Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Akın Gürlek'in 'cerrahi titizliği': Vurgunda 'örgüt var' dedi ama isimleri vermedi, sorumluları yine gizledi

Örgüt var deniyor, örgütün kimlerden oluştuğu söylenmiyor. Bürokratlar var deniyor, kim oldukları açıklanmıyor. "Siyasi profiller" deniyor, tek bir isim verilmiyor. Akın Gürlek büyük bir operasyon vaat etse de tablo iki aydır değişmiyor. Orta kademe yöneticiler cezaevinde, büyük kazananlar dışarıda, isim listeleri kasada...

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 03.11.2026 , 14:51

Adalet Bakanı Akın Gürlek bugün fon vurgununa ilişkin yeni bir açıklama yaptı.

"Basit bir borsa vurgunu yok" dedi. Karşılarında organize bir suç yapısı olduğunu söyledi. Bu yapının devletin denetim kurumlarına kadar uzandığını anlattı.

Kağıt üzerinde bu büyük bir itiraf ama itirafın arkası boş.

Örgüt var deniyor, örgütün kimlerden oluştuğu söylenmiyor. Bürokratlar var deniyor, kim oldukları açıklanmıyor. "Siyasi profiller" deniyor, tek bir isim verilmiyor.

Gürlek büyük bir operasyon vaat etse de tablo iki aydır değişmiyor. Orta kademe yöneticiler cezaevinde, büyük kazananlar dışarıda, isim listeleri kasada...

Gürlek ne söyledi?

Gürlek'in anlatımına göre yargı iki ay süren araştırmanın sonunda "üst düzey finans bürokrasisini de kapsayan bir suç yapılanması" ortaya çıkardı.

Bakanın sözlerinde öne çıkanlar şöyle:

  • "Üst düzey denetim mekanizmalarımıza sızan şebekenin varlığı bugün itibariyle oldukça belirgin bir hale gelmiştir."
  • "Karşımızdaki yapının basit bir borsa manipülasyonu ya da borsa vurgunu ile sınırlı olmadığı, kapsamlı bir suç yapılanması olduğu tespit edilmiştir."
  • "Bu örgütsel yapının içindeki isimler arasında hiyerarşik ve sistemli bir işbirliğinin delillerine ulaştık."
  • "Borsa bürokrasisi, manipülasyonları yapanlar ve medya arasında kapsamlı bir işbirliği yapıldığını görüyoruz."
  • "Parayı kontrol eden mekanizmanın içindeki isimler rüşvet çarkını kurarak üzerlerindeki denetim mekanizmalarını etkisiz hale getirmişlerdir."

Aslında "örgüt" suçlaması yeni değil. Soruşturma ilk günden "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" suçlamasıyla yürütülüyordu. Yeni olan, bakanın bunu bu kadar yüksek sesle söylemesi.

Bakan bu denli üst perdeden dile getirince, soru da kendiliğinden ortaya çıkıyor: Örgüt varsa, örgütün sahipleri kim?

Örgüt varsa isimler nerede?

Bir suç örgütünü örgüt yapan şey başı, kasası ve kazananlarıdır. Gürlek bunların hiçbirini söylemedi. Oysa yargının elinde en az üç liste var.

214 kişilik liste. Bu listeyi Gürlek'in kendisi duyurdu. Tera, Pusula ve Hedef fonlarından 100 milyon liranın üzerinde kazanç sağlayan 141 kişi ve 73 şirketten oluşuyor. Toplam kazançları 187 milyar lira. İsimler hâlâ açıklanmadı.

85 kişilik liste. Bu kişiler için 11 Ekim'de tedbir kararı çıktı. Liste sosyal medyaya sızdı. Savcılık hemen harekete geçti ama vurguncuların peşine düşmedi. İsimleri yayanlar hakkında "soruşturmanın gizliliğini ihlal" soruşturması açtı.

