Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

13 soruda fon vurgunu: Para kimde kaldı, hesabı kim verecek?

Fon vurgunu patlayalı yaklaşık bir buçuk ay oldu. Her gün yeni bir isim, yeni bir rakam, yeni bir karar çıkıyor. Bugüne kadar ne oldu, takip etmek zorlaştı. soL, en çok sorulan sorulara yanıt aradı.

Fotoğraf: Pexels

Emre Alım

Yayın Tarihi: 02.11.2026 , 12:48 Güncelleme Tarihi: 02.11.2026 , 12:49

Fon vurgunu patlak verdiği günden bu yana büyüdükçe büyüdü. Tutuklamalar, iade hesapları, açıklanmayan listeler, parti içi kavgalar birbirini kovaladı.

Gürültü arttıkça asıl sorular arkada kaldı. Vurgunun boyutu ne? Parayı kim götürdü? İsimler neden gizleniyor? Mağdurun parasını kim ödeyecek? Ve bütün bunlar sadece denetim eksikliğinden mi oldu?

Bugüne kadar ne olduğunu baştan toparladık.

Önce en baştan: Fon vurgunu tam olarak nedir?

Fon, aslında büyük bir ortak kumbara. Binlerce insan parasını bu kumbaraya koyar. Kumbarayı bir şirket yönetir. Şirket o parayla borsadan hisse alır, satar. Kazanırsa kumbara büyür. Kaybederse küçülür.

Türkiye'de son yıllarda bu kumbaralardan bazıları inanılmaz hızla büyüdü.

Bu şirketler bir gecede mi büyüdü? Hayır. Fabrika mı açtılar? Hayır. Sadece kağıt üzerindeki fiyatları uçtu.

Birkaç portföy yönetim şirketi borsada böyle bir çark kurdu.

Borsada çok az hissesi alınıp satılan küçük şirketleri seçtiler. Bu hisseleri topladılar. Az miktarda alım bile fiyatı uçurdu.

Hisse yükselince fonun değeri de yükseldi. Yüksek getiri yeni para çekti. Gelen para yine aynı hisselere gitti.

Bu bir balon. Şişmesi için sürekli taze para gerekir.

Bankalar da vatandaşı bu fonlara yönlendirdi. Enflasyondan korunmak isteyen yüz binlerce kişi birikimini buraya koydu.

Eylül ayında taze para kesildi. Fonlar çıkmak isteyene ödeme yapamadı..

Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls'a ait 130 fon tasfiye edildi. Yaklaşık 900 milyar lira ve 455 bin kişi bu fonların içinde kaldı.

Ama asıl mesele batan fonlar değil. Balon patlamadan hemen önce içeriden haber alıp çıkanlar var. Vurgun dediğimiz şey bu.

Şimdiye dek kaç kişi tutuklandı?

31 Ekim itibarıyla tutuklu sayısı 120. 

Gözaltı sayısı bundan çok daha fazla ama önemli bir kısmı serbest bırakıldı.

Tutuklananların çoğu fon şirketlerinin orta kademe yöneticileri. Portföy yöneticileri, pazarlama müdürleri, yönetim kurulu üyeleri.

Yani kelepçe daha çok çarkı çeviren memurlara takılıyor. Çarktan kazanan isimlerin birçoğu dışarıda.

Serbest kalanlar, hiç sorgulanmayanlar kimler?

En çok konuşulan isim eski Aile Bakanı ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya.

Kaya ve eşi İlyas Kaya, şaibeli bir hisseye yaklaşık 163 milyon lira yatırdı, dört ay sonra 2 milyar 170 milyon lira çekti.

Kaya gözaltına alınmadı. Kendi arabasıyla adliyeye gidip ifade verdi, kimseye görünmeden çıktı.

Astor Enerji'nin ortakları Feridun ve Enver Geçgel 23 Ekim'de TMSF hesabına 5 milyar lira yatırdı. Aynı gün Başsavcılık iki ismin mal varlığındaki tedbirleri kaldırdı.

