Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Adalet olmayan bir ülkede ‘Adalet Bakanı’ olarak görev yapmak

Ortada herhangi bir iddianame olmadan önce suçluyu, sonra suçu yaratmak suretiyle yüzlerce kişiyi hapse tıkan Akın Gürlek, Ekim ayından beri de “çeşit” olsun diye, ünlülere, sosyal medya ünlülerine, patronlara uyuşturucu ve fuhuş suçlarından operasyon yürüterek “halkın gönlünü rahatlatmakla” iştigal ediyordu. Artık kendisini daha zor bir görev bekliyor. Adalet olmayan bir ülkede “Adalet Bakanı” olarak görev yapacak…

Burak Soyer

Yayın Tarihi: 11.02.2026 , 20:51

Tek adam rejiminin artık hiç de şaşırtıcı olmayan atamalarından ikisi, dün gece yarısı Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre; Adalet Bakanı olan Yılmaz Tunç’un yerine Akın Gürlek, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yerine de Erzurum valisi Mustafa Çiftçi atandı. Eski bakanlar, herhangi bir şekilde “büyüklerinden” aflarını istemediklerinin altını itinayla çizseler de o işin öyle olmadığını hepimiz biliyoruz. Bildiğimiz “önemli” şeylerse yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin eski bir hafız olması (ki bu o kadar da önemli değil!), öteki de yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek’in Türkiye Cumhuriyeti’nin gelmiş geçmiş en “meşhur” savcılarından biri olması. Yalnız burada da bir parantez açmakta fayda var: Akın Gürlek’in “meşhuriyeti”, hukuku her şeyin üstünde gördüğünü iddia eden bir hükümetin “atadığı” bir memur olmasından ya da en cevval davalarda “cesur bir kanun adamı” gibi davranarak verdiği kararlardan kaynaklanmıyor. Bilakis, tam merkezinde yer aldığı sistemin olmayan hukukunun işlemesi için gösterdiği “çabadan” geliyor.

Akın Gürlek; ilk olarak şarkıcı Atilla Taş, gazeteci Murat Aksoy ve Gökçe Fırat’ın da aralarında bulunduğu 29 kişinin yargılandığı davada sahneye çıktı. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 31 Mart’ta 2017’de, 21 kişiyi tahliye etmesiyle sonuçlanan davanın aynı gecesinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı başka bir soruşturma açarak bu davada tahliye edilenler hakkında yakalama kararı çıkartmıştı. O sırada “Sulh Ceza Hâkimi” olarak görev yapan Akın Gürlek, Atilla Taş ve Murat Aksoy’la beraber 12 kişiyi “darbeye teşebbüs”ten tutukladı. 15 Mayıs 2017’de, o dönem Cumhuriyet gazetesinin internet haber sitesinin genel yayın yönetmeni olan (benim de eski genel yayın yönetmenimdi), Oğuz Güven’in, sadece 52 saniye dolaşımda kalan bir haberin Twitter’da da yer alması nedeniyle, “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan tutuklanmasına karar verdi. Gürlek, o sırada İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği’nde görev yapıyordu. Aradan 7 ay geçti. Akın Gürlek bu kez İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı’ydı. Gezi Direnişi sırasında ekmek almak için bakkala giderken polisin attığı gaz kapsülünün başına isabet etmesi nedeniyle uzun süre komada kaldıktan sonra 14 yaşında 16 kilodayken hayata veda eden Berkin Elvan’ın cenazesine katılan İstanbul Üniversitesi öğrencisi Berkay Ustabaş’ı 9 ay boyunca tutuklu olarak yargıladı. Yine 2018’de, Selahattin Demirtaş ve Sırrı Süreyya Önder’e, 2013 yılında katıldıkları Newruz kutlamalarında yaptıkları konuşmalar sebebiyle ceza verdi. Bu kararı Anayasa Mahkemesi’ne götüren Sırrı Süreyya Önder’in konuşması Anayasa Mahkemesi’nde “ifade özgürlüğünün ihlali” olarak değerlendirildi ve ihlalin “mahkeme kararından” kaynaklandığı ifade edildi. Ancak Akın Gürlek “icraatlarına” devam etti. 17 Eylül 2018’de bu kez Çağdaş Hukukçular Derneği ve Halkın Hukuk Bürosu üyesi avukatların tahliyesiyle yargılandığı ilk davanın üzerinden bir gün geçer geçmez, raporlu olan heyet başkanının yerine vekâleten bakan Akın Gürlek, vakit kaybetmeden tahliye edilen avukatlar hakkında tutuklama kararı verdi.

