Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Adalet peşindeki depremzede ailelerden Bakanlığa çağrı: 'Bu kararın hukukun neresine sığdığını açıklayın'

Kahramanmaraş'ta 6 Şubat depremlerinde yıkılan Ezgi Apartmanı davasındaki tahliye kararlarına tepki gösteren aileler Adalet Bakanlığı önünde nöbet tutuyor. Aileler bu yanlıştan dönülene kadar adalet mücadelesine devam edeceklerini vurguluyor.

Özkan Öztaş

Yayın Tarihi: 14.09.2026 , 19:56

Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesinde 6 Şubat depremlerinde yıkılan Ezgi Apartmanı'nda, aralarında altı aylık Asude bebeğin de bulunduğu 35 kişi yaşamını yitirdi. Davada çıkan karar, depremzede ailelerin tepkisine neden oldu. Kahramanmaraş 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 15 saat süren son duruşmada, savcılığın olası kast yönündeki mütalaasına ve kolonların kesildiğine ilişkin delillere rağmen, zemin kattaki pastanenin firari sahiplerine sekiz yıl hapis cezası verildi ve tahliyelerine karar verildi.

soL'a konuşan aileler, kolonların kesildiğinin belgeler ve tanık ifadeleriyle ortaya konduğu böyle emsal nitelikte bir dosyada verilen tahliye kararının, sürmekte olan diğer deprem davalarını da olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Bu karardan bir an önce dönülmesi gerektiğini belirten aileler, Adalet Bakanı Akın Gürlek'e seslenerek dosyanın bu şekilde kapanmasına izin verilmemesini talep ediyor.

'Bu kararın hukukun hangi kısmına sığdığını Bakan kendisi açıklasın'

Adalet Peşinde Aileleri Platformu Adıyaman Temsilcisi Celal Gezer, Ezgi Apartmanı davasında verilen kararın vicdanları kanattığını belirterek adalet arayışlarını sürdürmek için yeniden Ankara'ya geldiklerini ifade ediyor.

Firari sanıkların yakalanıp 13 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilmesine tepki gösteren Gezer, savcılığın 700 yıldan fazla hapis cezası istemesine karşın mahkemenin bu kişilere yalnızca üç yıl yatacağı belirtilen sekiz buçuk yıllık hapis cezası verdiğini hatırlatıyor. 35 insanın yaşamını yitirdiği bir olayda verilen bu kararı kabul etmediklerini vurgulayan Gezer, "Bu karar hukuki değildir, bu karar vicdani değildir" diyerek tepkisini dile getiriyor.

Adalet Bakanı'nın daha önce mağdurlara yaptığı çağrıyı hatırlatan Gezer, sözlerine şöyle devam ediyor: "En büyük mağdurlardan biri de biziz. Buyurun, bekliyoruz. Adalet Bakanı, bu kararın hukukun hangi kısmına sığdığını kendisi de bir hukukçu olarak gelsin bize açıklasın."

Celal Gezer

 

'Ben kendimden zaten vazgeçtim, başka anneler babalar üzülmesin'

Hatay'ın Antakya ilçesindeki Elit Apartmanı'nda depreme yakalanan ve enkazdan dört gün sonra çıkarılan Hüseyin Öz de adalet nöbetindeki yerini alıyor.

Depremde çocuklarını kaybeden, kolu ve bacağı ampute edilen Öz, diğer depremzede ailelerle birlikte adalet arayışını sürdürüyor. Kusurlu müteahhitlerin, yapı denetim görevlilerinin ve belediye çalışanlarının ceza almadığını gördükçe binaların güvensiz kalmaya devam edeceğini belirten Öz, bu cezasızlığın yeni felaketlere davetiye çıkardığını ifade ediyor.

Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğunu ve benzer acıların yeniden yaşanabileceğini söyleyen Öz, "Ben kendi payıma şunu söyleyeyim. Ben kendimden zaten vazgeçmişim, ben evladımı gömmüşüm. Ben başka anne babaların içinin yanmaması için bu mücadeleye başladım" diyor.

Öz, ellerinden geleni yapmaya çalıştıklarını ancak devletin kendilerine sahip çıkmadığını da sözlerine ekliyor.

Hüseyin Öz

'Akın Bey, hukukçusunuz; çapraz sorgulama yapmadan suçu nasıl ortaya çıkaracağız?'

Ailesini 6 Şubat 2023 depremlerinde yitirdikten sonra deprem davalarında adaletin sağlanması için mücadele yürüten Döne Kaya ise Adalet Bakanlığı önünden doğrudan yetkililere sesleniyor.

Mücadelelerine son vermeleri için dört temel taleplerinin karşılanması gerektiğini söyleyen Kaya, bunlar yerine getirilene kadar eylemlerini sürdüreceklerini belirtiyor. Kaya, öncelikle sorumluluk zincirini bozan mevcut sistemin düzeltilmesini istiyor.

Kamu binalarında denetim yetkisi bulunan Sağlık Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı gibi kurumlar ile ilgili il müdürlüklerinin de yargılamalara dahil edilmesini talep eden Kaya, aradan geçen üç buçuk yıla rağmen İçişleri Bakanlığı'ndan soruşturma izni beklenmesinin artık son bulması gerektiğini ifade ediyor.

Dosya bazında yürütülen izin süreçlerinin anlamsız olduğunu belirten Kaya, deprem davalarında adı geçen tüm şüpheli ve sanıkların soruşturma iznine tabi tutulmadan yargılanması gerektiğini vurguluyor.

Döne Kaya

Üçüncü taleplerinin, deprem davalarının sanıklarının yargılama süresince tutuklu kalması olduğunu aktaran Kaya, bu kişilerin denetimli serbestlikten yararlandırılmak yerine kuyu tipi cezaevlerine gönderilmesini istiyor. Rana Apartmanı ve İskenderun Devlet Hastanesi gibi dosyalarda iddianamelerin hâlâ hazırlanmadığını hatırlatan Kaya, bu iddianamelerin de ivedilikle tamamlanmasını talep ediyor.

Ezgi Apartmanı davasında yaşanan hukuksuzlukları, eski bir savcı olan Bakan Akın Gürlek'le bizzat görüşmek istediklerini belirten Kaya, Cumhurbaşkanı'nın sorumlulardan hesap sorulacağı yönündeki sözlerini hatırlatarak sözlerini şöyle noktalıyor:

"Eğer 'hesap verecek' dediği şey sekiz yıl cezaysa, beraatse, denetimli serbestlikse, 'Evet, benim adaletim bu' desin. Biz de ona göre iç hukuk yollarının tükendiğini söyleyip Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gidelim. Akın Bey, hukukçusunuz. Çapraz sorgulama yapmadan suçu nasıl ortaya çıkaracağız? Gelmeyen sanığın davasını nasıl çözeceğiz?"


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.