Lydia Holding Yönetim Kurulu Başkanı Enver Çevik 500 milyon lira iade etti. Gözaltına alındıktan sonra yurt dışına çıkış yasağıyla serbest bırakıldı.

Pusula'nın kapalı fon sisteminde hesabı bulunan 12 kişiden biri olan Selay Turhan İnce gözaltına alındı, adli kontrolle serbest kaldı.

Pasifik Holding için kaldırılan tedbir kararı bir ay sonra üç patronu için yeniden gündeme geldi ama bu karar da kaldırıldı.

Muğla Valisi'nin de fonda parası kaldığı iddia edildi. İddialar yalanlanmadı.

Adı kamuoyundan gizlenen kaç vurguncu var?

En az üç grup var. 

Birincisi Adalet Bakanı Akın Gürlek’in duyurduğu 214 kişilik liste. Bu liste Tera, Pusula ve Hedef fonlarından 100 milyon liranın üzerinde kazanç sağlayan 141 kişi ve 73 şirketten oluşuyor. Toplam kazançları 187 milyar lira.

İkincisi 85 kişilik liste. 11 Ekim'de bu kişiler için tedbir kararı çıkarıldı. Bu liste sosyal medyaya sızdı. Savcılık hemen harekete geçti. Ama vurguncuların peşine değil, isimleri yayanların peşine düştü. Soruşturmanın gizliliğini ihlalden soruşturma açıldı.

Üçüncüsü, Tera’nın 1 numaralı fonunu kuran 12 kişi. Fon 1 Ekim 2021'de kuruldu ve 7 Temmuz 2025'e kadar dışarıya kapalı kaldı. O 45 ayda fonun fiyatı 1,33 liradan 623 liraya çıktı, yani ilk gün 1 milyon lira koyan çıkarken 518 milyon lira aldı. Bu 12 kişinin kim olduğu bugün hâlâ açıklanmış değil.

Vurgunculuğun kriteri ne?

Savcılığın incelediği hesap hareketlerine göre 1-16 Eylül tarihleri arasında, yani kriz patlamadan hemen önce, sadece 440 kişi ve şirket Tera ve Pusula fonlarından 401 milyar 266 milyon lira çekti.

Savcılık bu çıkışları "haberli çıkış" olarak değerlendiriyor. Bu kanunen suç.

Ama savcılık burada çizgiyi 100 milyon liradan çekiyor. Yani 99 milyon lirayı cebine koyup giden resmen vurguncu sayılmıyor, “yatırımcı” olarak kayda geçiyor.

Bir kritik hata da soruşturmanın kapsadığı tarih için söz konusu.    

Fon vurgunu ne zamana uzanıyor, yargı ne kadarını araştırıyor?

Hesap hareketlerini inceleyen Savcılık, başlangıç tarihi olarak 2024'ü koydu.

Oysa işin başladığı yıl 2021.

O yıl üç şey oldu.

Vurgunda aslan payına sahip olan Tera’nın 1 numaralı fonu 2021'de kuruldu. Parasını 518 kat artıran 12 kişi bu fondaydı.

Aynı yıl BDDK Tera Yatırım Bankası'nın kurulmasına izin verdi. Oysa Tera patronu Emre Tezmen hakkında aynı dönemde kara para aklama şüphesiyle suç duyurusu yapılmıştı.

Ve yine 2021’de GKFX adlı şirket ve firari patronu Kasım Garipoğlu ile Tera arasında çanta ve valizlerle taşınan yaklaşık 350 milyon dolarlık para trafiği tespit edildi. Paranın bir kısmı Vietnam ve Kamboçya'ya gönderilmişti. O para trafiğinin kaynağı hiç sorulmadı.

2024'ten başlayan bir inceleme bunların hiçbirini göremez.

Fonun kapalı olduğu 45 ayda ne oldu? O 12 kişi ne kazandı? Para fona nereden geldi?

