Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Yükleniyor...

ABD'nin Küba ablukasına karşı çıkmayan ülkelerde artış: Trump nasıl etki etti?

Birleşmiş Milletler, ABD'nin Küba'ya dönük ablukasını ezici oy farkıyla yine mahkum etti. Ancak Küba aleyhine oy kullanan ülkelerin sayısında da artış görüldü. ABD'yle olan bağları dikkat çeken bu ülkelere Trump yönetiminin oylama öncesi baskı uyguladığı ortaya çıktı.

Can Kuyumcuoğlu

Yayın Tarihi: 30.10.2025 , 16:57

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, bugün yaptığı oturumda, Amerika Birleşik Devletleri'nin Küba'ya uyguladığı ekonomik, ticari ve mali ablukanın kaldırılması çağrısında bulunan yeni bir kararı kabul etti. 165 lehte, yedi aleyhte ve 12 çekimser oyla kabul edilen önerge, BM'de otuz yılı aşkın süredir süren tutumun yeniden teyidi oldu.

1992'den beri BM Genel Kurulu, her yıl ABD'yi Küba'ya dönük ablukasına son vermeye çağırıyor. 2025'teki bu oylamayla, "Amerika Birleşik Devletleri'nin Küba'ya uyguladığı ekonomik, ticari ve mali ambargonun kaldırılması zorunluluğu" başlıklı karar 33. kez genel kurula sunulmuş oldu.

BM Genel Kurulu'nda Küba'ya dönük bu ezici destek şaşırtıcı olmadı. Küba lehine kurulda son yıllarda genellikle 180 ila 190 oy çıkıyordu. Ancak bu yıl, önceki yıllarda görülen genel uzlaşının aksine, daha fazla sayıda ülkenin Küba'yı desteklemeyi reddetmesi veya oylamada çekimser kalması dikkat çekti. Yedi aleyhte oy Arjantin, Macaristan, Kuzey Makedonya, Paraguay, Ukrayna, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'nden gelirken, 12 ülkeden de çekimser oyu geldi. Çekimser oyu kullanan ülkeler şöyle: Arnavutluk, Bosna-Hersek, Kosta Rika, Çekya, Ekvador, Estonya, Letonya, Litvanya, Fas, Moldova, Romanya ve Polonya.

Bu, Küba'nın Latin Amerika ve Karayip ülkelerinin yanı sıra tüm Avrupa Birliği üye devletlerinden oybirliğiyle destek aldığı son yıllardan önemli bir farklılığa işaret etti. Geçen yıl karar 187 lehte oy alırken, sadece iki aleyhte oy (Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail) ve bir çekimser oy (Moldova) almıştı.

Trump'tan Ukrayna savaşı üzerinden gizli kampanya

Küba'ya dönük ambargoya ilişkin bu yıl bazı ülkelere oylarını değiştirmeleri veya çekimser kalmaları yönünde daha fazla ABD baskısı olduğu görülüyor. ABD'nin özellikle Ukrayna'daki çatışmada Kübalıların dahil olduğuna dair iddiaları ortaya atarak, müttefiklerini karara karşı oy kullanmaya ikna etmeye çalıştığı bildiriliyor.

Bazı Batılı kaynaklara göre, Washington karara karşı bu yıl özellikle gizli bir kampanya yürüttü. Avrupa ve Latin Amerika'daki müttefiklerine diplomatik yazışmalar göndererek, Küba hükümetinin binlerce vatandaşını Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşında savaşmaya gönderdiğine dair asılsız iddialar nedeniyle ülkeleri kararı reddetmeye veya çekimser kalmaya teşvik etti.

Medyada çıkan haberlere göre, Trump yönetiminin bu hamlesinden sonra Latin Amerika ve Doğu Avrupa ülkeleri de oylama öncesinde pozisyonları konusunda belirsizlik veya gerginlik yaşadı.

Macaristan ve Kuzey Makedonya, ABD ile aynı yönde oy kullandı. Ekvador, Paraguay ve Arjantin gibi Trump yönetimiyle sıcak ilişkileri olan Latin Amerika ülkeleri de aynı şekilde oy kullandı.