Esas olarak “sahneye” çıkışını İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı’yken yaptı. Aralarında dönemin TTB (Türk Tabipler Birliği) Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın da yer aldığı “Barış Akademisyenleri”ne, “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisine imza attıkları gerekçesiyle hapis cezaları verdi. 2019 yılında yine aynı görevdeyken, dönemin CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan 1 yıl, “kamu görevlisine alenen hakaret”ten 1 yıl 6 ay, “Cumhurbaşkanına hakaret”ten 1 yıl 6 ay, “Türkiye Cumhuriyeti'ni alenen aşağılamak”tan 1 yıl 8 ay, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” suçundan 2 yıl 8 ay hapis cezası verdi. Cezalarda herhangi bir erteleme veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı uygulanmadı.

“Tesadüfler” birbirini izledi ve 19 Ocak 2007’de katledilen Hrant Dink’in cinayet davasında yargılanan İstanbul Eski Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanları Engin Dinç ve Ramazan Akyürek, dönemin İstanbul Emniyeti İstihbarat Şube Başkanı Ahmet İlhan Güler, istihbaratçı polis şefi Ali Fuat Yılmazer ve dönemin jandarma görevlilerini ve polisleri yargılayan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin başkanlığına Akın Gürlek getirildi. Ardından Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlanan “MİT TIR'ları” haberi nedeniyle, gazetenin o dönemki genel yayın yönetmeni Can Dündar hakkında açılan davada Dündar’a, “casusluk” suçundan 18 yıl dokuz ay, “FETÖ’ye yardım” suçundan da 8 yıl 9 ay hapis cezası verildi. Doğru cevap: Mahkeme başkanı hâkim Akın Gürlek’ti ve emir büyük yerden gelmişti. Kendisinin “en büyüğü”, katıldığı bir televizyon programında her zamanki gibi, “Talimatı verdiğini,” söylemiş ve “Onu (Can Dündar) öyle bırakmam” diye de eklemişti.

10 Mayıs 2022’de görülen Gezi Davası’nda, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi başkanı olarak görev yaparken Osman Kavala'yla birlikte Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay ve Tayfun Kahraman’ın tutuklanmasına yapılan itirazı reddetti ve sanıkların tutuklanmaları kararında usul ve yasaya aykırı bir husus olmadığını belirtti. 2 Haziran 2022’de AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kararıyla Adalet Bakan Yardımcısı görevine getirildi. Bu arada gazeteciler Ayça Söylemez, Furkan Karabay, Mansur Çelik’e “terörle mücadele görev almış kişileri hedef göstermek” suçundan davalar açıldı. Ve nihayet 9 Ekim 2024’te de HSK kararıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na atandı.

Bundan sonrasında kelimenin tam anlamıyla durmadı Akın Gürlek. Önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nun yürüttüğü soruşturmada CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in evine baskın yapıldı. Özer, gözaltına alındıktan sonra tutuklandı. Aynı yıl Kasım ayında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne, düzenledikleri etkinliklerde usulsüzlük yaptığı iddiasıyla re'sen soruşturma başlattı. Yine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından yürütülen soruşturmada bu kez Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Polat tutuklandı.

20 Ocak 2025’teyse ipler tamamen koptu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Gençlik Kolları Başkanı Cem Aydın’la ilgili soruşturmayı eleştirdiği için hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca “tehdit” ve “terörle mücadelede görev alanları hedef göstermek” suçlamalarıyla soruşturma başlatıldı.

19 Mart 2025’te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü İBB soruşturması kapsamında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve çok sayıda İBB yöneticisi gözaltına alınarak tutuklandı. Bu operasyonlarda Bayrampaşa Belediye Başkanı Hasan Mutlu, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı ile İBB iştiraklerinin yöneticileri tutuklandı.

Ortada herhangi bir iddianame olmadan önce suçluyu, sonra suçu yaratmak suretiyle yüzlerce kişiyi hapse tıkan Akın Gürlek, Ekim ayından beri de “çeşit” olsun diye, ünlülere, sosyal medya ünlülerine, patronlara uyuşturucu ve fuhuş suçlarından operasyon yürüterek “halkın gönlünü rahatlatmakla” iştigal ediyordu. Artık kendisini daha zor bir görev bekliyor. Adalet olmayan bir ülkede “Adalet Bakanı” olarak görev yapacak…

[email protected]

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.