Bu soruların yanıtı 2024'ten önce saklı. Çizgiyi 2024'ten çekmek, tam da o yanıtların bulunduğu yeri dışarıda bırakıyor.

Öne çıkan kritik isimler kimler?

Emre Tezmen: Tera Yatırım'ın hakim ortağı ve yönetim kurulu başkanı. Birkaç yılda milyarder oldu. Özel jeti ve lüks arabalarını sosyal medyada sergiledi. Balon patlayınca tutuklandı. Tüm kritik borsa kayıtlarının tutulduğu Merkezi Kayıt Kuruluşu'nun yönetimine de o atanmıştı.

Erdin Özel: Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı. Finans eğitimi yok, iş tecrübesi yok, SPK lisansı bile yok. Lisansı olmayan biri yasal olarak fon yönetemez. Ankara Çukurambar'daki ofisinde siyasetçilere ve bürokratlara "1 koy 50 kazan" diye yatırım pazarladığı iddia ediliyor. Cezaevine girdikten sonra bile avukatları aracılığıyla hakkındaki paylaşımlara erişim engeli kararları çıkarttı.

Muhammet Yarız: Pusula Portföy patronu. 28 yaşında. AKP İstanbul teşkilatında görev aldığını gösteren paylaşımları var. Kendisine ve babası Celal Yarız'a daha önce borsadaki şüpheli işlemler nedeniyle birden fazla kez para cezası ve işlem yasağı verilmişti. Buna rağmen milyar dolarlık işlem yapmasına göz yumuldu.

Namık Kemal Gökalp: Hedef Holding patronu. Kardeşi Mehmet Ziya Gökalp, iktidara yakın Yeni Şafak'ın eski genel müdürü.

Ertan Aydın: Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eski danışmanı, eski AKP milletvekili. "Türkiye Yüzyılı" sloganının mimarı sayılıyor.

Taha Çakmak: Türkiye Sigorta Genel Müdürü. Daha önce Merkez Bankası ve BDDK'da başkan yardımcılığı yaptı. Yönettiği kamu şirketinin 100 milyon lirasını Tera fonlarına yatırdığı, karşılığında 1 milyon dolar aldığı belirtiliyor.

Korkmaz Enes Ergun: Borsa İstanbul Genel Müdürü. “Suç örgütüne üye olma” ve “rüşvet” suçlamasıyla gözaltında.

Erman Çete: Eski SPK Daire Başkanı. Tutuklandı.

Vurgunun boyutu ne, paranın ne kadarı iade edildi, mağdurlara ödemeler ne durumda?

Vurgunun gerçek boyutunu kestirmek güç. İçeride kalan ama aslında karşılığı olmayan tutar yaklaşık 900 milyar lira. Ama vurguncuların yıllara yayılan kazancının bunun çok daha üstünde olduğu tahmin ediliyor.

Resmi rakam ise 187 milyar lira.

Bu rakamın karşısına iade edilen parayı koyalım.

İade hesabına bugüne kadar 33 kişi ve kuruluş para yatırdı. Toplam 17,5 milyar lira.

Yani kazancın yüzde 9'u. Onda biri bile değil.

İade edenler arasında A1 Capital 2 milyar lirayla öne çıkıyor. Pardus da yatıranlar arasında. Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi 1 milyar 860 milyon lira yatırdı. 2,17 milyardan geriye kalan 310 milyon lira “faiz” bahanesiyle çiftin elinde kaldı.

Fonlarla ilgili ödemeler 30 Ekim'de başladı. 

İlk aşamada 1 milyon liralık bir ara ödeme yapılacağı söylendi ama mağdurların sosyal medya paylaşımlarına göre  şimdiye dek en fazla 250 bin liralık ödeme yapıldı. Bu ödemeler için iki haftalık süre verilmişti. Kalan tutarın önümüzdeki günlerde tamamlanıp tamamlanmayacağı belirsiz.

Peki para yetecek mi?

İade hesabında 17,5 milyar lira var. El konulan mal varlıkları yaklaşık 4 milyar lira ediyor.