Geçen yılki oylamanın ardından Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, karar lehine oy kullandığı için Dışişleri Bakanı Diana Mondino'yu görevden almış ve "Ülkemiz Küba diktatörlüğüne kesinlikle karşıdır ve insan hakları ihlalleri gerçekleştiren tüm rejimleri kınayan bir dış politikayı kararlılıkla sürdürecektir" demişti.

Bu durum, Trump'ın ilk yönetimi sırasında da geçerliydi. Brezilya, Ukrayna, Moldova ve Kolombiya gibi yakın müttefik olarak kabul edilen ülkeler, Küba'nın kararına karşı oy kullandı veya çekimser kalmıştı.

Bu yılki oylama sonuçları, ABD'nin tutumuna önceki yıllara göre daha fazla desteği gösterse de, yine de gizli kanal çabalarının nihai sınırını yansıtıyor.

Hayır oyu kullanan ülkeler

Hayır oyu kullanan ülkelerin ABD ile çeşitli ortaklıkları bulunuyor.

Bu ülkelerin ABD ile ilişkileri kısaca şöyle:

Arjantin: Javier Milei yönetimi ABD ve İsrail’le uyumlu bir çizgi izliyor. Ekonomide dolarizasyon ve özelleştirme politikalarını sıkı bir şekilde uygulayan Milei, Trump'ın bölgedeki en büyük müttefiği.

Macaristan ve Kuzey Makedonya: NATO ve AB içindeki Trump yanlısı blokta. Viktor Orbán liderliğindeki Macaristan hükümeti, Trump’ın “ulusalcı, göç karşıtı ve muhafazakâr değerler” vurgusuna paralel politikalar yürütüyor. Kuzey Makedonya da 2020’de NATO’ya katıldı. Trump yönetimi, ilk döneminde Kuzey Makedonya’nın NATO entegrasyonunu destekledi.

Paraguay: Latin Amerika’da ABD’nin sadık müttefiklerinden. Paraguay, Trump hükümeti tarafından da stratejik ortak olarak görülüyor.

Ukrayna: Küba’nın Rusya’ya asker desteği iddiasıyla karşı oy kullandı.

İsrail: Geleneksel olarak ABD’yi destekliyor.

Çekimser oy kullanan ülkeler

Çekimser oy kullanan ülkelerin ABD'yle olan yakınlıkları ise şöyle:

Arnavutluk: AB üyeliği için aday olan ülkenin başbakanı Edi Rama, kıtada Trump'a ve İsrail'e yakın isimlerden biri. Arnavutluk hükümeti, ayrıca Trump'ın damadı Jared Kushner tarafından yapılan bir yatırım teklifini “stratejik yatırımcı” statüsü altında kabul etti.

Bosna-Hersek: Bosna-Hersek'teki iktidar da bugün Trump'la iyi ilişkiler içerisinde. Ülkenin Cumhurbaşkanlığı, "Gazze planı" nedeniyle Trump'ı Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterenlerden biri oldu.

Kosta Rika: Latin Amerika’da ABD ile iyi ilişkileri olan sayılı ülkelerden biri. Ticaret ve yatırım açısından ABD, Kosta Rika’nın en büyük ticaret ortağı konumunda. Göç ve sınır politikası bağlamında da Kosta Rika, ABD’den gelen göçmenlerin buraya yerleştirilmesi gibi anlaşmalar yaptı.

Çekya: AB'nin Brüksel'deki merkeziyle sık sık anlaşmazlık yaşayan mevcut hükümet, Trump ile güçlü bağları olan kıtanın muhafazakar yönetimlerinden biri. 

