında anlaşmışlardır. Taraflardan her birinin siyasi ve konsolosluk temsilcileri, diğerinin topraklarında karşılıklılık ilkesi şartıyla, genel uluslararası hukuk kurallarınca belirlenmiş muameleyi göreceklerdir.
2. (A) Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti ile Türkiye Cumhuriyeti; ticaret ve konsolosluk ilişkilerini, ayrıca karşılıklı olarak tarafların topraklarında diğer taraf vatandaşlarının yerleşme ve ikamet şartlarını, genel uluslararası hukuk ilkelerine ve tam karşılıklılık esasına dayanan özel antlaşma veya sözleşmelerle düzenlemek konusunda anlaşmışlardır."

Makineli tüfekle varılan ABD limanı
Sonrası son derece ilginç.
ABD elçisi Türkiye’de gayet iyi karşılanıyor ve Mustafa Kemal Atatürk tarafından kabul edilip görevine başlıyordu.
İşin ABD kısmında ise işler tüfeklerin gölgesinde çözülecekti.
Türkiye’nin daha önce Mustafa Kemal tarafından Sovyetler Birliği’ne de gönderilen diplomatı Muhtar Bey, ABD Büyükelçiliği görevine nasıl başladığını şöyle anlatıyor:
“Anlaşmanın onaylanmasından önce Hükümetçe Büyükelçi değişiminin yasa dışı olduğuna ve bendenizin de Ermeni kırımı faillerinden bulunduğuma dair Ayan Üyesi Gerard'ın gazetelerde aleyhimizde beyanlarda bulunması, buradaki kamuoyunu varışımızda şiddetle ilgilendirerek gazeteleri meşgul etmektedir. Gösterilere sebebiyet vermemek için Hükümet seyahatimiz sırasında olağanüstü tedbirler almış ve New York'ta makineli tüfekli otomobil eşliğinde heyetimizi diğer birçok binek otomobille ve geçeceğimiz yoldaki bütün ulaşım araçlarını durdurarak mümkün olan en büyük hızla derhal limandan istasyona naklettirmiştir. Bu kabul tarzı, saygı töreni şeklinde pek heybetli olmuştur.
Misafirperverlik eserleri göstermekten geri kalmayan Hükümet, basın tarafından aleyhimizde yapılan yayınların üzüntüye değer olmadığını ve bu patırtının yakında yatışacağını ifade etmiştir.
…Büyükelçiliğin buradaki varlık nedenini oluşturan başlıca görevi —gerek Hükümet gerek lehimize olanlar tarafından hissettirildiğine göre— senelerden beri boş kalması sebebiyle hasımlarımızın güçlü örgütlenmesiyle sürekli yaptıkları dedikodulardan, hiçbir fedakarlığı esirgemeyerek ortamı temizlemek ve bu hususta devamlı bir mücadelede bulunmak olacaktır. Amerika gibi muazzam ve zengin bir devletin dostluğu ise bizim için pek çok faydalı olacaktır. Büyükelçiliğin bu husustaki çalışmalarını kolaylaştırmak için, her şeyden önce maddi bir mesele halinde olan gereksinimlerin önemine binaen Devletçe dikkate alınması gerekeceği kanaatindeyim..."
Bundan yaklaşık 100 yıl önce makineli tüfekli bir zırhlı araçla, hedef olunan bir atmosferde karşılanmıştı Türkiye.
O günden bugüne değişen bir şey olmadı.
Türkiye, yıllar boyunca o silahların gölgesini hep ensesinde hissetti, ABD çıkarları neyi gerektiriyorsa, silahlar hep o doğrultuyu gösterdi.
Bugün o silahlar eliyle ülkemize hedef olarak İran, Rusya, Yemen ve dahası gösteriliyor, yine ABD çıkarları doğrultusunda.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.