Sayfa yolu
Abidin Dino ve dayanışmanın elleri
Yayın Tarihi: 09.04.2023 , 09:17 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Kapak görseli: Abidin Dino, 1984, 'El Dizisi-Parmaklar'
Abidin Dino hayatının büyük bir kısmında el çizdi. Ona göre eller başlı başına bir portre ya da çoğu zaman otoportreydi. İnsanların yüzleri güzel, çirkin, sevimli ya da bir sürü şey olabilirdi ama elleri her zaman güzel olurdu. Abidin Dino da elleri çizmeyi kendine iş edindi. El resimleri çizdiği bir gün, koca elli yaratıklardan, kendi kendini çizen ellere vardığında çizim yaptığı eli bile kendine yabancılaştı ve çizdiklerinden korkuya kapıldı. Dino, elbette korkusunu yenebildi ama elin tamamını çizmeye her zaman cüret etmedi, bazen sadece parmakları çalıştı. Ona göre resim yapmak ve hele ki elleri çizmek, Engels’e1 de atıfta bulunarak söylediği şu cümlede özetleniyordu: “İz bırakmak bundan başka ne ki, resim yapma dürtüsü? Her şey elle başladı, ellerle bitecek”.
Dino’nun “El Dizisi” içinde yaptığı büyük elli figürlerde eller, figürden bağımsız ayrı bir karaktere sahip gibidir. Sanki el bedenin bir unsuru değil de ona yön veren, ayrı bir düşüncesi ve bilinci olan bir varlıktır. Karikatüre yaklaşan bu desenlerde Dino, çizgileri kesintiye uğratmadan, sürekli ya da akışkan bir şekilde kullanır. Desenlerinde çizgiler, resme üç boyut kazandırmak ya da gölge oluşturmak için değil; bazen duru ve sakin biçimleriyle bazen de abartılı detaylarıyla ifade yaratmak için kullanılır. Desenlerinde kullandığı abartı, olduğundan büyük ifade edilmesi anlamında figürün ellerinde göze çarpsa da aslında anatominin tamamında içeriği güçlendirmek için vardır.
Ellerin taşıdığı imgesellik zengindir. İlk ayağa kalkışımızla özgürleşen ve beceri kazanan ellerimiz ve ellerimizin yarattıkları, yani emek insanlaşmamızı sağlayan en büyük unsurdur. Şüphesiz Dino için de böyledir: “Benim parmak istifleri yaşamsal gerçeklerden bir kopma mı, yoksa o geçekleri derinlemesine yakalama çabası mı?” Dino, elleri çizerken sadece anatomik bir unsuru çizmez, elin insanlık için olan anlamını bildiği için bu tarihin izlerini de aynı zamanda ellerde arar: “Oldum olası alt-üstlerden hoşlanmam, özellikle parmaklar söz konusu olunca, başparmak örneğin. Onu başparmak seçen kim? Ya da kendini beğenmiş şahadet parmağına bakın, ne kadar bağnaz, ne kadar dogmacı, aforozcu bağnaz.”
Yalın ve abartılı çizgilerle yaptığı otoportresinde ifadeyi sadece yüzü ile değil, yine eklemeyi ihmal etmediği kocaman ellerini de en az yüzü kadar önemli bir etken olarak kullanarak oluşturur. Sanat tarihinde de portrenin önemli bir unsuru olarak her zaman önemsenmiş olan eller, Dino’da vazgeçilmezdir.
Abidin Dino, ellerde hayatı bulur. Onun için hayat, Asaf Güven Aksel’in üç yıl önce Dino’nun ölüm yıldönümü sebebi ile kaleme aldığı o güzel yazısında söylediği gibi “imecedir”. Dino, ülkenin kurtuluşunu imecede yani komünde görmektedir. Hayatına sığdırdığı onca şeyden süzülen komünistliği ve sanatçılığı şöyle özetlenebilir: 1913’te İstanbul’da doğar, henüz 17 yaşındayken çizimleri gazete ve dergilerde yayımlanır, 20 yaşında memleketin ilk çağdaş sanat inisiyatiflerinden olan D Grubu kurucuları arasında yer alır. 21 yaşında sinema öğrenmek üzere üç yıl kalacağı Sovyetler Birliği’ne gider, Eisenstein ve Yutkeviç ile çalışır. Sovyetler Birliği’nden ayrıldıktan sonra Londra ve Paris’e gider, 24 yaşında Paris’e yerleşir. Gertrude Stein, Tristan Tzara ve Pablo Picasso gibi önemli isimlerle dostluk kurar. 26 yaşında yurda döner, çoğunlukla emekçileri resmeder, Türkiye Komünist Partisi üyesi olur. 28 yaşında Yeniler Grubunun kuruluşunda yer alır, ses getirecek olan Liman Sergisi’ni açılışına liman işçileri resimleri ile katılır, aynı yıl siyasi nedenlerle önce Çorum, sonra Adana’ya sürgüne gönderilir. Oyun yazar, toplatılır; senaryo yazar, yasaklanır. 39 yaşında, hakkındaki yurt dışı yasağı kalkınca, ölene kadar yaşayacağı Paris’e yerleşir; Paris’te TKP’nin Dış Büro faaliyetlerinde yer alır. Hayatı boyunca önemli ödüller alır. 80 yaşında Paris’te yaşamını yitirir.
Abidin Dino’nun ömrünün sonundaki sanatsal uğraşısı yine ellerdi. Ölmeden altı ay önce açılışına da gelebildiği, Dino’nun el desenlerinden yola çıkarak Metin Deniz’in tasarladığı ve Yunus Tonkuş’un bronz dökümünü yaptığı “Dayanışma Anıtı”, Dino’nun gençliğini yaşadığı Maçka’ya dikilir. Ölümünden bir yıl sonra ise Metin Yurdanur’un yaptığı Abidin Dino heykeli Kadıköy Özgürlük Parkı’na dikilir. Heykelde Dino’nun elleri, onun ellerde bulduğu hayatın imgeselliğini yansıtacak kadar anlamlı ve ifadelidir.
Abidin Dino’nun elleri emeğin ve dayanışmanın simgesi, partisi ise emeğin ve dayanışmanın partisi olmaya devam ediyor. Dino’nun yakın zamanda geçen (23 Mart) 100. Doğum günü anısına bu iki heykel, İstanbul’da bulunanlar ve yolu İstanbul’a düşecekler tarafından ziyaret edilebilir.
- 1Friedrich Engels, Maymundan İnsana Geçişte Emeğin Rolü makalesi
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.