12 kişi. Tera'nın 1 numaralı fonunu kuran isimler. Fon 2021'de kuruldu ve 45 ay boyunca dışarıya kapalı kaldı. Bu sürede fiyatı 1,33 liradan 623 liraya çıktı. Yani ilk gün 1 milyon lira koyan, çıkarken 518 milyon lira aldı. Bu 12 kişinin kim olduğu bugün hâlâ bilinmiyor.

Bu gizlilik 455 bin mağduru korumuyor. Mağdur, parasının kimin cebine gittiğini hâlâ bilmiyor.

'Cerrahi titizlik' kimi koruyor?

Bakan, soruşturmanın "cerrahi bir titizlikle" yürütüldüğünü söylüyor. Ancak bu titizliği sadece büyük isimlere dokunulmamasında görüyoruz.

Kelepçe daha çok çarkı çeviren memurlara takıldı. Tutukluların çoğu fon şirketlerinin portföy yöneticileri, pazarlama müdürleri, yönetim kurulu üyeleri. Çarktan asıl kazananların önemli bölümü dışarıda.

AKP'ye uzanan isimlere bakınca tablo daha da netleşiyor:

  • Fatma Betül Sayan Kaya. AKP Genel Başkan Yardımcısı. Gözaltına alınmadı. Kendi arabasıyla adliyeye gitti, ifadesini verip çıktı. Kazandığı milyarların faizini alıp kalanını iade etti. Hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
  • Mustafa Yazıcı. AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı'nın oğlu. Mal varlığına tedbir kondu, kısa sürede kaldırıldı. Ticari faaliyetlerine kaldığı yerden devam ediyor.
  • Feridun ve Enver Geçgel. Astor Enerji'nin ortakları 23 Ekim'de iade hesabına 5 milyar lira yatırdı. Aynı gün mal varlıklarındaki tedbir kaldırıldı.

Soruşturmanın kuralları da büyük kazananları koruyacak şekilde çizildi.

Vurgunculuğu kriteri 100 milyon lirayla sınırlandırıldı. Savcılığa göre bu tutarın altında kazanç sağlayan vurguncu sayılmıyor. 99 milyon lirayı cebine koyup çıkan "yatırımcı" olarak kayda geçiyor.

Savcılığın soruşturması büyük vurgunun döndüğü 2024 öncesini araştırmıyor.

Bakan 30 milyar liralık iadeyi başarı olarak sunuyor. Ama bu, kendi açıkladıkları 187 milyar liralık kazancın 6'da 1'i bile değil. Üstelik parayı yatıran, Geçgel örneğinde olduğu gibi tedbirden kurtulabiliyor.

Yani neşterin nereye değeceği baştan belli. Cerrahi titizlik denilen, neyin kesilip neyin korunacağını önceden seçmek.

Soruşturma kimin kavgasına hizmet ediyor?

Soruşturmanın hangi yöne doğru derinleşeceğini belirleyen şey hukuktan çok AKP içindeki güç dengeleri.

Son örnek Şahap Kavcıoğlu. Eski Merkez Bankası Başkanı, bugün BDDK'nın başında. Berat Albayrak'la birlikte hareket ettiği biliniyor.

AKP içinden Kavcıoğlu'na çok ağır sorular yöneltildi. Kriz patlamadan önce Tera patronu Emre Tezmen'den Pusula ve Katılımevim'i kurtarmak için 20 milyar lira istediği iddia edildi. Karşılığında Takasbank'tan 35 milyar liralık kredi sözü verdiği öne sürüldü. Bir yakınının Pusula ve Katılımevim'de hissesi olduğu söylendi. Kavcıoğlu bu soruların hiçbirini yanıtlamadı. BDDK yalnızca "iddialar asılsız" demekle yetindi.

Herkes kendi rolünü gizlemek için bir başkasının rolünü öne çıkarıyor. Vurgun, Erdoğan sonrası liderlik kavgasında rakibi yıpratmanın aracına dönüşmüş durumda.