İkisinin toplamı, ihtiyaç duyulan 125 milyarın sadece yüzde 17'si.

Geriye fonların kendi varlıkları kalıyor. Kağıt üzerinde 826 milyar lira görünüyor. Ama büyük bölümü hisse senedi. Bu hisseler satılmaya kalkılınca kağıttaki değerin ne kadarının nakde döneceği belli değil.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, fon piyasasında devlet güvencesi olmadığını, ödemelerde kamu kaynağı kullanılmayacağını söylüyor.

Ama vurgunun büyük kısmı hâlâ ortada yokken, açığın bir şekilde kamuya, yani emekçinin vergisine yıkılması güçlü bir ihtimal olarak duruyor.

Fon vurgununu önceki dolandırıcılıklardan ayıran şey ne?

Türkiye bu tür hikâyeleri biliyor. İslami holdingler, Çiftlikbank, saadet zincirleri…

Bunların hepsi sistemin yasal zemininin kıyısında bazen de dışında, kaçak bir yapı gibiydi.

Burada durum farklı.

Bu vurgun yasal zeminde yapıldı. Fonların SPK izni vardı. Şirketin bankası BDDK izniyle kuruldu. İşlemler Borsa İstanbul'da gerçekleşti.

Vatandaşı bu fonlara bankalar yönlendirdi. Kimse sokakta çevrilmedi. Şubede, güvendiği bankacısından duydu.

Denetleyen ve denetlenen aynı masadaydı. Eski bir SPK daire başkanı tutuklandı. Borsa İstanbul'un genel müdürü gözaltına alındı. Tüm borsa kayıtlarının tutulduğu kurumun yönetimine fonun patronu atanmıştı.

Çiftlikbank'ta konuşulan rakam milyonlarla ölçülüyordu. Burada iki fondan 16 günde çıkan para 401 milyar lira.

Çiftlikbank battığında kimse kamudan ödeme beklemedi. Burada açığın kamuya binmesi ihtimali masada.

AKP iktidarı bu krizin neresinde?

Merkez Bankası'nın üç eski başkan yardımcısı Taha Çakmak, Emrah Şener ve Erkan Kilimci tutuklandı. 

Fatma Betül Sayan Kaya AKP Genel Başkan Yardımcısıydı. Babası AKP'nin kurucularından.

Nihat Zeybekci. O da AKP Genel Başkan Yardımcısı. Partinin ekonomi işlerinden sorumlu. 

Zeybekci'nin ortağı olduğu dört şirket, vurguncu fonlara Kaya'dan bile fazla para yatırdı ama zamanında çekemedi.

Zeybekci’ye sorarsanız o da mağdur. Ama partinin ekonomiden sorumlu yöneticisinin şirketleri bu fona nasıl para yatırdı? Yanıtı yok. 

Mustafa Yazıcı. AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı'nın oğlu. Mal varlığına tedbir kondu. Tedbir kısa sürede kaldırıldı. Bu süreçte Yazıcı'nın bazı şirketlerini yöneten Ali Emre Ballı, aracında şüpheli şekilde ölü bulundu.

Ertan Aydın. Eski AKP milletvekili ve Erdoğan’ın eski başdanışmanı.

Liste uzayıp gidiyor. Destek Holding, Özata, IC İçtaş'a uzanan tedbir kararları… Hatta Cübbeli Ahmet'in damadı bile soruşturmayla bağlantılı çıktı.

Meclis muhalefeti ne yapıyor, açıklanacağı söylenen listelere ne oldu?

Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre 29 Eylül'de AKP içinde önemli isimlerin dosyada olduğunu, inceleyip açıklayacaklarını söyledi. Açıklamadı.

Yeni Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale 8 Ekim'de konuştu. Listenin Erdoğan'ın önünde olduğunu söyledi ve pazartesiye kadar liste paylaşılmazsa büyük meblağlarla işlem yapan AKP üyelerini kendilerinin açıklayacağını duyurdu. Üzerinden haftalar geçti, açıklama gelmedi.

