Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Ahmet Büke Ankara NHKM'de okurlarıyla buluştu

Yazar Ahmet Büke, Ankara Nâzım Hikmet Kültür Merkezi'nde okurlarıyla bir araya geldi. Söyleşinin ardından "Deli İbram" şarkısı da dinleyicilerle buluştu.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 21.06.2025 , 23:08 Güncelleme Tarihi: 21.06.2025 , 23:10

Ankara Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde (NHKM) düzenlenen söyleşide yazar Ahmet Büke, son romanı "Kırmızı Buğday" ekseninde tarih, sınıf, edebiyat ve cumhuriyet temalarını ele aldı.

Söyleşinin ardından Büke’nin önceki romanı "Deli İbram Divanı" için bestelenen "Deli İbram" şarkısı, sahnede ilk kez canlı olarak seslendirildi.

'Ağa Pulu'ndan kurtuluşun hikâyesine...

Ahmet Büke, "Kırmızı Buğday" romanının çıkış noktasını “Ağa Pulu” imgesiyle başlattığını belirtti. Büke, bu süreci şöyle anlattı:

“Bir arkadaşımın hediye ettiği pul, eskiden zeytin işçilerine verilen bir tür marka imiş, adına ‘Ağa Pulu’ derlermiş. Madenlerde madencilere, demiryollarında ırgatlara verilen biletler gibi. Araştırınca bunun zeytin ağalarının toplayıcılara verdiği bir pul olduğunu öğrendim. Çok sınıfsal bir mesele bu. Ağa pulunu alan zeytinciler, parasız kalınca bu pulları ağanın dükkânında bozdurup kullanıyordu. Ancak unun kilosuna üç katı fiyat ödeyerek ya da pulu çok düşük bir değere bozdurup çocuğunu hastaneye götüren işçilerin hikâyeleri var. Bu pulun izinden giderek yaptığım çalışmalar, romanı oluşturan temel unsurlardan biri oldu.”

Ahmet Büke 'Ağa Pulu'nu anlatırken.

Dört yıl süren çalışma

Romanın yazım sürecinin dört yıl sürdüğünü ifade eden Büke, bu süreci şu sözlerle aktardı:

Bir yandan sekiz saatlik bir mesaide çalışıyorum. Sonuçta ekmeğimi kazanmak için emek veriyorum. Evet, dört yıl sürdü ama bu, dört yıl boyunca aralıksız çalıştığım anlamına gelmiyor. Tatil günlerimi ve boş zamanlarımı bu işe adadım. Ancak bu yalnız yapılan bir iş değil. Pek çok arkadaşım, dostum ve akademisyen bu süreçte katkı sağladı. Makaleler gönderdiler, metni satır satır okuyup düzeltmeler yaptılar. Bu yüzden 'Kırmızı Buğday’ın kolektif bir ürün olduğunu söyleyebilirim.”

Cephede biten soğanlar ve ceridelerdeki notlar

Ahmet Büke, dört yıllık araştırma sürecinde beslendiği kaynaklardan birinin dönemin gazeteleri olduğunu da vurguladı. Bu konuda şunları söyledi:

“Gazeteler o dönemde çok önemliydi. Mesela okuduğum bir cephe notu beni derinden etkiledi. Cephede savaşan askerlerin elindeki tek yiyecek, köylerden buldukları soğanlar. Başka bir şey yok. Soğanları yanlarına alan askerler, az ilerideki bir cephede ağır kayıplar verip birçok yoldaşını kaybediyor. Sağ kalanlar, arkadaşlarını oracıkta gömüyor. Haftalar sonra aynı cepheden geçen askerler, orada bir sürü yeşil soğan filizi görüyor. Önce anlam veremiyorlar, sonra anlıyorlar ki bunlar, gömdükleri arkadaşlarının heybesindeki soğanlar. Bu soğanları katık yapıp ekmeklerine sürüyor ve savaşa devam ediyorlar.

İşte Kurtuluş Savaşı’nda ilk isyan edenler bu yoksul insanlar. Gördes gibi yerlerdeki yoksullar, ilk isyanı başlatıp telgraf çekenler. Ancak ağalar ve zenginler, Sakarya Savaşı’nda rüzgâr dönünce savaşa katılıyor.”

Yeni bir yol kavşağı: Emekçi cumhuriyet

Roman, Cumhuriyetin kurulduğu ve Ortadoğu, Anadolu ile dünyanın bir yol ayrımında olduğu yıllara odaklanıyor. Büke, romanın bugünün okurlarında etkili olmasının nedenlerinden birinin, ülkenin yine benzer bir süreçten geçmesi olduğunu düşünüyor. Söyleşide bu düşüncesini şöyle ifade etti:

“Türkiye bir yol kavşağındaydı. Ancak zenginlerle yoksullar arasındaki esas mücadele çözülmeden, kazandıklarımızı da kaybettiğimizi görüyoruz. Bugün emekçilerin cumhuriyeti için bir mücadele var. İnsanlar bu mücadeleyi kazanmak için çabalıyor. Bu mücadelenin kazanılması gerekiyor. Romanımda Arap Ali’nin Adnan Bey ile kavgası da biraz bunu anlatıyor.”

Edebiyatta durduğu yeri bir “köprü başı” olarak tanımlayan Büke, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çürüme edebiyatına ve bu karanlığa karşı bir karşı saldırı olarak tarif ediyorum içinde olduğumuz edebiyatı. Burası bir köprü başı. Burayı tutmak, ileriyi kazanmak için önemli. Gençler gelir ve daha ileriyi kazanır. Bir romana bestelenen şarkı da böyle bir hikâye.”

Deli İbram zeybeği

Melih Yeşilbağ, Güneş Demir, Ozan Çoban ve Ali Baran Özcan’ın sahne aldığı dinletide, "Deli İbram Divanı" için bestelenen "Deli İbram" şarkısı ilk kez seyirciyle buluştu. 

Sahnede gerçekleşen dinletinin ardından Ahmet Büke, okurları için kitaplarını imzaladı.

Toprağın hafızası, sınıfın romanı: Kırmızı Buğday
kb

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.