Gürlek'in bugünkü "üst düzey finans bürokrasisi" vurgusu da bu kavganın tam ortasına düşüyor. Hangi bürokrat? Bakan söylemiyor. İsim olmayınca herkes kendi rakibini anlıyor.

Aynı şey Meclis muhalefeti için de geçerli. Yeni Parti, AKP'li isimleri açıklayacağını iki kez duyurdu, açıklamadı. Özgür Özel Meclis kürsüsünden 60'a yakın milletvekilinin adının geçtiğinin konuşulduğunu aktardı. Yine isim yok.

Açıklanmayan her liste, iktidarın sorumluluğunu sulandırıyor. Hesap sorma yerini iktidar içi pazarlığa bırakıyor.

Şebeke sızmadı, kapıyı düzen açtı

Gürlek, "üst düzey denetim mekanizmalarımıza sızan" bir şebekeden söz ediyor. Ancak bugüne dek ortaya çıkan detaylar yaşananın bir sızıntı olmadığını, kapının içeriden açıldığını gösteriyor.

  • Tera'nın bankasına 2021'de BDDK izin verdi.
  • Emre Tezmen, tüm borsa kayıtlarının tutulduğu Merkezi Kayıt Kuruluşu'nun yönetimine atandı.
  • Pusula'nın patronu Muhammet Yarız ve babasına daha önce şüpheli işlemler nedeniyle cezalar verilmişti. Buna rağmen milyar dolarlık işlemlerine göz yumuldu.
  • Borsa İstanbul Genel Müdürü tutuklandı. Eski bir SPK daire başkanı ve Merkez Bankası'nın üç eski başkan yardımcısı tutuklu.
  • Görev süreleri üç gün önce dolan SPK eski yöneticileri ve bir BDDK daire başkanı gözaltında.

Bu kurumların başına bu isimleri AKP iktidarı getirdi.

Üstelik bu vurgun kaçak bir yapıda değil, tamamen "yasal" zeminde yapıldı. Fonların SPK izni vardı. İşlemler Borsa İstanbul'da yapıldı. Vatandaşı bu fonlara bankalar yönlendirdi. İnsanlar sokakta çevrilmedi.

Bu soygundan kim sorumlu?

Bütün bu tablo bizi aynı soruya getiriyor: Denetim iyi işleseydi bu vurgun önlenebilir miydi?

Yanıt hayır. Çünkü sorun denetimin eksikliği değil, borsanın kendisi.

Borsa şirketlerin gerçekten ne üretip ne kazandığından bağımsız şekilde, bir kumarhane gibi işler. Kumarhaneyi temizlemek mümkün değildir. Yeni kurallar onu uslandırmaz, yalnızca yağmanın biçimini değiştirir.

Bu düzende soygun istisna değil. Borsa, toplumun ürettiği zenginliği bir avuç insanın cebine aktaran bir mekanizma. Fon vurgunu ise bu mekanizmanın içinde, onun üstüne eklenmiş ikinci bir soygun.

Kaybedenler yalnızca fona parasını yatıranlar değil. Fonlara giren Türkiye Sigorta’nın parası, Diyanet’in topladığı bağışlar, devreye sokulan Emlak Katılım, ödemeler için gündemdeki kamu kaynağı... Hepsinin faturası ülkenin tamamına kesiliyor. Hayatında tek hisse almamış emekçi de bu hesabın içinde.

Bu yüzden “daha iyi denetim” tartışması asıl meseleyi örtüyor. Vurgun bir arıza değil, düzenin kendi işleyişi.

Gürlek bugün bir suç örgütü tarif etti. İçinde bürokrasi, şirketler, medya ve siyaset olan bir örgüt. Tarif doğru ama eksik.

Bu örgütün kadrolarını atayan, uyarıları duyup bekleyen, şimdi de isimleri saklayan aynı iktidar. Oyunun kurallarını yazan, kumarhaneyi kuran da bu düzen.


soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz. 

soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.