Ekvador: Devlet Başkanı Daniel Noboa, Trump'ın Güney Amerika'daki sayılı müttefiklerinden. Noboa, ülkesindeki suç, uyuşturucu kaçakçılığı ve “narko­terör” tehdidine karşı koymak üzere ABD ile işbirliğini vurguluyor. Ekvador, ayrıca yabancı askeri üsler kurulması yönünde bir yasa değişikliği hazırlığında. Bu, ABD askeri varlığının yeniden Ekvador’da konuşlandırılmasına kapı açabilir. Ayrıca Ekvador hükümeti, ABD’de Trump ile ilişkilendirilen özel güvenlik şirketi kurucusu Erik Prince ile ortaklık ilan etti. Bu da Trump çevresiyle dolaylı bir bağlantısı olduğu anlamına geliyor.

Estonya, Letonya, Litvanya (Baltık devletleri): NATO'nun doğu kanadını temsil ediyorlar. Rusya'yla en çok gerilim yaşayan ülkelerin başında geliyorlar.

Fas: Özellikle Afrika ve Ortadoğu bağlamında ABD ile stratejik işbirliği var.

Moldova: Geçen yıl da çekimser kalan ülkeydi. Batı yanlısı ve Rusya karşıtı olan hükümet, bu yıl da seçimleri kazandı.

Romanya ve Polonya: Doğu Avrupa’da ABD ile sıkı güvenlik işbirliği içinde.

Küba'nın Rusya için asker gönderdiği iddiaları nereden çıktı?

Küba yetkilileri, Ukrayna askeri istihbaratından elde edilen tahmini rakamlara dayanarak bu iddiaları defalarca reddetti ve son olarak Küba mahkemelerinde 40 kişiye karşı paralı askerlik suçundan dokuz yasal işlem başlattığını açıkladı.

İngiliz Reuters haber ajansı, bu ayın başlarında ABD'li yetkililerin "Kuzey Kore'den sonra, Rusya'nın saldırganlığına en fazla yabancı asker gönderen ülke Küba'dır ve Ukrayna'da yaklaşık 1000-5 bin Kübalı savaşmaktadır" iddialarını içeren birtakım belgeler yayınladı.

Küba Dışişleri Bakanlığı, bu iddiaya yanıt olarak, Küba'nın "paralı askerliğe, insan ticaretine ve vatandaşlarının başka bir ülkede silahlı çatışmaya katılmasına karşı sıfır tolerans" uygulamasına sahip olduğunu vurguladı.

BM'nin ABD'nin Küba ambargosuna karşı kararı

BM'nin ABD'nin Küba'ya dönük ambargosunun kaldırılmasına yönelik kararı, diğer devletlerin egemenliğini, serbest ticareti ve uluslararası seyrüseferi etkileyen yasa ve yönetmeliklerin yürürlükten kaldırılmasını talep ediyor. Karar, 12 Mart 1996 tarihli tartışmalı ABD yasasını (meşhur Helms-Burton Yasası) üçüncü ülkeleri etkileyen sınır ötesi etkileri olan bir araç olduğunu vurguluyor. Küba da bu ambargoyu uluslararası hukukun ihlali olarak kınıyor.

Ayrıca, BM Genel Sekreteri'nin ilgili kurumlarla birlikte, Genel Kurul'un 81. oturumundan önce karara uyum ve bu konudaki ilerleme hakkında bir rapor hazırlamasını talep ediyor.

Küba'ya yönelik abluka 1960 yılında başladı ve çeşitli tarihi anlarda sıkılaştırıldı. 1992'de Genel Kurul, ABD'den ablukanın kaldırılması için ilk talebini iletti.

Kararın hukuki bir bağlayıcılığı bulunmamakla birlikte, taşıdığı siyasi ve sembolik ağırlıkta önemli bir yeri var. Ülkelerin ezici çoğunluğu yaptırımlara karşı çıkıyor ve yaptırımların Küba halkına verdiği zararı kabul ediyor. BM basın servisinin de belirttiği üzere, bu önlemlerin Kübalıların refahı, kalkınması ve insan hakları üzerinde çok ciddi etkileri bulunuyor.

Ancak ablukanın kaldırılması Genel Kurul'a değil, ABD Kongresi ve hükümetine bağlı. Bu nedenle, tekrarlanan uluslararası taleplere rağmen yaptırımların statüsünde önemli bir değişiklik olmadı.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.