Özgür Özel 13 Ekim'de Meclis kürsüsünden "elinde belge olan ortaya koysun" dedi. Ardından AKP içinde büyük bir kavga olduğunu, 60'a yakın vekilin adının geçtiğinin söylendiğini aktardı.

Yine isim yok.

Sonuç olarak, açıklanacağı söylenip açıklanmayan her liste, iktidarın sorumluluğunu sulandırmaya yarıyor.

Vurgun somut isimler yerine iddialar düzeyinde kalınca, mesele de bir hesap sorma konusu olmaktan çıkıp iktidar içi rekabetin başlığına dönüşüyor.

Borsa nedir bilmeyen yurttaş bu krizden nasıl etkilendi?

Bu krizin faturası sadece fonda parası olana kesilmedi.

Katılımevim ve Birevim'in batmaması için kamu bankası Emlak Katılım devreye sokuldu. Türkiye Sigorta'nın parası fonlardaydı. Hatta Diyanet bile topladığı bağışları fonlara yatırmış, zararlı çıkmıştı.

Krizin ardından borsadan ve fonlardan silinen toplam değer 3,3 trilyon lirayı aştı.

Bir ay içinde 50 bin 234 kişi hisse senedi hesabını tamamen sıfırladı. Fon tarafında hesabını sıfırlayanların sayısı 64 bini geçti.

Bunların çoğu spekülatör değil. Maaşı enflasyona yetmeyen, birikimini korumaya çalışan insanlar.

Büyük sermaye kaçacak yer buldu. Sıradan yurttaşın giremediği, sadece belirlenmiş varlıklı kişilere açık kapalı fonlara 57 milyar lira net giriş oldu.

Yani borsa nedir bilmeyen, ömründe tek hisse almamış bir yurttaş da bu hesabın içinde.

Yeterli denetim yapılsaydı vurgun önlenemez miydi? Temiz borsa mümkün mü?

Denetimlerin eksik olduğu aşikar ama tümüyle denetim yapılmadığı söylenemez. Aksine açık uyarılar vardı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek 4 Kasım 2025'te "fonlarda manipülasyon var" dedi. Sonra 11 ay boyunca somut hiçbir adım atılmadı.

Yabancı sermaye adına MSCI Haziran ayında uyarmış, "Koordineli işlemler" tespit ettiğini açıklamıştı. Yine beklendi.

Yani herkes biliyordu. Kimse dokunmadı.

soL'un bu soruyu sorduğu Ankara Üniversitesi SBF'den Prof. Dr. Serdal Bahçe'nin yanıtı net:

“Tarihsel olarak ‘temiz’ bir borsa olamaz. Kuramda borsadaki finansal varlıkların ve hisselerin değerlerinin ait oldukları firmanın performansına göre belirlenmesi gerekir. Oysa borsaların tarihi bunun doğru olmadığını göstermektedir. Gerçek bir kumarhane gibi çalışır sistem. Kumarhanelerin düzenlenmesi, ‘temizlenmesi’ imkansızdır. Yağma düzeni daha açıktan ve görünür bir şekilde işliyor. Neticede ‘düzenleme’ onları daha evcil, daha uslu bir hale getirmiyor.”

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan'ın ifadesiyle borsanın kendisi soygun:

"Normali soygun olan bir sistem, mekanizma var. Bir de bu mekanizma içerisinde ek bir soygunla karşı karşıyayız. Büyük paralar döndü. Birilerinden çıktı bu paralar, soygunun asıl muhatabı ülkenin tamamı. Miktarlar sadece 'küçük yatırımcılar'dan ibaret değil. Toplumdan kaynak aktaran bir sistem var karşımızda." 

Bu yüzden "daha iyi denetim" tartışması, asıl meseleyi gözden kaçırıyor. Vurgun bir arıza değil, düzenin kendi işleyişi.


soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz. 

soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

İLGİLİ HABER

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.